// Arşiv

Folk

This tag is associated with 212 posts

Justin Adams ve Juldeh Camara: Müziğin Ruhsal Bilimi

soul_science Batı Afrika blues müzik tarzı her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur ancak bu tarzın ritimlerinin üzerine dolgun rock temaları işlemek her aklı salim kişinin harcı değil. Ya çok cesur yâda cidden deli olmak gerekir, zira bu iki tarzı organik bir yapı içinde harmanlayıp ortaya kaliteli bir çalışma çıkartmak yazıldığı kadar kolay değil. Özellikle biraz daha ileriye giderek bu harmanlamanın içerisinde yer alan müziksel köprüleri dünya ezgileri ile birleştirmek oldukça zor. Ancak Justin Adams gibi uzun müzik özgeçmişine sahip olan bir sanatçı, böyle bir hayali gerçekleştirebilir. Zira kendisi Sahra Çölü’nün blues grubu Tinariwen gibi grupların ses sentezini tamamıyla koruyup hak ettiği yere taşıyan bir müzik adamı. Hiç kuşkusuz böyle bir harmanlamayı ancak Justin Adams kotarabilir.

Justin Adams Britanya’nın en başarılı blues gitaristlerinden biri hatta sanatçıya İngiliz Ry Cooder diyenler bile var. Sanatçı aynı zamanda kültürel müzik kesişim noktalarında ortaya çıkan önemli bir yapımcı. İlk defa müzik camiası onu “Jah Wooble’s Incaders of the Heart” grubunda tanıdı. Daha sonra bu enerji taşan şahsiyet, Sinéad O’Connor ve Damien Dempsey gibi sanatçılarla çalışarak adını duyurdu. İlk defa Afrika müziğine olan tutkusunu 2001 yılında çıkan solo albümü “Desert Road” ile deklere etti. Albüm Sahra Çölü’nden gelen saf blues ezgilerinin açıklığını ilk defa görücüye çıkartmasıyla bir anda çoğu müziksever tarafından “ufak bir şaheser” olarak kabul edildi. Çöllerden gelen ezgileri araştırırken dönemimizin en başarılı Sahra Blues grubu olarak kabul edilen Tinariwen ile tanışan Justin Adams, bu vesileyle grubun ilk albümü olan “The Radio Tisdas Sessions”ın yapımcılığını üstlendi. Bu albüm sayesinde Sahra Blues tarzı müziksel haritada kendine sağlam bir yer edindi. Daha sonra 2002 yılında Robert Plant ile birlikte çalıştığı “Dreamland” albümü Grammy’ye aday gösterildi. Her ne kadar rock ve blues kulvarında kendisine sağlam bir yer edinse bile Justin Adams her zaman Afrika ile müziksel kesişimin peşinden koştu. Tinariwen’in ödüllere doymayan “Aman Iman” adlı son albümünden sonra yanına yerel sanatçıları alarak 2007’nin kuşkusuz en başarılı dünya müziği sentezini içeren albümü olan “Soul Science”ı çıkarttı.

Juldeh Camara

Picture 1 of 9

Justin Adams and Juldeh Camara

Ritti (veya yerel adıyla nyanyeru) adı verilen tek telli yerel bir keman ustası Gambiyalı bir griot (müzikçi soydan gelen bir kabile) olan Juldeh Camara, Justin Adams’ın bu projedeki suç ortağı. Rock ve Batı Afrika Blues tarzlarının birbirlerine işlemesinde bu ufak, marifetli ve heyecanlı yerel enstrüman mucizeler yaratıyor. Zaman zaman ritti ana sahneye çıkıp gitarın liderliğini elinden kapıyor zira akıcı, neredeyse coşkun ses müsameresi ile rock temaları üzerinde kusursuz bir bütünleyici unsur yaratıyor.

Justin Adams’ın örnek alınacak fakat alçakgönüllü bu yeni çalışması, fiziksel olarak o kadar gerçek ki adeta müzik setinizden çıkıp karşınızda yaşayan ve gelişen bir beden oluşturuyor. Ancak kanımca albümün başarısının asıl sırrı, normal koşullarda programlanmış bateri vuruşlarının kullanılabileceği her kısmın, zarif ve yoğun Afrika vurmalı çalgıları ile doldurulmuş olması. İnsan emeği ile vurulan tüm bu ritimler her parçada doğallığı ve dolgunluğu ön plana çıkartıyor.  Ritti’ye yol veren marş temalı vurmalı çalgıların öncülüğünde açılışı yapan ‘Yerro Mama’ geleneksel parçası aslında albümün kalitesini hemen yansıtıyor. Takip eden ‘Ya Ta Kaaya’ ve ‘Sanakubay’ parçalarında ise Juldeh Camara ve Justin Adams ikilisi sırasıyla The Clash ve Captain Beefheart’a hürmetlerini sunuyor. Ancak albüm gerçek cevherlerini ortalara doğru ‘Blue Man Returns’, insaf et anlamına gelen ‘Subuhanalaii’ ve özellikle ‘Nayo’ adlı parçalarda çıkıyor.

Bir füzyon labirentinden öte “Soul Science” saf müzik tarzlarının birbirlerine sert çarpıştırılması ile ortaya çıkan, kulaklarınızda kıvamında bir müzik şöleni bırakan ekonomik kısa parçalardan oluşan geçtiğimiz yılın en iyi düet albümlerinden biri. Bir blues/rock albümünden çok öte olan “Soul Science”, bu tarzların dünya müziği serpiştirilmesi ile ne boyutlara taşınabileceğiniz kusursuz bir örneği..

Originally posted 2010-01-09 15:52:38. Republished by Blog Post Promoter

Souad Massi – O Houria

souad massi

souad massi

Koskoca on bir yıldan beri Souad Massi Fransa’da müzik kariyerini sürdürüyor. Cezayir’den kaçıp Fransa’ya sığındı tek derdi özgürce müzik yapabilmek, yüreğindekileri müziği ile bizlere aktarabilmek. Bu süreçte bize aşina olmadığımız müzik harmanlamaları ile tanıştırdı. Peki kim bu hanım sanatçı? Bir Arap folk şarkıcısı mı yoksa Cezayirli bir sanatçı mı ya da bir dünya müziği işleyicisi mi? Onu kategoride etmek pek o kadar kolay değil açıkçası.

2010 tarihli “O Houria” albümünde  Souad Massi Fransızca, Arapça ve İngilizce şarkı sözleri ile karşımıza çıkıyor.  Özgürlük için yazılan ‘O Houria’ parçasından bir haykırışa uzanan ‘Stop Pissing Me Off’; ‘Tragedy of Nacera’ ile ele alınan eziyet çeken kadınlar, ‘ Un sourire (bir gülümseme)’ ile insanı kulvara yelken açıyor. Albüm boyunca Massi her türlü duygudaşlığa sokuluyor.

O Houria

O Houria

Originally posted 2010-11-29 14:05:39. Republished by Blog Post Promoter

Mohsen Namjoo – zolf bar baad

Mohsen Namjoo

Mohsen Namjoo

Mohsen Namjoo Meşhed’de Doğdu. Edebiyat ve müziğe olan ilgisi daha çocuk yaşlarında başladı. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen profesyonel olarak müzik yapmaya karar verdi ve müzik eğitimine Tahran Üniversitesi’nde devam etmek için Tahran’a taşındı.

Klasik, geleneksel İran müziği ile yakından ilgilendikten sonra denemelere başladı ve bu geleneksel müziği modern yöntemlerle birleştirip sentez yaptı. Bu çalışmaları bazı kesimler tarafından kabul görmedi ve çok sık zorluklarla ve engellemelerle karşı karşıya kaldı.

İran müziğini alışılmamış bir şekilde uygulaması ve şarkılarının değişik tarzı nedeni ile, üçüncü yılında üniversiteden atıldı. 2000 yılından bu yana rock müzik ve caz onun için önemli hale geldi. Bu iki müzik türünü geleneksel İran müziği ile birleştirdi. Bu denemeler çok kötü bir teknik ile kayda alındı. Bu kayıtların bir kısmı kopyalandı ve tüm İran’da, bir çok insan tarafından sevilerek dinlendi. 2006 yılında özel konserler vermeye başladı ve aynı yıl Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde “Hotspot Teheran” konulu etkinlikte sahneye çıktı. Çok başarılı olan bu konser sonrası Hollanda radyosunda onunla bir söyleşi yapıldı ve konserden bazı eserler çalındı. İran sınırları dışında Mohsen Namjoo özellikle “Sound of Silence” isimli belgeselle tanındı. Bu belgeselde Amir Hamz ve Mark Lazarz, Namjoo ile birlikte, İran’ın diğer öncü müzisyenleri O-Hum, Hich-Kas ve Emad Bonakdar’ı da göstererek, Tahran’daki underground müziği anlatıyorlardı.

Temmuz 2009 tarihinde Kuran’ı karalama suçlaması ile beş yıl hapse mahküm oldu.

Originally posted 2010-07-05 11:49:42. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud