// Arşiv

Bamako

This tag is associated with 16 posts

Bassekou Kouyate ve Ngoni Ba: I Speak Fula

Bassekou Kouyate and Ngoni Ba

Bassekou Kouyate and Ngoni Ba

Ufacık bir enstrüman olan ngon*i’den nasıl olurda bu kadar farklı ritimsel açılımlar ortaya çıkabiliyor insan hayrete düşüyor. Ancak marifet enstrümandan çok onu çalan ustasında. Alt tarafı bir Afrika bançosu olan enstrüman Bassekou Kouyaté’nin parmakları arasında değişkenliğini ve dinamizmini çekinmeden sergiliyor ve sahneyi başkasına bırakmıyor. Çok müzik dinlemenin en büyük sıkıntısı artık sürpriz olgusunun çok kolay tetiklenmiyor olması. Ngoni ile ilk ciddi tanışmamız 2007 yılında “Segu Blue” albümü ile olmuştu, bu ufacık enstrümanın marifetlerini kulak zarımızdan uzun süre silmemiz mümkün olmadı. Bu beklenmedik sürprizin sürdürülebilir olmasına temkinli ve şüpheli baktık zira daha farklı ne sunulabilirdi. Ritimleri kulağımızda kalan ngoni “I Speak Fula” albümünde tek albümlük bir enstrüman olmadığını ve daha nelere kadir olabileceğini bizlere unutmamak üzere gösterdi.

Hiç şüphesiz Bassekou Kouyaté’nin özellikle Britanya alternatif camiasında sık sık ortaya çıkması içindeki sert rock damarlarını kabartmış durumda. Bu albümünde sanatçı grubu Ngoni ba ile enerji pınarlarına dalıp çıkıyor. ‘Tireni’ gibi dokunsallığın yüceltildiği parçalar, keskin bir dönemeç ile rock’n’roll sınırlarına ‘Ladon’ ile sokuluyor bu albümde. Sürpriz faktörü etkisini asla kaybetmiyor ve varlığı her tele vuruşta saklı.

Geleneksel yapıya aşina olan ngoni, gerçek bir yenilikçi olan ustası Bassekou Kouyaté’nin, ilave ettiği ekstra telleri ile armonik esnekliğe ulaşıyor. Ritimler arasında sakin ve beklenmedik kaymaları ile her dönülen köşede dinleyeni bir ses patlaması karşılıyor. İlki gibi bu ikinci albümde Dünya Müziğinin nabzını elinde tutan Lucy Duran öncülüğünde kaydedilmiş, açıkçası Lucy Duran burada ilk albümdeki birkaç açmazını da kapatmış durumda. Kendinden daha emin bir yapıya haiz olan albüm, büyüleyici bir inanca sahip olan müzisyenler sayesinde eşsiz bir yaklaşımla karşımızda dikiliyor ama bir an olsunda gelenekselliğinden ödün vermiyor. Müzik işbirliğini her zaman destekleyen, asla kıskançlık gütmeyen her Afrikalı sanatçıda olduğu üzere bu albümde de Bassekou Kouyaté’nin yanında yoldaşları bulunuyor. Bunların başında Vieux Farka Touré, Toumani Diabaté ve albümün adından da belli olduğu üzere içerdiği tüm parçalar Batı Afrika’nın en bilindik kabile dili olan Fula dilinde seslendiren Kouyaté’nin eşi Amy Sacko yer alıyor.

“I speak Fula” açıklığın, açılımların ve müsamahakârlığın bir yansıması. Müzisyen soyu olarak kabul edilen Griot’ların amacı ise her zaman insanlar arasında köprü kurmak olmuştur. “I speak Fula” ise Bamana topluluğu ile Fula topluluğu arasındaki bağı yeniliyor ve sağlamlaştırıyor.

