// Arşiv

festival

This tag is associated with 128 posts

Dünya Müziği Ödülleri

Dünyada elbette çok fazla “müzik ödülleri” var. Ancak “dünya müziği” kategorisinde ne yazık ki pek fazla bir şey yok. 2001 yılından beri BBC Radyo 3 tarafından yapılan “Dünya Müziği Ödülleri” diğer adı ile The Planets (gezegenler) bu kulvardaki tek öncü. Tüm adaylar her yıl Ekim ayında gerçekleşen WOMEX yani Dünya Müziği Fuar’ına katılan delegelerin ve BBC Dünya Servis uzmanlarının oylaması ile belirlenmekte. Afrika, Amerika, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Asya Pasifik, Avrupa, Yeni Gelen Sanatçı, Kültürel Kesişim, Club Global ve müzikseverler tarafından seçilen yılın albümü şeklinde ayrılan dokuz farklı kategoride sanatçılar ödüllendiriliyor. Müzikseverler tarafından belirlenecek olan yılın albümü haricindeki – oy vermek için BBC- RADIO 3 web sayfasını ziyaret edebilirsiniz – tüm kategorilerin kazananlarını, uzman bir jüri seçiyor.

Bu yıl altıncısı gerçekleşecek olan Dünya Müziği ödüllerinin kazananları 31 Mart 2007 tarihinde BBC Radio 3′de yayınlanan “World Routes” (Dünya Güzergâhları) programında açıklanacak. Tüm kazananlar ise 27 Mayıs tarihinde hep birlikte Londra’daki Barbican Centre’da bir konser verecekler. Her yıl olduğu gibi tüm adaylardan ve kazananlardan birer parça Nisan ayında çift CD olarak piyasaya sürülecek. Bir cevher niteliğinde olan bu albümlerin hepsi arşivlik mertebesinde.

Genellikle arka planda kalan dünya müziğine dikkatleri çekmeyi başaran The Planets ödülleri bu türe olan ilgiyi hiç kuşkusuz arttırmakta. Popüler akıma alternatif bir yol açan dünya müziği bu ödül sayesinde farklı bölgelerden gelen yöresel sanatçıları geniş kitlelere tanıtmakta. The Planets Ödülleri adeta gölgede kalan dünya müziği sanatçılarının müziksel kariyerlerine katalizörlük yapmakta.

Elbette Dünya Müziğinin hak ettiği yere gelmesi için daha çok zaman gerekiyor fakat Dünya Müziği Ödüllerinin sürekli başarısı bu emek ve gayreti fazlasıyla desteklemekte. Böylece Dünya Müziği de diğer popüler tarzlar gibi hak ettiği yere gelecek.

2003 yılında Avrupa kategorisinde ödülü kaldıran Portekiz/Mozambikli Mariza, bu yıl da aynı kategoride karşımıza çıkıyor. Öte yandan Mercan Dede peş peşe dördüncü defa Club Global kategorisinde ödüle aday. Aslında daha popüler yarışmalarda görmeye alıştığımız Amerikalı rock-folk sanatçısı Ben Harper, Americas kategorisinde ödüllere aday. Bu yılki adayları şöyle bir tanıyalım.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika Kategorisi

  • Yasmin Levy: Şu ana kadar sadece 2 tane albüm çıkartan sanatçı üçüncü defa “Dünya Müziği Ödülleri”nde aday gösteriliyor. 1975 Kudüs doğumlu olan İsrailli sanatçı, özellikle Arap, Musevi ve Hıristiyan ezgilerini bir araya getirmesi ile tanınıyor.
  • Les Boukakes : Flamenko, Katalan rumba ve hip-hop tarzlarını bir araya getiren Cezayirli göçmenlerden oluşan Fransız grup.
  • Ghada Şebeir : Beyrut bombalanmadan hemen önce ilk albümünü çıkartan şarkıcı, yazar ve aynı zamanda akademisyen olan Lübnanlı kadın sanatçı.
  • Natasha Atlas : Hepimizin yakında tanıdığı Doğu ve Batı müziklerinin kesişim noktası olarak gösterilen, Belçika doğumlu Arap sanatçı.

