// Arşiv

DÜNYAYI DİNLİYORUM

This tag is associated with 238 posts

2010 FIFA Dünya Kupası Resmi Albümü – “Listen Up”

"Listen Up" Albüm Kapağı
“Listen Up” Albüm Kapağı

11 Haziran 2010’da başlayacak olan Dünya Futbol Kupası ilk defa Afrika’da yer alacak. Kutlamalar yolda, heyecan dorukta ve bunu pekiştirmek üzere “Official 2010 FIFA World Cup Album” ana başlıklı “LISTEN UP” adlı resmi albümün haberi geldi. Söz konusu albüm kupanın başlamasından bir gün önce piyasaya sürülmesi hedefleniyor.

Üzerinde pek çok şüpheli bulutlar dolaşan bu çalışmanın en sonunda gün ışığı göreceği sevindirici bir haber elbette. İçerisinde yer alan parçaların pek çoğu Afrikalı sanatçıların liderliğinde batı’ya hoş bir açılım sergiliyor.

“Listen Up” adlı albümün parça listesi şöyle

  1. R.Kelly featuring Soweto Spiritual Singers – “Signs of a Victory” (2010 FIFA Dünya Kupası Resmi Marşı)
  2. Shakira featuring Freshlyground – “Waka Waka” (2010 FIFA Dünya Kupası Resmi Parçası)
  3. Nneka -”Viva Africa”
  4. Matisyahu featuring Nameless – “One Day”
  5. Ternielle Nelson, Jason Hartman, UJU, Louise Carver, Aya and Deep Level – “Shosholoza 2010″
  6. J Pre, Wyclef, Jazmine Sullivan and B Howard – ” Ke Nako”
  7. Angelique Kidjo and John Legend – “Move on Up”
  8. Judy Bailey featuring UJU – “Spirit of Freedom”
  9. Pitbull, TKZee and Dario G – ” Game on” ((2010 FIFA Dünya Kupası Resmi Maskot Şarkısı)
  10. MISIA featuring M2J and Francis Jocky – “Maware Maware”
  11. ClaudiaLeitte and Lira – “Mascaras”
  12. Siphiwo featuring Message of Hope from Nelson Mandela – “Hope”
  13. Soweto String Quartet – “Nkosi Sikelel’ iAfrica (God Bless Africa) ”

Shakira – Waka Waka (Time For Africa) by djdarieuxnqn

Fifa 2010 anthem by info-760

Originally posted 2010-05-27 07:51:01. Republished by Blog Post Promoter

Lubna Salameh

Haifa’da dünyaya gelen Lubna, şimdilerde Galilee’nin kuzeyinde bir kasabada yaşıyor. Daha çocuk yaşta klasik Arap şarkıları söylemeye başlamış, Arap kültürünün klasik kadın şarkıcıları ve özellikle Ümmü Gülsüm’ün şarkılarıyla ustalaşmış. Orkestrayla beraber İsrail, Filistin, Avrupa ve Amerika’da festivallere katılan Lubna klasik Arap müziğinin en iyi yorumcularından biri.

Nazareth Orkestrası’nın büyük ses getiren ilk iki albümünün yıldızı olan Lubna, Türkiye’den Ömer Faruk Tekbilek, İngiltere’den ünlü alternatif rock grubu Radiohead’in solisti TomYork gibi uluslararası sanatçılarla sahne almış.

Lubna, yorumlarıyla, klasik şarkılara  kendine has derinlik ve otantik tatlar katarak Arap müziğine yeni bir soluk getiriyor.

Originally posted 2010-03-27 08:21:36. Republished by Blog Post Promoter

Pandit Debashish Bhattacharya

Debashish Bhattacharya

Debashish Bhattacharya

 

Pandit Debashish Bhattacharya “Kutsal Gitar Üçlüsü” yaratıcısı ile baş başa sohbet

Kolkata, Batı Bengal eyaletinin merkezi, Hindistan’ın eski başkenti (1772–1912) ve yaklaşık 4,5 milyon Hintlinin yaşadığı bir kent. Önemli bir eğitim ve kültür merkezi olan Kolkata, birçok edebiyatçı, ihtilalcı ve sanatçının kenti. Bengalce, İngilizce, Hintçe ve Urduca konuşan kozmopolit bir nüfusa öğrenim olanağı sağlayan kent aynı zamanda Hint geleneksel müziğinin çağdaş yorumcusu ve hiç şüphesiz en yetenekli sanatçılarından biri olan Pandit Debashish Bhattacharya’nın yurdu.