2009’un tarihe gömülmesine 3 ay kala raflarda yerini alan “I Speak Fula” hiç şüphesiz yılsonu belirlenen listelerde birilerinin ayağını kaydıracak…

Parça Listesi

1. I Speak Fula
2. Jamana Be Diya
3. Musow – For Our Women
4. Torin Torin
5. Bambugu Blues
6. Amy
7. Saro
8. Ladon
9. Tineni
10. Falani
11. Moustapha
12. Senufo Hunter

* Hayvan derisi ile sarılmış ahşap bir vücuda sahip olan bir enstrüman. Gitarın farklı bir versiyonu. Şekil olarak ufak bir kanoyu andırıyor. Genellikle 3 telden oluşan enstrüman bazı ülkelerde 5 telli kullanılıyor.

Originally posted 2010-12-24 07:49:33. Republished by Blog Post Promoter

Toumani Diabaté Hakkında

Toumani Diabaté Konserde

Toumani Diabaté Konserde

Toumani Diabate Afrika’nın en önemli müzisyenlerinden biri. Toumani, Batı Afrika’ya özgü kora adı verilen bir tür arp çalıyor ve diğer kora çalgıcılarından farklı olarak bu enstrümanı tüm dünyaya tanıtıyor. Bir virtüöz ve yaratıcı bir sanatçı olarak koranın dünyanın en bilinen enstrümanlarına rakip olabileceğini gösteriyor.

Toumani Mali’nin başkenti Bamako’da 1965 yılında dünyaya gelir. Ailesinde 71 kuşak öncesine kadar birçok kora çalan akrabası bulunmaktadır. Babası Sidiki Diabate’ye (1922-1996) 1977 yılında dünyanın en önemli festivallerinden biri Black Arts’da Kora Kralı ünvanı verildi. Sidiki Diabete kora çalan müzisyenlere en büyük ilhamı veren sanatçılardan biri olarak anılmaktadır. Toumani’nin annesi şarkıcı Nene Koita ve babası Sidiki devlet tarafından o kadar çok sevilmektedir ki, başbakanlık sarayının altında şimdiki evlerinin olduğu arazi kendilerine hediye edilir.

Böyle bir müzik çevresinde büyüyen sanatçının yaşadığı Bamako 60’lar ve 70’lerde siyahi Amerikan müziklerinden ve özellikle soul müzikten etkilenir. Jimi Hendrix, Jimmy Smith gibi rock müzisyenleri ve Led Zeppelin Bamakonun müzik algısını ve Toumani’nin müzikal kimliğini etkileyen diğer isimlerdir.

Henüz beş yaşında bir müzik dehası olduğu anlaşılan sanatçı Mali hükümetinin desteklediği bir programla lokal müzik topluluklarına girmeye başlar. 13 yaşında ilk konserini veren sanatçı, 1984 yılında ünlü diva Kandia Kouyate’ye eşlik eden bir müzik grubuna katılır. 19 yaşında Afrikanın en güçlü sesiyle turnelere çıkmaya başlar.

Her ne kadar kora çalmayı kendi kendine öğrendiyse de, Toumani korayı solo bir enstrüman olarak geliştirme fikrini babasından alır. Toumani korayı hem ritm saz, hem vurmalı hem solo bir enstrüman olarak kullanmayı keşfeder ve böylelikle Afrika’nın gizemli enstrumanını dünya sahnesine taşır. Toumani ilk olarak 1986 yılında Avrupa’ya başka bir Malili sanatçı Ousmane Sacko’ya eşlik etmek üzere gelir ve Londra’da 7 ay kalır. Bu süre içinde, 21 yaşında ilk solo albümü ‘Kaira’yı kaydeder. İlk kora albümü olarak tarihe geçen albüm, aynı zamanda hala tüm zamanların kora müziği için yapılmış en iyi albümlerinden biri olarak anılmaktadır. 1986 yılında WOMAD festivalinde boy gösteren sanatçı, dünya müzik sahnesinde büyük ilgi görmeye başlar.

Bu dönemde İngiltere’de farklı alanlardan müzisyenlerle tanışıp çalışma fırsatı bulan sanatçı, ünlü ”Jugalbandi” fikriyle (iki enstrüman arasındaki atışma), Hint klasik müziklerini öğrenir.

İlk büyük işbirliğini İspanyol flamenko grubu Ketama’yla yapar. Sanatçıyla tanışır tanışmaz müziklerine flamenkonun palmas adı verilen meşhur alkışlarıyla eşlik eden grup, sanatçıyı da şaşırtır. Sonuç olarak ‘Songhai’ albümünü beraberce kaydederek kora ve flamenkonun müthiş bir kombinasyonunu gerçekleştirirler.

Bu deneysel çalışmaları işinin bir parçası olarak değerlendiren sanatçı, “Mali’de geleneksel çalışmalar yapabilirim ama başka yerlerde farklı şekillerde işler çıkarabilirim. Neden olmasın? “ demektedir.

1990 yılında Symmetric orkestrayı kuran sanatçı bu isimle mükemmel bir dengeyi anlatmaktadır. Buradaki “Simetri” geleneksel ve modern arasındaki dengeyi ve birbiriyle yakın ülkeler arasındaki müzisyenlerin birbirlerine katkılarını ifade etmektedir. Toumani Senegal, Gine, Fildişi Sahili ve Mali gibi ülkelerin ortaçağdaki ortak paylaşımlarından yola çıkarak, müzik bağlamında bu ortak kültürlerin dengesini yeniden canlandırdığını düşünmektedir. Orkestranın adı ilk olarak 1992 yılının bir projesinde ‘Shake The Whole World’ albümünde kullanılır. Bu albüm Japonya ve Mali’de yayınlanır. 2005 yılında kaydettiği ‘Boulevard de l’Indépendance’ albümü tüm dünyada büyük ilgi görür. Grup ardından uluslararası büyük turneler yapmaya başlar.

1990’ların başında Bassekou Kouyate ve Keletigui Diabaté gibi yetenekli müzisyenlerle birlikte bir tür caz açılımı yakalayan sanatçı caz-jugalbandi tarzını yaratarak albümü ‘Djelika’’yı 1995 yılında kaydeder. Aynı yıl Madrid’e giderek ‘Songhai 2’ albümünü de tamamlar.

1998 yılında Ballake Sissoko ile bir kora düet albümü kaydeden Toumani; 1970’lerde bu iki sanatçının babasının birlikte “Ancient Strings” isminde bir albüm kaydetmeleri sebebiyle yeni albümlerine bu eski albüme gönderme yaparak, ‘New Ancient Strings’ adını verir.

Blues ve Batı Afrika müziklerinin bağlarına dikkat çeken sanatçı, “Blues ve caz Afrika’dan geliyor” diyerek bir hatırlatma yapar ve kora ve diğer bazı yaylı Mali çalgılarının blues’a nasıl yakın hissettirdiğinin altını çizer. “Kora ve Ngoni, yüzyıllar öncesinden çok eski enstrümanlar, belki de blues, ilk olarak bu enstrümanlarla çalındı” diye ekler. Bu etkileri taşıyan Taj Mahal ile kaydettiği ‘Kulanjan’ albümü 1999 yılında yayınlanır.

Toumani bir sonraki albümü ‘Malicool’ ile Amerikalı ünlü caz ve trombon sanatçısı Roswell Rudd ile deneysel çalışmalarını daha ileri taşır. Albüm özellikle doğaçlamalara yer verirken Thelonius Monk’un ünlü parçası ‘Hank’in yepyeni yorumu ve Beethoven’in ‘Ode to Joy’ eserinden alıntılarla dikkat çekmektedir.

Toumani Ali Farka Toure’nin ilk albümüne eşlik eder, Salif Keita ile turneye çıkar ve albümleri “Papa” ve ‘Mbemba’ için de sanatçıya konuk olarak eşlik eder. Damon Albarn’ın ‘Mali Müzikleri’ projesinin bir parçası olurken, Kasse Mady Diabaté’nin 2004 Grammy adayı albümü “Kassi Kasse”de de yeralır. 2007 yılında ‘Hope’ adlı şarkıda Björk’ün albümü ‘Volta’’ya da konuk olan sanatçı Glastonbury Festivalinde sanatçıya sahnede de eşlik eder.

Toumani son yıllarda kora müziğinin gelişimine katkıda bulunan bir sanatçı ve Afrika’nın ünlü müzisyenlerinden biri olarak tanınmanın keyfini çıkarıyor.

Toumani Diabaté

Toumani Diabaté

2004 yılında Fas kralı 6. Muhammed’in organize ettiği Mawazine Festival’inde UNESCO tarafından verilen “Zyriab des Virtuoses” ödülüne layık görülen sanatçı, bu ödülü alan ilk Afrikalı siyah olmuştur.

Toumani Mali Müzik Cemiyetinin en aktif ve dinamik üyelerinden biri olmaya devam etmektedir. Mandinka Kora Productions firmasının başına geçen ve başkanlığını yürüten sanatçı geleneği koruyarak yeni nesillere kora müziğinin mirasını taşımaktadır. Seminerler, festivaller ve çeşitli etkinliklerle kora geleneğini yaymaya çalışmaktadır. Toumani, aynı zamanda Balla Fasseke Kültür Sanat ve Multimedya Konservatuarı’nda 2004 yılından beri kora dersleri vermektedir.

2004 yılında World Circuit’le üçleme albümlerin kayıtlarına giren sanatçı Bamako Mande Otel’de bu kayıtları gerçekleştirir. İlk olarak düet çalışması ‘In the Heart of the Moon’’u Ali Farka Touré ile kaydeder ve gerçekleştirdikleri bu albüm “En İyi Geleneksel Müzik Albümü” dalında grammy ödülünü kazanır. Daha sonra Symmetric orkestra ile kaydettiği ‘Boulevard de l’Indépendance’, Afrika’dan çıkan en yoğun ve müzikal olarak en zengin albüm olarak değerlendirilir. Üçlemenin sonuncusu ise yine eşlik ettiği Ali’nin solo albümü ‘Savane’ olur.

Symmetric Orkestra’nın uluslararası gördüğü büyük ilgi grubu Bamako’nun Hogon kulubündeki performansları dışında New York’un ünlü Carnegie Salonu gibi gösteri merkezlerine, Glastonbury, Nice Caz Festivali ve Montreal Caz Festivali gibi ünlü festivallere taşır.

Şubat 2008 çıkışlı albümü ‘The Mandé Variations’ sanatçının son çalışması. Albümü ‘The Mandé Variations’ ile tamamen akustik bir çalışma ortaya koyan sanatçı, ilk solo kora albümü ‘Kaira’’dan sonra ikinci bir solo kora albümü yapmış olur. Toumani bu albümle birlikte şarkılarını Londra Senfoni Orkestrası’yla birlikte bir konserle sahneye taşıma şansı da yakalar.

Toumani kariyeri boyunca Afrika’nın yeni ve eski tüm güzel müziklerini biraraya getirmeyi başarır. 2009 yılının Grammy adayları arasına giren albümü “The Mandé Variations” sanatçıyı ve kora müziğini tüm dünyaya tanıtmaya devam ediyor…

Originally posted 2010-05-10 16:26:58. Republished by Blog Post Promoter

Dee Dee Bridgewater: Bir Caz Divası’nın Sesiyle Dünya Müziği

Dünya Müziği’nin son dönemlerdeki kollanarak gelişimi her müzik türü ile bir şekilde uyum içerisinde bütünleşmekte. Ortaya çıkan çalışmalar ise uzun zamandan beri kulaklarımızın duymadığı kalite niteliğini hakkıyla taşıyan üretimler. Bu tür melodik ahenklerin çatısı altında bir tarafta genç ve yeni sanatçılar kendi tarzlarını arşınlamakla meşgulken, diğer tarafta efsanevi isimler köklerini ziyaret etmekte. Bunun en son örneği Topkapı Müzik etiketi ile piyasaya çıkan yeni albümü “Red Earth-A Malian Journey” olan Denise Eileen Garrett yani namı değer Dee Dee Bridgewater.

