// Arşiv

ENSTRÜMANLAR

This category contains 26 posts

Unutulan enstrümanın yükselişi…

Seprewa

Seprewa

Seprewa çoğumuzun duymadığı veya varlığından bile haberdar olmadığı bir enstrüman. Sözlük açıklaması arp-ud karışımı geleneksel bir enstrüman olan Seprewa, Gana’ya özgü bir antik çalgı aleti. 1920′lerde Gana’da önem kazanan Highlife müzik tarzının yüreği olan enstrüman, Batının empozesi sayesinde zamanla yerini gitara bıraktı ve gündemden düştü. Hatta günümüzde birçok Ganalı bu çalgı aletinin bilmiyor tanımıyor. Yok olmakta olan bu canlı ve narin enstrüman Malili kora çalgı aletinin uzaktan kuzeni olarak kabul ediliyor. Üç müzisyen fikirlerini ve tutkularını bir araya getirerek bu geleneksel enstrümanın melodilerini çağdaş akustik yapılandırma içerisinde yeniden keşfetmek için yola koyuldu ve karşımıza baştan sonra Seprewa’ya adanmış dünyada bir başka örneği olmayan bir çalışma ile çıktı.

Sadece on yıl önce 25 köyde bir Seprewa çalgıcısı bulunurken söz konusu enstrüman son dönemlerde bir reenkarnasyon yaşıyor. Bu yeniden canlanmanın en büyük nedeni Kari Banaman, Osei Korankye ve Baffour Kyerematen adlı Ganalı üç virtüözün bir araya gelip kaydettikleri “Seprewa Kasa” adlı albüm. “Seprewa Kasa”, artık ircaa edilmeyen Highlife tarzının pop tarafından istila edilmeden önceki dönemi yansıtıyor. Altı yıllık bir süreçte var olan albümün macerası Kari’nin bir festival esnasında Osei’yi sahneden Seprewa çalarken görmesiyle başladı. O zamana kadar sadece öykülerde dinlediği bu enstrümanı karşısında gören Kari heyecanını gizleyemeyip Osei ile birlikte hemen Gana’ya geri dönüp birlikte bir proje üzerinde çalışmaya ikna etti. Gana’nın en tanınan gitaristi olan Kari Banaman’ı da aralarına alıp bu serüvene atılan sanatçılar altı yıllık özenle yapılmış bir çalışma ile ektiklerinin meyvesini aldı.

2003 tarihinde Gana’daki en şaşalı DiBess Stüdyo’sunda kaydedilen ham albümün son rötuşları Craig David ile çalışan Gana’nın en yetenekli sanatçısı kabul edilen Kwame Yeboah tarafından gerçekleştirildi. Albüm ağırlıkta Gana’nın resmi dili olan akan dilinde seslendiriliyor ve sözler filozofik unsurlar üzerine yapılandırılmış aşk, sosyal hayat ve yaşam konuları içeriyor.

“Seprewa Kasa”da yer alan parçalar birbirleri arasında yuvarlanıp bukleleşiyor ve müzisyenler içten sakin amatör vokalleri ile bu organik yapıyı süslüyor. Albüm boyunca sakinlik ön planda ve tüm yoğunlaşma müziğe verilmiş durumda. Perküsyona çok fazla dayanmayan bir oluşum içerisinde olan albüm dinleyeni sükûnete davet ediyor. İşitsel bir hipnoz atmosferi yaratan “Seprewa kasa” monotonluktan uzak geleneksel melodileri ile farklı müziksel sınırlara sokulan bir melodik dokuma. Sekiz parçadan oluşan Seprewa Kasa tensel, romantik ve dayanılmaz derecede egzotik. Albümde iki Seprewa paralel olarak birbirleri ile atışıyor, biri daha çok banço stilinde oldukça tıngırdar, diğeri ise nispeten daha sıcak ve akustik gitar kıvamında. Bunun yanı sıra arka planda kalacak şekilde geniş bir perküsyon desteği var. Bu perküsyonların arasından en dikkat çekenler ise efiritrsewa (parmakla çalınan metal yarık) ve atumpan (dişi ve erkek cinsiyeti olan V şeklinde iki çubukla çalınan geleneksel törensel bir davul).

Albüm boyunca müzisyenlik amatör zihniyeti içerisinde neredeyse kusursuz bir üretkenlik ile varlığını gösteriyor. İnleyen vokallerden unutulan armonilere, sade perküsyonlardan dantel, ritmik yaylılara kadar geniş ve zengin bir müziksel çeşni sunan çalışma, Seprewa’yı tekrar dünya müziği gündemine taşıdı. Seprewa’nın konuştuğu ve gitarın nispeten sustuğu çalışma Afrika’dan sürekli çıkmakta olan yeni ürünlerin arasında en dikkat çekeni zira içerisinde yaşattığı kültürel sorumluluk çok derin. Bu çalışma özellikle akustik müzik severler ve elbette dünya müziği tutkunları için bir vahiy. Çok uzun yıllar boyunca yok olmakla cebelleşen bu ender enstrümanı tekrar gün ışığına çıkartanlara hakkıyla saygı göstermemiz gerekiyor.

Seprewa Kasa

Seprewa Kasa

Originally posted 2010-10-27 14:40:29. Republished by Blog Post Promoter

Kopuz

kopuz Organolojinin «kısa saplı lavtalar» arasında incelediği çalgılardandır. Çok eskiden beri Orta Asya’da «müzik aleti» anlamında kullanılan kopuz terimi, günümüzde de Türkçe’nin lehçelerinden birini konuşan çeşitli topluluklarda, komıs, kobuz, kobız, kubuz, homıs gibi varyantlarıyla birbirine benzeyen veya benzemeyen çalgılar için kullanılmaktadır. Orta Çağ’da İran ve çevresinde rebab veya rûd diye adlandırılan bir çalgı, kopuz adıyla en geç XV. yüzyılda Osmanlı saray müziğinde kullanılmaya başlamıştır. Bu çalgının Kanunî Sultan Süleyman döneminde en sevilen müzik aleti olduğu, 1525 tarihli saray masrafları belgesinden anlaşılmaktadır. İranlıların rûd adını verdiği, birçok Hint-Moğol minyatüründe de karşılaştığımız, Çinlilerin adını huopusu biçiminde yazdığı müzik aleti, gövdesi armut biçiminde, sapı uzunca, göğsünün yarısı deri, yarısı ahşap olan bir çalgıdır. Çeşitli İran minyatürlerinde ve Selçuklu tabaklarında bu çalgının resmedildiği görülüyor. Hatta bazı İran minyatürlerinde rûdun çok büyük çizildiği dikkat çekiyor.

Evliya Çelebi, kopuzun «üç tarlı» (üç telli) olduğunu yazmışsa da, minyatürler bu çalgının her iki modeline de dört çift tel takıldığını göstermektedir. Sapında perde bulunmayan kopuz, tamburunkine benzer sert bir mızrapla çalınıyordu.

Her ne kadar «kısa telli lavta» türünden bir çalgı sayılıyorsa da kopuzun sapı, udunkinden bir hayli uzundur (bu özelliğiyle sonraki dönemin Türk lavtasına benzer). Tarihî kaynaklarda kopuzun nasıl akortlandığı konusunda bir ipucu yoktur.

Türk Kültür Vakfı web sitesinden alınmıştır.

Originally posted 2010-01-12 07:32:22. Republished by Blog Post Promoter

Biva Enstrümanı

Biva

Biva

Göğsü düz, sırtı bombeli, armut biçiminde, kısa saplı telli Japon çalgısı. İpekten yapılan ve dört aralıkla akort edilen dört teli vardır (beş telli olan türlerine de rastlan dığını belirtmekte fayda var). Çin’de 2000 yıldır bilinen pipa’nın, 8. yüzyıldan beri Japonya’da kullanılan bu çalgının atası olduğu sanılır. Çok önceleri, ağaçtan yontulmuş geniş, sert bir mızrapla çalınır ve vurmalı çalgı etkisi yaratılırdı. Yakın dönemde daha çok şarkı söyleyenlere eşlkik eden çalgı olarak kullanılmaktadır ve mızrap yerine paröakla çalınarak, daha sert seslerin aksine yumuşak tınılar elde edilmektedir.

Originally posted 2010-10-14 08:04:06. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16857634203

Better Tag Cloud