Her müziğe meraklı olan ilgi alanına giren bir enstrümana sahip olur öyle yada böyle. Ancak dünyada en çok ilgi gören ve buna karşılık satılan enstrüman söz konusu olunca durum değişiyor. Zira hem bir oyuncak mantalitesinden hem de ciddi bir müzik enstrümanı olan mızıka dünyada en çok sevilen, satın alınan ve çalınmaya çalışılan enstrüman. Hatta şöyle güzel bir anekdot daha ekleyelim: Belçika’da kanunlara göre her çocuk ilk okulda mızıka dersi almak zorunda. Ne güzel bir zorunluluk…
Originally posted 2011-01-11 07:12:56. Republished by Blog Post Promoter
Organolojinin «vurmalı kitharalar» arasında incelediği çalgılardandır. Eski Yunanca’dan alınan kithara terimi, her biri skalanın belli bir sesini veren çok sayıdaki teli, ses tablasına (göğüs) paralel bir düzlem oluşturan telli çalgıların ortak adıdır. Kitharaların rezonatörü genellikle, göğsü ve sırtı birbirine paralel olan bir kasa biçimindedir. Sözgelimi kanun, bir mızraplı kitharadır.
Eski Asurluların ve Eski Mısırlıların, arp türünden çalgılarını, kimi zaman yatay konumda tutup, tellerine çubuklarla vurarak çaldıkları biliniyor. Bu, santurun değilse bile, santur fikrinin atasıdır. Mızraplı kitharalar, kronolojik olarak vurmalı kitharalardan öncedir. İlk santurların, mızrap yerine vurma çubuklarıyla çalınan ve kanunun atası olan antik Mezopotamya çalgıları olduğu sanılıyor. Santur türünden çalgılarda teller, üçlü, dörtlü veya beşli gruplar halinde akortlanır.
Eski İran ve eski Osmanlı santurunun yapısal özellikleri hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. Bugünkü İran santuru, XIX. yüzyıl Osmanlı santurundan bir hayli farklıdır.
XIX. yüzyıl Osmanlı santurunun günümüze ulaşmış hiçbir örneği bu santura benzemez. Günümüze ulaşabilmiş az sayıdaki XIX. yüzyıl Osmanlı santurlarının hiçbiri, boyutlar ve tel sayısı bakımından diğerine benzemez.
Türk Kültür Vakfı web sitesinden alınmıştır.
Originally posted 2010-01-12 07:51:45. Republished by Blog Post Promoter
Seprewa çoğumuzun duymadığı veya varlığından bile haberdar olmadığı bir enstrüman. Sözlük açıklaması arp-ud karışımı geleneksel bir enstrüman olan Seprewa, Gana’ya özgü bir antik çalgı aleti. 1920′lerde Gana’da önem kazanan Highlife müzik tarzının yüreği olan enstrüman, Batının empozesi sayesinde zamanla yerini gitara bıraktı ve gündemden düştü. Hatta günümüzde birçok Ganalı bu çalgı aletinin bilmiyor tanımıyor. Yok olmakta olan bu canlı ve narin enstrüman Malili kora çalgı aletinin uzaktan kuzeni olarak kabul ediliyor. Üç müzisyen fikirlerini ve tutkularını bir araya getirerek bu geleneksel enstrümanın melodilerini çağdaş akustik yapılandırma içerisinde yeniden keşfetmek için yola koyuldu ve karşımıza baştan sonra Seprewa’ya adanmış dünyada bir başka örneği olmayan bir çalışma ile çıktı.
Sadece on yıl önce 25 köyde bir Seprewa çalgıcısı bulunurken söz konusu enstrüman son dönemlerde bir reenkarnasyon yaşıyor. Bu yeniden canlanmanın en büyük nedeni Kari Banaman, Osei Korankye ve Baffour Kyerematen adlı Ganalı üç virtüözün bir araya gelip kaydettikleri “Seprewa Kasa” adlı albüm. “Seprewa Kasa”, artık ircaa edilmeyen Highlife tarzının pop tarafından istila edilmeden önceki dönemi yansıtıyor. Altı yıllık bir süreçte var olan albümün macerası Kari’nin bir festival esnasında Osei’yi sahneden Seprewa çalarken görmesiyle başladı. O zamana kadar sadece öykülerde dinlediği bu enstrümanı karşısında gören Kari heyecanını gizleyemeyip Osei ile birlikte hemen Gana’ya geri dönüp birlikte bir proje üzerinde çalışmaya ikna etti. Gana’nın en tanınan gitaristi olan Kari Banaman’ı da aralarına alıp bu serüvene atılan sanatçılar altı yıllık özenle yapılmış bir çalışma ile ektiklerinin meyvesini aldı.
2003 tarihinde Gana’daki en şaşalı DiBess Stüdyo’sunda kaydedilen ham albümün son rötuşları Craig David ile çalışan Gana’nın en yetenekli sanatçısı kabul edilen Kwame Yeboah tarafından gerçekleştirildi. Albüm ağırlıkta Gana’nın resmi dili olan akan dilinde seslendiriliyor ve sözler filozofik unsurlar üzerine yapılandırılmış aşk, sosyal hayat ve yaşam konuları içeriyor.
“Seprewa Kasa”da yer alan parçalar birbirleri arasında yuvarlanıp bukleleşiyor ve müzisyenler içten sakin amatör vokalleri ile bu organik yapıyı süslüyor. Albüm boyunca sakinlik ön planda ve tüm yoğunlaşma müziğe verilmiş durumda. Perküsyona çok fazla dayanmayan bir oluşum içerisinde olan albüm dinleyeni sükûnete davet ediyor. İşitsel bir hipnoz atmosferi yaratan “Seprewa kasa” monotonluktan uzak geleneksel melodileri ile farklı müziksel sınırlara sokulan bir melodik dokuma. Sekiz parçadan oluşan Seprewa Kasa tensel, romantik ve dayanılmaz derecede egzotik. Albümde iki Seprewa paralel olarak birbirleri ile atışıyor, biri daha çok banço stilinde oldukça tıngırdar, diğeri ise nispeten daha sıcak ve akustik gitar kıvamında. Bunun yanı sıra arka planda kalacak şekilde geniş bir perküsyon desteği var. Bu perküsyonların arasından en dikkat çekenler ise efiritrsewa (parmakla çalınan metal yarık) ve atumpan (dişi ve erkek cinsiyeti olan V şeklinde iki çubukla çalınan geleneksel törensel bir davul).
Albüm boyunca müzisyenlik amatör zihniyeti içerisinde neredeyse kusursuz bir üretkenlik ile varlığını gösteriyor. İnleyen vokallerden unutulan armonilere, sade perküsyonlardan dantel, ritmik yaylılara kadar geniş ve zengin bir müziksel çeşni sunan çalışma, Seprewa’yı tekrar dünya müziği gündemine taşıdı. Seprewa’nın konuştuğu ve gitarın nispeten sustuğu çalışma Afrika’dan sürekli çıkmakta olan yeni ürünlerin arasında en dikkat çekeni zira içerisinde yaşattığı kültürel sorumluluk çok derin. Bu çalışma özellikle akustik müzik severler ve elbette dünya müziği tutkunları için bir vahiy. Çok uzun yıllar boyunca yok olmakla cebelleşen bu ender enstrümanı tekrar gün ışığına çıkartanlara hakkıyla saygı göstermemiz gerekiyor.
Originally posted 2010-10-27 14:40:29. Republished by Blog Post Promoter