// Arşiv

afrika

This tag is associated with 113 posts

Asi Müzisyenler (1. bölüm)

Fela Kuti

Fela Kuti

Dünya Müziği sadece kültürleri bir araya getirmek, parti yapmak veya rahatlamak değil. Dünyanın her yerinde, müzisyenler baskıya karşı kendi müzikleri ile direnip seslerini duyurmuştur.  Baskı, eziyet, ayrımcılık gibi konularda sanatçılar popüler destek yakalamak için hep müziğini kullanmıştır. Ancak elbette birçok farklı müziksel asiler var. En bariz örnekler ise politik görüşlere karşı dimdik ayakta durup sanatçını icra eden Fela Kuti veya Victor Jara (ki kendisi 1973’de Şili’de bunun bedelini çok ağır ödedi) veya Grup Yorum. Güney Afrikalı Miriam Makeba ve Sami toplumunun sesi Mari Bone gibi sanatçılar kendi toplumlarının hakları için mikrofonu şenlendirirken, Ruben Blades veya Jose Luis Cortes gibi diğerleri hükümetlere karşı salsa ve timba ritimleri ile karşı durdu. Bu liste yerli ve yabancı sanatçılar bakımında oldukça uzun olup hala yazılmakta. Kimler yok ki Astor Piazzolla, Cheikha Rimitti, Ahmet Zafir, Ferhat Tunç vb.

Burada kendimizde Dünya Müziği platformunda gelmiş geçmiş en aykırı, asi sanatçıları toparlayıp sizler ile paylaşmak istedik. Liste en az 20 sanatçı/grup yer alacak ancak şimdilik birinci bölüm adı altında ilk beşi ele alalım. Diğerleri zamanla ekranlarımızı doldurmak üzere…

Fela Kuti

Afro-beat tarzının yaratıcısı ve tam bir müzik adamı. Yaşadığı dönemde Nijerya hükümetinin tüm ayrımcılığına, haksızlığına, bakısına karşı hep dik durdu ve müziği ile buna savaş açtı. Hatta dönemim resmi rejimine karşıt olarak kendi cumhuriyetini bile ilan etti. Buna karşılık olarak sürekli taciz edildi, dövüldü, hapis edildi ve işkence gördü. Ancak ölümünden geçen on yılın üzerindeki süreç sonucu Dünya platformuna Afrika’dan ayak basmış en yaratıcı ve kalıcı sanatçı olarak hala anılmakta ve kabul görmekte. Adeta elinde sadece kendisine ait olan bir anahtar ile bize gürleyen Afro-beat ritimleri ile tanıştırdı ve bunu takip eden kuşak için miras bıraktı. Onun yaptığı müziği sadece yüreği ve ruhundan gelmedi ayrıca işin içinde ciğeri vardı hem de fazlasıyla.

Şiddetle tavsiye edilen albümü: Kalakuta Show

Miriam Makeba

Günümüzde “Mama Afria” olarak tanınan sanatçı aslında 1963 yılında Birleşik Milletler önünde dikilerek ırkçılığın kötülüklerini deklere etmesiyle tanınıyor. Bunun sonucu olarak uzun yıllar sürgün de bir hayat onu bekledi. Güney Afrika rejiminin sanatçıya tepkisi her zamanki gibi çok klişe bir şekilde albümlerine yasak getirmekten öteye gitmedi. Güney Afrika’da sanatçının her eseri yasaklandı ve vatandaşlıktan atıldı. Oysa tek söylediği gerçeklerdi, ırkçılık vardı ve sonuçları önlenemez boyuttaydı. Yakınları öteki dünyaya göç ettiklerinde bile kısa bir süreliğine ülkeye girmesine izin verilmedi. Sanatçının yüzü ancak 1990’da gülebildi.

Şiddetle tavsiye edilen albümü: Best Of The Early Years

Victor Jara

1970’de Şili’de Victor Jara omuz omuza, dünyanın ilk demokratik seçimle başa gelen sosyalist politikacısı Salvador Allende’nin yanında dimdik durdu. Sanatçı besteleri ile Allende’nin vizyonuna destek çıktı ancak bunun sonucu pek hayırlı olmadı zira 3 yıl kadar kısa bir süre sonra hem Jara hem de Allende Pinochet’in askerleri tarafından adeta kurşuna dizildi.

Bir köylünün çocuğu olan Jara, folk müziğini annesi vasıtasıyla merak saldı. Yeteneği ve karizması ona tiyatronun kapılarını araladı ancak onun hayatı her zaman şarkı söylemek oldu. Onun güzel, heyecan dozajı yüksek parçaları günlük yaşamı dinleyicilerin kulaklarına taşıdı ve benimsenmesine neden oldu. Maalesef 1973 yılında yazdığı en son parçası ‘Manifesto’ onun sonunu öngören bir parça oldu.

Şiddetle tavsiye edilen albümü: Victor Jara: Coleccion

Fairuz

Fairuz Dünya Müziği camisasında var olmuş en önemli sanatçılardan biri. Dinleyicileriğnin kendisine karşı göstermiş olduğu sevgi pek çok sanatçının hayatında tahammul edemeyeceği boyutlardaydı. 1975-1990 yılları arasında ülkesini bölen savaş süresince Beyrut’tan ayrılmamakta ısrarcı olan Fairuz bir anda tüm halkın ikonu haline geliverdi. Adeta biz aziz konumuna yerleştirilen sanatçı cesareti ile yere göğe sığdırılamaz oldu. 1934’de Nuhad Haddad olarak bir Hristiyan aileye doğan sanatçı, daha sonra tarih sayfalarına Ümmü Gülsüm’ün (Oum Kalthoum) olabilecek tek rakibi olarak geçti. Gerçek bir yaratıcı olan sanatçı eşi Asi Rahbani ve kardeşi Mansour sayesinde Arap dünyasına hala eline su dökülemeyecek kadar kaliteli ve kalıcı besteler miras bıraktı. Gelenekselliğin dışına çıkıp Arap müziğine çağdaş bir açılım sunan sanatçı Lübnan müziğini inanılmaz bir boyutta şahlandırdı.

Şiddetle tavsiye edilen albümü: The Lady And The Legend

Bob Marley

70’lerden önce Reggae Karayiplerin asil müziği olup ağırlıkta dazlaklar tarafından dinlenen bir tarzdı. Bu durum Bob Marley ve ekibi The Wailers geldiğinde tamamen tepetaklak oldu. Bob Marley bir anda Kingston varoşlarından gelip, gelişmekte olan bir ülkenin tüm dünyaya ikram ettiği ilk süper yıldız oldu. Her ne kadar pek çok kitap, yazar onu çekinmeden rock’n’roll efsanesi olarak gösterse bile aslında Bob Marley hiçbir zaman köklerinden kopmadı. Her zaman ruhu ile adaletsizliğe karşı oldu ve hep barışı savundu. Kendisi zamanla tüm dünyada baskı görenlerin ikonu, ruhani öncüsü oldu. Bu süreçte elbette reggae tarzını dünyanın en kolay ulaşılabilir ve herkes tarafından benimsenen müziği olmasına vesile oldu. Müziğinde özgürlük, barış ve eşitlik hep ön planda oldu ta ki 1981’de hayata gözleri yumana kadar.

Şiddetle tavsiye edilen albümü: Catch A Fire Deluxe Edition

Devam Edecek…

Originally posted 2010-08-25 08:49:03. Republished by Blog Post Promoter

II.ULUSLARARASI MİSTİK SANAT FESTİVALİ

Mistik Sanat Festivali; aslında bir “seni çok iyi anlıyorum” görsel şovu, farklılıkları kabullenmenin, hoşgörünün sanatsal bir sunumu. Mistik Sanat Festivali; farklı olunsa da aslında evrensel dilin sanat olduğunu yansıtan bir proje.

Sanatın ve aşkın kollarına kendini teslim etmek isteyenler için; sanatın ve aşkın şehri İstanbul’da; farklılıkları kabullenmek adına; Yaradanın, yaratılan tarafından yeniden yorumuyla ve yeniden aşkla sanata… II. Uluslararası Mistik Sanat Festivali’ne…

İlkini Şubat ayında gerçekleştirdiğimiz festivalin ikincisini baharla karşılıyoruz. 20-25 Mayıs 2010 tarihleri arasında yine Avrupa Kültür Başkenti seçilen İstanbul’da Sultanahmet’te dünyanın farklı renklerini buluşturup, evrensel dil sanat üzerinden tüm İstanbul’a sesleneceğiz.

II. Uluslar arası Mistik Sanat Festivali , Sultanahmet’te farklı  etkinliklerle devam edecek. Aya İrinide konserler ve fotoğraf sergisi, Eminönü Halk Eğitim Merkezinde film gösterimleri ve tiyatro temsili, Yerebatan Sarnıcında şiir dinletisi ,Kızlarağası  Medresesinde mistik kitap fuarı gerçekleştirilecek.

II. Uluslar arası Mistik Sanat Festivali, İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü  tarafından gerçekleştirilecek.

Farid Farjad- İstanbul’un Ruhu. by dursuncaptain

20-25 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival; Aya İrini’de 20 Mayıs’ta   saat 20:00 ‘de ; dünyanın en iyi keman virtüözlerinden kemanı ağlatan adam olarak bilinen Farid Farjad konseriyle başlayacak.

Yasmin Levy – Porque by babak_evil

23 Mayıs’ta yine Aya İrini’de saat : 20-00’da bu kez de mistik gösterileriyle Japonya’dan gelen Japon Monklar (Shichiseikai), mistik gösteri yapacaklar.  Jodo Budist mezhebinin merkezi olan Chionin tapınağının seremonileri, ritüelleri ve shomyo’sunu (Budist sutra okunması)  sunmaktadır. Topluluk  Budist  Mantra’nın sesi ve Hint müziğinin bir parçası olarak ortaya çıktı ve ilk olarak Kobe’de sahne aldı. 2000 yılında Japon Vakfı tarafından  İngiltere’ye  gönderildi.  Bu turnede yalnız  Londra’da değil, diğer şehirlerde de yoğun  ilgi gördü.

Aynı  gün yine Aya İrini’de ; saat 21-30’da Kardeş Türküler konser verecek. Kardeş Türküler, Anadolu, Trakya ve Mezopotamya halk şarkılarını, kendi kültürel bağlamlarını dikkate alarak, orijinal dilleriyle yorumlamaya çalışırken, çok kültürlü  bir coğrafyada kardeşlik içinde bir arada yaşama umudunu dile getiriyor.

25 Mayıs tarihinde ; Aya İrini bu kez de saat 18:30 ‘da Nassima Chabane konserine ev sahipliği yapacak. Ardından ; 20:00’da Lusavoriç  Ermeni Korosu ve aynı gün 21:30’da festivalin kapanış sanatçısı  olan Yasmin Levy konser verecek. Bir duyduğunuzda bir daha asla unutmayacağınız ses olan Yasmin Levy, Latin ve Sefarad müziğinden Endülüs flamenkosuna; Türk ezgilerinden Arap melodilerine kadar  pek çok unsuru müziğinde kullanmaktadır. Çello, viyolonsel ve piyano gibi batı müziği enstrümanları yanında ud gibi doğu müziği enstrümanlarını da şarkılarında kullanmıştır.

Tüm etkinlikler ücretsizdir. Fakat LCV Zorunludur.

LCV Tel: 0212 274 24 62 / Deniz Türkmen (Etkinlikleri izleyebilmek için LCV yaptırılması gerekmektedir.)

Açılış, Aya İrini, 20 Mayıs 2010, 19.30

Farid Farjad Konseri, Aya İrini, 20 Mayıs 2010, 20.30
Film Gösterimleri, Eminönü Halk Eğitim Merkezi, 21-25 Mayıs 2010, 15.00 – 17.00
Tiyatro (İbrahim Ethem), Eminönü Halk Eğitim Merkezi, 22 Mayıs 2010, 20.30
Monklar (Shichiseikai) Konseri, Aya İrini, 23 Mayıs 2010, 20.00
Kardeş Türküler, Aya İrini, 23 Mayıs 2010, 21.30
Mistik Şiir Akşamı, Yerebatan Sarnıcı, 24 Mayıs 2010, 20.30
Nassima Chabane Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 18.30
Lusavoriç Ermeni Korosu Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 20.00
Yasmin Levy Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 21.30
Kitap Sergisi, Kızlarağası Medresesi -Türkiye Yazarlar Birliği, 11.00-19.00

Farklılıkları kabullenmenin ve hoşgörünün sanatsal sunumu, “Seni çok iyi anlıyorum”un görsel şovu Uluslararası Mistik Sanat Festivali’nin II.si başlıyor.

İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı’nın desteklediği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün düzenlediği, festivali İBB Kültür A.Ş. organize ediyor. 20–25 Mayıs 2010 tarihleri arasında Aya İrini, Yerebatan Sarnıcı, Eminönü Halk Eğitim Merkezi ve Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleşecek festival kapsamında; konserler, film gösterimleri, sergiler, tiyatro temsili ve şiir dinletisi düzenlenecek.

Kemanı ağlatan adam Farid Farjad’ın eşsiz performansıyla 20 Mayıs akşamı saat 20.30’da Aya İrini’de başlayacak olan festivalde; Sefarad müziğinin vazgeçilmez sesi, Endülüs divası Yasmin Levy; Budist mezhebinin merkezi olan Chionin Tapınağı’nın ritüelleri, “shomyo”su (Budist sutra okunması) ile Japonya’dan gelen Monklar (Shichiseikai); “Mağribin kızı” aşkın ve sufizmin sesi Nassima Chabane; çoksesli koro eserleriyle Lusavoriç Ermeni Korosu ve Anadolu, Trakya ve Mezopotamya halk şarkılarını orijinal dilleriyle yorumlayacak olan Kardeş Türküler sahne alacak.

Mistisizm Beyaz Perdede
Festival kapsamında Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde mistik temalı filmler ücretsiz olarak izlenebilecek. 21 Mayıs’ta gösterilmeye başlanacak filmler 15.00 ve 17.00 seanslarında seyredilebilecek. Gülün Adı, Çamurlu Kuş, Oğlum Osman, Şeyda, Tutku (Hz. İsa’nın Çilesi), İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar festivalde izlenebilecek filmlerden bazıları.

Mistik Sarnıçta Mistik Bir Şiir Akşamı
Hayal Musiki Korosu’nun eşliğinde Yusuf Ziya Özkan, Harun Yöndem ve Sacit Onan mistik temalı şiirlerle, 24 Mayıs’ta, saat 20.00’de Yerebatan Sarnıcı’nda dinleyiciyle buluşacak. Şiir akşamında Mevlana’dan, Yunus’tan günümüze kadar birçok şairin eseri kronolojik bir sırayla sunulacak.

İbrahim Ethem Sahneleniyor!
Necip Fazıl Kısakürek’in ünlü eseri “İbrahim Ethem” 22 Mayıs akşamı saat 20.30 da Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde sahnelenecek. Menkıbeleri, kıssaları ve çarpıcı hayat hikâyesiyle tasavvuf dünyasının yakından tanıdığı İbrahim Ethem’in anlatıldığı piyes Erguvan Tiyatrosu Oyuncuları ile yıllar sonra yeniden seyirci karşısına çıkacak.

Görüntünün mistik yansıması
Rozita Kandiyoti ve Aleksi Petridi’nin ortaklaşa hazırladıkları “Mistik Yansımalar” adlı fotoğraf sergisi 20-25 Mayıs tarihleri arasında Aya İrini’de sergilenecek. Mistisizm Kandiyoti’nin objektifine sema ve semazenler olarak yansırken Petridi’nin eserlerinde ise soyut çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor.

…ve Kitap
Kızlarağası Medresesi (Türkiye Yazarlar Birliği)’nde Mistik Temalı Kitaplar 20-25 Mayıs tarihleri ve 11.00-19.00 saatleri arasında görülebilir.

Originally posted 2010-05-20 08:49:12. Republished by Blog Post Promoter

Cape Verde’nin Kültür Elçisi: Cesaria Evora

Cesaria Evora 27 ağustos 1941 yılında Mindelo’da (Cape Verde) dünyaya geldi. Alkolik babasının ölümünden sonra annesinin fakirlikten dolayı Evora’yı yetimhaneye vermesiyle, sanatçının müzikal kariyeri yetimler korosunda şarkı söylemesiyle başladı. Onüç yaşında korodan ayrılan sanatçı , Eduardo isimli bir gemiciyle büyük aşk yaşadı. Ardından kendini yerel barlarda şarkı söylerken bulan sanatçı, aynı zamanda mornalar; diğer bir deyişle bir çeşit ulusal blues diyebileceğimiz şarkılar seslendirmeye başladı ve bu alanda kendini yetiştirdi.

1973 yılında Cape Verde adasının Portekiz kolonisinden çıkıp özgürlüğünü kazanmasından sonra popüler olmaya başlayan sanatçı, özellikle yüksek sosyetenin kabulünü kazandı. Buna rağmen köklerinden hiçbir zaman kopmayan sanatçı açlığın ve sefaletin ne olduğunu iyi bildiğinden bunu şarkılarına da yansıttı.

Bu dönemden sonra on karanlık yılını kendi kaderini ve ailevi ilişkilerini sorgulamakla geçirdi. 47 yaşına kadar adını kimsenin duymadığı Cesaria Evora (arkadaşlarının deyimiyle ‘Cize’) 1988 yılında De Silva isimli genç bir Fransız’ın teklifiyle Paris’e gidip “La Diva aux Pieds Nus” (Yalınayaklı Diva) isimli albümü kaydetti.. Albümün kendi toplumu tarafından oldukça beğenilmesinden sonra, sanatçının bir diğer albümü “Miss Perfumado” 200.000 kopya sattı ve sanatçıya uluslararası bir şöhret kazandırdı. Fransız basını uzun süre sanatçıyı Billy Holiday, Edith Piaf gibi sanatçılarla karşılaştırdı.

cesaria2

Picture 1 of 9

1994 yılında “Sodade, les plus belles mornas de Cesaria” isimli toplama albümünü piyasaya süren sanatçı aynı yıl içinde içkiyi bırakma kararı aldı. 1995 yılında albüm satışlarından dolayı Grammy Müzik Ödüllerine aday gösterildi. “Cesaria” isimli albümünden sonra dünyanın dört bir yanında konserler vermeye başlayan sanatçı, 1997 yılından sonra “Cabo Verde”, “Mar Azul” albümlerini yayınladı.

1998 yılında Havana’da bir grup Küba’lı ve Brezilya’lı sanatçıyla “Cafe Atlantico” isimli albümünü kaydetti. Sanatçı 60 yaşına geldiğinde artık bir dünya starı haline gelmişti. Paris’te kendisine bir stüdyo kuran sanatçı 60’a yakın müzisyenle uzun süre çalışmanın meyvesi olan “Sao Vincente Di Longe” albümüyle büyük başarı yakaladı. Albümdeki iki şarkı “Linda Mimoza” ve “Negue” Küba’da, “Regresso” ise Brezilya’da kaydedilmişti…

Sonraki yıllarda Dünya’yı dolaşıp aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerde yüzlerce konser veren Evora, pek çok ödül aldı. 2003’yılında Güncel Dünya Müziği kategorisinde “Aşkın Sesi (Voz d’amor)” adlı albümüyle aldığı Grammy ödülü bunlardan biri. Çıplak ayaklı diva olarak anılan sanatçı için bu ödüllerin belki en anlamlısı ülkesi tarafından verilen “Kültür Elçisi” ünvanı.Her şarkısı milyonlarca kişi tarafından dinlenen sanatçı, hayat verdiği hüzünlü şarkılarla tanınıyor. Şarkıları, Portekiz Fado’larından Küba ve Afrika müziklerine uzanan geniş bir yelpazeyi yansıtıyor.

Diskografi
2008- RADIO MINDELO
2006-ROGAMAR
2003-VOZ D’AMOR
2001-SAO VICENTE DI LONGE
1999-CAFE ATLANTICO
1997-CABO VERDE
1995-CESARIA
1994-SODADE
1993-MISS PERFUMADO
1991-MAR AZUL
1990-DISTINO DI BELITA
1988-LA DIVA AUX PIEDS NUS

Originally posted 2009-12-24 17:39:08. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud