// Arşiv

caz

This tag is associated with 79 posts

Cape Verde’nin Kültür Elçisi: Cesaria Evora

Cesaria Evora 27 ağustos 1941 yılında Mindelo’da (Cape Verde) dünyaya geldi. Alkolik babasının ölümünden sonra annesinin fakirlikten dolayı Evora’yı yetimhaneye vermesiyle, sanatçının müzikal kariyeri yetimler korosunda şarkı söylemesiyle başladı. Onüç yaşında korodan ayrılan sanatçı , Eduardo isimli bir gemiciyle büyük aşk yaşadı. Ardından kendini yerel barlarda şarkı söylerken bulan sanatçı, aynı zamanda mornalar; diğer bir deyişle bir çeşit ulusal blues diyebileceğimiz şarkılar seslendirmeye başladı ve bu alanda kendini yetiştirdi.

1973 yılında Cape Verde adasının Portekiz kolonisinden çıkıp özgürlüğünü kazanmasından sonra popüler olmaya başlayan sanatçı, özellikle yüksek sosyetenin kabulünü kazandı. Buna rağmen köklerinden hiçbir zaman kopmayan sanatçı açlığın ve sefaletin ne olduğunu iyi bildiğinden bunu şarkılarına da yansıttı.

Bu dönemden sonra on karanlık yılını kendi kaderini ve ailevi ilişkilerini sorgulamakla geçirdi. 47 yaşına kadar adını kimsenin duymadığı Cesaria Evora (arkadaşlarının deyimiyle ‘Cize’) 1988 yılında De Silva isimli genç bir Fransız’ın teklifiyle Paris’e gidip “La Diva aux Pieds Nus” (Yalınayaklı Diva) isimli albümü kaydetti.. Albümün kendi toplumu tarafından oldukça beğenilmesinden sonra, sanatçının bir diğer albümü “Miss Perfumado” 200.000 kopya sattı ve sanatçıya uluslararası bir şöhret kazandırdı. Fransız basını uzun süre sanatçıyı Billy Holiday, Edith Piaf gibi sanatçılarla karşılaştırdı.

cesaria2

Picture 1 of 9

1994 yılında “Sodade, les plus belles mornas de Cesaria” isimli toplama albümünü piyasaya süren sanatçı aynı yıl içinde içkiyi bırakma kararı aldı. 1995 yılında albüm satışlarından dolayı Grammy Müzik Ödüllerine aday gösterildi. “Cesaria” isimli albümünden sonra dünyanın dört bir yanında konserler vermeye başlayan sanatçı, 1997 yılından sonra “Cabo Verde”, “Mar Azul” albümlerini yayınladı.

1998 yılında Havana’da bir grup Küba’lı ve Brezilya’lı sanatçıyla “Cafe Atlantico” isimli albümünü kaydetti. Sanatçı 60 yaşına geldiğinde artık bir dünya starı haline gelmişti. Paris’te kendisine bir stüdyo kuran sanatçı 60’a yakın müzisyenle uzun süre çalışmanın meyvesi olan “Sao Vincente Di Longe” albümüyle büyük başarı yakaladı. Albümdeki iki şarkı “Linda Mimoza” ve “Negue” Küba’da, “Regresso” ise Brezilya’da kaydedilmişti…

Sonraki yıllarda Dünya’yı dolaşıp aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerde yüzlerce konser veren Evora, pek çok ödül aldı. 2003’yılında Güncel Dünya Müziği kategorisinde “Aşkın Sesi (Voz d’amor)” adlı albümüyle aldığı Grammy ödülü bunlardan biri. Çıplak ayaklı diva olarak anılan sanatçı için bu ödüllerin belki en anlamlısı ülkesi tarafından verilen “Kültür Elçisi” ünvanı.Her şarkısı milyonlarca kişi tarafından dinlenen sanatçı, hayat verdiği hüzünlü şarkılarla tanınıyor. Şarkıları, Portekiz Fado’larından Küba ve Afrika müziklerine uzanan geniş bir yelpazeyi yansıtıyor.