Dee Dee Bridgewater Red Earth Albüm Kapağı
Dee Dee Bridgewater Red Earth Albüm Kapağı

1950 yılında Memphis’de doğan sanatçı bir caz trompetçisi olan babası sayesinde yoğun şekilde caz müziğine maruz kaldı. Cazın göbeğinde büyüyen sanatçı, tüm gençlik yıllarını müzik eğitimi görerek geçirdi.  Ard arda açılan müziksel kapılar sayesinde bu genç caz tutkunu, 1970’lerin başlarında henüz daha yirmi yaşındayken, Thad Jones-Mel Lewis Jazz Orkestrası’nda baş solist pozisyonunu kaptı. Böylece sanatçının günümüze kadar halen sürmekte olan uzun ve başarılı sanat hayatı başlamış oldu. Bu sanat hayatında kimlerle yolu çakışmadı ki, bunların arasında Sonny Rollins, Dizzy Gillespie, Dexter Gordon, Ronald Kirk ve Max Roach sadece birkaçı. Ona caz sanatçısı derken, bu tarzın sunduğu standartlara endamlı yaslandığının altını çizmekte fayda var, zira Dee Dee hiç kuşkuşuz her türden melodiyi doğal bir şekilde caz duygusuyla yorumlayabiliyor. Tam bir tutku şarkıcısı olan Dee Dee Bridgewater kariyeri boyunca bu yeteneğini elini attığı her müzik türünde ortaya çıkartmayı başardı.

Bir dönem caz sanat yaşamının haricinde sahne performanslarına merak salan sanatçı kısa sürede bu kulvardaki egemenliğiyle geniş izleyici kesimini büyülemeyi başardı. “The Wiz” adlı ünlü oyundaki rolüyle Tony ödülüne layık görülmesi, özellikle bu müzikalde yer alan ve sanatçının imzası olarak lanse edilen ‘If You Believe’ parçası ile tüm müzik tutkunlarının yüreğini feth etmiş olması. Efsanevi caz şarkıcısı Billie Holiday’in hayatını konu alan “Lady Day” adlı müzikalindeki rolü ile Laurence Oliver ödülüne aday gösterilmesi bu kulvarda ne kadar başarılı olduğunun sadece birkaç göstergesi.

Dee Dee Bridgewater
Dee Dee Bridgewater

Ancak 1980’lerin sonuna doğru müzik tutkusunun ağırlığı her şeyin önüne geçti ve Dee Dee müzikalleri bir yana bırakarak tekrar caz dünyasına geri döndü. 1987-1990 yılları arasında “Live In Paris”, “Victim of Love” ve “In Montreal” adı altında üç önemli albüm yayımlandı. Poptan caza çok geniş bir müzik ufkuna sahip olan sanatçı, daha sonra ustası olan Horace Silver anısına hazırlanan 1990 tarihli “Love and Peace: A Tribute to Horace Silver” adlı albümü çıkarttı. Bunu 1997 yılında Ella Fitzgerald’ın anısına kaydettiği “Dear Ella” adlı çalışması takip etti ve bu albümü sayesinde 1998 tarihindeki Grammy ödülünü kucakladı. Yoğun müziksel serüveni ve elini attığı her projeyi hakkıyla başarıya taşıyan sanatçı, yaratıcı kişiliği ve sonsuz caz yelpazesi sayesinde son otuz yıldan beri kendinden oldukça fazla söz ettiren bir sanatçı konumuna geldi.

Dee Dee Bridgewater her şeyden öte geleneksel cazdan yakıcı doğaçlama yorumlarına kadar müziksel yelpazeye yeni çehre getiren bir sanatçı. Korkusuz ve özgür olması beklide onun günümüzün çok yönlü ve ilham verici sanatçısı olduğunun en büyük kanıtı. Yetenek ve ilham kazanlarının kaynağı yeni projesi “Red Earth–A Malian Journey” hem ileriye dönük hem de geçmişine bağlı bir organik yapıya sahip. Amerikan caz anadilini, Mali ritimleri, yerel vokaller ve geleneksel enstrümanlar ile evlendiren Dee Dee Bridgewater, günümüzün en önemli caz ve dünya müziği ekseninde dönen müziksel çalışmasını yaratmış dersek abartmamış oluruz.

“Red Earth–A Malian Journey” adlı çalışmanın temelleri, Bridgewater’ın Birleşmiş Milletler bünyesinde olan Yemek ve Tarım Organizasyonun (FAO) tarafında 1999’da dünyanın ilk elçisi seçilmesiyle atıldı. Sanatçının yıllar geçtikçe Nijerya, Fildişi Sahilleri, Senegal, Kongo, Benin, Güney Afrika, Mali ve Madagaskar’dan toparladığı müziksel arşiv daha sonra tam bir müzik dehlizi olan Mali’nin ön plana çıkması ile bu ülkeye irdingendi. Ancak oldukça yoğun olan sanatçı bu konuya 2004 yılından itibaren konsantre olabildi. İlk fyakaladığı fırsatta geleneksel Mali ve caz ezgilerinin harmanlanmasına karar veren sanatçı böylece kolları sıvadı. Mali’de kadınların erkek dominatlığı altında ezildiğini gören Dee Dee Bridgewater, bu yeni çalışmasında yerel kadın hakları savunucusu Oumou Sangare, Ramata Diakit, yükselen yıldız Mamani Kita ve Mali’nin altın kadın sesi olarak kabul edilen Fatoumata “Mama” Kouyate gibi sanatçılar ile çalışarak Mali’deki kadınların nelere kadir olabileceğini kanıtladı.

Dee Dee Bridgewater
Dee Dee Bridgewater

Sanatçının son çalışması, basta Ira Coleman, piyanoda Edsel Gomez, perküsyonda Minino Garay, ngonide Baba Sissoko, balafonda Lansin Kouyat, korada Mamadoue Cherif Soumano ve arka vokallerde Assitan Kita ve Kabin Kouyat gibi çok değerli müzisyenlerden oluşan bir müziksel ordu ile gerçekleştirilmiş. Albümde yer alan parçalardan ‘Bani (Kötü Ruhlar)’, ‘Sakhodougou (Griot’lar)’, ve ‘Massane Ciss (Kızıl Dünya)’, 12. ve 13. yüz yıllara kadar uzanan geleneksel ezgiler ve Dee Dee Bridgewater’ın yerinde katkılarıyla modern bir çehreye bürünmüş. Diğer dikkat dünya müziği sentezi ile bezenmiş parçalar ise, ‘Massane Ciss (Kızıl Toprak)’ ve yenilenmiş Sgou ‘Griot’ parçası, ‘Demissnw (Children Go ‘Round)’. ‘Mama Digna Sara Ye (Mama Don’t Ever Go Away)’ ve ‘Djarabi (Oh My Love)’ gibi parçalar ise orijinal ezgilerden türetilmiş olmalarından dolayı dikkat çekiyor.

Son yüzyılın en başarılı caz vokallerinden biri olan sanatçı, bu yeni çalışması ile hiç şüphesiz caz dünyasına nefeskesen ve yenilikçi bir vizyon kazardırdı. Kendi Afrika köklerini Mali’ye kadar süren sanatçı, bu yolculuğunda zengin geleneksel caz ezgilerini bir o kadar zengin olan Afrika gelenek

sel müziği ile birleştirmiş. Ortaya çıkan çalışma ise tam anlamıyla bir organik müziksel deneyim. İstanbullu sanatseverlerin yakından tanıdığı bir efsane olan sanatçı, farklı bir kavram altında bu deneyimi paylaşıyor.

Originally posted 2010-04-19 15:21:23. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16857634203

Better Tag Cloud