1970’lerdeki Gana müzik camiasının en çok konuşulan ve takip edilen ekibi hiç şüphesiz “Hedzoleh Soundz” idi. Kendileri hala müzik tarihinin sayfalarında gelmiş geçmiş en orijinal “afro” ekipleri arasında gösterilmekte. Geleneksel müziğin aşina olmadığımız bir fanusta harmanlayan ekibe olan sevgi zamanla Gana’nın sınırlarından taşmaya başladı. Tüm bu tanınmışlığa rağmen “Hedzoleh Soundz” adı 1973 tarihinde tanıştıkları trompetçi Hugh Masekela sayesinde daha bir şahlandı. Bu tanışmanın meyvesi ise daha sonra Masekela’nın afro-caz klasik ritimleri ile bezenmiş “Masekela – Introducing Hedzoleh Soundz” albümün omurgası oldu.
Afrobeat’ın babası olarak bilinen Fela Kuti sayesinde Masekela, Hedzoleh Soundz ile tanıştı ve bu ilişki uzun yıllar sürdü. Bu ilişkinin meyvesi “Masekela – Introducing Hedzoleh Soundz” büyük bir ses yaparak müzik severler tarafından karşılandı, içinde yer alan parçalardan sadece 2 tanesinin Masekela’ya ait olması aslında bu çalışmanın aslen Hedzoleh Soundz’e ait olduğu vurgusunu ön plana çıkartıyor. Masekela ise sadece konuk sanatçı aslında!
Müzik camiasında her zaman Hedzoleh Soundz kelimeleri bir araya gelince Masekela’nın trompet ezgileri ile bezenmiş çalışma akla geldi oysa bu ürünün orijinali neredeyse 40 yıldan beri kulaklardan ırak. Artık değil, zira Soundway Records sayesinde Hedzoleh Soundz’un orijinal çalışması trompetsiz olarak dinleyicilerin keyfine sunuldu. Özgürlük anlamına gelen Hedzoleh’ın 40 yıl sonra buna kavuşmuş olması ise dünya müziği severlerin heyecanını katlayan bir faktör…
Parça Listesi
1. Rekpete
2. Mee Bee (When)
3. Yei Baa Gbe Wo
4. Kaa Ye Oyai (Don’t be in a hurry)
5. Omusu Da Fe M’Musu
6. Hedzoleh!
7. Hearts Ne Kotoko
8. Mo Oso Obu Naa
Grubun Facebook sayfası için buraya hafifçe dokunun
Grubun Resmi Sayfasını merak edenler için…
Originally posted 2010-06-03 08:54:15. Republished by Blog Post Promoter
1970’lerin Gana’sının highlife ritimleri yan komşusu Nijerya’nın Afro-Americana ezgileri bir araya geliyor bu çalışmada. Albümün yıldızı ise Sweet Talks adlı ekip. Kendileri 70’lerde Gana’nın en başarılı 5 popüler ekibinden birisi olarak tarihte yerini aldı. “The Kusum Beat” adlı albümleri ise 1974’de piyasaya sürülmesiyle birlikte Afro müzik severlerin en çok beğenilen listesine otomatikman yerleşti zira çalışmadan Afrobeat’ten Funk’a, highlife’tan Afro-Americana’ya kadar o günlerin en popüler ritimleri yer almaktaydı.
Albümdeki highlife ritimleri her şeyi hafif ve hızlı olarak dinleyene aktarıyor. Tüm parçalarda yer alan trompet ise müziği ritminde dominant ve yere bastıran en büyük unsur. Gana dilinde Kusum yerel anlamına geliyor ve bu albüm adıyla özleşiyor, her yerde yerel ritimler ön planda. Aydınlatıcı, sıkı, yoğun, eğlencelik ve taze ritimler, tatminkâr düzeyde her parçada kendisini ifade ediyor.
“The Kusum Beat” zaman aşımına uğramadan hala günümüzde varlığını sürdürebilecek kalite de. Hiç şüphesiz Sweet Talks ekibinin şeceresindeki en başarılı ve müzik imzalarını taşıyan albüm. “The Kusum Beat” 70’lerde Gana’da müziğin ne kadar ileri, deneysel ve merak uyandıran bir formda olduğunun en mutlak göstergesi.
Dünya Müziği’nin bu kadar revaçta olduğu bir dönemde bu albümün tekrar elden geçirilip gün yüzü bulması oldukça sevindirici. Keşke daha önce çıkartılsaydı demeden de yapamayacağım ama yine de çok teşekkürler Soundway Müzik firması.
Parça Listesi
1. Akampanye
2 .Mapam Sukuruwe
3. Eyi Su Ngaangaa
4. Oburumankoma
5. Sasa Abonsam
6. Kyekye Pe Aware
Originally posted 2010-05-31 08:08:52. Republished by Blog Post Promoter
Seprewa çoğumuzun duymadığı veya varlığından bile haberdar olmadığı bir enstrüman. Sözlük açıklaması arp-ud karışımı geleneksel bir enstrüman olan Seprewa, Gana’ya özgü bir antik çalgı aleti. 1920′lerde Gana’da önem kazanan Highlife müzik tarzının yüreği olan enstrüman, Batının empozesi sayesinde zamanla yerini gitara bıraktı ve gündemden düştü. Hatta günümüzde birçok Ganalı bu çalgı aletinin bilmiyor tanımıyor. Yok olmakta olan bu canlı ve narin enstrüman Malili kora çalgı aletinin uzaktan kuzeni olarak kabul ediliyor. Üç müzisyen fikirlerini ve tutkularını bir araya getirerek bu geleneksel enstrümanın melodilerini çağdaş akustik yapılandırma içerisinde yeniden keşfetmek için yola koyuldu ve karşımıza baştan sonra Seprewa’ya adanmış dünyada bir başka örneği olmayan bir çalışma ile çıktı.
Sadece on yıl önce 25 köyde bir Seprewa çalgıcısı bulunurken söz konusu enstrüman son dönemlerde bir reenkarnasyon yaşıyor. Bu yeniden canlanmanın en büyük nedeni Kari Banaman, Osei Korankye ve Baffour Kyerematen adlı Ganalı üç virtüözün bir araya gelip kaydettikleri “Seprewa Kasa” adlı albüm. “Seprewa Kasa”, artık ircaa edilmeyen Highlife tarzının pop tarafından istila edilmeden önceki dönemi yansıtıyor. Altı yıllık bir süreçte var olan albümün macerası Kari’nin bir festival esnasında Osei’yi sahneden Seprewa çalarken görmesiyle başladı. O zamana kadar sadece öykülerde dinlediği bu enstrümanı karşısında gören Kari heyecanını gizleyemeyip Osei ile birlikte hemen Gana’ya geri dönüp birlikte bir proje üzerinde çalışmaya ikna etti. Gana’nın en tanınan gitaristi olan Kari Banaman’ı da aralarına alıp bu serüvene atılan sanatçılar altı yıllık özenle yapılmış bir çalışma ile ektiklerinin meyvesini aldı.
2003 tarihinde Gana’daki en şaşalı DiBess Stüdyo’sunda kaydedilen ham albümün son rötuşları Craig David ile çalışan Gana’nın en yetenekli sanatçısı kabul edilen Kwame Yeboah tarafından gerçekleştirildi. Albüm ağırlıkta Gana’nın resmi dili olan akan dilinde seslendiriliyor ve sözler filozofik unsurlar üzerine yapılandırılmış aşk, sosyal hayat ve yaşam konuları içeriyor.
“Seprewa Kasa”da yer alan parçalar birbirleri arasında yuvarlanıp bukleleşiyor ve müzisyenler içten sakin amatör vokalleri ile bu organik yapıyı süslüyor. Albüm boyunca sakinlik ön planda ve tüm yoğunlaşma müziğe verilmiş durumda. Perküsyona çok fazla dayanmayan bir oluşum içerisinde olan albüm dinleyeni sükûnete davet ediyor. İşitsel bir hipnoz atmosferi yaratan “Seprewa kasa” monotonluktan uzak geleneksel melodileri ile farklı müziksel sınırlara sokulan bir melodik dokuma. Sekiz parçadan oluşan Seprewa Kasa tensel, romantik ve dayanılmaz derecede egzotik. Albümde iki Seprewa paralel olarak birbirleri ile atışıyor, biri daha çok banço stilinde oldukça tıngırdar, diğeri ise nispeten daha sıcak ve akustik gitar kıvamında. Bunun yanı sıra arka planda kalacak şekilde geniş bir perküsyon desteği var. Bu perküsyonların arasından en dikkat çekenler ise efiritrsewa (parmakla çalınan metal yarık) ve atumpan (dişi ve erkek cinsiyeti olan V şeklinde iki çubukla çalınan geleneksel törensel bir davul).
Albüm boyunca müzisyenlik amatör zihniyeti içerisinde neredeyse kusursuz bir üretkenlik ile varlığını gösteriyor. İnleyen vokallerden unutulan armonilere, sade perküsyonlardan dantel, ritmik yaylılara kadar geniş ve zengin bir müziksel çeşni sunan çalışma, Seprewa’yı tekrar dünya müziği gündemine taşıdı. Seprewa’nın konuştuğu ve gitarın nispeten sustuğu çalışma Afrika’dan sürekli çıkmakta olan yeni ürünlerin arasında en dikkat çekeni zira içerisinde yaşattığı kültürel sorumluluk çok derin. Bu çalışma özellikle akustik müzik severler ve elbette dünya müziği tutkunları için bir vahiy. Çok uzun yıllar boyunca yok olmakla cebelleşen bu ender enstrümanı tekrar gün ışığına çıkartanlara hakkıyla saygı göstermemiz gerekiyor.
Originally posted 2010-10-27 14:40:29. Republished by Blog Post Promoter