// Arşiv

Afrobeat

This tag is associated with 35 posts

Orchestra Baobab: Dakar Yapımı

Orchestra Baobab "Made In Dakar"
Orchestra Baobab “Made In Dakar”

Her grubun kendine has bir tarihi vardır ve albüm kapakçıklarında ufak cezp edici öykücükler olarak kaleme alınır. Söz konusu öyküler şans, kader, hüzün, mutluluk gibi unsurların ağır basmasıyla kendi aralarında ayrışır ancak her şeyin yer aldığı öyküler genellikle az rastlanır ve doğal olarak da en dikkat çekendir. İşte 1970’de kurulan hiç kuşkusuz Afrika’nın en büyük ikon grubu olan, en saf ve gerçekten ayırt edilebilecek pop ses sentezini yaratan Orchestra Baobab’ın öyküsü bu nadir örneklerden biri. Zira içinde her şey var: entrikalı bir başlangıç, sürekli gerginlik dolu düzensizlik, sürprizler ve üzüntüler.

Orchestra Baobab – Nijaay by World Circuit Records
Afro-Küba ritimlerini, Portekiz Creole melodileri ve Kongo rumba ezgileri ile birleştiren grup, kurulması ile birlikte ülkeleri Senegal’de bir müziksel Rönesans yarattı. Grup, önceden çok az duyulan Afrika’nın en batı köşesinde yer alan başkent Dakar’ı bir anda dünya müziğinin en önemli şehirlerinden biri olmasına vesile oldu. İlk defa seyirci ile Club Baobab’da buluşan grubun kadrosunda ülkenin her köşesinden gelen sanatçılar bulunuyordu, bunların arasında asker, postacı, iş adamı gibi çok farklı yaşam kollarından gelenler vardı. Neredeyse bir on senelik dönemde bu çılgın denebilecek kadar yetenekli ekip, her yıl güçlerine güç kattı ve gittikleri her yerde takip edilebilecek klasikleşmiş müziksel ayak izleri bıraktı.

Orchestra Baobab
Orchestra Baobab

Yetmişlerin başında perküsyoncu Balla Sidibe ve Rudy Gomis ülkenin 1960 yılındaki özgürlüğünden sonra ortaya çıkan en büyük müzik grubu olan “The Star Band” adlı grubun bir parçasıydı. Adeta ülkenin her yetenekli sanatçısının geçtiği bu grup, yavaş yavaş Senegal müziğini Küba ritimlerinden arındırarak Afrikalılaştırmaya başladı. Kendi dillerinde ve geleneksel enstrümanlar ile müzik yapan ekip, daha sonra Senegal’in tarihindeki en meşhur ve efsaneleşen Club Baobab’ın kurulması ile birlikte saksafoncu Baro Ndiaye ile tanıştı. Çok sıkı giyim kurallarına (takım elbise veya tamamen yerel kıyafet) sahip olan bu kulüpte gitarist Barthélemy Attisso öncülüğünde Orchestra Baobab’ın ilk temelleri atıldı, yıl: 1970.

Sıcak, katmer katmer melodiler ve müziksel zenginliği ile Orchestra Baobab her gece arka arkaya, daha önceden duyulmamış olan bu eşsiz harmanlamalarını sergilemeye başladı. Grubun yarattığı yeni akım o kadar çok beğenildi ki, bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde, kulübün kendi müzik şirketi bünyesinde ilk albümleri “Nijaay”ı 1972 yılında müzikseverler ile buluştu. Ölümler ve ayrılmalar sonucu grubun kadrosu borsa gibi sürekli değişimlere uğramasına rağmen her zaman ana çekirdek kadro sabit kaldı. Yeni gelen müzisyenlerin getirdiği melodiler ile birlikte grup inanılmaz bir müziksel dehlize sahip oldu ve olgun, sakin adımlarla kariyerlerine devam etti.

