// Arşiv

KARALAMALAR

This category contains 481 posts

Garbage: Bozuk Kan

Garbage’ın 2001 yılında çıkan müziksel bir macera olan Beautiful Garbage albümü, ne kadar cafcaflı ve profesyonel olmuş olsa bile grubun son hızla bir duvara girmesine engel olamadı. Beautiful Garbage dörtlünün ticari hayal kırıklığı oldu ve yılsonuna kadar unutulup gitti. Bunun sonucu olarak grup uzun bir sessizlik dönemine gömüldü. Takvimler 2004′ün başlangıcını gösterirken Garbage dördüncü albümleri, Bleed Like Me ‘yi, kaydetmek üzere tekrar bir araya geldi. Istıraplı bir kayıt sürecinden sonra Bleed Like Me Nisan başı piyasaya çıktı (Türkiye’deki çıkış tarihi daha belli değil).

90′ların post-grunge müzik çevresinin en önemli gruplarından birisi olan Garbage, o dönemdeki Blur/Oasis furyasının panzehiri olmuştu. Brit-pop’un abartısal patlaması sonucu bu tarzdan uzaklaşmak isteyen müzikseverler bir anda karşılarında Garbage’ı bulmuşlardı. Garbage doğru zamanda ve yarattığı alternatif sound ‘la tam olması gereken yerdeydi. Küçümsenmeyecek bir alternatif dinleyici kitlesini peşlerinden sürüklemeyi başarmışlardı. Bunun başlıca nedenlerinden birisi dörtlünün cesur, alternatif müziğiydi ve elbette dinlemekten yorulmadığımız Sherley Manson ‘un o muhteşem sesi… Bu özelliklerini bir sonraki albümleri Version 2.0 ‘de daha ileriye taşıyabilen grup maalesef yirminci yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla geçerken bunu devam ettiremediler.

Bu doğal gelişimin sonucu yeni albümleri Bleed Like Me , Garbage’in başköşeye oturabileceği altın bir fırsat olarak değerlendiriliyordu. 3.0 sürümünü piyasaya sürmeleri beklenirken karşımıza çıktıkları versiyonun on yıl kadar eski olduğunu görmek umutları bir anda yok etti. Bu karizmatik grup, profesyonelce müziğini inşa etmesine rağmen gündemi on yıl geriden takip ediyor olmasını bir türlü algılanamadı. Böylece önlerine kadar gelen bu altın fırsatı maalesef kaçırdılar.

Bleed Like Me grubun tekrar canlanacağı albüm olması gerekirken, yumuşak bir rock albümü olmaktan ileriye gidemiyor. Sonuçta ana müzik rock evet, ancak formsuz, arzusuz ve zayıf bir türevi. G rubun baterist ve baş mimarı Butch Vig’in bir zamanlar Nirvana, The Smashing Pumpkins, Sonic Youth ve L7 gibi grupların prodüktörlüğünü yapmış olması Garbage’ın neden hala post-grunge dönemine sımsıkı sarıldığının en belirgin nedeni. Bleed Like Me kötü kategorisine girebilecek bir albüm değil ancak bu kadar yetenekli müzisyenlerin kendilerini köşeye sıkıştırmış olmaları ve bir şekilde müziklerini geliştirememiş olmaları albümü kötüler listesine zorluyor. Garbage, ürettiği müziği tekrar tekrar başarılı bir biçimde servis yapıp, yeni bir şey sunmuyor ve böylece müzikleri ne zenginlik ne de olgunluk kazanıyor.

Grubun İskoç solisti Shirley Manson 90′lı yılların kadın rock müzisyenleri arasında en karmaşık, karizmatik simalarından birisiydi, aslında hala öyle. Güç, esneklik, değişken cinsiyet, korku ve duyguyu çok başarılı bir biçimde dengeliyebilen 40′lı yaşlarındaki Sharon’un vokali, albümün yapay uysallığından dolayı bangır bangır ön plana çıkıyor. Her şeye rağmen Manson’un vokali, kişiliğini ve kuvvetini koruyor. Mansun’un sesini her zaman dinlemek oldukça keyif verici olmuştur ama aynı şey Garbage’in müziği için söylememiz pek mümkün değil. Fakat tüm büyüleyici özelliğine rağmen Mansun’un sesi Bleed Like Me albümünde yavan ve garip sözler altında cebelleşiyor.

Bleed Like Me ağırlıkta bir gitar albümü olarak değerlendirilmiş olmasına rağmen aslında özünde Version 2.0 albümünün zayıf bir kopyası. Aynı kalıp kullanılmasına rağmen içerikten çalınmış. Bol stüdyo elementleri, canlı müzik aletleri ile birleştirilmiş. Kuvvetli rock gitarların sert stüdyo efektlerle bütünleştiği albüm bir türlü beklenen etkiyi yaratamıyor. Bunun başlıca nedenlerinden biri grubun kendi içindeki düzenden kaynaklanıyor olabilir. Butch Vig’in baterisi her zaman olduğu gibi abartılı bir şekilde ön planda, alt kısımda ise bas ile boğulmuş programlanmış tempoları duyabiliyorsunuz. Gitar sesi o kadar titizlikle tıraş edilmiş ki geriye kalan sese gitar demek oldukça güç.

Albümün açılış parçası “Bad Boyfriend”, sürpriz bir şekilde tutuk ve ürkek. Dave Grohl’un bu parçada bateri çalması bile gerekli canlılığı verememiş durumda. Albümün en dikkat çeken parçası, Manson’un şu ana kadar en karanlık sözleri ile süslenmiş olduğu “Run Baby Run”. Ancak her şeye rağmen yapılanlar albümün başarılı olması için yeterli değil. Ortada atılganlık olmasına rağmen Bleed Like Me daha çok memnun etme teması üzerine kurulmuş. Ancak bunu da pek başardığı söylenemez.

Yazılanları, çizilenleri hepsini bir tarafa bırakalım çünkü asıl değerlendirmeyi herkes kendisi verebilecek. Garbage, 19-22 Haziran 2005 tarihlerinde gerçekleşecek olan Rock İstanbul ( www.rockistanbul.com ) festivaline katılıyor.

Originally posted 2009-12-31 07:49:44. Republished by Blog Post Promoter

Hindi Zahra İstanbul’da

Hindi Zahra
Hindi Zahra

Blues, folk, caz ve dünya müziğinin benzersiz karışımı olan sound’uyla dikkat çeken genç ve yetenekli müzisyen Hindi Zahra bu gece saat 22:30’da Ghetto’da sahne alacak!

Yarı Fransız yarı Faslı olan Hindi Zahra, hayatını Paris ve Londra arasında mekik dokuyarak geçiriyor. Amerika, İngiltere ve Avrupa ülkelerinde verdiği konserlerle geniş bir hayran kitlesine sahip olan genç şarkıcının ilk albümü “Hand Made” adını taşıyor. 11 şarkıya yer aldığı albümün ilk single’ı olan ‘Beautiful Tango’ ülkemizde de oldukça ilgi topladı.

Hindi Zahra – Beautiful Tango
Yükleyen emimusicfrance. – Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaÅ�ayın!
A’dan Z’ye albümünü tek başına hazırlayan ve İngiltere’nin en önemli müzik dergilerinden The Wire tarafından ‘yeni Billy Holiday’ olarak tanımlanan Zahra, “Bir söz yazıyorum, bir riff çalıyorum, gitarları kaydediyorum, sonra da sözleri üzerine yerleştiriyorum” diyerek üretim sürecini özetliyor.

Hindi Zahra
Hindi Zahra

Albümünde Fas köklerinden de kopmadığı gözlenen Hindi Zahra, şarkılarında bendir gibi geleneksel enstrümanlara da yer veriyor. Alternatif/indie müziğin dünya müziğiyle kulağı okşayan bir özgünlükle harmanlandığı bu büyüleyici müziğe tanık olmak için Cuma günü gerçekleşecek konseri sakın kaçırmayın!

Originally posted 2010-10-08 09:37:11. Republished by Blog Post Promoter

On Dört Sanatçı İçin Anıt Mekânı

Graceland

Graceland

Yaklaşık 29 yıl önce, Priscilla Presley kral Elvis’in anılabilmesi için namı değer Graceland’i halka açtı. O zamandan beri, Rock’n’Roll Kralını ziyaret edenlerin sayısında inanılmaz bir patlama yaşandı. Ancak takdir edersiniz ki bu şekilde bir anıtsal mekânı olan tek sanatçı Elvis değil. Bizde sizin için bu dünyadan göç eden on dört sanatçının anıtsal mekânlarını araştırdık ve listeledik.

14. Stone Mountain / Tupac Shakur Heykeli
1997’de Tupac’ın annesi tarafından Tupac Amaru Shakur Vakfı kuruldu. Merkezi ise Atlanta yakınlarındaki Stone Mountain oldu. Burada yer alan büyük bir bahçenin içerisinde ise Tupac’ı anmak üzere bronz bir heykel dikildi. Bu heykel gelen ziyaretçilen en uğrak yeri oldu.

13.Montreux, Cenevre Nehri, İsviçre / Freddie Mercury Heykeli
1991’de AIDS’den hayat gözlerini yuman Freddie Mercury’nın vucudu yakılıp külleri İsv,içre’deki Cenevre Nehrine saçıldı. 1996 yılında ise nu nehrin kenarına bir anıtsal heykel dikildi. O zamandan beri Queen hayranları İsviçre’ye gittiklerinde mutlak ziyaret ettikleri yer burası oldu.

12.Ganges Nehri, Hindistan / Jerry Garcia ve George Harrison külleri
Jerry Garcia ve George Harrison’un külleri Hindistan’dfaki en kutsal nehir olan Ganges’e saçıldı. Aslında Jerry garcia’nın küllerinin bir kısmı Ganges’e bir kısmıda San Fransisco Körfezine saçıldı. George Harrison ise 60’larda Hinduizm dinini tercih edip o zamandan beri bu dinin sadık bir takipçisi oldu. Ölümünde ise bir Hindu gibi yakıldı ve Ganges’e külleri bırakıldı. Her iki sanatçıyı anacak ne bir heykel ne de bir anıt var. Tek varlık Ganges Nehri’nin kendisi.

11.Viretta Parkı, Seattle / Kurt Cobain’in parkı
Herhalde Kurt Cobain’in Seattle haricinde başka bir yerde anılmasını beklemiyordunuz di mi? İşin gerçeği Kurt’un de bedeni yakıldı ve külleri Washington’daki Wishkah Nehrine saçıldı. Ancak tüm hayranları onu Seattle’daki Kurt’un parkı olarak bilinen yerde anmakta. Adeta park Kurt ile özleşmiş durumda.

10.Desert Memorial Parkı, Cathedral Kasabası, Kaliforniya / Frank Sinatra’nın Mezarı
1998’de aramızdan ayrılan Frank Sinatra ebeveynlerinin yanına gömüldü. Tabutuna tam takım kıyafet, yanında ise bir şişe Jack Daniels ve bir paket Camel sigarası ile defnedildi. Mezar taşında ise “The best is yet to come” Yazmakta.

9.Lubbock Şehir Mezarlığı , Lubbock, Teksas / Buddy Holly’s Mezarı

1959’da Buddy Holly ufak bir uçak kazası sonucu yaşamını yitirdi. Son yolculuğuna ise memleketi Lubbock, Teksas’da uğurlandı. Mezar taşında ise adı beklide yaşadığı sürece bir defa doğru yazılmamasına istinaden “Holley” olarak belirtilmekte.

8.Joshua Tree Ulusal Parkı, Joshua Tree, Kalifornia / Gram Parsons Anıtı
Gram Parsons’ın en çok sevdiği mekanlarda biri hep Joshua Tree Ulusal Parkı olmuştur. 1973’de öldüğünde dostu Phil Kaufman vucudunu buraya götürüp birkaç bira içerek yaktı. Böylece bu konumu rock and roll tarihinde ölümsüzleştirdi.

7.Forest Lawn Memorial Parkı, Glendale, Kalifornia / Michael Jackson’un Anıtı

Bu mekan pek çok ünlüye son durak olmuş bir yer. Bunların arasında Humphrey Bogart, Sammy Davis Jr., Clark Gable, Elizabeth Taylor, Andrews Sisters, Nat King Cole, ve Sam Cooke ilk dikkat çekenler. 2009’da Michael Jackson’da aramızda ansızın ayrılınca ailesi tarafından burası ilelebet istirahat yeri olarak uygun görüldü.

6.Hendersonville Memory Gardens, Hendersonville, Tennessee / Johnny Cash’in Mezarı
June Carter diğer dünyaya göç ettikten sadece dört ay sonra Johnny Cash’de sevgilisini takip etti. Böylece memleketi olan Hendersonville’de eşinin de gömüldüğü sade bir mezarlığa defnedildi.

5.Nine Mile, Jamaika – Bob Marley Mozolesi
Bob Marley’in doğduğu köyün dibine 1981’de bir mozole dikildi. Buraya sanatçı 1981’de gömüldü. Jamaika hükümeti sanatçının doğum günü olan 6 Şubat’ı ise Ulusal bayram olarak ilan etti. Dünyada en fazla ziyaret edilen müzisyen mezar olduğunu da vurgulamakta fayda var.

4.Greenwood Memorial Parkı, Renton, Washington / Jimi Hendrix’in Mezarı
Gelmiş geçmiş en başarılı gitarist olarak kabul gören Jimi Hendrix Seattle’ın çok yakınında olan Greenwood Memorial Park’ında sonsuz istirahatında.

3.Cimetière du Père Lachaise, Paris, Fransa – Jim Morrison’ın Mezarı
Bu Paris mezarlığı pek çok The Doors hayranı için bir ibadethane gibi. Öldüğünde mezar taşsız gömülen sanatçı ancak 1981 bir büst ile süslendi. Bu büst 1988’de çalındı ve yenilendi. Burası Paris’te bulunan yüzlerce ünlü mezarı arasında en çok ziyaret edilenlerin başını çekiyor.

2.Strawberry Fields, Central Park, New York City / John Lennon Anıtı
Central Park’ın batı girişinde yer alan bu anıt efsanevi John Lenon’un anıldığı yer. Belki de dünyada en fazla ziyaret edilen sanatçı anıtı burası.

1. Graceland, Memphis, Tennessee / Elvis Presley’in Evi
Burası Kralın yaşadığı sürece kullandığı kendi evi. Beyaz Ev’den sonra Amerika’da en fazla ziyaret edilen ev konumunda. Şu an bir müze olarak kullanılan ev aynı zamanda Elvis’in anıtsal bir abidesi özelliğini taşıyor. Takribi olarak yılda 600 bin ziyaretçi ağırlıyor.

Originally posted 2011-12-06 16:18:13. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud