// Arşiv

cezayir

This tag is associated with 6 posts

Akli D: Bir Berber Köyünden Yükselen Haykırış…

Akli D

Akli D

Çoğu enteresan sanatçının özünde kökleri ile sağlam bir bağ ve müziksel anlamda bereketli bir dallanma söz konusudur. Nereden geldiklerini ve kim olduklarını çok iyi idrak edip hazmedebilen sanatçılar, nereye varacaklarını çok iyi bilirler. Bu tanımlama Paris’te yaşayan Cezayir göçmeni olan Akli D ile birebir örtüşmekte. Sanatçı çok derin bir Berber kültürüne sahip olmanın yanı sıra bunu çekinmeden bir kültürel kimliğe dönüştürüyor ve geniş müziksel ritim skalası ile sınırları zorluyor!

Manu Chao yönetiminde kaydedilen “Ma Yela” (“Çünkü”) sanatçının ilk uluslar arası çalışması ve kendisini bu çalışmasında bereketli bir biçimde reggae’den çöl blues’una, folk ezgilerinden Çingene ritimlerine, Arapçadan Fransızcaya çekinmeden süzüldüğünü dinliyoruz. Önemli olan sanatçının kural tanımadan dinleyicilerine hikâyesini aktarmak Kİ BUNU Akli D çok büyük bir başarı ile gerçekleştiriyor.

Cezayir’in Kuzey Doğu bölgesinde yer alan Kabilia adlı köyde müzisyen bir Berber ailesinde hayata gözlerini açan Akli D, her tutkulu sanatçı gibi genç yaşta müzik ile ilgilenmeye başladı. Cezayir’in Arapların gelmesiyle birlikte İslamlaştırılmasından çok önce bu bölgeye yerleşen kabilelerin uzantısı olan Berber’ler, kendi diyalektlerini kullanan ve kültürlerini yaşayan bir kabile. Özellikle müzik ile çok iç içe yaşayan Berber’ler, ağırlıkta vokal ve geleneksel vurmalı çalgı olan bendir üzerine yapılandırılmış müzik besteliyor. Geleneksel bir şarkıcı olan annesinin himayesinde böyle bir ortamda yetişen sanatçı, genç yaşta bol müzik ile beslendi ve bunun sonucu olarak ilk konserini on üç yaşında köyünde bulunan tek okulda verdi. O konserden itibaren gitarını pasaportu olarak gören sanatçı, onun sayesinde dünyayı dolaşmaya, yeni çehrelerle tanışmaya ve bir müzik adamı olmaya karar verdi.

Akli D C.Facile from Nile-On on Vimeo.

Ananesinin Mali’den Cezayir’e gelen bir köle olmasından dolayı Akli D’nin hamuruna büyürken aynı zamanda çöllerin efendileri olarak kabul edilen Tuareg’lerin kültürü de serpiştirildi. Bunun yanı sıra Kabilia’nın popüler sanatçıları Idir, Cheikh El Hasnaoui ve Slimane Azem dinleyen Akli D, aynı zamanda eline geçirdiği her fırsatta Neil Young ve Bob Dylan’dan aykırılığın melodisini dinledi. Evrensel duyarlılığı, barışı ve özgürlüğü daha delikanlıyken bilinçli olarak hazmeden sanatçı, ülkesinde olan anti-demokratik hareketlerden dolayı devlete karşı Kabilia’deki en büyük isyanların başında yer aldı. “Berber Nehri” olarak adlandırılan bu ayaklanma ne yazık ki meselesinde zafere ulaşmadı ve bundan dolayı Akli D gibi birçok insan 1980’de ülkesini terk edip Fransa’ya yerleşmek zorunda kaldı.