1970 – 1985 yıllar arasında kaset formatında (malum dijital devrimden önceki yıllardan bahsediyoruz) yirminin üzerinde albüm yayınlayan Orchestra Baobab, Senegal’in en meşhur müzik grubu konumuna yerleşti. Ancak daha delikanlılığını yeni yaşayan genç Youssou N’Dour tarafından geliştirilen, ülkenin diğer ucundan gelen, seksi, azgın ve yüzde yüz yerel ezgilerden oluşan mbalax tarzı sayesinde grup hiç beklemediği bir anda gündemden düştü. Zira bu genç sanatçının yarattığı tarzın dayanılmazlığı karşısında grup kendini geliştiremedi ve gelen genç dinleyici kitlesine ayak uyduramadı. Birkaç çabalamanın da sonuç vermemesi karşısında, grup tüm ihtişamlı günlerini bir yana bırakarak değişmekte olan Senegal toplumuna ayak uyduramadığından sessiz sedasız 1985 yılında dağıldı. Grubun çoğu üyesi eski işlerine geri döndü ve bu efsane grup böylece müzik ansiklopedisinde Senegal’e ayrılan bölümde ölümsüzleşti.

Mbalax tarzının en büyük takipçileri kadınlar oldu ve doğal olarak onların arkasından erkekler takip etti. Youssou N’Dour’un geliştirdiği bu tarz, bir anda tüm ülkeyi sardı ve adeta Senegal’in resmi müziği konumuna yerleşti. Youssou N’Dour ve Baba Maal gibi sanatçılar bu karizmatik müzik tarzının vermiş olduğu güven ile uluslar arası platforma kendilerini taşıdı ve böylece Orchestra Baobab’ın yapamadığını yaparak Senegal’e dünya müziği haritasında bir yer edindi.

Orchestra Baobab’ın tamamen silinmiş olduğunu düşündüğümüz bir dönemde, adeta grubun yok olmasına sebep olan Youssou N’Dour yine sahneye çıktı ancak bu defa amacı World Circuit’ın yapımcısı Nick Gold ile birlikte bu efsanevi grubu tekrar hayata getirmek ve o eşsiz repertuarını diriltmekti. Yoğun ve ısrarlı uğraşlar sonucu grubun orijinal üyelerine ulaşılabildi ve Mayıs 2001 tarihinde Londra’da düzenlenen özel bir konserle ekip tekrar ayağa kaldırıldı. Konserin başarısı o kadar büyük oldu ki, adeta tüm Batı Dünyası ekibin bu birleşmesinin devam etmesi için ağızbirliği yaptı. Zira bu eşsiz müziğin yaşamasını ve sürdürülebilirliğini sağlayacak tek ekip Orchestra Baobab’dı. Tam bu dönemde World Circuit şirketi grubun neredeyse hiç ilgi görmeyen 1982 tarihli “Ken Dou Werente” adlı albümünü “Pirates Choice” adı altında çift CD formatında tekrar bastı. Beklemedikleri bir ilgi ile karşılan ekip gelen yoğun talebe boyun eğerek tekrar ayağa kalkmaya karar verdi. Bunu yerinde duramayan bir dünya turnesi takip etti ve en sonunda yaklaşık on yedi yıl sonra ekip tekrar stüdyoya girdi.

Orchestra Baobab
Orchestra Baobab

“Specialist in All Styles” adlı yeni albümleri 2002 yılında grubun hayata geri dönüşünün kutlaması oldu. Yapımcılığını Youssou N’Dour ve Nick Gold’un üstlendiği, İbrahim Ferrer’ın desteklediği albüm, eski parçaların yeni düzenlemesi ile dünya müziği kulvarına bir bomba gibi düştü. Takip eden yıl albüm, BBC Radio 3 tarafından “Yılın Albümü” ve “En başarılı Afrika albümü” şeklinde iki ödülle onurlandırıldı. Aynı zamanda bir Grammy adaylığı kazanan albüm, grubun enerjisinden en ufak bir şey kaybetmediğinin en bariz göstergesi oldu.