Afrika Kategorisi

  • Mahmoud Ahmed : Yaşayan bir efsane olan hiç kuşkusuz Etiyopya’nın en meşhur sanatçısı. Özellikle 21 bölümden oluşan “Ethiopiques” serisi için kaydettiği üç albüm Batı’ya açılmasını sağladı.
  • Ali Farka Touré: Mart 2006′da 66 yaşında kanserden kaybettiğimiz gelmiş geçmiş en meşhur ve karizmatik Malili sanatçı. “Nehrin Blues Adamı” olarak bilinen sanatçı iki Grammy ödülü kazanmıştı. Bu kategorinin kuşkusuz favorisi.
  • Bongo Maffin : Güney Afrika müziği ile hip-hop tarzını birleştiren grup 90′lardan beri müzik yapıyor. Beş albümü olan grup, Afrika-pop tarzında kıtanın öncüleri arasında.
  • Toumani Diabeté : Son dönemlerde Mali’den çıkan en başarılı ve üretken sanatçı. Dünyanın en iyi kora (21-telli arp benzeri yöresel bir enstrüman) çalgıcısı olan sanatçı, özellikle son albümü Boulevard De L’Independence ile çok beğeni topladı.

Amerika Kategorisi

  • Ben Harper: Amerikalı blues, gospel, R&B ve köksel rock temaları ile uğraşan sanatçı Amerika’dan çıkan en aykırı seslerden biri. 1969 doğumlu sanatçı özellikle canlı performansları ile anılmakta.
  • Gogol Bordello: Rock & Coke Festivali’nde verdiği konser ile gönlümüzü fetheden, Doğu Avrupa göçmenlerinden oluşan bir çingene grubu. Çingene müziğini hak ettiği noktaya getirmek için çabalayan mükemmel bir kültürel etkileşim.
  • Fernando Fonseca: 1979 doğumlu Kolombiyalı sanatçı ülkesinden çok uzun zamandan beri çıkan en yaratıcı müzisyen.
  • Lila Downs: Bu kategorinin favorisi olan Meksikalı sanatçı, 2003 ve 2005 Dünya Müzik Ödüllerine aday gösterildi. Ülkesinde aykırı bir ses olan 1968 doğumlu sanatçı rancheras tarzının öncüleri arasında.

Asya-Pasifik Kategorisi

  • Anoushka Shankar: Babası Ravi Shankar’ın adımlarında izleyen Hindistan’ın sitar kraliçesi.
  • Fat Freddy’s Drop: Yeni Zelandalı yedi kişiden oluşan ve dub/ska/caz/soul karışımı müzik yapan grup.
  • Debashih Bhattacharya: Hindistan’dan slide gitar üstadı.
  • Dadawa: Çin’in en meşhur çağdaş sanatçılarından biri, özellikle Tibet yöresel ezgileriyle çok sevilmekte.

Avrupa Kategorisi

  • Ojos De Brujo: İspanya’da rap, rumba, funk ve Flâmenko ezgilerini mükemmel bir biçimde harmanlayan bu grup, ikinci defa bu kategoride aday.
  • Camille: F ransa’dan son zamanda çıkan en yaratıcı ve karizmatik sanatçı.
  • Lo’jo: 20 yıldan beri müzik yapan topluluk, özellikle Fransız şanson melodilerini Çingene, Arap, Berber ve Afrika ritimleri ile birleştirmesi ile tanınıyor.
  • Mariza: Hepimiz yakında tanıdığı ve şu ana kadar beş yıl boyunca 3 defa bu ödüllere aday gösterilen Portekizli sanatçı. Daha yeni “Concerto Em Lısboa” adlı bir konser albümünü çıkartan sanatçı, 2003 yılında Avrupa Dünya Müziği kategorisinde ödülü evine götürdü.

Yeni Gelen Sanatçı Kategorisi

  • K’Naan: Dünya müziğini başarıyla Hip Hop’a taşıyan Somali göçmeni Kanadalı sanatçı, ilk albümü “The Dusty Foot Phılosopher” ile oldukça beğeni topladı.
  • Nuru Kane: Senegalli sanatçı Batı ve Kuzey Afrika melodilerini birleştirdiği ilk albümü Sigil ile çok yankı yaptı.
  • Sara Tavares: 2006′da çıkarttığı “Balance” adlı albümü ile Portekizli gençlerin gönlünü fetheden sanatçı şimdi dünya platformuna çıktı.
  • Ertan Finatawa: Adı “Geleneğin Yıldızları” olarak çevrilen Nijeryalı grup Sahra blues, rock gitar, çıldırtıcı perküsyon ve duasal sözler ile bu kategorinin favorisi.

Kültürel Kesişim Kategorisi:

  • Think Of One: Seyir halinde müzisyen çingenelerden oluşan Belçikalı topluluk.
  • Ayda Nadeem: 1965 doğumlu Iraklı çağdaş müzisyen. Özellikle Arap ezgileri ile deneysel müzik karışımı çalışmaları ile tanınıyor.
  • Maurice El Nedioni & Robertgo Rodriguez: Kübalı perküsyoncu ve 77 yaşındaki Cezayirli Musevi piyanistin “Descarga” adlı çalışmaları 2006′nın en ilham veren çalışmalarından biri.
  • Ska Cubano: Küba ve Jamaika müziklerini birleştirerek uzun zamandan beri en keyifli dans melodilerini yaratan Kübalı ekip.

Club Global Kategorisi

  • Mercan Dede : Peş peşe dördüncü defa bu ödüle aday olan sanatçımız, bu sefer “Nefes” albümü ile oldukça iddialı.
  • Balkan Beat Box: Balkan, Orta Doğu, İspanya ve Kuzey Amerika müziklerini hep birlikte harmanlayıp kendine özgü bir ses sentezi yaratan Amerikalı grup.
  • Cheb-i Sabbah: Cezayir doğumlu dj; özellikle Arap ve Hint müzik sentezi üzerine başarılı çalışmaları var.
  • Gotan Project: Tango’yu tekrar herkese sevdiren Paris çıkışlı grup, 2002 yılında yeni gelen sanatçı ödülünü kucaklamıştı.

Yılın Albümü Kategorisi

  • Ali Farka Touré : Savane
  • Toumani Diabate and The Symmetric Orchcestra: Boulevard D’le Indepandence
  • Bellowhead: Burlesque
  • Lila Downs: La Cantina

    Jayme Stone ve Mansa Sissoko

    Banco ve Kora’nın Evliliği

    Bu müziksel işbirliği için söylenecek öyle çok şey var ki. Oluşum o kadar dürüst bir etkileşim içerisinde ki Mali’nin en meşhur geleneksel enstrümanı olan 21 telli Kora’yı Kuzey Amerika’nın Banço’su ile kusursuz bir biçimde birleştiriyor. Daha önce bir araya gelme imkanı yakalayamayan bu iki enstrüman şu ana kadar neler kaybettiğimizin güzel bir göstergesi “Africa To Appalachia”.

    Kanadalı genç bir banço çalgıcısı olan Jayme Stone, ilk albümünü kaydettikten sonra bançonun köklerini araştırmak üzere Mali’ye bir müziksel serüvene çıktı. Telli enstrümanların gelişimin Batı Afrika’dan köle ticareti yapan gemilerle olduğunu bilen Jayme Dünya Müziğinin Mekke’si olan Afrika’ya yaptığı bu seyahat sırasında Batı dünyasının farkında bile olmadığı iki antik enstrüman keşfetti. Mali’de geçirdiği sekiz hafta gözlerini açtı ve sadece hayal edebileceği sessel etkileşime şahit oldu. Ontario Sanat Merkezi tarafından sponsor edilen seyahat en sonunda “Africa To Appalachia” olarak sonuçlandı.

    Albümde birçok parça eski Barı Afrika geleneksel ritimlerinden türetilmiş. Özellikle Toumani Diabaté ve Baba Maal’ın repertuarına aşina olan müzikseverler bu albümde kulaklarına tanıdık gelen birçok ritim ile karşılaşacak. ‘June Apple’ gibi bazı parçaların Batı Afrika ile bir alakası yok ancak hem Wassoulou hem de Appalachian (New York, Alabama, Mississippi ve Georgia arasında kalan Doğu Amerika kültürel bölgesine verilen ad) müzik tarzları arasında güzel bir köprü inşa ediyor. Albüm söz konusu iki tarzın hayranlarının birbirleri ile etkileşim sağlamasına vesile oluyor. Banço, kora ve ngoni’nin doğal müziksel ilişkisi sakin ve algılanabilir bir biçimde albüm süresince yaşatılıyor. Eski Batı Afrika ritimlerine banço ne kadar kolay adapte olabiliyorsa, kora da bir o kadar Appalachian stiline uyum sağlıyor.

    Ngoni virtüözü Bassekou Kouyate dahil olmak üzere albümün oluşumunda dokuz sanatçının emeği var. En başarılı parçalar en deneysel olanları, örneğin ‘Djula’ bunun güzel örneğinden biri. Özellikle bançonun bluegrass yıldızı Casey Driessen’in yükselen kemanı ile flört edişi oldukça heyecan verici. Eski Bambougo kralı N’Dji Diarra’ya itafen sunulan ‘Bamaneyake’ adlı parçada bariz şekilde Jayme Stone ve Mansa Sissoko arasındaki kimyanın içine çekiliyorsunuz. Aslında albüm tarihin müziksel bir tekrarı, Afrika ve Amerikan Folk geçmişini ve hikâyelerini irdeleyen bir organik yapı. Özellikle albümde yer alan yavaş parçalar dinleyeni sımsıkı saran birer kol zira ihtiva ettikleri samimiyet, nezaket ve güç daha önce hiç bu kadar bütünsel bir araya gelmemişti.

    Asırlar kadar eski ritimlerin ve öykülerin daha önce hiç duyulmamış biçimde anlatıldığı bu albüm yılın en dikkat çekenleri arasında, hiç şüphesiz!

      John Patitucci: Bir Bas Efsanesi

      1990′larda aldığı “dünyanın en iyi basçısı” ünvanını hala koruyan John Patitucci, akustik ve elektronik caz müzik dünyasında vazgeçilmeyen bir demirbaş. Chick Corea’nın Akoustic Band ve Elektrik Band, Freddie Hubbard, Ry Cooder, Herbie Hancock, Tom Scott, Robben Ford, Larry Carlton, Freddy Hubbard, Roby Duke, Dave Guisin, Stan Getz ve Wayne Shorter gibi caz dünyasının aydın sanatçıların oluşturdukları ekiplerin her zaman bir parçası olan John Patitucci, bu kadar ilgiye rağmen şişik egodan uzak mütevazı bir basçı ve besteci. Caz ve bas dünyasında Patitucci adı “saygı” kelimesi ile özleşir, bu saygı hem aynı akımda olan diğer sanatçılar, hem de hayranları tarafından her fırsatta gösterilir. Müzik dünyasının curcunasından uzak, kendi ekseninde dönen sanatçı kişilik ve müzik olarak oldukça samimi. Başarısının farkında olan bu mütevazı sanatçı, bunun Tanrı’nın bir lütfü olarak görüyor. Onun için sahip olduğu bu eşsiz yetenek ve şöhret Tanrı’dan bir hediye, bir ödül değil. Yaşayan bir efsane ve caz dünyasının en ünlü bas virtüözlerinden John Patitucci, 26 – 27 Mayıs geceleri Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında, Babylon’da Trio olarak konser verecek. Böyle bir konser elbette mazeretsiz kaçırılmaması gereken, bir daha zor yakalanabilecek bir fırsat.

      John Patitucci’nin geçmişi müziğe olan bu geniş ilgisini açıklıyor. Brooklyn, New York’dan 1959 yılında doğan sanatçı, The Beatles ve Motown sanatçılarını (bunların arasında tutkuyla bağlandığı James Jamerson’ın yeri ayrıdır) dinleyerek büyüdü. Onbir yaşında ilk defa eline bas alan sanatçı ağabeyi Thomas’ın garaj grubu ile yeni enstrümanını keşfetmeye başladı. Patitucci ailesinin 1972 yılında California’ya taşınması üzerine rock ve gospel grupları ile haşırneşir olmaya başlayan sanatçı, caz vizyonunu genişletti. On beş yaşında klasik bas çalmayı öğrenen sanatçı on altı yaşında ise enstrüman listesine bir de piyanoyu ekledi. San Francisco ve Long Beach Devlet Üniversitelerinde yüksek seviyede klasik bas okuyan sanatçı, mezun olduktan sonra kendisini bir anda filizlenmekte olan Los Angeles caz akımında buldu. İlk büyük seyirci ile piyanist Gap Mangione’a eşlik etmesiyle tanıştı. Takip eden yıllarda üst üste turnelere katılan sanatçı, en sonunda dünyanın caz başkenti olan New York’a geri döndü.

      Müziği algılama yeteneğinin yüksek olması sonucu klasik müzikten soul’a, rock’tan, B lues ve caz akımlarına kayan sanatçı, her türlü müziği keşfetmeyi kendisine bir ilke edindi. Bu keşfini nispeten daha havalı kabul edilen gitar ve bateriden sonra gelen, arka planda olup göz ardı edilen bas ile yapmış olması ise ayrı bir heyecan. Bas enstrümanını müzik haritasında ciddi bir yere yerleştiren John Patitucci, bu öncülüğünü günümüze kadar sürdürdü. Bu öncülüğü sayesinde müzik enstrüman üreticilerinin basa ayrı bir özen göstermelerini sağladı. En son Yamaha sanatçının imzası bulunan, daha geniş tel aralıkları olan TRB6JP2 John Patitucci modelini piyasaya sürdü.

      Binbir kola ayrılan müzik serüveni sırasında, 1985 yılında, uzun zamandan beri destekleyicisi, yoldaşı ve dostu olan Chick Corea’nın onu Elektric ve Akoustic gruplarının kurucu üyesi olarak ekibe almasıyla sanatçı, her ne kadar çok ilgilenmese bile, bir anda dünya çapında şöhret oldu. Caz bahçesinin her köşesine bir şey eken sanatçı zamanla bu ektiklerinin meyvesini yemeğe başladı. Eleştirmenler, söz sahibi belli başlı caz dergileri ve en önemlisi hayranları tarafından tam dört defa üst üste (1993-1996) “En İyi Caz Basçısı” ve “En İyi Akustik Basçı” ünvanlarına layık görüldü. Özellikle kendisi ile özdeşleşen altı telli eşsiz içgözlemsel bas solosu sayesinde solo kariyerine başlayan sanatçı, 1993 tarihli “Another World” albümü ile “En İyi Caz Enstrümantel Albümü” Grammy ödülüne aday oldu. John Patitucci, Corea’yla birlikte gerçekleştirdiği çalışmalarla iki Grammy ödülü kazandı, en azından onbeş defa da aynı ödüle aday oldu. 1986 yılında ise sanatçı dostları tarafından Ulusal Kayıt Sanatı ve Bilimleri Akademisi’nin “En Değerli Müzisyeni” olarak ödüllendirildi. Hiç kuşkusuz kendisi ödül listesi en uzun olan caz sanatçılarından birisi.

      “Müziğin her zaman bir hikâye anlatması gerekir” sologanını ilk çıktığı günden beri savunan sanatçı, yaptığı müziğin anlatılamayan bir film olduğunu iddia eder. Müziği ile daha keşfedilmeyen yerlere uzanmayı hedefleyen sanatçı, her çalışmasıyla hayal gücünü canlandıran, hatta meydan okuyan bir müziksel vizyon peşinde. Ön plana koyduğu ruhuyla dinleyeni ile arasında bir bağ kurmaya çalışan sanatçı, kendisini bir müzik iletişim aracı olarak görüyor. Sürekli paylaşıma açık olan sanatçı bundan dolayı performas sanatçılığının yanı sıra aynı zamanda da asaygıdeğer bir akademisyen. The Thelonius Monk Caz Enstitüsü ve New York’ta The Bass Collective adlı okullarda müzik eğitimi veren sanatçı, tam bir kültür adamı. B.B. King, Bonnie Raitt, Michael Brecker, George Benson, Dizzy Gillespie, Natalie Cole, Bon Jovi, Queen Latifah, Sting ve Carly Simon benzeri popüler sanatçılar ile müzik işbirliği yapan basçı, çok yönlülüğünü, net ses sentezinin 1990′lardan beri herkese bulaştırmaktan çekinmiyor.

      Adını asma bahçeleri antik dünyanın yedinci harikasından biri olan efsanevi kutsal kentten alan, İstanbul kültür ve sanat hayatının buluşma noktası olan Babylon’un 7. yaş kutlamalarına denk gelen John Patitucci konseri ise, farklı kültür ve bakış açılarının müzik ile işlendiği bu mekân için olabilecek en iyi doğum günü hediyesi. S on albümünün tanıtım turnesi kapsamında İstanbullu caz severlere Babylon sahnesinde bas hünerlerini konuşturacak efsanevi sanatçıyı kaçırmamanızı önerim.

        Photos on flickr

        Tikabasamuzik Tumblr

          http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23117026674http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23030093435http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22981069805http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22771137786

        Rastgele

        the_concert-tablosu
        Aniello Falcone ve The Concert Tablosu
        May 14, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        Lale Plak
        276. Dünyayı Dinliyorum
        May 13, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        100 TL banknotların arkasında yer alan Itri potresi
        Buhurizade Mustafa Itri
        May 9, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        Better Tag Cloud