Diskografi
2008- RADIO MINDELO
2006-ROGAMAR
2003-VOZ D’AMOR
2001-SAO VICENTE DI LONGE
1999-CAFE ATLANTICO
1997-CABO VERDE
1995-CESARIA
1994-SODADE
1993-MISS PERFUMADO
1991-MAR AZUL
1990-DISTINO DI BELITA
1988-LA DIVA AUX PIEDS NUS

    Carmen Souza

    Carmen Souza Profil

    Carmen Souza Profil

    Carmen Souza, Cape Verde’li bir aile içerisinde Lizbon’da (1981) doğdu, profesyonel olarak şarkı söylemeye 17 yaşında bir Lusophone Gospel Korosunda başladı ve o zamandan beri çeşitli projelere katılarak çok sayıda turneye çıktı. Besteleri, şarkıcı olarak katıldığı projelerin yayımladığı albümlerde de yer aldı.

    Güçlü bir ruhsal kişiliğe sahip olan Carmen, müziği misyonu olarak gördü ve kendisini müzik vasıtasıyla ifade etme fırsatına sahip olma ayrıcalığını hissetti, bu fırsata layık olmak için her gün durmadan sıkı bir şekilde çalıştı. Theo Pas’cal, Ella Fitzgerald, Horace Silver, Luis Morais, Cesária Évora, Joe Zawinul, Bill Evans, Nina Simon, Billie Holiday, Joni Mitchell, Keith Jarret, Diana Krall ve diğerleri, hiç kuşkusuz onun gelişiminde ve bugüne kadar dinlemiş olduklarınızdan farklı bir kişisel tarz aramasında esin kaynağı olan müzisyenlerdir.

    Yapımcısı, akıl hocası ve Portekiz’in en iyi basçılarından birisi olan Theo Pas’cal, onun yeteneğini keşfeden ve Carmen’i caz, füzyon ve onu gerçekten etkileyen diğer çağdaş seslerle tanıştıran kimse oldu. Carmen, 2003 yılında Theo ile birlikte, ilk albümü olan  “Ess ê nha Cabo Verde” de yer alacak olan besteler üzerinde çalışmaya başladı. İlk kez 2005 yılında ve daha sonra 2006’da özel versiyonu çıkan “Ess ê nha Cabo Verde” albümü, sadece Cape Verde’de değil ABD’de de, uluslararası basından fevkalade değerlendirmeler aldı ve eleştirmenler tarafından Cape Verde müziğindeki gelişimin bir yansıması olarak görüldü.

    Albüm, Avrupa’da, Cape Verde, Kanada ve ABD gibi ülkelerde çeşitli radyo programlarında listelere girdi ve ayrıca çeşitli ülkelerde de satışa sunuldu.

    Carmen’in uluslararası ilk canlı performansı, 2005 Temmuz’unda, Birleşik Krallık, Reading’teki Womad Festivalinde, BBC3’ün “World on your street” programı çerçevesinde oldu. Konserde bulunanlar coşkulu bir tepki vererek Womad Mağazasındaki tüm plakları satın aldı. Bu konserden beri, dünya çapındaki daha büyük konserlerde de dinleyici kitlelerini hayran bıraktı ve gittiği her yerde çok etkileyici performanslar çıkardı. 2008 yılında ikinci albümü olan “Verdade” yi (2008) Connecting Cultures etiketi altında çıkardı.

    2010 yılında, Afrika ve Cape Verde geleneksel ritimlerini Çağdaş Caz ve Afro-Latin ritimleri şık ve sofistike bir şekilde mükemmel harmanlayan “Protegid” (Korunan) isimli yeni ve etkileyici bir CD ile dönüş yapıyor. ‘PROTEGID’ ile karizması, sahnedeki rahat duruşu, fevkalade niteliklerdeki müzisyen grup arkadaşları ve o kadar ona özgü ve hayranlık uyandırıcı eşsiz vokali ile dinleyenlerinin gönlünü fethedeceği kesin.

    Carmen Souza at WMDC Rotterdam (1) from noggy on Vimeo.

      Müziksel Empatiye Sahip: Bob Brozman

      Bob Brozman

      Bob Brozman

      Amerikalı çok enstrümantalist Bob Brozman uzun yıllardan beri Dünya Müziğini yeniden tanımlıyor. Bunu medyanın gözüne sokup, ön kulvarlarda görünerek değil aksine sakin ve sessiz, sağlam adımlarla gerçekleştiriyor. Aynı zamanda bir etno-müzikolog ve eğitimci olan sanatçı özellikle 1920’ler ve 1930’lar klasik blues müziği üzerine oldukça söz sahibi bir müzisyen. Sanat kariyerinin son dönemlerinde ise Bob Brozman adalara merak saldı zira ona göre gerçek dünya müziği laboratuarı adalar. Bundan dolayı son on yıldan beri sanatçı bir adadan diğerine zıplıyor, Hawaii’den, Okinawa’ya La Reunion’dan Papua Yeni Gine’ye kadar birçok adanın etniksel müziğini arşınlıyor.

      1954 yılında New York’ta dünyaya gelen sanatçı, beş yaşına bastığında gitar ile tanıştı ve genç yaşta dinlediği müziği kolayca tekrarlama yeteneğini sergilemeye başladı. On iki yaşında blues müziğine ilgi göstermeye başlayan Brozman, bu tarzın vazgeçilmez enstrümanı olan gitarın nelere kadir olabileceğine şahit oldu ve bu enstrümanı daha detaylı bir biçimde keşfetmeye karar verdi. Gitar üzerine yapılandırılan, gitarın en ufacık katkısı olabilecek ritimleri vazgeçilmez bir tutku ile araştırdı ve inceledi. Bu süreçte caz ve en önemlisi Hawaii Müziği ile yolları kesişti. Özellikle Ulusal Gitarlara (bir topluma veya kültüre ait geleneksel özgün gitarlar) ilgi göstermeye başlayan Brozman, her gittiği yerden bu gitarları toparlamaya başladı. Böylece eşsiz gitar koleksiyonunun ilk temelini atmış oldu. Daha sonraki yıllarda verdiği bir röportajda müziksel vahinin kendisine bu enstrümanlar sayesinde geldiğini açıklayan sanatçı, Washington Üniversitesi’nde etnik-müzikoloji okumaya başladı.

      Sanatçının ilk arşınladığı tarz Delta Blues’un kökleri oldu ve bu ilgisi onu özellikle yatay gitar üzerine yaptığı araştırmalar sayesinde ilk defa Hawaii müziği ile buluşturdu. 1926 (elektronik kayıtların başlama yılı) – 1934 (ticari kayıtların psikolojik olarak başladığı yıl) arasında kaydedilen 78’likler sayesinde Bob Brozman, bu tarzı daha bir inceleme imkânı yakaladı. Bu araştırmalarını daha sonra arka arkaya çıkarttığı kendi yorumları ile düzenlenen geleneksel Hawaii ezgileri içeren beş albüm ile tüm dünya ile paylaştı. Özellikle 1915-1935 arasında ilk varlığını gösteren Hawaii ritimlerini yeniden keşfeden sanatçı, altmış yıldan beri aynı tarzı sadece gitarın gücü ile tüm dünyaya tanıtmaya kendini adayan Tau Moe’un dikkatini çekti ve böylece birçok uluslar arası sanatçı ile bağlantısı böylece başlamış oldu.

      Bob Brozman

      Bob Brozman

      Özellikle Brozman’ın Hawaii ezgilerine göstermiş olduğu öneme teşekkürler eden Moe, 1920’lerin sonuna doğru kaydettiği parçaların bu yeni formasyonunu çok beğendi. Oluşan samimiyet sonucu Brozman’ı Hawaai’de her yıl gerçekleşen çelik gitar festivaline davet eden Moe, böylece bir müziksel işbirliğinin temelini de atmış oldu. Adeta kendisinin başlatmış olduğu misyonu Brozman’a devreden Moe, bunun önemini ölümsüzleştirmek üzere birlikte “Remembering The Songs Of Our Youth” adlı çalışmayı kaydetti. Bu albüm birçok müzik kritiği tarafından yılın dünya müziği albümü gösterilmesinin yanı sıra hem Tau Moe’yu tekrar dünya platformuna taşıdı hem de Bob Brozman’ın ideolojisini resmileştirdi. Böylece adalardan gelen müziklerin önemini vurgulayan Bob Brozman araştırmalarını Karayiplere, Japonya’ya ve Afrika’ya doğru genişletti. Her araştırdığı adada öncelikle gitar ezgilerine yoğunlaşan sanatçı daha sonra kayıt yapmak üzere ritimsel veriler toparlamaya başladı.