Yavaş yavaş eski şaşalı dönemine tırmanan ekip arka arka çıktıkları dünya turnesinden sonra tekrar stüdyoya kapandı ve bu defa tamamen özgün ve yeni parçalardan oluşan “Made in Dakar” adlı 2007 tarihli albümünü kaydetti. Günümüzde satın alabileceğiniz en kusursuz Afrikalı albüm olarak gündemde kendine yer edinen “Made in Dakar”, on yedi yıllık bir yok oluşun tekrar nefes aldığı anı müzikle yaşatan bir tablo niteliğinde. Fransız nezaketi, Küba cazibesi, Afrika kökleri ve Senegal mizahı ile bir araya getirilen albüm, kentsel sofistikeliğin, ulusal gururun ve yerel üretimin birebir yansıması.

“Made in Dakar” adeta Baobab’ın hazinesine sondaj yapan derin bir kuyu. Batı ile ilk defa, Senegal hayranları ile tekrar tanışan Baobab, ne kadar büyük bir grup olduğunu yeni ve geleneksel ritimler ile oynaması ile kanıtlıyor. On kişilik ekip, altı solisti ile geçmiş tüm çalışmalarını gölgede bırakıyor, zira Orchestra Baobab bu albümünde hiç olmadığı kadar canlı. Albümde yer alan efsanevi parça ‘Neejay’ın yeni yorumu, rumba ritimleri ile büyüleyici ‘Aline’ ve her yeri çaçaça kokan ‘Jirim’ en dikkat çekenler arasında. Albümü dinlerken Orchestra Baobab’ın gerçek anlamda eğlendiğine tanık oluyorsunuz bu da zaten kaliteli müzik yapmanın en önemli unsuru.

Buena Vista Social Club’ın tekrar bir araya gelmesi kadar ses getirmese bile, Orchestra Baobab’ın on yedi yılsonunda yeniden hayata dönmesi göz ardı edilmeyecek kadar nefes kesiyor. Müzik şirketleri World Circuit’ın basın duyurusunda da açıkladığı gibi Orchestra Baobab “Afrika’nın kusursuz pop grubu”…

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

Oumou Sangaré: Mali’nin Bülbülü

Oumou Sangaré "Seya"
Oumou Sangaré “Seya”

Oumou Sangaré Mali müzik kulvarına 1991 yılında bir bomba tesiri yaparak düştü. “Moussoulou” (‘Kadın”), adlı albümü çokeşlilikten açık duygusallığa kadar çeşitli geniş tabu konuları ele alarak Mali’de adeta bir müziksel devrim yarattı. Sadece aşk şarkılarına aşina olan halk, bir anda duyduğu şehvet dolu ezgilerle Mali’den böyle bir müziksel oluşumun çıkmasının hayretiyle Sangaré’yi izlemeye aldı. Hissettirmeden bizlerde bu genç ruha uzaktan da olsa kulak kabarttık…

Oumou Sangaré – Iyo Djeli by World Circuit Records
Sangaré, 1969 yılında Mali’nin başkenti Bamako’da hayata dahil oldu. Oumou iki yaşına bastığından babası bir kuma alarak annesinin pabucunu dama attı ve mevcut olan yaşamını Mali’de bırakarak Fildişi Sahillerine göç etti. Kıt para ile hayat savaşı veren şarkıcı anne, özel kadın günlerinde ve dinsel ritüellerde şarkı söyleyerek gelir akışını az da olsa sağladı. Beş yaşından itibaren annesi ile günlüklere gitmeye başlayan Oumou, bir anda ipleri kendi avucuna aldı ve dinleyen herkesi empatisi ve özellikle eşsiz vokal tekniği ile büyülemeye başladı; unutmayalım daha beş yaşında sanatçı. Her gittiği ortamı vokalleri ile ateşe vermeyi başaran Oumou, on üç yaşına bastığında ailesinin gelir kaynağı olmuştu bile. Zor bir çocukluk süreci, sokağın yoğun kaçınılmaz müziksel eğitimiyle kuvvetli bir sanatçı doğurdu…

Oumou Sangare
Oumou Sangare

On sekiz yaşına geldiğinde Oumou, sokakta şarkı söylerken Mali’nin Enstrümanlar Ekibi’nin kurucusu tarafından keşfedildi ve hemen yaka paça, genç Toumani Diabate’nin (şu an kendisi Mali’nin en meşhur Kora virtüözü) de içinde bulunduğu, 27 kişilik Djoliba Perküsyon grubunun bir üyesi yapıldı. Resmi olmasa da Oumou böylece sanat yaşamına adım atmış oldu. Avrupa’nın bilumum kentlerini turlayan ekip Oumou’nun beklenmeyen sahne performanslarıyla birlikte bir anda en çok ilgi gören Dünya Müziği ekibi oluverdi. Sahne güveni ve sürdürülebilir sanatçılığı öğrenen Oumou, böylece hayatının geri kalan kısmında ne yapmak istediğini belirledi ve bu amaç için kollarını sıvadı.

Tarihler 1990’ı gösterirken daha yirmi bir yaşında olan Oumou ilk albümü “Moussoulou”yu piyasaya çıkarttı. Albüm Batı Afrika’yı bir kasırga gibi sardı ve resmi kayıtlara göre 200 bin üzeri satış yaptı (kaçakları siz düşünün artık). Bu genç kız toplumun konuşmaya çekindiği hatta korktuğu tabuları açık yüreklilikle müziği sayesinde dile getirdi ve birçok tartışmaya gebe olsa bile Malililer Oumou’yu sahiplendi. Albüm beklenmeyen başarısının yanı sıra Mali’deki tüm evlerin, dükkânların, arabaların ve otobüslerin fon müziği haline geldi.

Sadece Mali ile sınırlı kalmayan albümün dalgaları İngiltere’de World Music Network’un kurucusu olan Nick Gold’a kadar uzandı. Oumou’nun müziğinden kaçamayan Gold, sanatçıyı müzik firmasına bağladı ve en sonunda resmi olarak Oumou Sangaré uluslar arası kapıları aralamış oldu. İlk başta kaset olarak basılan “Moussoulou”, World Circuit’un karizmasına yakışır bir biçimde tekrar, bu defa uluslar arası raflarda yer almak üzere CD formatında basıldı. Oumou bir anda kendi jenerasyonunun en tanıdık simalarından biri oluverdi.

Takip eden albümleri “Ko Sira” ve “Worotan”da Oumou Sangaré yüreğine yakın olan meseleleri dile getirip her fırsatta kadının sosyal yaşantı standardını arttırmak için emek verdi. Karizmatik güzelliğinin yanı sıra sahne performansı ve soprano-kontralto arasında gidip gelen esnek vokalleri ve özellikle mevcut tabuları korkusuzca yargılaması sanatçıya hızlandırılmış uluslararası bir tanınma sağladı. Hipnotize Wassolou müziğinin ritmik zenginliği Oumou’ya 2003 yılında Birleşmiş Milletler Yiyecek ve Tarım Elçisi unvanını kazandırdı. Mali’de sanatçının ünü öyle büyüdü ki kendisinin adı kullanılarak ürünler satılmaya başlandı. Adeta ün her şey demek oldu, zira sanatçı bir otel sahibi – Hotel Wasulu- olmanın yanı sıra Çin’de kendi adına yapılan ve sadece Mali’de satılan Oum Sang markalı arabaya adını verdi. Oumou Sangaré markasıyla satılan pirinç olayına girmiyorum bile…

Oumou Sangare
Oumou Sangare

Aretha Franklin ve Patsy Cline gibi sanatçıların Dünya Müziğindeki karşılığı olarak gösterilen Oumou Sangaré, 2003’de “Oumou” adı altında yirmi parçadan oluşan çift CD’lik bir albüm çıkarttı. Bu albümü uzun süren bir Avrupa turnesi takip etti. Bu suretçe Alicia Keys ve Tracy Chapman gibi sanatçılar ile düetlere imza atan Oumou ihmal ettiğine inandığı sosyal hayatını yaşamak üzere sahnelerden geçici bir süre için elini ayağını çekti.

