Büyüleyici, yaka kavrayan ksilofon açılımları…
Rango bir ahşap ksilofon ve Sudan’ın en eski kültürel kabilesel tarihine kadar dayanmakta. Zar kültünün ana enstrümanlarından biri olarak kabul görmekte ve hala günümüzde kullanılmakta. Zar kültü ise büyüleyici bir ritüel seremoni, amacı huzursuz olan bir ruhu feraha erdirmek. Psikologlardan yoksun bu tür bölgelerin, tambura, simsimiyya ve elbette rango enstrümanları sayesinde gerçekleştirilen bir tür terapi.
RANGO AT MOMO 6 OCT 09
Yükleyen Enchanted_Tunes_London. – Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaÅ�ayın!
“Bride Of The Zar” geçen sene rango adlı ekibin dünya çapında görücüye çıktığı “Sudani Voodoo” ilk EP’sinden bir yıl sonra gelen bir çalışma. Grubun yaptığı müzik eleştirmenler tarafından insanoğlunun kemiklerine X-ray gibi müdahale eden ritimler olarak tanımlanmakta. Anlayacağınız ortadaki müzik oldukça ritüel normlara sahip bu da doğal olarak büyülü bir atmosfere gebe. Rango enstrümanı grupta Sudan sınırına yakın Mısır bölgesinden gelen Hassan Bergamon tarafından çalınıyor. Kendisi halihazırda dünyada bu enstrüman yaşayan tek üstadı.
Albüm kapısını ağır tambura ritimleri ile açıyor ve yavaş yavaş Zar kültüne yapancı olanları korkutmadan kabul ediyor. Bergamon’un rango ritimleri ise rahatsız etmeyecek şekilde müzikte kendini hissettirmeye başlıyor. Söz konusu albüm sosyal ve kutsal geleneklerin rango ile dinleyenlere sunan oldukça zengin, enerji dozajı yüksek ve derin bir çalışma.
Grubun Resmi Web Sayfası: Rango
Org öncülüğünde Afro ritimleri, kozmik Afro-funk ve ham rengarenk ezgiler… bunlar sadece Analog Africa kurucusu Samy Ben Redjeb tarafından toparlanan dans ettirme özellikleri yüksek olan albümün özeti.
14 parçadan oluşan çalışma 70’lerden gelen bestelerin Gana ve Togo arasında bol miktarda yapılan seyahatler sonucu bir araya getirilmiş. Samy bu seyahatleri süresince bestelerin orijinal sahiplerini ve/veya ailelerinin izini sürmüş. Projenin sonunda evine döndüğünde yanında bir düzine röportaj, taranmış 90 adet özgün fotoğraf ve 120 tane orijinal albüm kaydı ile dönmüş.
v.a. – Afro-Beat Airways – 12 – Rob – More by der digitale flaneur
Bunların hepsi ortalama 73 dakika olan ağır Batı Afrika ritimleri ile bezenmiş toplama albümle birlikte gelen, 44 sayfalık arşivsel renkli kitapçıkta bulunabilir. “Afro-Beat Airways” adlı çalışma Afrika kıtasında var olan funk, soul ve Caz tarzlarının yerel ritimler ile kavrulmasını inanılmaz bir biçimde dinleyenin zevkine sunuyor. Adeta elinizde bir zaman kapsülü var, dinleyeni nostaljik Batı Afrika Sesleri arasında süzülmesini sağlayan bir müziksel serüven.
Parça Listesi
1. Dankasa – Uppers International 3:36
2. Ma Nserew Me – Apagya Show Band 4:03
3. Me Yee Owu Den – K.Frimpong & His Cubano Fiestas 8:52
4. Break Through – Marijata 5:06
5. Odofo Nyi Akyiri Biara – Ebo Taylor & The Sweet Beans 9:54
6. Awula Bo Fee Ene – Orchestre Abass 3:45
7. Live in Other World – Itadi 5:05
8. Mumunde – Apagya Show Band 3:02
9. More – Rob 5:13
10. Né Noya – Cos-Ber-Zam 4:10
11. Afe Ato Yen Bio – De Frank Professionals 4:41
12. Ngyegye No So – African Brothers Band 6:17
13. Neriba Lanchina – Uppers International 4:04
14. Come Along – Ebo Taylor & The Pelicans 5:59
Mariem Hassan son sekiz yıldan beri arka arkaya albüm üretiyor olsa bile 2010 tarihli “Shouka” (Diken) şu ana kadar ki en dikkat çeken çalışması. Zira sanatçı prodüksiyon tekniklerinden de yararlanarak ilk defa vokalleri ile müziğini dört dörtlük bir formatta bir araya getirebilmiş. Yanına aldığı ufak elektrogitar ordusu ile yaratılan ham gitar ritimleri arasında Hassan dinleyenlere adaletsizlik ve kadınların dertlerini aktarıyor. Her Sahra Çölü’nden gelen müzik kitlesi gibi “Shouka”da fazla işlenmemiş ezgileri ile dikkat çekiyor ancak şunu ifade etmekte fayda var karşımızdaki müziklere hiçbir Sahra Çölü müzik elçisi (Tinariwen, Etran Finatawa ve Terakaft) sunamadığı kadar samimi ve doğal.
İspanya Batı Sahra’dan çekilirken Fas’ın boşluğu değerlendirip bölgeyi istila almasının sonucu sığınma kamplarında yaşamaya mahkûm olan ailelerden birisinin ferdi olan Hassan bu kamplardaki zorlukları dile getiriyor birkaç parçasında. Görülen o ki bu sığınma kamplarında da adaletsizlik diz boyu. Öte yandan bu tür kamplarda Mariem Hassan gibi kadınların eğitim gördüklerinin, eşit hak talep edebildiklerinin ve gerekirse eşlerinden boşanabildiklerinin altını kalın çizgi ile çizmekte fayda var. Nitekim sanatçı eşi ona şarkı söylemeyi yasakladı diye kendisini boşayabilenlerden. Ne de olsa Sahra kültürü, Anadolu’da olduğu üzere kadın dominantlığının ciddi var olduğu ama gölgede kaldığı kavram.
Ve işte bu kadının müziğini cezp edici yapan unsurlar tüm bu karmaşanın bir araya gelmiş olması. ‘Azzagafa’ hemen sizleri kavrayıp albüme güzel ve rahat bir giriş yapıyor. ‘Ala Ahd Shaid’ adlı parçada adeta iki gitarın birbiri ile romantik atışmasına kulak misafiri oluyorsunuz. Karşımızda yavaş parçalardan oluşan bir albüm var, Sahra kumulları kadar sakin süzülen ritimler. Diğer prodüksiyon makyajları içerisinde yok olan vokallerin aksine Hassan’ın sesi çok temiz, anlaşılır. Müziğin altında ezilmeyip müzik ile akıyor. Büyüsünü hiçbir aşamada kaybetmeyen bu ritimler dinleyeni akustik ve elektrogitar arasında savuruyor. Arka planda tekrarlanan bir gitar zincirlemesi üzerine öykülerini döktüren Hassan’a arada sırada nefeslilerde eşlik ediyor. Gergin vokallere haiz ‘Eid Arbain,’dan tek bir gitar ritmi ile flört eden ‘Baba Salama,’ parçasına kadar geçen süre bir saatin üzerinde. Bilmediğiniz bir dil ama anlatılan konular aynı, dertler benzer ve umutlar ise örtüşen. “Shouka” kadınları mücadelesi, haklarına sahip çıkması ve gerekirse bir diken gibi sokmayı bilmenin öyküsü…