***Arşiv

festival

This tag is associated with 124 posts

Tikabasamüzik ve Dünya Müziği

tikabasa müzik

tikabasa müzik

Tıkabasamüzik.com sayfası açıldığından beri “dünya müziği” kavramı her zaman gündemde kalmayı ve bazıları tarafından anlaşılmazlığı sürdü. Yirmi yıl önce bu tanım ile ortaya çıkanlar bunun bir tarzdan öte tamamıyla bir pazarlama unsuru olduğunu hala savunmakta; diğerleri bu müziklerin üçüncü dünya ülkelerinden gelen geleneksel müzikler olduğunu savunmakta; öte yandan bazıları ise her müziğin dünya müziği olduğunu iddia etmekte. Pek çok kafadan pek çok ses çıkmakta anlayacağınız. Bundan dolayı da aynı tartışmalar, kavramlar ve iddialar arasında dönüp dolaşıyoruz ve somut bir sonuca ulaşamıyoruz.

Tıkabasamüzik.com’un konu ettiği müzik tanımı 20 yıl önce deklere edilen kavramdan çok daha geniş bir yelpazeyi yansıtıyor. Konular müzik, albüm, konser, festival, kültür, enstrüman ve tarz… Kınansın veya kınanmasın artık Dünya Müziği tanımı kullanılınca aşağı yukarı neden bahsedildiği biliniyor. Karşımıza bir çerçeve çıkıyor bu tanım sayesinde, bu da müzikleri tanımlarken dinleyenlerin ihtiyacı olan bir unsur. Ancak dünya müziği kavramının bazılarının gözünde hala çok dar bir tanıma hitap ettiğini de söylememiz ve buna istinaden bu görüşe de katılmadığımızı vurgulamak gerek. Önce BBC tarafından ve sonra Songlines Dünya Müzik dergisi tarafında devralınan “Dünya Müziği Ödülleri”nde gözlemlediğimiz üzere bu tarz garip ama çok geniş bir müziksel yelpazeye karşılık veriyor artık. Bu tür ödül törenlerinde ve/veya festivallerde karşınıza klasik gitar virtüözü, Schubert söyleyen bir soprano, kültürel müzikleri harmanlayan bir füzyon sanatçısı, geleneksel bir enstrüman virtüözü, yerel bir hip-hop sanatçısı, boogie-woogie piyanist ve hatta James Brown bile çıkabilir. Hepsi aynı çatı altında hepsi aynı kavram altında; işte günümüzde Dünya Müziği’nin geldiği sözlük karşılığı bu.

Ancak hala Dünya Müziği kavramına karşı bir “yoğurdu üfleyerek yeme” durumları söz konusu. Zira bazı sanatçılar ve müzik firmaları bu kategori altında yer alınca 500.000 yerine 50.000 sattıklarını iddia ediyor. Oysa bakılan açı çok yanlış zira burada asıl satan tür değil müziğin kendisi. Şimdi sizlere uzun uzun Bueno Vista Social Club örneğini vermek istemiyorum ancak şu bir gerçek ki Dünya Müziği kategorisi altında olmayı %100 hak eden bu çalışma pek çok popüler sanatçının satışlarının uzaktan yakından yakalayamadığı bir konumda. Bunu başka bir koldan irdelersek; malum popüler müzik listelerle var olan bir kültür ve her zaman daha büyük olmak (çok satmak) daha iyi olmak şeklinde yorumlanmakta. Ancak bu tamamıyla yanlış bir bakış açısı zira kanımca durum tam tersi. Genellikle popüler olan üretimler yavan veya ilgi çekmeyen oluyor. Oysa daha zor ulaşılan ve genel kalıpların dışında olan üretimler daha cazip ve değerli oluyor. Öte yandan 50.000 kişi arasında sıkışıp sahnede ufak nokta olarak sanatçıları izlemenin eziyeti, birebir önünüzde yüz yüze izleyebileceğiniz bir konserler kıyaslanamaz bile.

Evet, belki daha az bulunan müzikler daha az satıyor, daha az dinleniyor ve daha az kişiye ulaşıyor. Ancak bu üretimler daha olgun, sorumlu ve kulağı açık olanları tatmin edebilecek boyutta. Önemli olan herkesin aktığı yoldan değil, size hitap eden daha az akan yoldan ilerleyebilmek.

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

WOMAD yine geldi…

WOMAD logosu

WOMAD logosu

World of Music, Arts and Dance (Yani müzik, sanatlar ve dans Dünyası) WOMAD’ın açılımı.  Bu isim aynı zamanda bu temayı besleyen dünyanın en büyük ve başarılı Dünya Müziği festivali WOMAD’ın adı. WOMAD dünyamızın her köşesinden sanatçıları bir araya getirmesini başarabilen naçizane festivallerden biri. Ana teması dünyamızın pek çok farklı sanat formatlarını coşku ile kucaklayıp kutlamak.

Peter Gabriel’ın ana kurucuları arasında yer aldığı WOMAD hafta sonu yine aynı adreste: Charlton Park. Bardaktan boşalırcasına konserlerin, çalışma grupları ve etkinlikler yer aldığı bir festival olacak her zaman ki gibi. Söz konusu festivale gidecek olanlarınız için programı buradan bulabilirsiniz.

WOMAD-2010 Festival Alanı

WOMAD-2010 Festival Alanı

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

Müziksel Empatiye Sahip: Bob Brozman

Bob Brozman

Bob Brozman

Amerikalı çok enstrümantalist Bob Brozman uzun yıllardan beri Dünya Müziğini yeniden tanımlıyor. Bunu medyanın gözüne sokup, ön kulvarlarda görünerek değil aksine sakin ve sessiz, sağlam adımlarla gerçekleştiriyor. Aynı zamanda bir etno-müzikolog ve eğitimci olan sanatçı özellikle 1920’ler ve 1930’lar klasik blues müziği üzerine oldukça söz sahibi bir müzisyen. Sanat kariyerinin son dönemlerinde ise Bob Brozman adalara merak saldı zira ona göre gerçek dünya müziği laboratuarı adalar. Bundan dolayı son on yıldan beri sanatçı bir adadan diğerine zıplıyor, Hawaii’den, Okinawa’ya La Reunion’dan Papua Yeni Gine’ye kadar birçok adanın etniksel müziğini arşınlıyor.

1954 yılında New York’ta dünyaya gelen sanatçı, beş yaşına bastığında gitar ile tanıştı ve genç yaşta dinlediği müziği kolayca tekrarlama yeteneğini sergilemeye başladı. On iki yaşında blues müziğine ilgi göstermeye başlayan Brozman, bu tarzın vazgeçilmez enstrümanı olan gitarın nelere kadir olabileceğine şahit oldu ve bu enstrümanı daha detaylı bir biçimde keşfetmeye karar verdi. Gitar üzerine yapılandırılan, gitarın en ufacık katkısı olabilecek ritimleri vazgeçilmez bir tutku ile araştırdı ve inceledi. Bu süreçte caz ve en önemlisi Hawaii Müziği ile yolları kesişti. Özellikle Ulusal Gitarlara (bir topluma veya kültüre ait geleneksel özgün gitarlar) ilgi göstermeye başlayan Brozman, her gittiği yerden bu gitarları toparlamaya başladı. Böylece eşsiz gitar koleksiyonunun ilk temelini atmış oldu. Daha sonraki yıllarda verdiği bir röportajda müziksel vahinin kendisine bu enstrümanlar sayesinde geldiğini açıklayan sanatçı, Washington Üniversitesi’nde etnik-müzikoloji okumaya başladı.

Sanatçının ilk arşınladığı tarz Delta Blues’un kökleri oldu ve bu ilgisi onu özellikle yatay gitar üzerine yaptığı araştırmalar sayesinde ilk defa Hawaii müziği ile buluşturdu. 1926 (elektronik kayıtların başlama yılı) – 1934 (ticari kayıtların psikolojik olarak başladığı yıl) arasında kaydedilen 78’likler sayesinde Bob Brozman, bu tarzı daha bir inceleme imkânı yakaladı. Bu araştırmalarını daha sonra arka arkaya çıkarttığı kendi yorumları ile düzenlenen geleneksel Hawaii ezgileri içeren beş albüm ile tüm dünya ile paylaştı. Özellikle 1915-1935 arasında ilk varlığını gösteren Hawaii ritimlerini yeniden keşfeden sanatçı, altmış yıldan beri aynı tarzı sadece gitarın gücü ile tüm dünyaya tanıtmaya kendini adayan Tau Moe’un dikkatini çekti ve böylece birçok uluslar arası sanatçı ile bağlantısı böylece başlamış oldu.

Bob Brozman

Bob Brozman

Özellikle Brozman’ın Hawaii ezgilerine göstermiş olduğu öneme teşekkürler eden Moe, 1920’lerin sonuna doğru kaydettiği parçaların bu yeni formasyonunu çok beğendi. Oluşan samimiyet sonucu Brozman’ı Hawaai’de her yıl gerçekleşen çelik gitar festivaline davet eden Moe, böylece bir müziksel işbirliğinin temelini de atmış oldu. Adeta kendisinin başlatmış olduğu misyonu Brozman’a devreden Moe, bunun önemini ölümsüzleştirmek üzere birlikte “Remembering The Songs Of Our Youth” adlı çalışmayı kaydetti. Bu albüm birçok müzik kritiği tarafından yılın dünya müziği albümü gösterilmesinin yanı sıra hem Tau Moe’yu tekrar dünya platformuna taşıdı hem de Bob Brozman’ın ideolojisini resmileştirdi. Böylece adalardan gelen müziklerin önemini vurgulayan Bob Brozman araştırmalarını Karayiplere, Japonya’ya ve Afrika’ya doğru genişletti. Her araştırdığı adada öncelikle gitar ezgilerine yoğunlaşan sanatçı daha sonra kayıt yapmak üzere ritimsel veriler toparlamaya başladı.

Bu süreçte Hawaii’nin Ledward Kaapana, Cyril Pahinui ve George Kahumohu Jr. Gibi diğer efsanevi müzisyenleri ile çalışan Brozman, kendisine bu tarzda önemli bir konum elde etti. 1999 yılında Japonya’nın Okinawa Adası’na özgü Sanshiri (3 telli bağlama benzeri enstrüman) üzerine üstat olan Takashi Hirayasu ile tanışan Brozman, bu tanışmanın sonucu olarak “Jin Jin” (Ateşböceği) adlı albümü yayımladı. Söz konusu albüm gitaristin dünya müziği tarzındaki açık uyarlama politikasına karşı büyüyen algılama ve dikkatinin en güzel örneklerinden biri olarak arşivinde yer aldı.

“Jin Jin” den iki yıl sonra Bob Brozman bir başka adaya yelken açıp burada kendisini bile zorlayabilecek ritimsel yapılar ile karşılaştı. Açık uyarlamalara tam bir meydan okuyan La Reunion adası, Brozman için önemli bir müziksel adım oldu zira ada ciddi karma müziksel gelenekler sunuyordu. Mauritius ve Madagaskar arasında yer alan bu adada müziksel araştırmalarının sonucu olarak Boz Brozman yerel sanatçı akordeonist ve gitarist Rene Lacaille ile birlikte 2002 tarihli “Digdig” adlı albümü kaydetti. Albümde bir araya gelen Hawaii ezgileri ile Le Reunion’a özel Maloya ve Sega geleneksel ritimleri daha önce dinlenmemiş bir harmanlamayı kulaklar önüne serdi.

Batının (özellikle Amerika’nın) var olan diğer dünya müziğine karşı ön yargısını kırmayı başaran Bob Brozman, 2000 yılından beri on beşin üzerinde solo ve ortak çalışmadan oluşan çalışmaya imza attı. Bunların arasında en dikkat çekenleri Bob’un Papua Yeni Gine’ye 2003 ve 2004’de yaptığı iki seyahati müziksel olarak yansıtan 2005 tarihli “Songs of The Volcano”. Kolkata yatay gitarının dünyamızdaki tek söz sahibi Debashish Bhattacharya ile kaydettiği 2003 tarihli “Mahima” ve elbette 2007 tarihinde yılın en başarılı akustik albümü ile onurlandırılan en son çalışması “Lumiere”.

1981 tarihli ilk solo çalışmasından beri Bob Brozman dünya üzerindeki göçünü takip ettiği gitarını taşınabilir bir kültürel çevirmen olarak kullanıyor. Sınırsız bir yaratıcı gücün, müziğin, kültürün ve dilin duygudaş doğasını birleştiren sanatçı, saygı ve müzik temellerine oturtulan köprüler kuruyor. Bu öncü yapılandırmaları sayesinde sanatçı özellikle üçüncü dünya ülkelerinden gelen sanatçıların kendilerini duyurmaları için bir imkân yaratıyor. Her şey sanatçının geniş, doğurgan müziksel çeşitliliğine dayanıyor.

Sanatçı yaptığı dünya müziği insanların kendilerini değerlendirmeleri, algılamaları, farkına varmaları ve en önemlisi saygı göstermelerini vurgulayan önemli bir faktör. Zira farklı kültürlerden alınıp bir araya getirilen ses sentezleri heyecan verici bir ahenk ve barışçıl bir atmosfer sağlıyor. Bu da günümüz dünyasının ihtiyacı olan en önemli unsur. Bunu gerçekleştiren Bob Brozman ise kanımca “bir kültürü uzaktan gözlemle” genel kanısına tek kelimeyle zıt düşerek, hiç sınır tanımayan dipsiz bir müziksel empatiye sahip eşsiz ve nefaset barındıran bir öncü…

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

Arşiv

Slideshow

Get the Flash Player to see the slideshow.

Zekeriya S. Şen Foto

    http://zekeriyassen.tumblr.com/post/1057719588http://zekeriyassen.tumblr.com/post/1056942479http://zekeriyassen.tumblr.com/post/1053556632http://zekeriyassen.tumblr.com/post/1047387720

Better Tag Cloud