Altı yıl süren el ayak çekme süreci sonunda Oumou 23 Şubat’ta yayınlanacak olan yeni çalışması “Seya” (Mutluluk) ile karşımıza çıktı. Bamako’da kaydedilen albüm on bir parçadan oluşuyor ve dinleyeni mutluluğa sürükleyici özelliğe sahip. Sangaré’nin iniltiden cüretkar blues stiline uzanan vokalleri hiç olmadığı kadar başarılı ve bol nüans dolu. Bir önceki çalışmalarına kıyasla her zamanki hipnotize ses sentezi dinleyeni mistik bir müziksel şölene davet ediyor. Nick Gold ve Cheikh Tidiane seck tarafından yönetilen albüm sanatçının vokallerini yeni “en”lere çıkartmayı başarıyor. ‘Sounsoumba,’ ‘Wele Wele Wintou,’ ‘Iyo Djeli’ ve ‘Koroko’ gibi parçalar aşina olduğunuz Wasssulu ritimlerini daha bir funk formatına sokuyor. Sangaré tekrar yerinde durmayan bir sanatçı olduğunu ve sürekli evrim geçirdiğini bu yeni çalışması ile gerek olmasa bile tekrar kanıtlıyor.

Oumou ülkesinden ve onun farklı kollara açılan kültürel çeşitliliğinden gurur duyan bir sanatçı. Müziğin ve toplumun bir olduğu Mali’de otuz iki farklı etnik grup olmasına rağmen, Oumou Sangaré çapraz harmanlama ile herkese ulaşmayı başarıyor. Cesur, tahrikar ve ritmik müziği insanların gözlerini açmayı sürdürüyor özellikle baskı altındaki kadınları özgürlük ile tanıştırıyor.

Hem kültürünüze sahip çıkıp geleneksel müziğinizi taviz vermeden tüm dünyaya tanıtacaksınız, hem de sosyal sorumluluk çerçevesinde bir lider olup sürdürülebilirliği sağlayacaksınız. Bunlar zor elde edilebilen ve birçok batılı sanatçı tarafından gerçekleştirilemeyen kombinasyonlar, hiç beklemediğimiz ülkelerden bu tür seslerin çıkıyor olması müziğin en büyük gücü. Müziğin bulaşıcı iletkenliğini son dönemlerde hakkıyla kullanan sanatçıların arasında Oumou Sangaré başrollerde…

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

II.ULUSLARARASI MİSTİK SANAT FESTİVALİ

Mistik Sanat Festivali; aslında bir “seni çok iyi anlıyorum” görsel şovu, farklılıkları kabullenmenin, hoşgörünün sanatsal bir sunumu. Mistik Sanat Festivali; farklı olunsa da aslında evrensel dilin sanat olduğunu yansıtan bir proje.

Sanatın ve aşkın kollarına kendini teslim etmek isteyenler için; sanatın ve aşkın şehri İstanbul’da; farklılıkları kabullenmek adına; Yaradanın, yaratılan tarafından yeniden yorumuyla ve yeniden aşkla sanata… II. Uluslararası Mistik Sanat Festivali’ne…

İlkini Şubat ayında gerçekleştirdiğimiz festivalin ikincisini baharla karşılıyoruz. 20-25 Mayıs 2010 tarihleri arasında yine Avrupa Kültür Başkenti seçilen İstanbul’da Sultanahmet’te dünyanın farklı renklerini buluşturup, evrensel dil sanat üzerinden tüm İstanbul’a sesleneceğiz.

II. Uluslar arası Mistik Sanat Festivali , Sultanahmet’te farklı  etkinliklerle devam edecek. Aya İrinide konserler ve fotoğraf sergisi, Eminönü Halk Eğitim Merkezinde film gösterimleri ve tiyatro temsili, Yerebatan Sarnıcında şiir dinletisi ,Kızlarağası  Medresesinde mistik kitap fuarı gerçekleştirilecek.

II. Uluslar arası Mistik Sanat Festivali, İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü  tarafından gerçekleştirilecek.

Farid Farjad- İstanbul’un Ruhu. by dursuncaptain

20-25 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival; Aya İrini’de 20 Mayıs’ta   saat 20:00 ‘de ; dünyanın en iyi keman virtüözlerinden kemanı ağlatan adam olarak bilinen Farid Farjad konseriyle başlayacak.

Yasmin Levy – Porque by babak_evil

23 Mayıs’ta yine Aya İrini’de saat : 20-00’da bu kez de mistik gösterileriyle Japonya’dan gelen Japon Monklar (Shichiseikai), mistik gösteri yapacaklar.  Jodo Budist mezhebinin merkezi olan Chionin tapınağının seremonileri, ritüelleri ve shomyo’sunu (Budist sutra okunması)  sunmaktadır. Topluluk  Budist  Mantra’nın sesi ve Hint müziğinin bir parçası olarak ortaya çıktı ve ilk olarak Kobe’de sahne aldı. 2000 yılında Japon Vakfı tarafından  İngiltere’ye  gönderildi.  Bu turnede yalnız  Londra’da değil, diğer şehirlerde de yoğun  ilgi gördü.

Aynı  gün yine Aya İrini’de ; saat 21-30’da Kardeş Türküler konser verecek. Kardeş Türküler, Anadolu, Trakya ve Mezopotamya halk şarkılarını, kendi kültürel bağlamlarını dikkate alarak, orijinal dilleriyle yorumlamaya çalışırken, çok kültürlü  bir coğrafyada kardeşlik içinde bir arada yaşama umudunu dile getiriyor.

25 Mayıs tarihinde ; Aya İrini bu kez de saat 18:30 ‘da Nassima Chabane konserine ev sahipliği yapacak. Ardından ; 20:00’da Lusavoriç  Ermeni Korosu ve aynı gün 21:30’da festivalin kapanış sanatçısı  olan Yasmin Levy konser verecek. Bir duyduğunuzda bir daha asla unutmayacağınız ses olan Yasmin Levy, Latin ve Sefarad müziğinden Endülüs flamenkosuna; Türk ezgilerinden Arap melodilerine kadar  pek çok unsuru müziğinde kullanmaktadır. Çello, viyolonsel ve piyano gibi batı müziği enstrümanları yanında ud gibi doğu müziği enstrümanlarını da şarkılarında kullanmıştır.

Tüm etkinlikler ücretsizdir. Fakat LCV Zorunludur.

LCV Tel: 0212 274 24 62 / Deniz Türkmen (Etkinlikleri izleyebilmek için LCV yaptırılması gerekmektedir.)

Açılış, Aya İrini, 20 Mayıs 2010, 19.30

Farid Farjad Konseri, Aya İrini, 20 Mayıs 2010, 20.30
Film Gösterimleri, Eminönü Halk Eğitim Merkezi, 21-25 Mayıs 2010, 15.00 – 17.00
Tiyatro (İbrahim Ethem), Eminönü Halk Eğitim Merkezi, 22 Mayıs 2010, 20.30
Monklar (Shichiseikai) Konseri, Aya İrini, 23 Mayıs 2010, 20.00
Kardeş Türküler, Aya İrini, 23 Mayıs 2010, 21.30
Mistik Şiir Akşamı, Yerebatan Sarnıcı, 24 Mayıs 2010, 20.30
Nassima Chabane Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 18.30
Lusavoriç Ermeni Korosu Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 20.00
Yasmin Levy Konseri, Aya İrini, 25 Mayıs 2010, 21.30
Kitap Sergisi, Kızlarağası Medresesi -Türkiye Yazarlar Birliği, 11.00-19.00

Farklılıkları kabullenmenin ve hoşgörünün sanatsal sunumu, “Seni çok iyi anlıyorum”un görsel şovu Uluslararası Mistik Sanat Festivali’nin II.si başlıyor.

İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı’nın desteklediği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün düzenlediği, festivali İBB Kültür A.Ş. organize ediyor. 20–25 Mayıs 2010 tarihleri arasında Aya İrini, Yerebatan Sarnıcı, Eminönü Halk Eğitim Merkezi ve Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleşecek festival kapsamında; konserler, film gösterimleri, sergiler, tiyatro temsili ve şiir dinletisi düzenlenecek.

Kemanı ağlatan adam Farid Farjad’ın eşsiz performansıyla 20 Mayıs akşamı saat 20.30’da Aya İrini’de başlayacak olan festivalde; Sefarad müziğinin vazgeçilmez sesi, Endülüs divası Yasmin Levy; Budist mezhebinin merkezi olan Chionin Tapınağı’nın ritüelleri, “shomyo”su (Budist sutra okunması) ile Japonya’dan gelen Monklar (Shichiseikai); “Mağribin kızı” aşkın ve sufizmin sesi Nassima Chabane; çoksesli koro eserleriyle Lusavoriç Ermeni Korosu ve Anadolu, Trakya ve Mezopotamya halk şarkılarını orijinal dilleriyle yorumlayacak olan Kardeş Türküler sahne alacak.

Mistisizm Beyaz Perdede
Festival kapsamında Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde mistik temalı filmler ücretsiz olarak izlenebilecek. 21 Mayıs’ta gösterilmeye başlanacak filmler 15.00 ve 17.00 seanslarında seyredilebilecek. Gülün Adı, Çamurlu Kuş, Oğlum Osman, Şeyda, Tutku (Hz. İsa’nın Çilesi), İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar festivalde izlenebilecek filmlerden bazıları.

Mistik Sarnıçta Mistik Bir Şiir Akşamı
Hayal Musiki Korosu’nun eşliğinde Yusuf Ziya Özkan, Harun Yöndem ve Sacit Onan mistik temalı şiirlerle, 24 Mayıs’ta, saat 20.00’de Yerebatan Sarnıcı’nda dinleyiciyle buluşacak. Şiir akşamında Mevlana’dan, Yunus’tan günümüze kadar birçok şairin eseri kronolojik bir sırayla sunulacak.

İbrahim Ethem Sahneleniyor!
Necip Fazıl Kısakürek’in ünlü eseri “İbrahim Ethem” 22 Mayıs akşamı saat 20.30 da Eminönü Halk Eğitim Merkezi’nde sahnelenecek. Menkıbeleri, kıssaları ve çarpıcı hayat hikâyesiyle tasavvuf dünyasının yakından tanıdığı İbrahim Ethem’in anlatıldığı piyes Erguvan Tiyatrosu Oyuncuları ile yıllar sonra yeniden seyirci karşısına çıkacak.

Görüntünün mistik yansıması
Rozita Kandiyoti ve Aleksi Petridi’nin ortaklaşa hazırladıkları “Mistik Yansımalar” adlı fotoğraf sergisi 20-25 Mayıs tarihleri arasında Aya İrini’de sergilenecek. Mistisizm Kandiyoti’nin objektifine sema ve semazenler olarak yansırken Petridi’nin eserlerinde ise soyut çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor.

…ve Kitap
Kızlarağası Medresesi (Türkiye Yazarlar Birliği)’nde Mistik Temalı Kitaplar 20-25 Mayıs tarihleri ve 11.00-19.00 saatleri arasında görülebilir.

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

Arşiv

Slideshow

Get the Flash Player to see the slideshow.

Zekeriya S. Şen Foto

    http://zekeriyassen.tumblr.com/post/879736728http://zekeriyassen.tumblr.com/post/875433366http://zekeriyassen.tumblr.com/post/861167031http://zekeriyassen.tumblr.com/post/844720913

Better Tag Cloud