// Arşiv

MERAKLISINA

This category contains 107 posts

Garajistanbul???

SCHWARZ-WESSELTOFT

SCHWARZ-WESSELTOFT

Konser salonuna girerken havalimanı güvenliğinden geçer gibi hissetmek oldukça rahatsız edici. Söz konusu mekana girerken kapısında yüzlerce insanın dikilip yeni gelenlere bakması ise daha da bir garip, özellikle içerisi boşken. Hayır dışarıdakiler sigara içen topluluğu değildi.

Sempatiklikten yoksun. Aksine soğuk ve itici. Belli ki Red Bull bu gecenin para babası zira en ufacık köşede onun logosu ve motosu. Özel kioskler ve özel reklamlar. Anlayacağınız konser mekanından daha çok sergi alanı. Zaten gelen kitle de hiç yüz simasına aşina olmadığımız bir kitle. Eskilerde bıraktığımız bir kitle. Müzik mi yoksa piyasa mı yapmaya geldiği anlaşılmayan bir kitle.

Peki, demek Garajistanbul böyle bir yer olup çıkmış… Kişiliksiz… Oysa tiyatrocular yönetimdeyken ne kadar nezih bir yer idi. Ne güzel etkinlikler ve konserler izlemiştik. Tord Gustavsen’in nefis konseri hala kulaklarımda çınlamakta.

Biz de Bugge Wesseltoft ve Henrik Schwartz’ı izlemek için konserin başlamasından 20 dakika önce boş mekanda yerlerimizi aldık. Tam 21.40’da. Ayakta dikilmiş sohbet ederken Red Bull veya garajistanbul veya kimin kiraladığı belli olmayan eline makina alınca fotoğrafçı olduğunu sanan biri tarafından karelendiğimizi farkettik. Bizden izin alıp almadığını sorunca, ‘Allah Allah bir de izin mi alacaktık’ cümlesi ile sallandık. Oysa Biletix biletlerinin arkasında konsere gelen herkesin fotoğrafı izin alınmadan çekilebilirmiş, fotoğrafçı velet öyle dedi. Nasıl yalan… Evet, üşenmeyip her köşesini okudum…

Bu stres ile oldu saat 22.40, ortada en ufacık bir hareket, açıklama yok. Kötü müzikte bekleşen, hayatından mutlu olan insanlarlar. Konser 22.00’de başlayacaktı ama 40 dakika geçti, kimin umurunda. Bizim! Ama sadece bizim.

Aklıma birkaç yıl önceki Babylon geldi, süresinde başlamayan konserlerde yitip giden zamanlar. Ama sonra eleştirince dinleyenlerine kulak verip konserlerini zamanında başlatma politikası güden emektar Babylon. Sonra Saloniksv girdi hayatımıza, zamana saygı mutlak politikasıyla. Biz bize saygı gösterilen yere saygı gösteririz nakaratıyla bilet başına verdiğimiz 50 TL’yi umursamadan, arkamıza bakmadan terk ettik, köhne, saygısız, personeli insan olmayan Garajistanbul’u. Uğurlar olsun sana zira zannetmiyorum kapından bir daha içeri gireceğimizi…

CD İstatistikleri

cd Müzikseverlerin hayatına girip vazgeçilmez bir parçası olan CD’ler hakkında bilmediğiniz dokuz şey:

  1. Bir CD’nin teoride ömrü ortalama 100 yıl. Daha bu süre doldurulmadığı için doğru olup olmadığı kanıtlanamadı.
  2. Bir CD’nin çapı 12 santimetredir.
  3. CD Sony ve Philips şirketleri tarafından geliştirilip ilk defa 1982 yılında piyasaya sürüldü.
  4. İlk ticari CD albüm, Ekim 1982 yılında Japonya’da piyasaya çıktı. Bu albüm Billy Joel’in “52nd Street” adlı çalışmasıydı.
  5. CD’nin içerisindeki tüm verileri düz bir çizgi halinde açtığınız takdirde uzunluğu yaklaşık 4 mil yani ortalama 6.5 kilometre.
  6. İlk CD 45’lik 1985 yılında piyasaya sürüldü. Söz konusu CD 45’lik Dire Straits’in “Brothers In Arms” parçasından oluşuyordu ve grubun 1985 Avrupa turnesini anmak/kutlamak için Almanya’da promosyonel olarak basılmıştı.
  7. Bir CD’nin içerisinde yer alan veri 7 Zip diskine, veya 473 tane 3.5’’ diskete veya 400.000 yazılı A4 sayfaya tekabül etmektedir.
  8. Kaydedilen CD’lerin ortalama üçte biri korsan olarak üretilmektedir.
  9. Kaydedilen CD’ler ile satılan boş CD’lerin sayısı yaklaşık birbirine eşittir.

Originally posted 2010-02-04 09:31:12. Republished by Blog Post Promoter

Alex Steinweiss ve Albüm Kapakları

Alex Steinweiss ve Albüm Kapakları

Alex Steinweiss ve Albüm Kapakları

1938’den önce plak satın almak, kasvetli bir olaydı. Plak satan dükkânlar çok nadir olmakla birlikte, satıldıklarında plaklar beyaz eşya mağazalarında yer alan buzdolabı, bulaşık makinesi yanında satılırdı. Unutulmuş birer eski kitap gibi, öylece rafta durup alıcı bekleyen birer gereç olarak bakılırdı plaklara. Genellikle sadece sanatçının ve albümün adı yazan silip bir kapağı olurdu. Her şey o zamanların pek fazla bilinmeyen mesleği olan grafik tasarımcı Alex Steinweiss sayesinde değişti. Süslü olan mezar taşlarından ilham alan sanatçı, bu cazibeyi albüm kapaklarına uygulamayı planladı.

O dönemlerde Steinweiss, Columbia Records tarafından işe alındı. Görevi müzik firması için tüm reklam, tasarım, ayırmaç, katalog ve sunum işlerini yapmaktı. O zaman 23 yaşında olan tasarımcı, harıl harıl albüm kapakları üzerine çalışıp kendi yarattığı görselleri patronlarına sunmaya başladı. Columbia Records bu fikri çok beğendi ve yeni üretimlerinin hepsini görsel bir şölen içerisinde piyasaya ürmeye karar verdi. Ve böylece müzik tarihinde bir yeni dönem başladı.

O günden beri her albümün kitapçığı özel bir tasarım ile tüketiciye sunuldu. Hatta bazı albümlerim kapakçıkları içerdiği müziği bile geçti. Kısacası 23 yaşındaki Steinweiss, bir mucize yarattı ve hala her müziksever bu mucizeyi yaşıyor. Sanatçının en önemli çalışmaları ise 422 sayfalık “Alex Steinweiss Inventor Of Modern Album Cover” adlı kitapta Taschen yayıncılık tarafından toparlandı.

Alex Steinweiss’ın şaheser üretimlerini görmek için: www.alexsteinweiss.com

Taschen'den Çıkan Alex Steinweiss Kitap Kapağı

Taschen'den Çıkan Alex Steinweiss Kitap Kapağı

Originally posted 2011-07-10 15:17:03. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16857634203

Better Tag Cloud