Cezayirli göçmen Rachid Taha, 1980’lerden beri dünya müzik platformunda yer almakta. Fransa’da yaşayan sanatçı, 1980’de Carte Séjour (Oturma İzni) adlı, kendisi gibi göçmenlerden oluşan grubundan ayrılıp solo kariyerine başladı. Rock’un gücü, Punk’ın tavrı ve Arap ezgilerinin karışımı ile çok tutkulu bir müzik yapabileceğini fark etti ve bu yolu izledi. Bu yol boyunca ürettiği “Ole Ole”, “Made In Medina”, “Diwan”, “Tekitoi” adlı çok başarılı çalışmalar sayesinde Arap ve Batı müzik dünyasında bir fenomen oldu. Özellikle Dahmane El Harraçi adlı bir Berber sanatçısının ‘Ya Rayah’ adlı parçasının yeni versiyonuna yer verdiği 1998 tarihli “Diwan” albümü ile dünya çapında çok büyük ilgi topladı. Sanatçı şimdi “Diwan II” adındaki yeni çalışması ile tekrar bizleri büyülemeye hazırlanıyor.
1958 yılında Oran’da doğan sanatçı, yavaş yavaş köklerine dönen Kuzey Afrika göçmenlerinin sembolü oldu. On yaşında ailesi ile birlikte Lyon’a göç eden Rachid Taha, dönemin Punk müziğine kendini kaptırdı ve böylece müzisyen olmaya karar verdi. Solo kariyerine prodüktör Steve Hillage (eski gong ve system 7 elemanı ) ile adım atan sanatçı, bir anda, Amerika’daki zenciler gibi kaynaşmış fakat yine de ayrı olan, Fransa’daki Arapların isyankar sesi oldu. Kuvvetli ritim ve politik nakaratlar içeren bestelere imza atan sanatçı, müziği sayesinde bu iki farklı kültürün birbirini daha iyi anlamasını sağladı. Rai ve Chaabi (Cezayir’in eski tarz pop müziği) temalarını punk ve rock ile başarıyla birleştiren sanatçı kendi köklerini yeniden keşfetti ve böylece geçmişi ve geleceği arasında sağlıklı bir denge kurdu. 2001 tarihinde çıkan “Made In Medina” albümünde Bnet Marrakech’in mükemmel arka vokkalleri ile Arap ezgileri üzerine yapılandırılmış rock müziği temasını işleyen sanatçı, 2004 tarihinde çıkarttığı “Tekitoi” albümü ile bu ses sentezini resmen çiviledi. Özellikle bu albümde yer alan The Clash’ın zamansız parçası ‘Rock The Casbah’ın çılgın vurmalı çalgılar ve Arap sözleri ile yorumu tüm nefesleri kesti.
Rachid Taha
16 Ekim 2006 tarihinde – ülkemiz haricinde – piyasaya çıkan yeni albüm 1998 tarihli “Diwan” albümünün devamı niteliğinde. Son iki albümü “Live 2001” ve “Tekitoi” de ağırlıkta rock ve punk temalarına uzanan sanatçı, bu çalışmasında ise nispeten yavaş ve sakin, daha doğrusu Rock temalarından uzak, yöresel müziğine dönmüş. Grubu ile birlikte kıpır kıpır melodileri, dikkatle işlenmiş Arap ritimleri ile harmanlamış. Aralara serpiştirilen sade rock ve punk temaları ise müziğin lezzetine lezzet katmakta. Hiçbir zaman kültürel ve politik beyanatlardan sakınmayan sanatçı, bu özelliğini yeni albümünde de sürdürüyor.
Albüm bir Mohammed Mazouni bestesi olan ‘Ecoute Moi Camarade’ (Dostum Beni Dinle) ile kapılarını aralıyor. Albüm çalışmalarına başlamadan önce bir ara ebeveynlerinin çatı katını kurcalayan sanatçı, bu parçanın artık basımda olmayan orijinal plağını bulmuş. Bir heyecanla parçayı dinledikten sonra yeni albümün hangi yönde akacağına karar vermiş. Trompette Stephane Baudet ve arka vokalde Miquette Giraudy ile birlikte bu antika parçayı tekrar hayata geçiren Rachid Taha çok başarılı bir iş çıkartmış. İkinci sıradaki ‘Rani’ parçası albümün en rock temalı çalışması. Bu parçada Rachid Taha adeta bizim kulağımızla kendisi hakkında yorum yapıyor. “Sözlerini anlamasam bile müziğini dinlediğim de yüreğim ısınır” diyor. Bu albümü dinlerken eminim sizler de böyle hissedeceksiniz. İlk çıktığı tarihten itibaren ırkçılığa sert bir şekilde tepki gösteren sanatçı, bu özelliğini trajik komik sekiz dakikalık bir Francis Bebey bestesi olan ‘Agatha’ adlı parçası ile sürdürüyor. Rachid Taha adeta, çok eğlenceli nakaratlarla, Arap yaylıları ve vurmalı çalgıları ile dillerden düşmeyecek epik Anti-ırkçı bir marş üretmiş. Albümde Rachid Taha’nın iki tane kendi bestesi var. Bunlar sırasıyla ‘Josephine’ ve ‘ Ah Mon Amour’ (Ah Benim Sevgilim). Her iki parçada da Hossam Ramzy’nin Arap vurmalı çalgısı yani Guellal ve Kadi Bogunaya’nın kamış flütü yanı Gasbar mükemmel bir atmosfer yaratıyor. Özellikle ‘Josephine’ yapısı ile Rachid Taha’nın çok uzun zamandan beri ürettiği en başarılı çalışma. Her unsuru ile kulaklarınızı büyüleyecek bir olgunluğa sahip.
Rachid Taha
Londra, Paris ve Mısır’da kaydedilen albüm on parçadan oluşuyor ve 26 yıldan beri olduğu gibi yine prodüktör koltuğunda Steve Hillard var. Parçalar oldukça uzun yaklaşık ortalama 5-6 dakika civarında. Albümde Dahmane El Harraçi’nin bir bestesi olan “Maydoum”a yer verilmiş. ‘Ya Rayah’ kadar ilk dinleyişte âşık olacağınız bir parça olmasa bile, dinledikçe içinize sinen bir çalışma. Albümün kapanışı ise Ümmü Gülsüm tarafında meşhur edilen ‘Ghanni Li Shawaya’ parçasının Rachid Taha versiyonu ile yapılıyor. Genel olarak Diwan II romansal aşk, farklı kültürler arasında sıkışıp kalanları ve ırkçılığı ele alıyor.
Diwan II adeta şiir, ritim, müzik, saflığın ve gerçeğin aktığı bir nehir. Tam da Rachid Taha’dan beklendiği gibi. İmkânınız olduğu an içine dalmanızı şiddetle öneririm.
Yayla çalınan Hint halk çalgısı. 14. yüzyıldan bu yana kullanılır. Gögsüne deri gerilen gövdesi, genellikle tik agacından oyularak yapılır. Çok geniş ve perd!siz bir sapı vardır. Bagırsaktan yapılan üç ya da dört melodi teli, ayrıca metalden yapılan on birle on beş arasında ahenk teli bulunur. Çalarken perdeler tellere parmakla basmak yerine tırnakla yandan dokunarak elde edilir. Hindu müzikçi Ram Narayan (d. 1927) dünyaca ünlü bir sarangi virtüözüdür.
İkinci albüm fobisini beklenmeyen bir başarıyla aşan Gotan Project, “Lunatico” adlı bu eserinde melodik, cesur ve maceraperest olarak sıfatlandırıldı. Bu zorluktan sonra sıradaki daha bir kolay olması gerekirdi. Yeni albüm “Tango 3.0” adıyla ilk başta herkesin dikkatini çekmeyi başardı. Fransız-Arjantinli üçlü (Philippe Cohen Solal, Christoph H. Muller, ve Eduardo Makaroff) Tango’nun elektronik müzik formülünü belli ki farklı bir boyuta taşımaya hazırlanıyordu, oysa beklentiler pek kurgulandığı gibi olmadı.
Dört yıl sonra gelen “Tango 3.0” adı kadar ne yazık ki uzaktan yakından devrimsel değil. Aksine “Lunatico” ile karşılaştırılınca kendini olağanlığa bırakmış bir çöküntü. Eski başarılarını bile yakalayamayan toy bir açılımın ötesine geçemiyor. İkinci albümlerde beklenen tökezleme belli ki Gotan Project’i burada yakalamış.
“Le Revancha del Tango” ve “Lunatico” çalışmalarında yer alan özellikli ve belirgin ritimsel harmanlama yerini risksiz ve olağan bir forma bırakıyor “Tango 3.0”da. Ekip adeta “Lunatico” ile yaşamış oldukları doruğun sarhoşluğundan özellikle ayılamamış gibi. Dört yıllık bir beklenti albümün açılış parçası ile sert bir duvara tosluyor ve çalışmanın sonuna kadar bir türlü toparlamıyor. Açıkçası Tango 3.0 tek boyutluluktan öteye gidemiyor oysa Gotan Project’in çoklu boyutsal açılıma sahip bir ekip olduğu aşikar. Karşınızda aceleye getirilmiş adeta kendilerini unutturmamak için özensiz ve sığ bir çalışma var.