// Arşiv

KARALAMALAR

This category contains 480 posts

Akli D: Bir Berber Köyünden Yükselen Haykırış…

Akli D

Akli D

Çoğu enteresan sanatçının özünde kökleri ile sağlam bir bağ ve müziksel anlamda bereketli bir dallanma söz konusudur. Nereden geldiklerini ve kim olduklarını çok iyi idrak edip hazmedebilen sanatçılar, nereye varacaklarını çok iyi bilirler. Bu tanımlama Paris’te yaşayan Cezayir göçmeni olan Akli D ile birebir örtüşmekte. Sanatçı çok derin bir Berber kültürüne sahip olmanın yanı sıra bunu çekinmeden bir kültürel kimliğe dönüştürüyor ve geniş müziksel ritim skalası ile sınırları zorluyor!

Manu Chao yönetiminde kaydedilen “Ma Yela” (“Çünkü”) sanatçının ilk uluslar arası çalışması ve kendisini bu çalışmasında bereketli bir biçimde reggae’den çöl blues’una, folk ezgilerinden Çingene ritimlerine, Arapçadan Fransızcaya çekinmeden süzüldüğünü dinliyoruz. Önemli olan sanatçının kural tanımadan dinleyicilerine hikâyesini aktarmak Kİ BUNU Akli D çok büyük bir başarı ile gerçekleştiriyor.

Cezayir’in Kuzey Doğu bölgesinde yer alan Kabilia adlı köyde müzisyen bir Berber ailesinde hayata gözlerini açan Akli D, her tutkulu sanatçı gibi genç yaşta müzik ile ilgilenmeye başladı. Cezayir’in Arapların gelmesiyle birlikte İslamlaştırılmasından çok önce bu bölgeye yerleşen kabilelerin uzantısı olan Berber’ler, kendi diyalektlerini kullanan ve kültürlerini yaşayan bir kabile. Özellikle müzik ile çok iç içe yaşayan Berber’ler, ağırlıkta vokal ve geleneksel vurmalı çalgı olan bendir üzerine yapılandırılmış müzik besteliyor. Geleneksel bir şarkıcı olan annesinin himayesinde böyle bir ortamda yetişen sanatçı, genç yaşta bol müzik ile beslendi ve bunun sonucu olarak ilk konserini on üç yaşında köyünde bulunan tek okulda verdi. O konserden itibaren gitarını pasaportu olarak gören sanatçı, onun sayesinde dünyayı dolaşmaya, yeni çehrelerle tanışmaya ve bir müzik adamı olmaya karar verdi.

Akli D C.Facile from Nile-On on Vimeo.

Ananesinin Mali’den Cezayir’e gelen bir köle olmasından dolayı Akli D’nin hamuruna büyürken aynı zamanda çöllerin efendileri olarak kabul edilen Tuareg’lerin kültürü de serpiştirildi. Bunun yanı sıra Kabilia’nın popüler sanatçıları Idir, Cheikh El Hasnaoui ve Slimane Azem dinleyen Akli D, aynı zamanda eline geçirdiği her fırsatta Neil Young ve Bob Dylan’dan aykırılığın melodisini dinledi. Evrensel duyarlılığı, barışı ve özgürlüğü daha delikanlıyken bilinçli olarak hazmeden sanatçı, ülkesinde olan anti-demokratik hareketlerden dolayı devlete karşı Kabilia’deki en büyük isyanların başında yer aldı. “Berber Nehri” olarak adlandırılan bu ayaklanma ne yazık ki meselesinde zafere ulaşmadı ve bundan dolayı Akli D gibi birçok insan 1980’de ülkesini terk edip Fransa’ya yerleşmek zorunda kaldı.

Akli D

Akli D

Pek fazla parası olmadığından dolayı dört yıl boyunca Paris’in sokaklarını ev bilen sanatçı, burada çok farklı kültürlere sahip olan insanlar ile tanıştı ve değişik müzik türleri ile haşır neşir oldu. Sürgünde olmanın zorluklarının yanı sıra elbette sanatçıya katkıda bulunduğu eşsiz yanları da oldu. Ancak Akli D sürgün acısını ve omuzlarına binen yükü kendini müziğe vererek üstesinde geldi. Cezayir’in diasporası olarak biline Paris’in sokaklarında müzik yaparak kendisine ekmek parası kazanmaya başlayan sanatçı 1986’da Fransa’da çalışma iznine kavuştu ve böylece barlarda ve kafelerde müzik çalmaya başladı. Üç yıl süre boyunca Paris’te çalmadığı bar bırakmayan Akli D, biraz daha maddi durumunu düzeltmek ve özgüvenini kazanmak için aktörlüğe soyundu ve asıl bundan sonra olanlar oldu. Öncelikle Robert De Niro’nun o zamanki kız arkadaşı Kathleen Leslie ile dört yıl çalışma imkânı yakaladı ancak utangaçlığından dolayı aktörlük yapamayacağı ortaya çıktı. Bu durumda yönetmenliği denemeye karar veren sanatçı bu projesini kovalamak için Amerika’ya gitti. San Francisco’ya yerleşen Akli D ülkesinde olanlara karşı bir duyarlılık yaratmak için Kabilia halkı üzerine birçok belgesel ve kısa film çekti. Müziği hiçbir zaman arka plana atmayan sanatçı, bu dönemde içki içmek için girdiği bir Dünya Müziği barında sahneye davet edildi. Burada çaldığı geleneksel Kabilia ezgileri ile bir anda bardaki herkesin dikkatini çekmeyi başaran Akli D, herkesi büyüledi. Bunun sonucu olarak sanatçı iki Fransız ve iki Amerikalıdan oluşan ilk grubunu kurdu. Her türlü müziksel etkileşimi yansıtan grubun ömrü oldukça kısa sürdü zira Aklı D ikametgâh sorunlarından dolayı artık ülkesi olan Fransa’ya dönmek zorunda kaldı.

Paris’e dönmesi ile birlikte tanıştığı bir İrlandalı sayesinde Kabilia ve Kelt ezgilerinin harmanlamasından oluşan bir müzik kulvarına sokulan sanatçı, bir birinden çok farklı olan bu müzik türlerindeki benzerlikleri ortaya çıkartmak için ikinci grubunu kurdu. Gruba Fransızca argosunda Kuzey Afrikalı Robin Hood’lar anlamına gelen “Les Rebeuhs des Bois” adını takan Akli D, iki yıl boyunca müzik yelpazesini genişletti. 1997 yılında grubu dağıtan sanatçı, solo kariyerine atılmaya karar verdi ve böylece ilk albümü “Anefas Trankil”i (Onu Rahat Bırak) çıkarttı. Farklı etkilerin müziksel izdüşümünün yansıtıldığı albüm, ilk başlarda Kabilia göçmenleri tarafından müziksel saflıklarına bir tecavüz olarak görülmüş olsa bile, daha sonra evrenselliği kavrama ve dünyaya açılmanın penceresi olarak benimsendi. Halkının da rızasını alan sanatçı, uzun bir yolun nihayetinde müzisyen olma hayallerine kavuşmuş oldu.

Bu dönemde ortak bir arkadaşı sayesinde Manu Chao ile tanışan sanatçı, bir gece barda birlikte çalmanın vermiş olduğu haz üzerine bu işi iki yıl boyunca sürdürdüler. Akli D bestelediği tüm parçaları Manu Chao’ya dinletmeye başladı ve Manu bunları tek tek bilgisayarına kaydederek üzerinde çalışmaya başladı. Böylece aslında doğal bir yolla Manu Chao Akli D’nin ikinci albümün yapımcısı olmuş oldu. O zamana kadar büyük bir başarı yakalamış olan Manu Chao tüm birikimini, geniş müziksel bakış açısını Akli D’nin bestelerine işlemeye başladı. Her şeyin sadeleştirilmesine ve dinleyiciye basit bir formatta sunulmasına inanan Manu Chao, fazla teknolojik harikalara sokulmadan Akli D’nin kendisi gibi olmasını sağladı.

Manu Chao’un ilk yapımcılık hünerlerini sergilediği Amadour & Mariam’ın “Dimanche a Bamako” çalışmasında çok ön plana çıkmıştı ancak Akli D’nin “Ma Yela” adlı albümünde neredeyse Manu Chao yok gibi. Kendi yıldızının parlaklığını yansıtmadan, Akli D’nin tüm hünerlerini yakalayan Manu Chao, böylece sanatçı kişiliğinin yanı sıra yapımcı koltuğunda yakın gelecekte çok başarılı projelere imza atacağını gösterdi.

Akli D "Ma Yela"

Akli D "Ma Yela"

2006 sonunda Because müzik şirketi etiketi ile piyasaya çıkan “Ma Yela” Fransa’da yaşayan tün Kabilia göçmenleri tarafından coşku ile karşılandı. Cezayir’de özgürlükleri kısıtlanan bu kabilenin bir şekilde var olduğunun kanıtı olan “Ma Yela” bir anda tüm ezilenlerin sesi oldu. Fransa gibi çok kültür karışımına sahip olan ülkelerde albüm Dünya Müziği listesinde üst sıralarda uzun süre kaldı. Açık fikirliliği sayesinde Akli D bir biçimde özgürlüğün posterindeki yüz konumuna geldi. Dünyanın farklı köşelerinde ezilen, zülüm gören azınlıkların dolaylı yoldan müziksel elçisi olan Akli D, yaptığı çalışmalar ile hem kültürel kimliğini korurken hem de insanlığın kimliğini yansıtmayı başaran ender Dünya Müziği sanatçısı arasında yer almayı başardı.

“Ma Yela” sayesinde Akli D dünya müziğin kültürler arası köprüler kuran, sınırları yok eden, insanları yakınlaştıran ve her inancın aralarındaki evliliğine imkân yaratan bir iletişim aracı olduğu tekrar kanıtlanmış oldu. Sözlerin ve müziğin ön planla olduğu “Ma Yela” yükselmekte olan globalleşmenin, sevginin, saygının, barışın, müziğin tüm politik baskılara ve direnişlere karşı zaferinin en son temsilcisi. Berber atasözünün de dediği gibi, “eğer konuşursan ölürsün ancak hiç konuşmazsan zaten ölüsün”…

Originally posted 2010-07-15 08:43:58. Republished by Blog Post Promoter

Azam Ali – Büyükler için Ninniler

 

From Night To The Edge Of day

From Night To The Edge Of day

Vas döneminden beri Azam Ali’yi takip ederim. Bu çatı altında üç albüme imza atan İran asıllı Azam Ali aynı zamanda yan projesi Niyaz, kendi solo çalışması ve bir sürü müzik birlikteliğine (aklıma hemen gelenler; Mickey Hart, System of a Down, King Crimson, Nine Inch Nails, Greg Ellis, Juno Reactor vb) de yer almakta. Oldukça üretken ve yaptıklarıyla da kendinden söz ettiren bir sanatçı Ali.

En son karşımıza Niyaz projesi ile çıkan sanatçı, arada aldığımız duyumlar ile solo albümüne çalışmaktaydı. Bu haberler geçtiğimiz aylarda onaylandı ve kendisi on ninniden oluşan “From Night To The Edge Of day” adlı çalışması ile sonunda raflarda yerini aldı. İşin güzel tarafı söz konusu çalışma neredeyse aynı zamanda ülkemizde Doublemoon etiketiyle Türkçe olarak ‘Orta Doğu Ninnilerine Güncel Yorumlar’ alt başlığı ile basıldı.

Albümde Azerbaycan, İran, Lübnan ve Türk ninnileri yeni bir çehre ile işlenmiş. Daha yeni anneler kulübüne giren sanatçı, belli ki yaşadığı duygu patlamasını dinleyicileri ile böyle paylaşmayı uygun görmüş. Ninnilerin rüya âlemine dalan Ali, geçmişi, şu anı ve geleceği aynı sepete yerleştirmeyi uygun görmüş. Annelerin çocukları için hayal ettikleri güzel duyguları en kolay yüreklerine aktarabildikleri ninnileri tercih etmiş. Anne ve çocuk ile birebir bağlantı kuran müzikli köprüler bunlar.

 

Azam Ali

Azam Ali

Özenle yönetilen sorumlu proje ruhaniyet, duygusallık ve mahremiyet ekseninde süzülüyor. Benzer ninni albümlerindeki çocuk faktörü ön plana çıkartılamamış ki bu kanımca çok iyi. Ninnilerin sadece çocuklara hitap etmediğini aslında bir kültürün folklorik yansıması olduğunu kulaklarımızın huzuruna sunuyor Azam Ali.

Albümde yer alan ninniler dinleyenleri daha önce ziyaret etmedikleri bölgelere taşıyor; zengin kültürel harmanlamalar ile bezenmiş müzikli serüvenler. Bu diyarlarda din, ayrımcılık, dil ve farklılık yok. Sadece insanlık var, samimiyetle bir yabancıya el uzatan bir diğer yabancı. Ritimlerin yanı sıra kullanılan araçlar santur, ud, viyolin, elektrosaz ve vurmalı çalgılar, Azam Ali’nin vokallerine refakat ediyor.

Çalışmada yer alan ninniler gibi, müzikte geçmişe ve geleceğe bakıyor. Geleneksel enstrümanları modern stüdyo ekipmanları ile evlendiriyor. Bu albümü çalınca içerdiği umut ile büyüleneceksiniz..

 

Noor (The light in my eyes) by SixDegreesRecords
Dandini by SixDegreesRecords
Lai Lai by SixDegreesRecords
Faith (Reprise) by SixDegreesRecords

Originally posted 2011-05-05 09:32:27. Republished by Blog Post Promoter

Bratsch ile sohbet

Bratsch

Bratsch

Etnik müzik, bir harmanlama, bir kültür işlemesi, bir tarz ve yaşam biçimi. Bunların hepsi 4 Şubat’ta İstanbul’da müzikseverler ile buluşacak olan Ermeni, Türk, Rum ve Kürt ritimlerini enstrümanları ve sesleriyle bambaşka bir yorumla dünyaya duyuran Fransız müzik grubu Bratsch’ın hamurunda yer alıyor. . Avea Sıra Dışı Müzik konserleri serisi kapsamında İstanbul’a gelecek olan grubun kemancısı Bruno Girard’ı Fransa’da bulup sizler için ayaküstü sohbet ettik.

  1. Müzik yaratmak konusunda Bratsch’ın ilham perisi nedir?

Bu soru, bize zaman zaman sorulan ne var ki, kesin bir cevap bulamadığımız bir soru. Bu, genellikle bir karşılaşma, bir ortak paylaşım, bir şehir, ziyaret edilmiş bir ülke ile başlamakta.

Dünyaya bir bakış açısı, bir hatırayı paylaşma isteği. Bazen de kendimize zaman ayırıp dinlediğimiz küçük bir iç müzikten esinlenmek.

2.    Bratsch müzik yazdığında, bunun ne kadarı önceden kurgulanır ve ne kadarı güzel bir kaza olarak ortaya çıkar?

Hmm, cevap vermesi çok zor. İçimizde sürekli gezinen müziklerimiz var ve nedeni tam bilinmese de günün birinde şekil almakta. Dolayısıyla genellikle sebep her ikisi de.

3.    Müzik yaparken dinleyicilerinizi göz önünde bulundurur musunuz yoksa her şey tamamıyla kendi ilhamınız için mi?

Bu, parçalara göre değişmekte. Bazı şarkılar topluluğa hitap eder, dolayısıyla dinleyiciyi düşünmemek çok zordur. Diğer şarkılar için ise, topluluğa etkisini düşünmeksizin kişisel ilhamımızı serbest bırakıyoruz. Şarkının oluşturulması / yaratılması sürecinde dinleyicinin düşünülmesi, kendi karikatürümüzün içine atılma riskiyle karşı karşıya gelmemize sebep olur. 

4.    Yeni albümünüzün ana teması nedir?

Urban Bratsch’in temel fikri kentlerin ve banliyölerin bize vermiş olduğu müzik, metin, şiir ilhamıdır. Hayali kentler ve banliyöler çeşitli parçalara da ilham verir.

5.    Albüm kapaklarınızın tasarımını oldukça beğeniyorum, renkleri ve tasarımı oldukça kavrayıcı. Bu çalışmalara nasıl bulup uyguluyorsunuz?
Albümlerimizin grafik işleri ve stili grafikçilere emanet edilmiştir, bunların ortak yönü, bizim müzikleri dinleyerek tasarımlarını yaparken müziğimizden ilham almalarıdır. Bu kişileri tasarımlarında tamamen serbest bırakıyoruz. Müziğimiz kendilerine yön verir. 

6.    Görsel ve müziğin birbirine güzel bir şekilde uyduğunu görüyorum. Sizce görsel ve müzik aralarında uyumlu olmalı mı?

Müzik renkleri ve resimleri çağrıştırmakta, ses ise çizgileri ve eğrileri çizmektedir. Müzikle resim arasındaki uyum sağlandığında, her biri diğerinden beslenir. 

 7.    Sizce müziğinizi tanımlamak zor mu?

Bizler zor değilizdir, müzik stilimiz ise Bratsching… Başka hiçbir etiket bizi tanımlayamaz, bu özelliğimiz, uzun yolculuğumuzdaki avantajlarımızdan biri…

8.    Aşina olduğunuz veya ilgilendiğiniz bir Türk müzik enstrümanı var mı?

Türk müziğini şimdilik grubumuza adapte etmedik. Son yıllarda Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz ziyaretler, Türk havalarında Bratsch ezgilerini dans ettirme isteğimizi tetikleyecektir.

 9.    Beğendiğiniz veya tanışmak istediğiniz bir Türk sanatçısı var mı?

Birkaç yıl önce Fransa’da karşılaştığımız Sulukule klarnetçileri bizlerde güzel anılar bıraktı. O zaman da bu kişiyle ortak bir şeyler yapmanın güzel olacağını düşünmüştük. 

10.    Son olarak, buradaki dinleyicileriniz söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Türkiye’de hayranlarımızın olması bizi hem mutlu ediyor hem de  gururlandırıyor. 25 yılı aşkın bir süreden beri beraber çalışıyoruz ve özgürlük mesajlarımızın dünyanın dört bir tarafında ilgi uyandırması sonsuz olma isteğimizi körüklüyor ve müziğimize devam etmemizi sağlıyor.

Bratsch

Bratsch

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16857634203

Better Tag Cloud