Akli D

Akli D

Pek fazla parası olmadığından dolayı dört yıl boyunca Paris’in sokaklarını ev bilen sanatçı, burada çok farklı kültürlere sahip olan insanlar ile tanıştı ve değişik müzik türleri ile haşır neşir oldu. Sürgünde olmanın zorluklarının yanı sıra elbette sanatçıya katkıda bulunduğu eşsiz yanları da oldu. Ancak Akli D sürgün acısını ve omuzlarına binen yükü kendini müziğe vererek üstesinde geldi. Cezayir’in diasporası olarak biline Paris’in sokaklarında müzik yaparak kendisine ekmek parası kazanmaya başlayan sanatçı 1986’da Fransa’da çalışma iznine kavuştu ve böylece barlarda ve kafelerde müzik çalmaya başladı. Üç yıl süre boyunca Paris’te çalmadığı bar bırakmayan Akli D, biraz daha maddi durumunu düzeltmek ve özgüvenini kazanmak için aktörlüğe soyundu ve asıl bundan sonra olanlar oldu. Öncelikle Robert De Niro’nun o zamanki kız arkadaşı Kathleen Leslie ile dört yıl çalışma imkânı yakaladı ancak utangaçlığından dolayı aktörlük yapamayacağı ortaya çıktı. Bu durumda yönetmenliği denemeye karar veren sanatçı bu projesini kovalamak için Amerika’ya gitti. San Francisco’ya yerleşen Akli D ülkesinde olanlara karşı bir duyarlılık yaratmak için Kabilia halkı üzerine birçok belgesel ve kısa film çekti. Müziği hiçbir zaman arka plana atmayan sanatçı, bu dönemde içki içmek için girdiği bir Dünya Müziği barında sahneye davet edildi. Burada çaldığı geleneksel Kabilia ezgileri ile bir anda bardaki herkesin dikkatini çekmeyi başaran Akli D, herkesi büyüledi. Bunun sonucu olarak sanatçı iki Fransız ve iki Amerikalıdan oluşan ilk grubunu kurdu. Her türlü müziksel etkileşimi yansıtan grubun ömrü oldukça kısa sürdü zira Aklı D ikametgâh sorunlarından dolayı artık ülkesi olan Fransa’ya dönmek zorunda kaldı.

Paris’e dönmesi ile birlikte tanıştığı bir İrlandalı sayesinde Kabilia ve Kelt ezgilerinin harmanlamasından oluşan bir müzik kulvarına sokulan sanatçı, bir birinden çok farklı olan bu müzik türlerindeki benzerlikleri ortaya çıkartmak için ikinci grubunu kurdu. Gruba Fransızca argosunda Kuzey Afrikalı Robin Hood’lar anlamına gelen “Les Rebeuhs des Bois” adını takan Akli D, iki yıl boyunca müzik yelpazesini genişletti. 1997 yılında grubu dağıtan sanatçı, solo kariyerine atılmaya karar verdi ve böylece ilk albümü “Anefas Trankil”i (Onu Rahat Bırak) çıkarttı. Farklı etkilerin müziksel izdüşümünün yansıtıldığı albüm, ilk başlarda Kabilia göçmenleri tarafından müziksel saflıklarına bir tecavüz olarak görülmüş olsa bile, daha sonra evrenselliği kavrama ve dünyaya açılmanın penceresi olarak benimsendi. Halkının da rızasını alan sanatçı, uzun bir yolun nihayetinde müzisyen olma hayallerine kavuşmuş oldu.

Bu dönemde ortak bir arkadaşı sayesinde Manu Chao ile tanışan sanatçı, bir gece barda birlikte çalmanın vermiş olduğu haz üzerine bu işi iki yıl boyunca sürdürdüler. Akli D bestelediği tüm parçaları Manu Chao’ya dinletmeye başladı ve Manu bunları tek tek bilgisayarına kaydederek üzerinde çalışmaya başladı. Böylece aslında doğal bir yolla Manu Chao Akli D’nin ikinci albümün yapımcısı olmuş oldu. O zamana kadar büyük bir başarı yakalamış olan Manu Chao tüm birikimini, geniş müziksel bakış açısını Akli D’nin bestelerine işlemeye başladı. Her şeyin sadeleştirilmesine ve dinleyiciye basit bir formatta sunulmasına inanan Manu Chao, fazla teknolojik harikalara sokulmadan Akli D’nin kendisi gibi olmasını sağladı.

Manu Chao’un ilk yapımcılık hünerlerini sergilediği Amadour & Mariam’ın “Dimanche a Bamako” çalışmasında çok ön plana çıkmıştı ancak Akli D’nin “Ma Yela” adlı albümünde neredeyse Manu Chao yok gibi. Kendi yıldızının parlaklığını yansıtmadan, Akli D’nin tüm hünerlerini yakalayan Manu Chao, böylece sanatçı kişiliğinin yanı sıra yapımcı koltuğunda yakın gelecekte çok başarılı projelere imza atacağını gösterdi.

Akli D "Ma Yela"

Akli D "Ma Yela"

2006 sonunda Because müzik şirketi etiketi ile piyasaya çıkan “Ma Yela” Fransa’da yaşayan tün Kabilia göçmenleri tarafından coşku ile karşılandı. Cezayir’de özgürlükleri kısıtlanan bu kabilenin bir şekilde var olduğunun kanıtı olan “Ma Yela” bir anda tüm ezilenlerin sesi oldu. Fransa gibi çok kültür karışımına sahip olan ülkelerde albüm Dünya Müziği listesinde üst sıralarda uzun süre kaldı. Açık fikirliliği sayesinde Akli D bir biçimde özgürlüğün posterindeki yüz konumuna geldi. Dünyanın farklı köşelerinde ezilen, zülüm gören azınlıkların dolaylı yoldan müziksel elçisi olan Akli D, yaptığı çalışmalar ile hem kültürel kimliğini korurken hem de insanlığın kimliğini yansıtmayı başaran ender Dünya Müziği sanatçısı arasında yer almayı başardı.

“Ma Yela” sayesinde Akli D dünya müziğin kültürler arası köprüler kuran, sınırları yok eden, insanları yakınlaştıran ve her inancın aralarındaki evliliğine imkân yaratan bir iletişim aracı olduğu tekrar kanıtlanmış oldu. Sözlerin ve müziğin ön planla olduğu “Ma Yela” yükselmekte olan globalleşmenin, sevginin, saygının, barışın, müziğin tüm politik baskılara ve direnişlere karşı zaferinin en son temsilcisi. Berber atasözünün de dediği gibi, “eğer konuşursan ölürsün ancak hiç konuşmazsan zaten ölüsün”…

Originally posted 2010-07-15 08:43:58. Republished by Blog Post Promoter

Rachid Taha: Dostum Beni Dinle

Rachid Taha "Diwan 2"
Rachid Taha “Diwan 2″

Cezayirli göçmen Rachid Taha, 1980’lerden beri dünya müzik platformunda yer almakta. Fransa’da yaşayan sanatçı, 1980’de Carte Séjour (Oturma İzni) adlı, kendisi gibi göçmenlerden oluşan grubundan ayrılıp solo kariyerine başladı. Rock’un gücü, Punk’ın tavrı ve Arap ezgilerinin karışımı ile çok tutkulu bir müzik yapabileceğini fark etti ve bu yolu izledi. Bu yol boyunca ürettiği “Ole Ole”, “Made In Medina”, “Diwan”, “Tekitoi” adlı çok başarılı çalışmalar sayesinde Arap ve Batı müzik dünyasında bir fenomen oldu. Özellikle Dahmane El Harraçi adlı bir Berber sanatçısının ‘Ya Rayah’ adlı parçasının yeni versiyonuna yer verdiği 1998 tarihli “Diwan” albümü ile dünya çapında çok büyük ilgi topladı. Sanatçı şimdi “Diwan II” adındaki yeni çalışması ile tekrar bizleri büyülemeye hazırlanıyor.

1958 yılında Oran’da doğan sanatçı, yavaş yavaş köklerine dönen Kuzey Afrika göçmenlerinin sembolü oldu. On yaşında ailesi ile birlikte Lyon’a göç eden Rachid Taha, dönemin Punk müziğine kendini kaptırdı ve böylece müzisyen olmaya karar verdi. Solo kariyerine prodüktör Steve Hillage (eski gong ve system 7 elemanı ) ile adım atan sanatçı, bir anda, Amerika’daki zenciler gibi kaynaşmış fakat yine de ayrı olan, Fransa’daki Arapların isyankar sesi oldu. Kuvvetli ritim ve politik nakaratlar içeren bestelere imza atan sanatçı, müziği sayesinde bu iki farklı kültürün birbirini daha iyi anlamasını sağladı. Rai ve Chaabi (Cezayir’in eski tarz pop müziği) temalarını punk ve rock ile başarıyla birleştiren sanatçı kendi köklerini yeniden keşfetti ve böylece geçmişi ve geleceği arasında sağlıklı bir denge kurdu. 2001 tarihinde çıkan “Made In Medina” albümünde Bnet Marrakech’in mükemmel arka vokkalleri ile Arap ezgileri üzerine yapılandırılmış rock müziği temasını işleyen sanatçı, 2004 tarihinde çıkarttığı “Tekitoi” albümü ile bu ses sentezini resmen çiviledi. Özellikle bu albümde yer alan The Clash’ın zamansız parçası ‘Rock The Casbah’ın çılgın vurmalı çalgılar ve Arap sözleri ile yorumu tüm nefesleri kesti.

Rachid Taha
Rachid Taha

16 Ekim 2006 tarihinde – ülkemiz haricinde – piyasaya çıkan yeni albüm 1998 tarihli “Diwan” albümünün devamı niteliğinde. Son iki albümü “Live 2001” ve “Tekitoi” de ağırlıkta rock ve punk temalarına uzanan sanatçı, bu çalışmasında ise nispeten yavaş ve sakin, daha doğrusu Rock temalarından uzak, yöresel müziğine dönmüş. Grubu ile birlikte kıpır kıpır melodileri, dikkatle işlenmiş Arap ritimleri ile harmanlamış. Aralara serpiştirilen sade rock ve punk temaları ise müziğin lezzetine lezzet katmakta. Hiçbir zaman kültürel ve politik beyanatlardan sakınmayan sanatçı, bu özelliğini yeni albümünde de sürdürüyor.

Albüm bir Mohammed Mazouni bestesi olan ‘Ecoute Moi Camarade’ (Dostum Beni Dinle) ile kapılarını aralıyor. Albüm çalışmalarına başlamadan önce bir ara ebeveynlerinin çatı katını kurcalayan sanatçı, bu parçanın artık basımda olmayan orijinal plağını bulmuş. Bir heyecanla parçayı dinledikten sonra yeni albümün hangi yönde akacağına karar vermiş. Trompette Stephane Baudet ve arka vokalde Miquette Giraudy ile birlikte bu antika parçayı tekrar hayata geçiren Rachid Taha çok başarılı bir iş çıkartmış. İkinci sıradaki ‘Rani’ parçası albümün en rock temalı çalışması. Bu parçada Rachid Taha adeta bizim kulağımızla kendisi hakkında yorum yapıyor. “Sözlerini anlamasam bile müziğini dinlediğim de yüreğim ısınır” diyor. Bu albümü dinlerken eminim sizler de böyle hissedeceksiniz. İlk çıktığı tarihten itibaren ırkçılığa sert bir şekilde tepki gösteren sanatçı, bu özelliğini trajik komik sekiz dakikalık bir Francis Bebey bestesi olan ‘Agatha’ adlı parçası ile sürdürüyor. Rachid Taha adeta, çok eğlenceli nakaratlarla, Arap yaylıları ve vurmalı çalgıları ile dillerden düşmeyecek epik Anti-ırkçı bir marş üretmiş. Albümde Rachid Taha’nın iki tane kendi bestesi var. Bunlar sırasıyla ‘Josephine’ ve ‘ Ah Mon Amour’ (Ah Benim Sevgilim). Her iki parçada da Hossam Ramzy’nin Arap vurmalı çalgısı yani Guellal ve Kadi Bogunaya’nın kamış flütü yanı Gasbar mükemmel bir atmosfer yaratıyor. Özellikle ‘Josephine’ yapısı ile Rachid Taha’nın çok uzun zamandan beri ürettiği en başarılı çalışma. Her unsuru ile kulaklarınızı büyüleyecek bir olgunluğa sahip.

Rachid Taha
Rachid Taha

Londra, Paris ve Mısır’da kaydedilen albüm on parçadan oluşuyor ve 26 yıldan beri olduğu gibi yine prodüktör koltuğunda Steve Hillard var. Parçalar oldukça uzun yaklaşık ortalama 5-6 dakika civarında. Albümde Dahmane El Harraçi’nin bir bestesi olan “Maydoum”a yer verilmiş. ‘Ya Rayah’ kadar ilk dinleyişte âşık olacağınız bir parça olmasa bile, dinledikçe içinize sinen bir çalışma. Albümün kapanışı ise Ümmü Gülsüm tarafında meşhur edilen ‘Ghanni Li Shawaya’ parçasının Rachid Taha versiyonu ile yapılıyor. Genel olarak Diwan II romansal aşk, farklı kültürler arasında sıkışıp kalanları ve ırkçılığı ele alıyor.

Diwan II adeta şiir, ritim, müzik, saflığın ve gerçeğin aktığı bir nehir. Tam da Rachid Taha’dan beklendiği gibi. İmkânınız olduğu an içine dalmanızı şiddetle öneririm.

Originally posted 2010-05-24 08:23:39. Republished by Blog Post Promoter

Rachid Taha – Écoute Moi Camarade

Originally posted 2010-05-20 12:26:03. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud