// Arşiv

afrika

This tag is associated with 113 posts

HASSAN HAKMOUN: Fas’ın Gnawa kralı

Hassan Hakmoun
Hassan Hakmoun

Cazdan dünya müziğine, klasikten pop müziğe geniş bir yelpazeyi kapsayan farklı tarzıyla dünya müzik sahnelerinde ön plana çıkan Fas`lı sintir (üç telli bas ud) ustası ve şarkıcı Hassan Hakmoun, 6 Mayıs’ta CRR’de İstanbullularla buluşacak.

Geleneksel Gnawa müziğinin dünyadaki en önemli temsilcisi Hassan Hakmoun’un dünya sahnelerine çıkışı 1992 yılında yayımladığı “Trance” adlı albümüyle oldu.

Yedi yaşında Gnawa sanatını öğrenen Hakmoun, davul ve sintir’e de hakim olunca, akşam saat onda başlayarak ertesi güne kadar devam edebilen Derdeba’da (Gnawa töreni) çalmaya başladı. Arap ve Berberi melodilerini de Gnawa üslubunda icra eden Hakmoun Gnawa eğlence şarkılarının repertuarını genişletti.

Hakmoun geleneksel müziğin yanı sıra, Don Cherry ve Adam Rudolph gibi caz müzisyenleriyle, Peter Gabriel ve Paula Cole gibi pop yıldızlarıyla ve daha pek çok sanatçıyla müzik ve albümler yaptı.

Peter Gabriel, Hassan Hakmoun`un büyüsünün sırrını “Dünyadaki en içe işleyen seslerden biri. Faslı kökenlerini batı ve Afrika tarzlarıyla birleştirmesi, müziğini taze, modern ama aynı zamanda da bizden yapıyor” diyerek özetliyor.

Konserin bilet fiyatları 19 ve 15 TL. Biletler CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!

Originally posted 2010-05-04 16:36:34. Republished by Blog Post Promoter

Akli D: Bir Berber Köyünden Yükselen Haykırış…

Akli D

Akli D

Çoğu enteresan sanatçının özünde kökleri ile sağlam bir bağ ve müziksel anlamda bereketli bir dallanma söz konusudur. Nereden geldiklerini ve kim olduklarını çok iyi idrak edip hazmedebilen sanatçılar, nereye varacaklarını çok iyi bilirler. Bu tanımlama Paris’te yaşayan Cezayir göçmeni olan Akli D ile birebir örtüşmekte. Sanatçı çok derin bir Berber kültürüne sahip olmanın yanı sıra bunu çekinmeden bir kültürel kimliğe dönüştürüyor ve geniş müziksel ritim skalası ile sınırları zorluyor!

Manu Chao yönetiminde kaydedilen “Ma Yela” (“Çünkü”) sanatçının ilk uluslar arası çalışması ve kendisini bu çalışmasında bereketli bir biçimde reggae’den çöl blues’una, folk ezgilerinden Çingene ritimlerine, Arapçadan Fransızcaya çekinmeden süzüldüğünü dinliyoruz. Önemli olan sanatçının kural tanımadan dinleyicilerine hikâyesini aktarmak Kİ BUNU Akli D çok büyük bir başarı ile gerçekleştiriyor.

Cezayir’in Kuzey Doğu bölgesinde yer alan Kabilia adlı köyde müzisyen bir Berber ailesinde hayata gözlerini açan Akli D, her tutkulu sanatçı gibi genç yaşta müzik ile ilgilenmeye başladı. Cezayir’in Arapların gelmesiyle birlikte İslamlaştırılmasından çok önce bu bölgeye yerleşen kabilelerin uzantısı olan Berber’ler, kendi diyalektlerini kullanan ve kültürlerini yaşayan bir kabile. Özellikle müzik ile çok iç içe yaşayan Berber’ler, ağırlıkta vokal ve geleneksel vurmalı çalgı olan bendir üzerine yapılandırılmış müzik besteliyor. Geleneksel bir şarkıcı olan annesinin himayesinde böyle bir ortamda yetişen sanatçı, genç yaşta bol müzik ile beslendi ve bunun sonucu olarak ilk konserini on üç yaşında köyünde bulunan tek okulda verdi. O konserden itibaren gitarını pasaportu olarak gören sanatçı, onun sayesinde dünyayı dolaşmaya, yeni çehrelerle tanışmaya ve bir müzik adamı olmaya karar verdi.

Akli D C.Facile from Nile-On on Vimeo.

Ananesinin Mali’den Cezayir’e gelen bir köle olmasından dolayı Akli D’nin hamuruna büyürken aynı zamanda çöllerin efendileri olarak kabul edilen Tuareg’lerin kültürü de serpiştirildi. Bunun yanı sıra Kabilia’nın popüler sanatçıları Idir, Cheikh El Hasnaoui ve Slimane Azem dinleyen Akli D, aynı zamanda eline geçirdiği her fırsatta Neil Young ve Bob Dylan’dan aykırılığın melodisini dinledi. Evrensel duyarlılığı, barışı ve özgürlüğü daha delikanlıyken bilinçli olarak hazmeden sanatçı, ülkesinde olan anti-demokratik hareketlerden dolayı devlete karşı Kabilia’deki en büyük isyanların başında yer aldı. “Berber Nehri” olarak adlandırılan bu ayaklanma ne yazık ki meselesinde zafere ulaşmadı ve bundan dolayı Akli D gibi birçok insan 1980’de ülkesini terk edip Fransa’ya yerleşmek zorunda kaldı.

Akli D

Akli D

Pek fazla parası olmadığından dolayı dört yıl boyunca Paris’in sokaklarını ev bilen sanatçı, burada çok farklı kültürlere sahip olan insanlar ile tanıştı ve değişik müzik türleri ile haşır neşir oldu. Sürgünde olmanın zorluklarının yanı sıra elbette sanatçıya katkıda bulunduğu eşsiz yanları da oldu. Ancak Akli D sürgün acısını ve omuzlarına binen yükü kendini müziğe vererek üstesinde geldi. Cezayir’in diasporası olarak biline Paris’in sokaklarında müzik yaparak kendisine ekmek parası kazanmaya başlayan sanatçı 1986’da Fransa’da çalışma iznine kavuştu ve böylece barlarda ve kafelerde müzik çalmaya başladı. Üç yıl süre boyunca Paris’te çalmadığı bar bırakmayan Akli D, biraz daha maddi durumunu düzeltmek ve özgüvenini kazanmak için aktörlüğe soyundu ve asıl bundan sonra olanlar oldu. Öncelikle Robert De Niro’nun o zamanki kız arkadaşı Kathleen Leslie ile dört yıl çalışma imkânı yakaladı ancak utangaçlığından dolayı aktörlük yapamayacağı ortaya çıktı. Bu durumda yönetmenliği denemeye karar veren sanatçı bu projesini kovalamak için Amerika’ya gitti. San Francisco’ya yerleşen Akli D ülkesinde olanlara karşı bir duyarlılık yaratmak için Kabilia halkı üzerine birçok belgesel ve kısa film çekti. Müziği hiçbir zaman arka plana atmayan sanatçı, bu dönemde içki içmek için girdiği bir Dünya Müziği barında sahneye davet edildi. Burada çaldığı geleneksel Kabilia ezgileri ile bir anda bardaki herkesin dikkatini çekmeyi başaran Akli D, herkesi büyüledi. Bunun sonucu olarak sanatçı iki Fransız ve iki Amerikalıdan oluşan ilk grubunu kurdu. Her türlü müziksel etkileşimi yansıtan grubun ömrü oldukça kısa sürdü zira Aklı D ikametgâh sorunlarından dolayı artık ülkesi olan Fransa’ya dönmek zorunda kaldı.

Paris’e dönmesi ile birlikte tanıştığı bir İrlandalı sayesinde Kabilia ve Kelt ezgilerinin harmanlamasından oluşan bir müzik kulvarına sokulan sanatçı, bir birinden çok farklı olan bu müzik türlerindeki benzerlikleri ortaya çıkartmak için ikinci grubunu kurdu. Gruba Fransızca argosunda Kuzey Afrikalı Robin Hood’lar anlamına gelen “Les Rebeuhs des Bois” adını takan Akli D, iki yıl boyunca müzik yelpazesini genişletti. 1997 yılında grubu dağıtan sanatçı, solo kariyerine atılmaya karar verdi ve böylece ilk albümü “Anefas Trankil”i (Onu Rahat Bırak) çıkarttı. Farklı etkilerin müziksel izdüşümünün yansıtıldığı albüm, ilk başlarda Kabilia göçmenleri tarafından müziksel saflıklarına bir tecavüz olarak görülmüş olsa bile, daha sonra evrenselliği kavrama ve dünyaya açılmanın penceresi olarak benimsendi. Halkının da rızasını alan sanatçı, uzun bir yolun nihayetinde müzisyen olma hayallerine kavuşmuş oldu.

Bu dönemde ortak bir arkadaşı sayesinde Manu Chao ile tanışan sanatçı, bir gece barda birlikte çalmanın vermiş olduğu haz üzerine bu işi iki yıl boyunca sürdürdüler. Akli D bestelediği tüm parçaları Manu Chao’ya dinletmeye başladı ve Manu bunları tek tek bilgisayarına kaydederek üzerinde çalışmaya başladı. Böylece aslında doğal bir yolla Manu Chao Akli D’nin ikinci albümün yapımcısı olmuş oldu. O zamana kadar büyük bir başarı yakalamış olan Manu Chao tüm birikimini, geniş müziksel bakış açısını Akli D’nin bestelerine işlemeye başladı. Her şeyin sadeleştirilmesine ve dinleyiciye basit bir formatta sunulmasına inanan Manu Chao, fazla teknolojik harikalara sokulmadan Akli D’nin kendisi gibi olmasını sağladı.

Manu Chao’un ilk yapımcılık hünerlerini sergilediği Amadour & Mariam’ın “Dimanche a Bamako” çalışmasında çok ön plana çıkmıştı ancak Akli D’nin “Ma Yela” adlı albümünde neredeyse Manu Chao yok gibi. Kendi yıldızının parlaklığını yansıtmadan, Akli D’nin tüm hünerlerini yakalayan Manu Chao, böylece sanatçı kişiliğinin yanı sıra yapımcı koltuğunda yakın gelecekte çok başarılı projelere imza atacağını gösterdi.

Akli D "Ma Yela"

Akli D "Ma Yela"

2006 sonunda Because müzik şirketi etiketi ile piyasaya çıkan “Ma Yela” Fransa’da yaşayan tün Kabilia göçmenleri tarafından coşku ile karşılandı. Cezayir’de özgürlükleri kısıtlanan bu kabilenin bir şekilde var olduğunun kanıtı olan “Ma Yela” bir anda tüm ezilenlerin sesi oldu. Fransa gibi çok kültür karışımına sahip olan ülkelerde albüm Dünya Müziği listesinde üst sıralarda uzun süre kaldı. Açık fikirliliği sayesinde Akli D bir biçimde özgürlüğün posterindeki yüz konumuna geldi. Dünyanın farklı köşelerinde ezilen, zülüm gören azınlıkların dolaylı yoldan müziksel elçisi olan Akli D, yaptığı çalışmalar ile hem kültürel kimliğini korurken hem de insanlığın kimliğini yansıtmayı başaran ender Dünya Müziği sanatçısı arasında yer almayı başardı.

“Ma Yela” sayesinde Akli D dünya müziğin kültürler arası köprüler kuran, sınırları yok eden, insanları yakınlaştıran ve her inancın aralarındaki evliliğine imkân yaratan bir iletişim aracı olduğu tekrar kanıtlanmış oldu. Sözlerin ve müziğin ön planla olduğu “Ma Yela” yükselmekte olan globalleşmenin, sevginin, saygının, barışın, müziğin tüm politik baskılara ve direnişlere karşı zaferinin en son temsilcisi. Berber atasözünün de dediği gibi, “eğer konuşursan ölürsün ancak hiç konuşmazsan zaten ölüsün”…

Originally posted 2010-07-15 08:43:58. Republished by Blog Post Promoter

Seckou Keita: Su-Wahala

Seckou Keita’nın müziğini içeren ve Afrika’daki su sıkıntısına parmak basan leziz bir animasyon. Söz konusu çalışma Brian Olaolu Wilson adlı Afrika’lı bir genç sanatçıya ait.

Originally posted 2010-05-10 08:33:32. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16857634203

Better Tag Cloud