Zimbabweli şarkıcı Chiwoniso Maraire ilk albümünde bir rock grubu ile ortaklaşa enstrümantal ritimler üzerine yapılandırılırmış bir çalışma çıkarttı. Bu doğrultuda ilerleyeceği düşünülürken sanatçı yeni çalışması “Rebel Woman” da geleneksel mbira tarzında olgun bir üretim gerçekleştirdi. Ağırlıkta barış, eşitlik ve aşk üzerine konulara değinen “Rebel Woman”, güncelliği ile dünyamızda moda olan sıkıntılarını dile getiriyor. Başrollerde ise kadınlar var…
Dünya müziğinde adeta yok olan veya çok silik kalan Zimbabwe, Chiwoniso tarafından yeniden sesini duyurmaya başladı. Sürekli bir politik istikrarsızlık içinde olan ülke, sıkıntılarının sonucu olarak tüm sanatsal unsurların arka plana atılmasına neden oldu. Hala bu girdaptan kurtulamamış olan Zimbabwe, sürekli yüzünden gülümsemeyi eksik etmeyen Chiwoniso’nun pozitif temalar içeren bu yeni çalışması ile sanatsal anlamda nispeten biraz nefes almaya çalışıyor.
Ülkenin başkenti Harare’de adeta fırtınanın gözünde yaşayan sanatçı, albümünde etrafında yer alan tüm karmaşayı iyimserlik içerisinde bir ayna gibi yansıtıyor. Savaştan, kolonileşmeye, eşitsizlikten, politik baskılara kadar birçok nedenden dolayı acı çeken sessiz halkın sesi oluyor. On yıldan sonra “Rebel Woman” sanatçının ülkesinin sınırları dışında kaydettiği ilk uluslar arası çalışması ve albümde yer alan kişisel parçalar umut, ilham, dayanışma ve birliktelik unsurları taşıyan birer hikâyecik. Chiwoniso bir dünya müziği sanatçısı ve günümüz standartlaştırılmak istenilen sanatçı kalıbına hiçbir biçimde uymuyor olması ise oldukça heyecan verici. Zimbabwe’nin geleneksel ezgileri sanatçının müziğinin temelini oluştururken, aynı zamanda küresel alışverişin bir üyesi olan Chiwoniso kültürel etkileşimi, geniş ritimsel müziği ile iç içe geçirmeyi başarıyor.
1976 yılında Amerika’da hayat maratonuna katılan sanatçı, her ne kadar ilk başlarda Zimbabwe’den uzak kalmış olsa bile aile içerisinde mutlak suretle vazgeçilmez bir unsur olan müzik varlığında büyüdü. Elbette ebeveynlerinin müzisyen olması bunda önemli bir faktör oynadı. Dinamik müziksel bir ortamda James Brown, Michael Jackson, Roberta Flack, Aretha Franklin, The Rolling Stones, Bach ve Mozart gibi sanatçıları dinleyen Chiwoniso, dört yaşında geleneksel çalgı aleti olan Mriba’yı çalmayı öğrendi. Mriba geleneksel enstrümanını Kuzey Afrika Şona uygarlığına kadar uzanan bir çalgı aleti ve ahşap kutuya monte edilmiş metal dişlerden oluşuyor. Çalgıcı bu dişleri başparmağı ile gerilim yaratarak çalıyor. Ortaya çıkan tınısal ezgiler size hiç şüphesiz benzersiz.
Daha sonra ailesinin albümlerinde konuk sanatçı rolleri üstlenen genç Chiwoniso, böylece stüdyo tozuna da bulaşmış oldu. Sanatçı doğal bir süreç içerisinde müzisyen olma patikasına sokuldu. Ülkesinin ilk Hip hop grubu olan A Peace of Ebony’nin kurucusu olan Chiwoniso, burada kazandığı tecrübe ile 1997 yılında ilk solo çalışması olan “Ancient Voices”ı çıkarttı. Albüm her zaman Dünya Müziğine herkesten daha fazla ilgi gösteren Fransa’da oldukça ses getirdi ve sanatçıya sayısız ödül kazandırdı. Kısa bir dünya turu ve yerel gruplar ile çalmayı sürdüren sanatçı daha sonra anneliği tatmak üzere sahnelerden uzaklaştı.
Son üç yıldan beri yapımcı Keith Farquharson ile Zimbabwe, Güney Afrika, İngiltere ve Vermount’ta yeni albümü üzerine çalışan sanatçı, yanına aldığı birçok önemli yerel sanatçı ile birlikte kapsamlı bir çalışmaya imza atıyor. Ham gitar vuruşlarının hâkim olduğu, yaşlıların iyileştirici gücünü konu eden ‘Vanorapa’ adlı parça ile perdeyi açan albüm Hırsızların Toprağı olarak çevirebileceğimiz ‘Matsotsi’ ile kulaklarımıza süzülüyor. Tam bir ritimsel cümbüş olan ‘Gomo’ sanatçının atalarının geldiği dağlık bölge için yazılmış bir ağıt. Parçayı dinlerken kendinizi geleneksel bir Zimbabwe seremonisinde hipnoz halinde dans ederken hissedebilirsiniz. Albüme adını veren, aynı zamanda kapanışı yapan ‘Rebel Woman’ adlı parça ise Zimbabwe’nin kurtuluş savaşında kadınların çekmiş olduğu ve yüklenmek zorunda kaldıkları tüm zorlukları mbira vuruşları eşliğinde bu konuya yabancı olan bizlerin dikkatini çekmeyi başarıyor. Albümde birkaç parça ister istemez Zimbabwe’nin gelmiş geçmiş en başarılı şarkıcısı Oliver Mtukudzi’yi aklımıza getiriyor. Herhalde Oliver’in bateristi Sam Mataure’nin neredeyse her parçada bir katkısı olmuş olması bunun en büyük nedeni. Her ne kadar Chiwoniso’nun hamurunda soul, R&B, Reggage ve rock tarzları yatıyor olsa bile “Rebel Woman”ın müzik sentezi mbira tarzının ekseninde dönüyor.
Zimbabwe’nin tüm kötümserliğini bir yana bırakıp neşeli ve pozitif ritimsel okyanusu yansıtan “Rebel Woman” adlı çalışmada Chiwoniso, hiçbir şeyin keyfini kaçırmasına izin vermiyor. ‘Nguya Ye Kufara’ gibi parçalarda güncel duruma biraz parmak soksa bile asla karamsarlığa pencere açmıyor. Angelique Kidjo’nun ateşini , Oliver Mtukudzi’nin ilhamını , Thomas Mapfumo’nun asiliğini ve insan olmanın anlamını taşıyan albüm günümüz dünya müziğinde son zamanlarda Kuzey Afrika’dan çıkan en derin çalışma.
Originally posted 2009-12-25 08:40:37. Republished by Blog Post Promoter
Ufacık bir enstrüman olan ngon*i’den nasıl olurda bu kadar farklı ritimsel açılımlar ortaya çıkabiliyor insan hayrete düşüyor. Ancak marifet enstrümandan çok onu çalan ustasında. Alt tarafı bir Afrika bançosu olan enstrüman Bassekou Kouyaté’nin parmakları arasında değişkenliğini ve dinamizmini çekinmeden sergiliyor ve sahneyi başkasına bırakmıyor. Çok müzik dinlemenin en büyük sıkıntısı artık sürpriz olgusunun çok kolay tetiklenmiyor olması. Ngoni ile ilk ciddi tanışmamız 2007 yılında “Segu Blue” albümü ile olmuştu, bu ufacık enstrümanın marifetlerini kulak zarımızdan uzun süre silmemiz mümkün olmadı. Bu beklenmedik sürprizin sürdürülebilir olmasına temkinli ve şüpheli baktık zira daha farklı ne sunulabilirdi. Ritimleri kulağımızda kalan ngoni “I Speak Fula” albümünde tek albümlük bir enstrüman olmadığını ve daha nelere kadir olabileceğini bizlere unutmamak üzere gösterdi.
Hiç şüphesiz Bassekou Kouyaté’nin özellikle Britanya alternatif camiasında sık sık ortaya çıkması içindeki sert rock damarlarını kabartmış durumda. Bu albümünde sanatçı grubu Ngoni ba ile enerji pınarlarına dalıp çıkıyor. ‘Tireni’ gibi dokunsallığın yüceltildiği parçalar, keskin bir dönemeç ile rock’n’roll sınırlarına ‘Ladon’ ile sokuluyor bu albümde. Sürpriz faktörü etkisini asla kaybetmiyor ve varlığı her tele vuruşta saklı.
Geleneksel yapıya aşina olan ngoni, gerçek bir yenilikçi olan ustası Bassekou Kouyaté’nin, ilave ettiği ekstra telleri ile armonik esnekliğe ulaşıyor. Ritimler arasında sakin ve beklenmedik kaymaları ile her dönülen köşede dinleyeni bir ses patlaması karşılıyor. İlki gibi bu ikinci albümde Dünya Müziğinin nabzını elinde tutan Lucy Duran öncülüğünde kaydedilmiş, açıkçası Lucy Duran burada ilk albümdeki birkaç açmazını da kapatmış durumda. Kendinden daha emin bir yapıya haiz olan albüm, büyüleyici bir inanca sahip olan müzisyenler sayesinde eşsiz bir yaklaşımla karşımızda dikiliyor ama bir an olsunda gelenekselliğinden ödün vermiyor. Müzik işbirliğini her zaman destekleyen, asla kıskançlık gütmeyen her Afrikalı sanatçıda olduğu üzere bu albümde de Bassekou Kouyaté’nin yanında yoldaşları bulunuyor. Bunların başında Vieux Farka Touré, Toumani Diabaté ve albümün adından da belli olduğu üzere içerdiği tüm parçalar Batı Afrika’nın en bilindik kabile dili olan Fula dilinde seslendiren Kouyaté’nin eşi Amy Sacko yer alıyor.
“I speak Fula” açıklığın, açılımların ve müsamahakârlığın bir yansıması. Müzisyen soyu olarak kabul edilen Griot’ların amacı ise her zaman insanlar arasında köprü kurmak olmuştur. “I speak Fula” ise Bamana topluluğu ile Fula topluluğu arasındaki bağı yeniliyor ve sağlamlaştırıyor.
2009’un tarihe gömülmesine 3 ay kala raflarda yerini alan “I Speak Fula” hiç şüphesiz yılsonu belirlenen listelerde birilerinin ayağını kaydıracak…
Parça Listesi
1. I Speak Fula
2. Jamana Be Diya
3. Musow – For Our Women
4. Torin Torin
5. Bambugu Blues
6. Amy
7. Saro
8. Ladon
9. Tineni
10. Falani
11. Moustapha
12. Senufo Hunter
* Hayvan derisi ile sarılmış ahşap bir vücuda sahip olan bir enstrüman. Gitarın farklı bir versiyonu. Şekil olarak ufak bir kanoyu andırıyor. Genellikle 3 telden oluşan enstrüman bazı ülkelerde 5 telli kullanılıyor.
Originally posted 2010-12-24 07:49:33. Republished by Blog Post Promoter