// Arşiv

DÜNYAYI DİNLİYORUM

This tag is associated with 246 posts

Thierry ‘Titi’ Robin

Thierry 'Titi' Robin
Thierry ‘Titi’ Robin

Thierry ‘Titi’ Robin on parmağından on marifet tanımına uyan bir çoğul çalgıcısı. Fransa’nın güneybatı bölgesinden gelen sanatçı son çeyrek yüzyıldan beri kendisine niş bir müziksel atmosfer yontmayı başardı. Pek fazla müziksel harmanlamalara sokulmadan büyüyen bu kişi bulunduğu bölgeden dolayı sadece Çingene ve göçmen Kuzey Afrika müzikleri ile haşir neşir oldu. Böyle bir alt yapıdan gelen sanatçılar ağırlıkta “füzyon” veya “çapraz kültürel” dalarında yol alırken Robin için durum oldu: O bu kesişim noktalarından aldığı ilhamları notalara dökmekle yetindi ve bunda çok başarılı oldu.

Robin farklı bölgelere ait birçok gitar, buzuki ve ud çalabilen bir yetenek ve bunu kendi özgün biçimlendirmesinde gerçekleştirebiliyor.  Ağırlıkta Arap müzik skalasına paralel giden sanatçı bu özgün ve nereden duyulursa hemen tanınan tarzını Rumba Flâmenko, Balkan Roman, Arap Makamları ve Racastan etkilerine borçlu. Elbette bu konuda en büyük öncüsü, akıl hocası, danışmanı ise Camaron de la Isla ve Iraklı ud virtüözü Munir Bachir.

Ortak çalıştığı sanatçı listesi ise oldukça uzun, kimler yok ki Hameed Khan; Erik Marchand; Esma Redzepova; Okay Temiz;   Danyiel Waro; Gulabi Sapera; Faiz Ali Faiz bunlardan sadece birkaçı. Bir müziksel dönence olan Thierry ‘Titi’ Robin Dünya Müziğinin en zengin yelpazelerinden biri…

Thierry 'Titi' Robin ve Gulla
Thierry ‘Titi’ Robin ve Gulla

Kısa Kısa Thierry “Titi” Robin

  • 1957 yılında Batı Fransa’da hayata gözlerini açtı.
  • Gençliği boyunca aklına kazınan iki kelime “Çingene” ve “Oryantal” oldu.
  • Büyürken kulaklarının dolduğu Arap ve Flâmenko müzikleri üzerine yoğunlaşan sanatçı, Fransa-İspanya sınırında bulunan Perpigna Çingenelerinden gitar ve Cezayir ud virtüözlerinden ud çalmayı öğrendi.
  • “Titi” takma adını alan sanatçı kendi kendini eğitmeye başladı ve seksenler başında geliştirdiği kendine özgü stili hala günümüze kadar varlığını sürdürüyor.
  • Hayatındaki en önemli iki sanatçı Flâmenko şarkıcısı Camaron de la Isla ve Iraklı udist Munir Bachir oldu (başucundan eksik etmediği albüm Munir Bachir’in “Art Of The Oud” ).
  • Daha Dünya Müziği kavramı müzik camiasına yerleşmeden kendi geliştirdiği müzikleri Arap ve Çingene kültürlerinin müzikleri ile harmanlamaya başladı.
  • Var olan ezgilerden uzak durup özgün ritimlerini oluşturan Titi, bu gelenekselliğin içerisinde kendini ifade edecek kalitede çağdaş bir harmanlama üretti.
  • 1984 yılında Racastanlı Tabla sanatçısı ile birlikte artık basılmayan, tam bir arşivlik olan “Duo Luth et Tabla” adlı albümü kaydetti.
  • 1985’de ilk grubu on bir kişilik Fas, Kürt ve Hint müzisyenlerden oluşan “Nao”yu kurdu.
  • Her zaman çalıştığı müzisyenler azınlık ve farklı kültürlerde oldu, bu da müziğine ayrı bir lezzet kattı.
  • 1989’de Breton ve Kuzey Hint ezgilerini birleştiren ilk üçlü ekibini Erik Marchand ve Hameed Khan ile birlikte oluşturdu.
  • 1990’da “An Henchou Treuz” adlı albüm Charles Cros Academy Baş Ödülü ile taçlandırıldı.
  • 1993’de Türk-Kürt-Breton harmanlamasına sokulan yine Marchand ve bu defa Okay Temiz’in de olduğu yeni bir üçlüye dahil oldu.
  • 1993 yılındaki “Gitans” albümündeki harmanlamaları sayesinde, ud ve gitar benzeri enstrümanlar üzerine dünyada saygıdeğer bir konuma ulaştı. Bu albüm sanatçının kariyerinde dönüm noktası oldu.
  • 2000’de çıkan “Un Ciel de Cuivre” adlı albüm Titi tarafından tüm sokulduğu müziksel açılımların yansıması olarak sınıflandırıldı.
  • 2002’de Manuel Boursinhac’ın “Le mantela” adlı filminin müziklerini besteledi.
  • 2005’de Florence Quentin’nin “Olé” adlı filminin müziklerini besteledi.
  • 2009’da gelen son albümü “Kali Sultana”da (Siyah Kraliçe), Çingene ezgilerini Hint tanrıçası Kali efsanesi ile birleştirdi. Yedi ayrı bölüme ayrılan bu 87 dakikalık keyifli çalışma senfonik alt yapısıyla dikkat çekti. Adeta hızlandırılmış bir dünya müziği dersi…
  • Fransız sanatçı mutlak şekilde kendisi ve müziği çevresinde, modern dünyanın dışında kalarak, enfes akustik egzotik gitar ve ud tınılarıyla gizemli bir saz şairi imajı yaratmayı başardı. Asla yaptığı müzik basmakalıp olmadı.
  • Son otuz yıldan beri Titi hem imajını hem de müziğini işliyor ve sessizce Fransa’nın baş geleneksel sanatçısından biri oldu.
  • Yaptığı müzikler sayesinde dinleyenleri seyahat ettirmeyi başaran sanatçıya, akıcı soloları ve parmak hünerleri sayesinde yeni bir lakap uygun görüldü: “gizemli müzik seyyahı”…

Thierry 'Titi' Robin Konserde
Thierry ‘Titi’ Robin Konserde

Dinlenmesi Gereken 5 “Titi” albümü

  1. Duo Luth et Tabla, 1984.
  2. Gitans, 1993.
  3. Kali Gadji, 1998.
  4. Anita, 2006.
  5. Kali Sultana, 2009.


Thierry “titi” Robin – Ma Gavali Rumba (08/04/08)
Yükleyen simonhiernard. – Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.

    Sade’den İkinci 45′lik

    Sade’nin en son stüdyo albümü “Soldier Of Love”dan ikinci 45’lik ve video ‘Babyfather’a ait.  Bu yeni 45’lik 4 Mayıs 2010 tarihinde piyasaya sürülecek ve arka vokallerde Sade’nin kızı Ila Adu yer almakta.

    Söz konusu 45’liğin çiçekli kapağı aşağıdaki gibi.

    Sade Babyfather Kapağı
    Sade Babyfather Kapağı

      Toumani Diabaté İle Özel Röportaj

      Toumani Diabate (photo: Youri Lenquette)
      Toumani Diabate (photo: Youri Lenquette)

      Afrika geleneksel müziklerini ve kora çalgısını tüm dünyaya sevdiren Malili ve Grammy ödüllü Toumani Diabaté çaldığı enstrüman ile gerçek anlamda özdeşleşen sanatçılardan biri. Batı Afrika’ya özgü, 21 telli kora enstrümanını dünya müzik platformuna taşıyan Toumani Diabaté için kora, Ravi Shankar için sitar, Djivan Gasparyan için duduk, Jimi Hendrix için gitar ve Arif Sağ için saz neyse o.

      Açık Radyo’da albümlerinin pek çok defa prömiyerini gerçekleştirdiğimiz virtüöz, 22 Mayıs’ta, Cemal Reşit Rey’de, Türkiyeli müzikseverlerin karşısına ilk defa çıkacak. Yoğun dünya turnesi arasında kendisini yakaladık ve bir söyleşi yaptık:

      Zekeriya Şen: Kora bazı ülkelerde hâlâ pek bilinmiyor. Bize biraz koranın geçmişi hakkında bilgi verebilir misiniz?

      Toumani Diabaté: Kora ile sunduğumuz geleneksel şarkılar o kadar eski şarkılar ki, birçok dinleyicinin iyi bildiği batı klasik müziği eserlerinden bile eski bir geçmişi var. Aslında diğer enstrümanlara rağmen, daha çok kişiye ulaştığında, herkes birçok batı enstrümanından daha geleneksel ve hiç de yabancı olmadığını fark edecek. İyi müzik dinleyicileri bunu farketmeye başladı bile…

      Zekeriya Şen: Ebeveynleriniz Ulusal Enstrüman Topluluğu’nda yer alan müzisyenlerdi ve müzik gelişiminizde mutlaka doğrudan etkileri olmuştur. Anne ve babanız müzik kariyerinizde size bir yol çizdi mi yoksa sizi kendinizle baş başa, özgür mü bıraktılar?

      Toumani Diabaté: Müzik babamın doğasında vardı ama ben babamı o kadar az görebiliyordum ki…Belki genlerimde taşıyordum müzik sevgisini, ama yetiştiğim çevre bu büyüleyici kora müzikleriyle sarılıydı ve bu benim gerçek motivasyonumdu. Babamdan uzak olduğumu saklamıyorum, çünkü hep seyahat etmek zorundaydı… Hem annem hem babam müzikle meşgullerdi ve ben müziği kendimde buldum…

      Zekeriya Şen: Hiç şüphesiz böyle onların sayesinde birçok farklı müzik dinlediniz. Böyle bir müzik zenginliği içerisindeydiniz. Korayı kendi kendinize öğrenmenizde bunun size ne kadar katkısı oldu?

      Toumani Diabaté: Aslında bu konuda mütevazi değilim, çünkü bunun bana Tanrı’dan bir hediye olduğunu düşünüyorum. Bulunduğum çevrenin bu müzikle dolup taşması elbette beni etkilemiştir, ama ben bu müziği keşfetmekten çok, bu müziğe doğduğumu düşünüyorum, bana bu müzikle kendimi ifade etmek çok doğal geliyor…

      Zekeriya Şen: Çok genç yaşta, dönemin ünlü isimleriyle müzik birlikteliğine girmiştiniz; müzik yapmaya başladığınızda uluslararası bir tanınmışlığa ulaşabileceğinizi hiç düşündünüz mü?

      Toumani Diabaté: Benim bütün istediğim kora müzikleriyle, kendi gelenekselliğimi temsil ederek dünyayı dolaşabilmekti. Profesyonel olarak sahnede olmak bana çok heyecan veriyordu, açıkçası büyük isimlerle ilk tecrübelerimi kazanmak büyük bir şans, ama benim odaklandığım sadece sahnede olmaktı…

      Zekeriya Şen: Müzik kariyeriniz boyunca hep diğer sanatçılarla alışverişi ve etkileşim içerisinde oldunuz; farklı coğrafyadan gelen bu kadar çok müzisyen ile birebir çalıştıktan sonra, birlikte müzik yapacağınız kişilerde özel bir şey arıyor musunuz?

      Toumani Diabaté: Bana pop yıldızları da kimi zaman heyecan verebiliyor. Tıpkı Björk’le çıkardığımız işler gibi.. Alternatif müzikler yapan ve popüler olmuş o kadar çok başarılı isim var ki. Madonna ile bir çalışma yapmak çok enteresan olabilirdi mesela. Blur’den bildiğimiz Damon Albarn bana göre çok yetenekli ve kendine özgü işler çıkarıyor… Damon Albarn’la çalışmayı isterdim.

      Zekeriya Şen: Roswell Rudd ile birlikte caz müziğini kora ile birleştirdiğiniz “Malicool” çalışmasını çok beğeniyorum. Bu çalışma hakkında bizlere ne söyleyebilirsiniz?

      Toumani Diabaté: Kora ile doğaçlama yaptığımda caz duygusu o kadar yakınlaşıyor ki… Geleneksel müziklerin cazla uyumu, bu müziklerin zengin kökleri ile ilgili. Cazın da insan dramlarından çıkan ve müzikal olarak da zengin bir geçmişi var, koranın da geçmişi tartışılmaz, bu yüzden uyumlarının iyi olduğuna ben de inanıyorum ve dinleyici, özellikle caz dinleyicisi büyük keyif alıyor… 22 Mayıs’ta İstanbul’da aynı keyfi yaşıyor olacaksınız.

      Zekeriya Şen: Tüm müzik birlikteliklerinizin arasında en çok beğendiğiniz ve diğerlerine nazaran ön planda olan hangisi?

      Toumani Diabaté: Yaptığım işlerden hiçbirine haksızlık etmek istemiyorum, ama kaybettiğimiz bir efsane olarak Ali Farka Touré ile yaptığım çalışma benim kariyerim için çok değerli. Ali Farka’nın müziği geleneksel bir müzik ve Mali’nin tüm köklerini taşıyor. Onun albümünde bir müzisyen olarak yer alabilmek benim için bir ödüldü, üstelik bu Grammy alan bir albüm oldu…

      Zekeriya Şen: Yıllardan beri grubunuz Symmetric Orchestra ile çalıyorsunuz ve şu ana kadar birlikte sadece tek bir albüm kaydettiniz. Gelecekte onlarla planladığınız yeni çalışmalar dinleyecek miyiz?

      Toumani Diabaté: Henüz son albümümü sunuyorum ve “The Mande Variations”, benim için kendimi müzikle ifade etmeye başladığımdan beri alabildiğime inandığım yolu dinleyiciyle paylaşıyor. 20 yıl önce yayınladığımız ilk kora albümünden sonra bu albüm benim için çok önemli. Bu yüzden, yeni bir albüm heyecanı henüz duymuyorum, çünkü son albümü daha çok insana ulaştırmak istiyorum. İstanbul’da da bunu yapıyor olacağım…

      Zekeriya Şen: Kültürel alışverişi önemseyen bir dünya müzisyeni olarak, seyahatlerinizde diğer sanatçılardan neler duyuyorsunuz? Özellikle ilginizi çeken bir şey var mı?

      Toumani Diabaté: Müzisyenler, özellikle geleneksel müzikleri daha çok kişiye ulaştırabilmek için deneysel çalışmalar yapmaya devam ediyorlar ve artık ne dinleyici ne de müzisyenler bu konuda katı değiller. Ben yine de gelenekselden çok uzaklaşmamaya çalışıyorum. Eğer kökleri iyi biliyorsanız buna cesaret edebiliyorsunuz. Şimdi tanıştığım birçok müzisyende bu cesaret ve yetenek var.

      Zekeriya Şen: Ne zaman sınırları aşıp uluslararası bir grup olduğunuzu fark ettiniz?

      Toumani Diabaté: Hiçbir zaman buna odaklanmadım, ama henüz 19 yaşındayken sahnede Mali’nin en ünlü isimleriyle çalıyordum ve hayal ettiklerimin uzak olmadığını da biliyordum… Symmetric Orkestra’yla dünyanın en prestijli salonlarında konserler vermeye başlayınca, şansımın arttığını tahmin edebildim.

      Zekeriya Şen: Neredeyse tüm dünyaya Mandinka kültürünü müziğiniz vasıtasıyla tanıttınız, buna karşılık seyirciden aldığınız tepki nasıl?

      Toumani Diabaté: İnsanlar popüler müzikleri seviyorlar, ama bir yandan işin içine koskoca bir tarih girince daha çok mutlu oluyorlar. İlk safhada dikkat çekmek için deneysel çalışmalar işe yarıyor, ama sonrasında geleneği sunmak hem benim için mutluluk verici oldu hem de insanlar keşfettiklerinde daha çok öğrenmek istiyorlar…

      Zekeriya Şen: Türk müziği hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz? Beğendiğiniz sanatçılar veya yerel enstrümanlar var mı?

      Toumani Diabaté: Herhangi bir ülkeye gittiğimde ilk olarak eski geleneksel müziklerini ve folklorunu öğrenmeye çalışıyorum, ama özellikle yurtdışındaki festivallerden Aynur’u tanıyorum. Sesi çok güçlü ve çok etkileyici. Ömer Faruk Tekbilek de adını yurtdışında en çok duyduğum bir başka müzisyen…

      Zekeriya Şen: Sınırların birbirine geçmesiyle, kanımca tüm kültürler kendi aralarında kaynaşmaya başladı. Sığ görüşlerin tüm utançları, ayrımcılıkları yıkılmaya başladı. Kültürel küreselleşme ve müziğin bunun içerisindeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

      Toumani Diabaté: Müziklerin birbirine yakınlaşmasıyla beraber çoğu kez tarihçiler hiç bilemeyeceğimiz tarihi yakınlıkları keşfediyorlar ya da hatta birbirinden çok uzak ülkelerde bile ortak bir enstrüman olabildiğini görüyorlar. Bu yakınlıkları ortaya koymak bence çok anlamlı, ama diğer taraftan her ne kadar deneysel müziklere açık olsam da, mümkün olduğu kadar geldiğim toprakların eski müziklerini tanıtabilmeye özen gösteriyorum…

      Zekeriya Şen: Dünya Müziği kavramına inanıyor musunuz?

      Toumani Diabaté: Benim ilgilendiğim geleneksel müzik ve yaptığım çalışmaların yan yana getirildiği tanımlama daha çok “geleneksel müzik” oluyor…. Ama popüler bir müzikle ya da isimle de geleneksel bir çalışma yapılabilir ve pek çok alternatif çalışmalar ortaya çıkabilir…

      Zekeriya Şen: Algı kolaylığı bakımından insanlar tarafından her şeyin etiketlendiği bir dönemde yaşıyoruz, siz müziğinizi herhangi bir stil ve tarz altında sınıflandırıyor musunuz?

      Toumani Diabaté: Benim böyle bir kaygım yok, ama açıkça benim yaptığım müzik kora müziği… Belki bu müziğin cazla buluştuğu deneysel çalışmalar da yapıyor olabilirim, ama müziğim tamamen bizim eski geleneksel müziğimize dayanıyor. Ancak kora müziğinin yapısı deneysel çalışmalara izin veriyor ve özellikle sahnede cazla çok daha fazla yakınlaşıyor.

      Zekeriya Şen: İlk defa Türkiyeli müzikseverlerin önüne çıkacaksınız ve emin olun hepsi müziğinizi heyecanla bekliyor. Bizler için neler planlıyorsunuz?

      Toumani Diabaté: İstanbul’a olağanüstü müzisyenlerle beraber geliyorum, kendimi kora müzikleriyle ifade ederken yalnız kalmadığımı göreceksiniz. Özellikle son albümümden şarkılar olacak… Türkiye kültürel zenginliklerini, müzik ile ilgili çeşitliliğini hayranlıkla karşıladığım bir ülke. Ben de bizim zenginliklerimizi paylaşıyor olacağım..

      Söz konusu röportaj ilk olarak Açık Radyo Sitesinde yayımlanmıştır.

      Toumani Diabaté

      Toumani Diabaté Konserde

        Photos on flickr

        Tikabasamuzik Tumblr

          http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23117026674http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23030093435http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22981069805http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22771137786

        Rastgele

        the_concert-tablosu
        Aniello Falcone ve The Concert Tablosu
        May 14, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        Lale Plak
        276. Dünyayı Dinliyorum
        May 13, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        100 TL banknotların arkasında yer alan Itri potresi
        Buhurizade Mustafa Itri
        May 9, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        Better Tag Cloud