// Arşiv

KULAKTAKİLER

This category contains 196 posts

Rango- Bride Of The Zar

Büyüleyici, yaka kavrayan ksilofon açılımları…

Rango Albüm Kapağı

Rango Albüm Kapağı

Rango bir ahşap ksilofon ve Sudan’ın en eski kültürel kabilesel tarihine kadar dayanmakta. Zar kültünün ana enstrümanlarından biri olarak kabul görmekte ve hala günümüzde kullanılmakta. Zar kültü ise büyüleyici bir ritüel seremoni, amacı huzursuz olan bir ruhu feraha erdirmek.  Psikologlardan yoksun bu tür bölgelerin, tambura, simsimiyya ve elbette rango enstrümanları sayesinde gerçekleştirilen bir tür terapi.


RANGO AT MOMO 6 OCT 09
Yükleyen Enchanted_Tunes_London. – Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaÅ�ayın!

“Bride Of The Zar” geçen sene rango adlı ekibin dünya çapında görücüye çıktığı “Sudani Voodoo” ilk EP’sinden bir yıl sonra gelen bir çalışma. Grubun yaptığı müzik eleştirmenler tarafından insanoğlunun kemiklerine X-ray gibi müdahale eden ritimler olarak tanımlanmakta. Anlayacağınız ortadaki müzik oldukça ritüel normlara sahip bu da doğal olarak büyülü bir atmosfere gebe. Rango enstrümanı grupta Sudan sınırına yakın Mısır bölgesinden gelen Hassan Bergamon tarafından çalınıyor. Kendisi halihazırda dünyada bu enstrüman yaşayan tek üstadı.

Albüm kapısını ağır tambura ritimleri ile açıyor ve yavaş yavaş Zar kültüne yapancı olanları korkutmadan kabul ediyor. Bergamon’un rango ritimleri ise rahatsız etmeyecek şekilde müzikte kendini hissettirmeye başlıyor. Söz konusu albüm sosyal ve kutsal geleneklerin rango ile dinleyenlere sunan oldukça zengin, enerji dozajı yüksek ve derin bir çalışma.

Grubun Resmi Web Sayfası: Rango

Rango

Rango

Originally posted 2010-07-26 08:31:13. Republished by Blog Post Promoter

The Brandt Brauer Frick Ensemble

brandt-brauer-frick (c)harry-weber

brandt-brauer-frick (c)harry-weber

Bir yıl önce Almanya’dan gelen Daniel Brandt, Jan Brauer ve Paul Frick ( kısaca The Brandt Brauer Frick Ensemble olarak biliniyor) adlı üçlü, dinleyen herkesin dikkatini çeken akustik-elektronik bir albüm olan “You Make Me Real” (!K7 Records) çıkarttı. İlk dinleyiş heyecanından sonra, kulaklarımıza çalınan müziğinin Steve Reich, John Cage, bateri-bas ve derin House tarzlarının bir harmanlaması olarak sınıflandırmak mümkün. Eşsiz, sofistike ve dans edilebilir bu müzik sadece akustik ve klasik enstrümanlar kullanılarak yapılması ise bu heyecana ayrı bir değer katıyor. Ekip yoğun bir turne sonrası yeni çalışması “Mr. Machine” ile bıraktıkları yerden devam ediyor. Bu defa adlarını biraz daha şekillendirerek kendilerine The Brandt Brauer Frick Ensemble demeyi daha uygun bulmuş. Albüm yine !K7 Records etiketi ile piyasaya çıktı ve grubun gerçek zenginliğini yansıtıyor.

Mr. Machine Albüm Kapağı

Mr. Machine Albüm Kapağı

The Brandt Brauer Frick Ensemble deneysel, avant-garde, minimal, caz ve elektronik tarzları arasında periyodik olarak dönen bir oluşum. Bir tarza sıkışmayıp belirli temalar arasında rahatlıkla kayabilen bir müzik süzmesi. “Mr. Machine” sayesinde tüm bu tarzlar dengeli bir yapı içerisinde işlenip dinleyene sunulmuş. Alman üçlü bu çalışması ile besteciliği, orijinal doğaçlamaları ve yaratıcılığı sergiliyor. Bunu yaparken de çok rahat ve sakin bir izlenim veriyor.

Bu rahatlık asla sadeliği tetiklemiyor, zira ortalıkta aslında tam bir güzel müzik karmaşası var. Orkestra menşeili enstrümanlar tüm varlıkları ile müziğe hâkimken, arka planda var olan elektronik zannedilen ancak normal enstrümanlar ile icra edilen işlemeler, müziğin derinliğini ve kavrama düzeyini zenginleştiriyor. Sadece enstrümanlardan oluşmayan müzik, nadiren de olsa araya serpiştirilen vokaller ile ayrı bir oyuktan akıyor. Bunun en güzel ve bariz örneği Berlin müzik camiasından tanıdıkları Ema Jolly’nin (namı diğer Emika) vokalleri ile süslenen ‘Pretend’ adlı parça.

Üçlünün varsayılan teması aslında dans ancak bu çok yanlış ve haksız bir yaklaşım olur. “Mr. Machine”de yer alan farklı köşelerden çıkıp gelen dans ritimleri, tüm o karmaşanın içerisinde ortak bir noktada buluşuyor ve vurmalı ritimlerin tetiklediği melodilerin enerjisi dinleyeni şahlandırıyor. Aynen  ekibin ilk albümlerinden sonra gelen “Mr. Machine” de şahlandıkları gibi. Hiç şüphesiz üçlü bu defa daha cüretkâr ve yaratıcı. Üretimleri ise çok daha iyi çünkü yapmak ve bizlere dinletmek istedikleri müzik konusunda çok netler. Tekno temalı müzikleri sadece elektronik aletler ile yapma kuralını bozup keman, tuba, çello, trombon, arp, bateri ve piyano gibi enstrümanları başrollere taşıyor.

Mükemmel denebilecek seviyede olan ilk 45’likleri ‘Bop’, heyecanlı piyano ve vurmalı çalgılar kapışması ile ritimsel evlilik, dönem dönem girilen tekno-kulüp ahengi, önceden girilmemiş patikalara sürüklüyor dinleyeni. Bir Agnes Obel bestesi olan ‘On Powdered Ground (Mixed Lines)’ bu defa insan faktörünü ön plana çıkartan vurmalı ritimleri ile albümün modern Feist açılımı. Albümün kapanışını yapan ‘606 ‘n’ Rock ‘n’ Roll’ aslında tüm öyküyü özetliyor. Keman ile açılan parça, ilk dinleyişte kararsız bir ifade çiziyor, neredeyse ıvır zıvır melodiler kümesi demeye hazırlanırken, farklı enstrümanların devreye girmesiyle durum keskin bir viraja girerek değişiyor. Müziği dikkatli dinlediğinizde arkada sakin bir melodik şablonun temel alındığını algılıyorsunuz. Bu algılama paslanmış kulaklar için o kadar kolay olmuyor.

Her şeyi bir tarafa bırakırsak, “Mr. Machine” kesin köşeleri olan,  fazla akışkan olmayan yarı saydam bir çalışma. Ortamda sürekli bir gerginlik var, adrenalin dozajını indirmeyecek düzeyde. Organik yapı ise her melodi ile kendini çekinmeden gösteriyor. Karşımızda düşünen insanların, düşünen insanlar için yaptığı bir albüm var.

Originally posted 2011-11-25 08:54:41. Republished by Blog Post Promoter

A Hawk And A Hacksaw – Cervantine

a hawk and a hacksaw
a hawk and a hacksaw

Farklı kültürler içinde kendine ait olmayan kültürleri çıkartıp özümsemek öyle kolay bir şey değil. Hele hele Amerika gibi korku ülkesinde bu kavram daha bir ütopik. Ancak bol kültürlülükle ileri ilerlemek daha bir mümkün, bu kültürleri algılamak ve bunların içerisinde kendi kültürüne devşirebileceğin unsurları yakalamak oldukça önemli. Genellikle Amerika’da olduğu tahmin edilmeyen New Mexico eyaletinin Albuquerque şehrinden gelen A Hawk And A Hacksaw çok kültürlülüğü kendi içerisinde özümsemiş bir ikili.

Yeni değiller, yaklaşık 2002’den beri kendi hamurlarında yoğrulup müziklerini albümleştirmekte AHAAH.çekirdeklerinden oluşan ikili çevrelerine kapalı olmayan gözlere sahip. Etrafında ne olup bittiğinin farkında olan ve bunu nasıl sahiplenebilme çabasında olan bir ekip. Soyutlamaktan öte kavrayabilme yetisine sahip olan ikili, yeni üretimleri “Cervantine” ile baş koydukları yolda sağlam adımlar ile yol almakta.

a hawk and a hacksaw

a hawk and a hacksaw

Kendi müzik firmaları Lm Dupli-Cation etiketi ile damgalanan bu yeni çalışma, ikilinin özgün tutkusunu eski Yugoslavya, Yunanistan, Türkiye ve Romanya Çingene müziği ile evlendirmekte. Geniş bir evrensel ritim harmanlamasının doğal karışımı tek bir havanda toplanmış. Belki de dünyanın en farklı toplumsal kültür farklılığına haiz ülkesi Amerika’dan çıkmasını düşünemeyeceğimiz kadar adil ve dengeli bir ikili AHAAH. “Cervantine” coğrafik ve kültürel seyahatlerin müzik ile birleştirilmiş hali.

Albüm sekiz parçadan oluşmasına karşın aynı çeşnilikte geleneksel ülke ritimlerine kucak açıyor. Göz ardı edilemeyecek lezzette bir karmaşaya sahip AHAAH. Açılış parçası ‘No Rest for the Wicked,’ hem çeşitliliğin hem de bununla birlikte eğlenmenin bir yansıması. Sonuçta müziğin ana açılımlarından biri eğlenmek kavramı, AHAAH’da bunun bilinci ışığında plan ve program yapmakta. ‘Mana Thel Enan Andra’ normal koşullarda pek araya gelmeyi sevmeyen Türkiye ve Yunanistan ezgilerinden oluşan bir barış elçisi. Karşımızda klasikleşen bir Balkan müziği çalışması yok zira o zaman bu kadar kelama ne gerek var. Burada Akdeniz, Balkanlar müziğinin New Mexican kökleri ile yoğrulmuş halleri mevcut. Bunun en bariz örneği ise kıtalar geçen, Meksika’dan Sırbistan’a atmayan ‘Española Kano’ adlı parça. Burada heyecan var, burada coşku var. Pek çok kültür tarafından benimsenmiş ve her gidilen Akdeniz ülkesinden farklı bir yorumunu dinleyebileceğiniz ‘Üsküdar’ parçası ise bu albümde hedeflenen çok kültürlülüğün en doruk anı.

“Cervantes” yüce çılgınlığın, mest edici melodiler ile birleştiği nokta. Her şey profesyonellik çerçevesinde geliştirilip dinleyene sunulmuş ancak buradaki en önemli içerik ise tutku. Kültüre, farklılıklara ve müziğe olan tutku…

 

a hawk and a hacksaw - Cervantine

a hawk and a hacksaw - Cervantine

Originally posted 2011-03-25 07:33:36. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16857634203

Better Tag Cloud