// Arşiv

KARALAMALAR

This category contains 480 posts

264. Dünyayı Dinliyorum


dunyayi dinliyorum

dunyayi dinliyorum

5 Şubat 2012, Pazar günü 94,9 Açık Radyo’da Yayınlanan Dünyayı Dinliyorum Programının kaydı…

5 Şubat 2012, Pazar günü 94,9 Açık Radyo’da Yayınlanan Dünyayı Dinliyorum Programının kaydı… by Tikabasamüzik on Mixcloud

Akdeniz Harmanlaması, Renaud García-Fons

 

 

Renaud García-Fons
Renaud García-Fons

 

Akdeniz’den gelen kartpostal niteliğinde melodik ritimlerden oluşan bir çalışma var karşımızda. İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Lübnan, Mısır ve Mağrip kıyılarından gelen ritimleri bir araya toparlayan, kalıplaşmış klişe sınırların dışında olan basçı  Renaud García-Fons bizlere kendi Akdeniz yelpazesini sunuyor. Sekiz kişilik ekibi ile ufak bir gemi içerisinde Akdeniz sularında süzülen kaptan, her limana uğraşıp kendilerine en uyumlu olan besteleri çıkartıp bir sonraki durağa yelken açmış durumda.

 

 

Renaud García-Fons
Renaud García-Fons

 

Hünerli ruhlar var bu gemide, özellikle çaldıkları enstrümanlara ile bütünleşmiş müzisyenler. Bu enstrümanlar arasında Barok sazı, zither, buzuki, akordeon, Flamenko gitarı, klarnet, bansuri, flüt, çift kontra bas, oktobas, palmas ve perküsyon yer alıyor. Sekiz müzisyen ve bir ordu enstrüman komplike müzik formülasyonlarına dalıp dinleyenlerin kolaylıkla algılayabileceği kolay ritimler ile karşısına çıkıyor.

Renaud Garcia-Fons caz aleminden kulakları büyüleyen akustik bas virtüözü olarak tanınmakta. Beş telli enstrümanından yarattığı melodiler kendisine dünyanın pek çok köşesinde hayran kazandırdı. Bu en son çalışmasında İspanyol-Fransız basçı beste üzerine yoğunlaşıp klasik olacak ama Doğu ve Batı arasında kendi müziği ile bir köprü oluşturmakta. “Mediterranees” adlı bu albümdeki ana amaç bir grup için beste yazmaktansa Akdeniz’in sahilleri boyunca var olmakta olan müzikleri araştırıp ortak bir kimlik altında tematik bir çalışma üretmek. Akdeniz’de pek çok müzik tarzı mevcut olmasına rağmen sanatçının hedefi bu tarzlarının hepsin de yer alan ortak noktayı bulmak olmuş.

Garcia-Fons’un serüveni İspanya’nın güneyinde yer alan Endülüs’ten ‘Aljamiado’ adlı parça ile başlıyor. On sekiz

 

Renaud García-Fons
Renaud García-Fons

 

parçadan oluşan albümdeki müzik Batı’dan Doğu’ya, İspanya’dan Güzey Fransa’ya, İtalya’dan Yunanistan’a, Türkiye’den Lübnan’a ve oradan da Akdeniz’in kuzey ucuna kadar uzanıyor. Albümdeki ana değişim ise ‘Bosphore’ adlı on üçüncü parça ile başlıyor. Bu parça ile birlikte ekip şark sınırlarına adım atıyor. Bundan sonra gelen her parçada bir yoğun doğu teması hissetmek mümkün.

Garcia-Fons’un önceki çalışmalarına kıyasla burada akustik bas ekseninde dönen bir müzik yer almamakta. Elbette bu beş telli enstrümanın söz sahibi olduğu parçalar var ancak tüm albüm boyunca başrollerde değil. Beste ön planda olduğu için bir ortak paylaşım ve yansıma söz konusu ama yine de Garcia-Fons’un mutlak  tekniğini kendini hissettiriyor.

On sekiz parçanın da hepsi ayrı ayrı müzik patlaması yaşattırıyor dinleyene.hareket halinde olan bir grubun başarıyla kavradığı mekanlar, zamanlar ve çağlar var bu albümde. Müziği dinlerken kendinizi el ile boyanmış kartpostalların içerisinde buluyorsunuz…

Originally posted 2011-03-19 12:03:05. Republished by Blog Post Promoter

Geoffrey Gurrumul Yunupinqu

Bazı albümleri alır almaz dinleme imkânı olmaz ve arşivinizin olması gereken yerine bırakıp unutursunuz. Bu unutma süreci çok uzun veya kısa olabilir bu tamamıyla dış etkenlere bağlı bir durum. Bu etkenler televizyonda gördüğünüz bir klip veya haber, sokakları arşınlarken kulağınıza sürekli takılan bir melodi veya bir arkadaşınızın size tavsiyesi üzerine gelişir.

Elime Avustralyalı bir Aborjin olan Geoffrey Gurrumul Yunupingu’nun albümü geçince açıkçası ilk başta bir ürktüm zira albümün kapağında kör bir Aborjin adamın oldukça kasvetli bir biçimde fotoğraflanmış yüzü vardı. Gözlerine yansıtılan karanlığın elbette bir anlamı ve amacı vardı ama nedense albümü bir yana bıraktı. Daha kaldırabileceğim bir dönem dinlemek üzere. Sonra özellikle internette üye olduğu birçok Dünya Müziği kurumundan Gurrumul hakkında yazılar okumaya başlayınca, bıraktığım yerde hafif tozlanmış bu çalışmayı artık dinleme zamanı geldiğini fark ettim.

İlk dinlediğimde tatlı kendini sevdiren bir vokal ile karşılaştım, akustik bas ve gitar ile eşlik edilen bu ses beni büyülemedi ancak içimde bir huzur yarattı özellikle albümün kasvetli kapağından sonra. Araya serpiştirilen orkestra yaylı takviyeleri ve arka vokaller dinlediğim müziğin bir ayrıcalığını yansıtmasa bile hoş dokunuşları ile aklımda bir yer edindi. Ancak şu bir gerçek ki Batı Afrika veya Doğu Avrupa’dan gelen başarılı bir Dünya Müziği çalışması gibi beni etkilemedi. Bu arada Elcho Adası’nda doğan 1970’li Gurrumul’nun adı katlanarak ortalıkta görülmeye ve duyulmaya başladı.

Doğuştan kör olan sanatçı basından takip ettiğim kadarıyla pek fazla konuşkan bir kişiliğe sahip değil, zaten çok az İngilizce biliyor. Kendi adına ağırlıkta konuşan ve ön plana çıkan kişi aynı zamanda albümünde yapımcısı olan, Gurrumul ile sahneyi basgitarı ile paylaşan Michael Hohnen. Hohnen’in anlattıklarına göre Gurrumul tüm müziksel geçmişini kabilesindeki önemli şahsiyetlerden almış. Kendisine yüzyıllar boyunca bir jenerasyondan diğerine geçen müziksel kültürleri aktaran kabile büyükleri Gurrumul’un müzik gelişiminde birebir rol oynamış. Bunun sonucu olarak sanatçı kendi müziğini besteleyip icra etmenin yanı sıra davul, klavye, gitar ve yerel enstrüman didgeridoo çalıyor. Ancak asıl önemli faktör dinledikçe içinize sinen sesi.

Aslında müzik müzik, ya sizi ilk dinleyişte kavrar yâda zamanla içinize siner. Normalde ikinci tercih benim için daha önemli zira her zaman söz konusu çalışmanın daha kalıcı olmasını sağlar. Gurrumul’un müziği çarpıcı kesinlikle değil ama içerdiği ritimsel harmanlamaların akışı ve dinleyeni kavrayışı çok başarılı. Albümü ülkemizde görmemiz açıkçası imkânsız zira bu kadar bilinmeyen bir sanatçı ve özellikle müziği bizim pazarlama ofislerimizin algılaması zor, ancak sağ olsun internet var ve onun sayesinde özellikle Dünya Müziği tarzına giren ender müziklere daha bir kolay ulaşabilir olduk.

Gurrumul kendi halinde bir yerel Avustralyalı ama yaptığı bu ilk albüm kendisine Amazon.com sitesinde world/folk kategorisinde Bob Dylan’ın yeni çalışmasının yanında bir yer edindi. Elbette bu resmi bir liste değil ama benim için önemli zira müzik piyasasında birebir etkilenmeyen sadece alıcıların talepleri doğrultusunda belirlenen bir liste olması Gurrumul’un çalışmasında ne kadar başarılı olduğunun kanıtı. Gurrumul kendisinden 2009 sonuna kadar daha çok söz ettirecek gibi…

Parça Listesi:

  1. Wiyathul
  2. Djarimirri
  3. Bapa
  4. Gurrumul History (I was born blind)
  5. Marrandil
  6. Marwurrumburr
  7. Galiku
  8. Baywara
  9. Gathu Mawula
  10. Galupa
  11. Wirrpanu
  12. Wukun

Daha Fazla bilgi için:

Geoffrey Gurrumul Yunupinqu Sanatçı Resmi Web Sayfası >> oraya git
Geoffrey Gurrumul Yunupinqu Sanatçı MySpace Web Sayfası >> oraya git

Originally posted 2009-12-31 07:53:57. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16857634203

Better Tag Cloud