Angélique Kidjo, ufak bir ülkeden gelen minik bir kadın olmasına rağmen spontan sanatsallığı, kocaman gülümsemesi ve sonsuz ses skalası ile Dünya Müziği üzerine etkisi devasal boyutta. Yirmi yıldan beri müzik dünyasında uç noktalar arasında köprü kurması ile tanınan sanatçı, orijini ne olursa olsun uluslar arası müziği Afrika ezgileri ile birleştiren bir kimyager. Bir akbaba gibi önyargısız her türlü müziğin cevherlerini çıkartıp kendi karizmatik müzik sentezi ile karıştıran sanatçı, Afro-funk, reggae, salsa, gospel, caz, samba ve blues gibi birçok müzik türünü bir arada bulabildiğimiz EMI-KENT etiketli yeni albümü “Djin Djin” (gin gin olarak tellaffüz ediliyor) ile müzikseverlerin karşısında.
Gençken sivil hakları savunan bir avukat olmayı hedefleyen sanatçı bu yolun onun tatminkârlıktan çok mutsuzluğa sürükleyeceğini fark edince altı yaşından beri şarkı söylüyor olmasının güvencesiyle müzisyen olmaya karar verdi. Benin’in Quidah kasabasında hayata gözlerini açan sanatçı, genç yaşta müzik ve dans konusunda kendisini geliştirdi ancak ülkesinin politik karmaşıklığından dolayı 1982 yılında mecburen Paris’e yerleşmek zorunda kaldı. Dönemin çok yönlü kültürel müzik kesişimini icra eden gruplarında arka vokal yaparak sanat kariyerini sürdüren Angélique Kidjo, yeterince tecrübe kazanınca kendi kulvarında ilerlemeye karar verdi. Seksenlerin sonuna doğru Fransa’da en çok aranan sanatçılar arasında yer alan Angélique Kidjo, 1990 ve 1991 yıllarında arka arka çıkarttığı “Parakou” ve “Logozo” adlı albümleri ile Afropop kulvarına sağlam adımlarla atıldı. Özellikle saksafoncu Brandford Marsalis’in yer aldığı “Logozo” albümü çok olumlu kritiklerle taçlandırıldı. Sanatçının Batı Afrika ezgilene getirdiği çağdaş yaklaşım ne yazık ki her zaman olduğu gibi milliyetçiler tarafından çok hoş karşılanmadı. Ancak çok kültürel bir insan modelinin ancak benzer kesişimler sayesinde var olabileceğini savunan sanatçı bu aykırı sesleri başarılı çalışmaları ile susturdu. Özellikle Amerika, Brezilya ve Küba’daki Afrika diasporasının yöresel müziğini çağdaş müzik ile birleştirdiği son üçlemesi (“Oremi”-1998 / “Black Ivory Soul”-2002 / “Oyaya”-2004) sanatçının adını ölümsüzleştirdi.
Fon, Fransızca, Yoruba ve İngilizce dillere hâkim ve aynı zamanda UNICEF’in iyiniyet Büyükelçisi olan sanatçı, yapımcı koltuğunda Tony Visconti’nin (David Bowie, Morrissey, T. Rex ve the Alarm’dan tanıdığımız) yer aldığı “Djin Djin” adındaki en son albümünde Joss Stone, Josh Groban, Carlos Santana, Amadou and Mariam, Peter Gabriel, Alicia Keys, Branford Marsalis, Ziggy Marley ve Youssou N’dour düetlerinin de bulunduğu 13 şarkı yer alıyor. Benin’in geleneksel vokal stili olan Zilin tekniği ile şarkı söyleyen sanatçı, bu yeni çalışmasında 47 yıl önce doğduğu Benin’e bir atıfta bulunmuş. Sanatçı bu albümünde Afro-funk, salsa, reggae, gospel, caz ve klasik Amerikan rock, pop ve soul ezgilerini bir arada harmanlamış. “Günü Yakala” anlamına gelen “Djin Djin” albümünde zamanımızın tüm müzik türlerine yer verilmiş olmasına rağmen hepsinin ortasından Batı Afrika müzik nehri akıyor. Böylece tüm bahsedilen müzik tarzlarının karışımından öte daha yüce bir kültürel evliliğe ulaşılmış.
“Djin Djin,” her geçen anı doyasıya yaşamayı şiddetle öneren bir çalışma. Albümde yer alan parçalar mutluluğu ve acıları dile getiriyor, adeta bir insanın tüm evresini müziksel olarak huzurumuza çıkartıyor. Albümde yer alan parçaları kısaca göz atmak gerekirse; Peter Gabriel ile düeti ‘Salala’ doğumun mucizesini, ‘Arouna’ dünyamızın abartı nüfusuna rağmen bireysel ayrıcalığı, ‘Mama Golo Papa’ ise dünyamızda taşan şiddetin geri dönülmez zararları, ‘Awan N’la’ müziğin şifa ve eğitici yönünü, Malili ikili Amadou and Mariam’ın eşlik ettiği ‘Senamou (C’Est L’amour)’, üst tabakanın paranın kölesi olduğunu ve ‘Emma’ adlı parça ise modern toplulukta gün geçtikçe açıkan izolasyon uçurumunu dile getiriyor. Albümde aynı zamanda üç tane yorum var, birisi Joss Stone’un eşlik ettiği Rolling Stones parçası ‘Gimme Shelter’ diğeri Josh Groban’ın süslediği Sade parçası ‘Pearls’ ve son olarak Ravel’in Bolero’sundan yola çıkan ‘Lonlon’ akopella versiyonu. Her parçanın yeni yorumları ise göz ardı edilmeyecek kadar başarılı. Özellikle Ravel’in Bolero yorumu Kuzey Afrika ile Avrupa arasında sağlam temeller atan bir köprü adeta.
Albümün diğer dikkat çeken parçaları ise, açılışı bir rüzgar gibi yapan sınırsız pop-dünya müziği karışımı olan ‘Ae Ae’, sofistike ve aynı zamanda dayanılmaz ‘Papa’ ve elbette Alicia Keys ve Branford Marsalis’in yer aldığı albümle aynı adı paylaşan ‘Djin Djin’ parçası. Bol yıldızlı sanatçıların albümdeki katkıları Kidjo’nun konseptini daha bir aydınlatıyor. Afrika ve Batı etkileşimi ile ortaya çıkan evlilik her sanatçının en ayrıcalıklı özelliğini ön plana çıkartmayı başarıyor. “Djin Djin” farklılığın güzelliğinin yanı sıra kültürler arası bütünselliği coşkuyla yakalıyor. Bunun hepsi ise Angélique Kidjo’nun büyüsü ile bir araya geliyor…
Originally posted 2009-12-22 08:25:50. Republished by Blog Post Promoter
Bu tür albümlerde iyi niyetle müziği ayırmak her zaman çok zor olmuştur. “No Child Soldiers” (ÇocukAskerlere Hayır) projesi Afrika’daki korkunç acı ve kedere dikkat çekmek için Amnesty International (Uluslararası Genel Af Örgütü), Collectif Français Contre L’utilisation d’enfants Soldats (Çocuk Askerlerin Kullanılmasını Engelleyen Fransız Koalisyonu) ve Unicef ile ortaklaşa çıkartılan bir çalışma. Bu koalisyonun hedefi asker çocuklar ile ilgilenen AİKAH adlı organizasyon için yeterli para kaynağı ve fon yaratmak. Asıl temel amacı ise adı üstüne Afrika’daki asker çocukları silahlardan arındırmak ve sivil hayata tekrar kazandırmak. Zaman zam
an medyada gündeme gelmesine rağmen bu hassas konuya bu güne kadar toplu olarak kamu bilinci yaratılamadı. Topladıkları bağış ve gelirler sayesinde bu amaç için programlar düzenleyen kuruluş, on beş Afrikalı müzik yıldızını uluslar arası bir projede bir araya getirerek yumruk gibi bir etki yaratmayı hedefliyor. Ayrıca bir yandan genel duyarlılığı uyandırıp çocukların bugünkü sosyal yaşamdaki ve gelecekteki var oluşlarını emin temellere oturtmayı amaçlıyor. Bu albümün gerçekleşmesinde katsısı olan söz konusu on beş sanatçı arasında hâlihazırda sosyal ve politik bağımlılıkları ile bilinen Alpha Blondy, Angélique Kidjo, Mama Keita ve Lokua Kanza yer almakta. Diğer sanatçılar ise Mali’nin altın sesi Salif Keita, Senegal’in müziksel idolleri Yousou N’dour, Corneille, Tété, Extra Bokaya, Rokia Traoré ve Geoffrey Oryema.
Afrika’nın en bilindik şarkıcıları ve müzisyenleri yeteneklerini birleştirip on altı parçayı bir araya getirmiş. Bu parçalardan sadece bir tanesi daha önce yayınlaşmamış bir eser. Blondy, Kidjo, Mama Keita, Kanza, Ben Okafar, Bibie, Charlotte M’Bango, Aïcha Koné, Monique Séka, Madéka ve Diane Solo tarafından Fransızca ve İngilizce kaydedilen ‘Bermamou – Enfants soldats’ adlı parça adeta bu toplama albümün ‘We Are the World’ parçası. Ne yazık ki parçanın sözleri şaşılacak kadar banal. Bu kadar önemli bir konu ne yazık ki amacına ulaşmayan “birlikteyiz”, “biz biriz” gibi klişe sözler ile ifade edilmekte. Oysa koyuna daha dikkat çekebilecek vurgulayıcı söz ve nakaratlar kullanılabilir. Toplama albümde Geoffrey Oryema’nın ‘Yé Yé Yé’, Alpha Blondy’nin ‘Peace in Liberia’ ve Lokua Kanza’nın ‘Good Bye’ adlı başarılı parçaları da yer almakta. Albümün belki de tek ciddi eksiği, bir zamanlar çocuk asker olan Sudanlı rap sanatçısı Emmanuel Jal’ın yer almaması. Ancak başlarda da belirttiğim gibi buradaki amaç müziği eleştirmekten öte, hedeflenen iyi niyet ve amacı tartmak. Genel anlamda bu çalışma dünya müziğine uzaktan ve/veya yakından ilgi duyan, yardımseverlik içgüdüsüne sahip müzikseverlere hitap etmekte.
Albümün kitapçığındaki önemli notlardan alıntı yapmak gerekirse; günümüzde 6–17 yaş arasında dünya çapında yaklaşık 300 bin çocuk bir şekilde silahlı çatışmaların ortasında yer almakta. Geçen on beş yıl boyunca bir mil
yondan fazla asker çocuk çeşitli vesilelerle savaşmış; yaklaşık iki milyon çocuk hayatını kaybetmiş ve ortalama altı milyon çocuk ciddi anlamda sakat kalmış. Öte yandan savaşın akıbetinden kurtulan, nispeten şanslı sayılan, asker çocuklar da ise çok ciddi problemler yaşanıyormuş. Bu sorunlardan bazılarını sıralamak gerekirse; kurtulan asker çocuklarda insan değerini neredeyse yok kadar azmış, çoğu psikolojik travma hastasıymış, uyuşturucu alışkanlığı ve hastalık (özellikle HIV) oldukça yaygınmış. Tüm bu sorunlar ise ne yazık ki çocukların tekrar ailelerine ve topluma kazandırılma sürecini oldukça zorlaştırıyor.
Albümün tüm geliri yerel kurumlara iletilerek savaş ortamında bulunan çocuklara yardım amacıyla kullanılacak. Bu tutarın doğru hedefe ulaşması için de Collectif Français Contre L’utilisation d’enfants Soldats organizasyonu birebir para transferlerini kontrol edecek. Albümde yer alan tüm sanatçılar telif haklarını bağışlayarak kendi açılarından katkıda buluşmuş. Şimdi sıra biz müzikseverlerde! Müziğin ne kadar kuvvetli, bir iletişim aracı olduğunu kanıtlama fırsatı. Bu asker çocukların belki geçmişlerini değil ama geleceklerini değiştirebiliriz.
Child Soldiers No More from Media One Multimedia on Vimeo.
Originally posted 2010-07-14 07:51:14. Republished by Blog Post Promoter