      Bu süreçte Hawaii’nin Ledward Kaapana, Cyril Pahinui ve George Kahumohu Jr. Gibi diğer efsanevi müzisyenleri ile çalışan Brozman, kendisine bu tarzda önemli bir konum elde etti. 1999 yılında Japonya’nın Okinawa Adası’na özgü Sanshiri (3 telli bağlama benzeri enstrüman) üzerine üstat olan Takashi Hirayasu ile tanışan Brozman, bu tanışmanın sonucu olarak “Jin Jin” (Ateşböceği) adlı albümü yayımladı. Söz konusu albüm gitaristin dünya müziği tarzındaki açık uyarlama politikasına karşı büyüyen algılama ve dikkatinin en güzel örneklerinden biri olarak arşivinde yer aldı.

      “Jin Jin” den iki yıl sonra Bob Brozman bir başka adaya yelken açıp burada kendisini bile zorlayabilecek ritimsel yapılar ile karşılaştı. Açık uyarlamalara tam bir meydan okuyan La Reunion adası, Brozman için önemli bir müziksel adım oldu zira ada ciddi karma müziksel gelenekler sunuyordu. Mauritius ve Madagaskar arasında yer alan bu adada müziksel araştırmalarının sonucu olarak Boz Brozman yerel sanatçı akordeonist ve gitarist Rene Lacaille ile birlikte 2002 tarihli “Digdig” adlı albümü kaydetti. Albümde bir araya gelen Hawaii ezgileri ile Le Reunion’a özel Maloya ve Sega geleneksel ritimleri daha önce dinlenmemiş bir harmanlamayı kulaklar önüne serdi.

      Batının (özellikle Amerika’nın) var olan diğer dünya müziğine karşı ön yargısını kırmayı başaran Bob Brozman, 2000 yılından beri on beşin üzerinde solo ve ortak çalışmadan oluşan çalışmaya imza attı. Bunların arasında en dikkat çekenleri Bob’un Papua Yeni Gine’ye 2003 ve 2004’de yaptığı iki seyahati müziksel olarak yansıtan 2005 tarihli “Songs of The Volcano”. Kolkata yatay gitarının dünyamızdaki tek söz sahibi Debashish Bhattacharya ile kaydettiği 2003 tarihli “Mahima” ve elbette 2007 tarihinde yılın en başarılı akustik albümü ile onurlandırılan en son çalışması “Lumiere”.

      1981 tarihli ilk solo çalışmasından beri Bob Brozman dünya üzerindeki göçünü takip ettiği gitarını taşınabilir bir kültürel çevirmen olarak kullanıyor. Sınırsız bir yaratıcı gücün, müziğin, kültürün ve dilin duygudaş doğasını birleştiren sanatçı, saygı ve müzik temellerine oturtulan köprüler kuruyor. Bu öncü yapılandırmaları sayesinde sanatçı özellikle üçüncü dünya ülkelerinden gelen sanatçıların kendilerini duyurmaları için bir imkân yaratıyor. Her şey sanatçının geniş, doğurgan müziksel çeşitliliğine dayanıyor.

      Sanatçı yaptığı dünya müziği insanların kendilerini değerlendirmeleri, algılamaları, farkına varmaları ve en önemlisi saygı göstermelerini vurgulayan önemli bir faktör. Zira farklı kültürlerden alınıp bir araya getirilen ses sentezleri heyecan verici bir ahenk ve barışçıl bir atmosfer sağlıyor. Bu da günümüz dünyasının ihtiyacı olan en önemli unsur. Bunu gerçekleştiren Bob Brozman ise kanımca “bir kültürü uzaktan gözlemle” genel kanısına tek kelimeyle zıt düşerek, hiç sınır tanımayan dipsiz bir müziksel empatiye sahip eşsiz ve nefaset barındıran bir öncü…

        Photos on flickr

        Tikabasamuzik Tumblr

          http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23117026674http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23030093435http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22981069805http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22771137786

        Rastgele

        the_concert-tablosu
        Aniello Falcone ve The Concert Tablosu
        May 14, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        Lale Plak
        276. Dünyayı Dinliyorum
        May 13, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        100 TL banknotların arkasında yer alan Itri potresi
        Buhurizade Mustafa Itri
        May 9, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        Better Tag Cloud