Yeni üretimini geçtiğimiz günlerde veren sanatçıyı memleketinde bulup ilk defa Türk okuyucular ve müzikseverler için söyleştik.

 

Pandit-Debashish-Bhattacharya yatay Gitarı İle

Pandit-Debashish-Bhattacharya yatay Gitarı İle

Başlangıç olarak Türk müzikseverlere nasıl müzik ile haşır neşir olduğunuzu ve bunun sonucu olarak müzisyen olmaya karar verdiğinizi açıklar mısınız?

Başlangıçta, zannedersem dört yaşlarında, babamın bana hediye ettiği Hawaii’ye ait kucak gitarı ile oynamaya başladım. İlk dokunduğum an müziksel bir elektroşok yaşadım ve her ne kadar daha çok ufak olmama rağmen o an bir şeylerin olacağına dair inanmaya başladım.  O andan itibaren klasik müzik ile yoğrulmaya başladım, Raga ezgilerinin batı enstrümanları üzerinde icra edilebilme azmi çok ilgimi çekti ve o andan itibaren tekrar tekrar rüyalarımı gerçekleştirmekteyim.

Anladığım kadarıyla çok övgü topladığınız bir üçlü gitar serisi ürettiniz. Bu enstrümanları yapmaya sizi ne itti ve Hint müziği içeriğinde bunları nereye yerleştiriyorsunuz?

Yarattığım enstrümanlara “Kutsal Gitar Üçlüsü” adını verdim. Bunlar sırasıyla Chaturangui, Anandi ve Gandharvi. İcatlar her zaman imkânsızlıkları aşmak, ahenkli kişilikleri ayrıştıran bir etki yaratmak için gerçekleştirilir. Gelenekselliği modernlikle, çağdaşlığı klasikle birleştirmeyi bir meydan okuma olarak ele aldım ve bu harmanlamaları daha önce hiç duyulmayan bir melodi olarak yansıtmayı hedefledim.  Bu umudu arkama alarak “Kutsal Gitar Üçlüsü”nü ürettim.

Kendi çerçevenin içinde ve dışında olan herkes ile müzik işbirliğine giriyorum ve şu ana kadar Tanrı’nın müsaadesiyle herkes benim müziğim ile kendilerini bütünleştirebildi. Bu da müziğimin global spektruma ulaştığının bir göstergesi.

Herhangi başka bir sanatçı bu özel üretilen gitarlarınızdan kendisine de yapmanızı istedi mi?

Hayır, birebir olmadı; ancak dünya müziğine olan bu naçizane katkımdan dolayı çok övgüye boğuldum.

Müziğinizin yapısı çok ruhani; bunun için bir plan yapıyor veya çaba harcıyor musunuz?

Ruhanilik kişisel bilinçlikten gelir. Bu insanoğlunun tanımından öte, Ruhanilik müziğin bir parçası olur ve ruha dokunur. Bunun için hiç çaba sarf etmedim, genetik olsa gerek.

Başka kültürleri taban alarak ruhani bir çalışma yapmayı hedefliyor musunuz?

Şu an böyle bir şey düşünmemekteyim ancak neden olmasın kesinlikle böyle bir etkileşime girebilirim. Bunun için çok fazla araştırma, kültü özümsemem ve deneysel açılımlarına bakmam gerek.

Türk Müziği hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz? Takip ettiğiniz veya beğendiğiniz sanatçılar var mı?

Türk müziğine bayılıyorum; modernliği, ifadesi, dışavurumu ve elbette ritmi.

Sınırların birbirine geçmesiyle kanımca tüm kültürler kendi aralarında kaynaşmaya başladı. Sığ görüşlerin tüm utançları, ayrımcılıkları yıkılmaya başladı. Kültürel küreselleşme hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kültür kanımca insanoğlunun güzel yönlerini ortaya çıkartıyor; neye inandıklarını ve yaptıklarını. Kültürel küreselleşme çok eskiden başladı; o zaman bunun merkezinde din vardı. Ancak şimdi insanoğlu çevresinde kendilerine göre en iyileri benimseme yolunu tercih ediyor. Evet, hala boğumlanmalar var fakat günümüzde bazı şeylere onay almak çok daha kolaylaştı. Bunun en başlıca nedeni teknolojik gelişimlerin sayesinde ortaya çıkan uluslar arası açılma.

Nasıl ve ne şekilde müziğiniz sınırları aşarak diğer müzikler ile harmanlamaya giriyor?

Çoğumuz burada müzisyenleri kastediyorum, diğer sanatçıların müziksel sınırlarına tecavüz etmeden çalıyor, bende bunu korumaya çalışıyorum.

Sizin ve müziğiniz hakkında bilmemiz gereken en önemli şey nedir?

Benim hakkımda… Öncelikle insanım ve eksikliklerim mazur görülebilir. Onun haricinde küresel bir Hintliyim ve elbette dinsel ve profesyonel bakımda bir müzisyenim. Amacım dinleyenlerime mutluluk ve haz vermek.

“Dünya Müziği” terminolojisi son dönemlerde çok revaçta, bazı sanatçılar bunu kucaklarken bazıları varlığını bile kabul etmiyor. Yerel müziğin “Dünya Müziği” olarak adlandırılması/sınıflandırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyanın herhangi bir köşesindeki müzisyen bestesini yarattığında onu her zaman birebir etkileyen o an bulunduğu ortamdır. Yani düşünceler ağırlıkta “yerel”dir. Bu düşünceler, klavye, gitar, sarod ve benzeri çağdaş enstrümanlar ile evlendirilince ortaya evrensellik çıkar. O halde günlük konuşma diline ait olan bir beste içine işlenen derinlik ve yaklaşım ile global bir değerliliğe dönüşebilir.

O halde müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

Benim müziğim – değişikliklere açık ve kendini dünyaya adamış herkes için.

Dünya müzik arenasına bakılınca kendi müziğinizi nasıl sınıflandırıyorsunuz ve Hintlilere kıyasla Batılılar müziğinize nasıl tepki gösteriyor?

Bir batılı için aşina olduğu enstrümanların, Ortodoks Hint Müziği ailesinden gelen bir müzisyen tarafından yeniden şekillendirilmesini algılamak çok daha kolay. Bu beklide coğrafya, politika ve ekonomik nosyonlar üzerine yapılandırılan kavramsal sınırları yıkan bir unsur.

Müziğiniz inanılmaz ritmik, armoniler içersinde süzülen ve melodik. Müziğinizdeki farklılık sizin kültürünüze yabancı olan müzikseverleri ilk dinleyişte yakalayan bir unsur. Aynı zamanda  sokulduğunuz klasik Hint edebi kulvarları (özellikle son albümünüzde olduğu gibi) ve derim kültürü bakımında müziğiniz oldukça eğitici. Eğer mümkünse, amacınızı; kültürünüzü olabilecek her yere tanıtmak ve bunu sorumlu ve sürdürülebilir şekilde yapmak kavramı içerisinde tanımlayabilir miyiz?

Kesinlikle… İnsanların müziğimi anlaması ve bunu takdir etmesi beni ve kültürümü kabullendikleri anlamına geliyor. Benim kültürümü övüyorlar. Bu kültürü sizlere taşıyabilmemi sağlayan geçmişim ve köklerim için aşırı derecede gururluyum.

Bu yüzyılda kulaklarımız sürekli, insanların pek algılayamadığı ve özünde dinlemediği, ses sentezleri ile bombardıman altında veya bir müzisyenin gerçekten meselesinin ne olduğunu algılamaktan aciz bir dinleyici kitlesi var. Bu konu hakkında görüşleriniz nedir?

Doğru müziği tartmamızı sağlayabilecek, algılamalarımızı yönetecek, destek olacak veya yönlendirecek maalesef bir kitap yok. Bu olsa yapar mıyız? Bu kavram aslında kişiden kişiye değişiklik gösteren ve müzisyenin ruhunu ortaya çıkartan bir oluşum. Bir etki yarata bilmesi için çok sesli müziğe ne kadar ihtiyaç varsa yavaş müziklere de o kadar ihtiyaç var. Ancak evet, gürültü ile müzik arasındaki fark küresel etniklikten dolayı her yerde farklılıklar gösterebilir ve bu kabul edilmesi gereken ana gerçek.

İnsanlar arasında sınırları ve engelleri yıkan müzikler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Müziğin bir genel dili var. Kelimeler ise süslenmiş olmasa bile dinleyene ne demek istediğini ifade edebilecek bir kuvvete haiz. Bu bir bağlantı ve alfabetik seslerden çok daha bilimsel bir yapıya sahip.

Kendi müziğinizin haricinde, dönem dönem ilham, derinlik veya ruhsal esinlik için dönüp dinlediğiniz bir sanatçı var mı?

Evet, elbette var. Miles Davis, BB King, Tina Turner, John McLaughlin, Amerikan Blue Grass tarzı, Hawaii müziği, Ustad Ali Akbar Khan, Ustad Bade Gulam Ali ve Pandit Ravi Shankar hepsi beni hayatımın farklı evrelerinde etkilemiştir ve hala etkilemektedir.

Kültürel alışverişi algılayıp ileri atılım yapan bir Dünya müzisyeni olarak, seyahatlerinizde diğer sanatçılardan neler duyuyorsunuz? Özellikle son dönemlerde ilginizi çeken bir şey var mı?

Amerika ve Avrupa’dan  çıkan birçok genç grup ve Ali Fa, Derek Trucks, Jerry Douglas gibi birkaç şarkıcı – hepsi mükemmel!

Batıda sanatçılar ruhani müzik bestelemek konusunda ne kadar sınırlılar?

Sınırlama yaratıcılığın olduğu bir yerde asla var olan bir terminoloji olmadı. Biz yaşadığımız bu dünyadan emdiklerimizle, başkalarından aldıklarımız ve buna karşılık verdiğimiz ufak şeyler sayesinde gelişip var oluyoruz. Ruhanilik ise bir huy değil, bu benliğin içeriği ve burada sınırlama söz konusu olamaz. Asıl soru bizler ne kadar inandığımız şeyleri yapabiliyoruz?

 

O Shakuntala! Albüm kapağı

O Shakuntala! Albüm kapağı

Yeni albümünüz “O Shakuntala!” sonsuz bir aşk öyküsünün müziksel serüvenini bizlere taşıyan enfes bir eser. Bu proje nasıl gelişti ve ileride buna benzer kavramsal çalışmalar üretmeyi hedefliyor musunuz?

İnsanlarda gelişen acımasız, sert ve orantısız zalimlik yüreğimde uzun zamandan beri bir sıvıya neden oldu. Bu konuda üstüme düşeni bir şekilde yapmak istedim. Bu probleme bir çözüm bulmak için yetersiz olduğumu bilmeme rağmen müziği bir silah olarak kullandım. Bu süreçte Chitrangana Agle Reshwal ve Charu Hariharan adında iki muhteşem perküsyoncu kadın ile tanıştım. Erkek dominantlığının hâkim olduğu bir toplumda kadın olmalarına rağmen farklılıkları ile var olan bu iki sanatçı bana inanılmaz ilham kaynağı oldu. Onların yaşadıkları zorlulukları dinleyerek hep birlikte stüdyoya girdik.

Gelecekte neler yapacağımı şimdiden öngörmek oldukça zor ancak evet aşk temasının ölümsüzlüğü ve yaşatılması gerektiği kavramında bir şeyler yapmak isterim veya yapmayı umuyorum.

Albümdeki doruk anlarınız neydi?

“O Shakuntala”, Sanskrit şairi Kalidasa tarafından kaleme alınan “Abhigyana Shakuntalam” (Shakuntala’nın Tanımı), adlı sonsuz epik aşk hikâyesini müziksel bir serüvenle ele alıyor. Hikâyenin kendisi başlı başına bir doruk. Zaten. Ama onun haricinde eski zamanki aşk kültü ile günümüz aşk tanımını irdelemesi ayrı bir doruk anı. Bir diğer ve açıkçası albümün en dikkat çeken önemi ise kadın perküsyoncuların çalışmada yer alıyor olması, bu ne yazık ki hala var olan cinsel ayrımcılığı ortadan kaldıran bir öncülük.

Son olarak Türk müzikseverleri için söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Türk müzisyenlere, müzik âşıklarına ve tüm insanlara derin dualarımı ve içten sevgilerimi iletiyorum. Müzik her zaman en iyi yoldaşınız onu asla kaybetmeyin…

Debashish Bhattacharya-Calcutta Chronicles

Debashish Bhattacharya-Calcutta Chronicles

Originally posted 2011-06-09 08:45:56. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud