// Arşiv

Gitar

This tag is associated with 141 posts

Clor: Narkotik Müzik

Seksenlerin hortlaması diye bir şey yok. O dönem büyük bir haz ile yaşandı ve yıl katmanları ile ezildi, anılarda kaldı. Sık sık yapılan sondajlarla bu katmana ulaşılıp keyif verici müzikler tekrar dinlendi ama asla hortlatılamadı. Seksenlere geri dönüş konsepti, müzik piyasasında ileri olan ülkelerde kullanılan bir ayrımcı yanılsamadan başka bir şey değil. Her nostalji temasının seksenlere gönderme yapması artık kusulacak bir noktaya geldi. Cılkı çıktı. Bu tür itici benzetmeler sayesinde yeni grupların içinde bir şey varsa bile hemen ön yargı ile yaklaşıldı. “Yine mi seksenler?” gibi yakarışlar birazcık değeri olan grupları hemen “göz ardı edilen kutusuna” yolladı.

Brixton’dan çıkan beş nüfuslu Clor grubu da seksenlerden türediğine dair eleştiriler ile ortaya çıktı. Adını Polonya’daki meşhur bilimsel araştırma merkezi “Centralne Laboratorium Ochrony Radiologicznej”den alan grup, ilk albümünü Capitol records’un kız kardeşi olan Regal (The Beta Band’in ev sahibi) etiketi ile çıkarttı. Vızıltılı, indie-pop yüklemesi ile sabah ilk iş dinlenebilecek nitelikte olan bu albüm, kahve ve poğaça ile oldukça keyifli gidiyor. Yakın gelecekteki Pop-indie tarzının kelimesi kelimesine hakkını veren bir grup.

Clor ortalama bir grup değil. Onlara seksenler kopyası, sıkıcı veya olağan demek biraz cesaret ister. Bu ekip elektro popun gökkuşağı gibi, her renk ile gelen farklı bir ses süzmesi. Artık farklı bir şeye âşık olmanın zamanı geldi. Klişe sapaklara giren grupların aksine Clor beklenmedik kavşaklarda sağa girilmesi gerekirken sola giriyor veya oracıkta park ediyor. Beklentileri olumlu yönde suya düşürüyor.

Eğer ilk albümlerin etki yaratmak gibi bir görevi varsa Clor ‘un albümü popüler müziğe bir meteor gibi çarpmakta. Good Stuff ile nefes almaya başlayan albüm yakalayıcı melodiler, yüksek akortlardaki vokaller ile ileri bir hamle yapıyor. Adeta akıl almaz bir pop patlaması. Her şey elektro pop üzerine de kurulmamış, ortada güzel bir denge sağlanmış. Kırılgan gitar melodileri ile beslenen Gifted parçası düşük temposu ile Clor ‘un hassas yönünü sergiliyor. Hipnotize eden Making You All Mine parçası uzun zamandan beri dinlediğim en şizofren pop oluşumu, ciddi anlamda keyif verici. Stuck In A Tight Spot ise resmen üç farklı grubun aynı anda müzik yapması gibi. Dangerzone parçası çalışan robotların gözünden yeni yüzyılı anlatan bir kurgusal müzik. Üç dakikalık yakalayıcı nakaratlardan oluşan pop-indie parçalarından çok uzakta olan bu albüm yabancı diyarlara uzanan dolambaçlı bir yol.

Müziğin bu tür tempolar, sintisayzır tınıları ve atmosfer ile bıçaklanmasına uzun zamandan beri tanık olmamıştım. Biraz bilimkurgu, biraz elektro-pop ve biraz deneysel müziğin sınırlarında dolaşan grup, indie müziğinin farklı bir biçimde sunulması üzerine çalışmış. Kusursuzca saçma, saçmalıklarla dolu kusursuz bir albüm olan Clor yılın en başarılı 50 albüm listesine girmemiş olabilir ama gerçekten bu kimin umurunda?

Parça Listesi:

  1. Good Stuff
  2. Outlines
  3. Love & Pain
  4. Hearts On Fire
  5. Gifted
  6. Stuck In A Tight Spot
  7. Dangerzone
  8. Magic Touch
  9. Making You All Mine
  10. Garden Of Love
  11. Goodbye

Originally posted 2009-12-25 08:32:36. Republished by Blog Post Promoter

Gorillaz: White Flag

Gorillaz Plastic Beach Japon Kapağı

Gorillaz Plastic Beach Japon Kapağı

Gorillaz 3. albümü ile çıka geldi ve yine ortamın tozunu kaldırdı zira bu defada turnayı 12’den vurdu. Üst üste çıkan üç albümün birbirini aynı paralel başarı ile takip etmesi sürdürülebilir vizyonun ötesinde dolgun bir birikim ürünü. Baş mimar ise Damon Albarn hiç şüphesiz.

Albümün başarısı, değerlendirmesine girmeyeceğim zira beni ilgilendiren daha bir önemli konu var. Malum Brit Pop’un en üst düzey konumundayken Damon Albarn bir anda yön değiştirdi, aşina olmadığı, oradaki müziklere burnunu sokmaya başladı. Ruhu bir arayışa girdi, elindekilerle tatmin olmayıp farklı ritimlere yelken açtı. Bu hevesini pekiştiren seyahatler ise müziksel açılımlara gebe oldu ve ortaya çıkan meyveler Gorillaz ve/veya Blur çalışmaları kadar olmasa bile müzik severleri fazlasıyla tatmin etti.

Damon Albarn bu genişlemesini üşenmeyip Blur’un en son çalışması Think Tank’te yer alan parçalarda görücüye çıkarttı. Popüler akımda savrulanlar ilk başta bocalamış olsalar bile bu farklı tadın keyfine varmada gecikmediler. Zira Albarn onlara aşina olmadıkları diyarlara sokuyordu, harikalar diyarında Damon Albarn misali.

Neyse sadede geleyim, “Plastic Beach” başarılı kelimesinin hafif kaçtığı bir çalışma. Ama içerisinde yer alan bir parça var ki asıl konumuz o: ‘White Flag’. Albarn burada gür ve büyüleyici bir giriş yaparak Dünya Müziği ile popüler müziğin istendiği takdirde sorumlu bir şekilde nasıl birleştirilebileceğini cesurca ortaya sergiliyor. Cesurca diyorum zira böyle bir rahat konumda olan sanatçı risk almayı sevmez, sevse bile etrafındakiler engeller. Oysa Damon göğsünü gere gere Lübnan Klasik Müzik Orkestrası ile vizyonunu evlendirebiliyor.

Mart 2009’un sonunda Ortadoğu’nun Paris’i olarak adlandırabileceğimiz Beyrut’ta kaydedilen ‘White Flag’ yine Damon’un bir seyahatinin meyvesi. Dünyanın bu bölgesinin albümde yer almasını arzulayan sanatçı gizlice Lübnan’ın başkentine bir yolculuk yapar. Plastik Sahilleri bırakıp uçağa atlayan Damon Lübnan ve Suriye’de teferruatlı bir müzik macerasına dalar. Karşına çıkan ritimler ile büyülenen sanatçı doğru karar verdiğine inandığı an giydiği burkası ile birlikte Beyrut’un Arap Müziği konusunda uzman olan Ulusak Orkestra ile stüdyoya girer. Ortaya çıkan kayıt ise albümde ‘White Flag’ın ana hamurunu oluşturmakta.

Gorillaz Plastic Beach

Gorillaz Plastic Beach

Pop albüm sınıfına sokulan “Plastic Beach” bu parça sayesinde dinleyenleri gözlerini dünyamızın farklı köşelerinin olduğu gerçeğine açıyor. Adeta her an bir savaş alanı olabilecek bir şehirden gelen enfes nağmeler, hiç kuşkusuz merak uyandırıyor. Bu gazete okumaya, televizyon izlemeye benzemiyor zira bu mecralar insanların beyinlerine kötü olanı işliyor oysa müzik mutlak mutluluğun bir yansımasını sunuyor. Damon Albarn böylelikle yanlış bilgilendirmeyi, ırkçı yaklaşımı bu tür yapıştırmalarla dinleyenlerine iletiyor ve ne mutlu ki insanlar bunu algılayabiliyor.

Üç dakikanın üzerinde olan ‘White Flag’ sadece Gorillaz’ı rahat alanında çıkartmakla kalmıyor, aynı zamanda Britanyalı genç rapçiler olan, Bashy olarak adlandırılan Ashley Thomas ve Kano olarak bilinen Kane Brett Robinson’I da farklı bir konuma taşıyor. Bashy ve kano verdikleri röportajlarda giriştikleri projeden çekindiklerini dile getiriyor zira aşina olmadıkları bir konumun dışına taşındıklarını farkındalığını yaşamışlar.

Savaş, suç ve din karşıtı sözlerin Casio ritimleri ile süslendiği ‘White Songs’ albümdeki bol sürprizlerden biri ama kanımca en önemlisi.

Plastic Beach from Tristan Oliver on Vimeo.

Originally posted 2010-03-29 10:32:04. Republished by Blog Post Promoter

Kila: İrlanda’nın Dünya Müziği Elçisi

Kila - Soisín
Kila – Soisín

İrlandalı geleneksel ve folklorik ekip Kila dokuzuncu albümü “Soisín” ile daha sakin sulara sokuluyor. Baştan sona enstrümantal olan albümde besteler yumuşak, yavaş ve kavrayıcı. Külliyatındaki diğer albümlere kıyasla farklı bir konumda yer alan bu çalışma insan ruhunu klasik müzik kadar sakinlik ikram edebilecek değerde.

Yirmi yıldan beri birlikte çalan yedi kişilik ordu Kila, folk kulvarında İrlanda’nın en yaratıcı ve heyecanlı oluşumlarının başında yer alıyor. Grubun her üyesi farklı bir müzik çekirdeğinden geliyor olması oluşumun ana ilham kaynağı; ortak buluştukları nokta ise müzik yaratma tutkuları. Dünyanın farklı köşelerinden gelebilecek her türlü melodik yapılandırmaya açık olan Kila, bunun algılayıp işlemesini bilen bir süzgeç özelliğine de sahip.

İrlanda geleneksel müziğine dayanan kökleriyle, Kila’nın müziği darbeli vokalleri, akıcı ritmik melodileri ve temelde gizlice cereyan eden ciddi ezgiler, dinleyicilerin hemen dikkatini çekecek nitelikte. Onlar Dünya Müziği çatısı altında kendi özgün stilini yaratabilmiş bir ekip ve günümüze kadar geldiği çalışmaları ile bunu fazlasıyla kanıtlamış durumda.

2010 tarihli “Soisín” albümlerinin içeriği

  1. The Kissing Gate
  2. The Derry Time
  3. The Bearne Waltz
  4. St. Germain
  5. 1st Ave
  6. Cluainin
  7. Soisin
  8. Katy’s Tune
  9. Miles na bPiobairi
  10. Chun na Farraige Sios

Kila:

  • Eoin Dillon – Uilleann Gaydası ve düdükler
  • Ronan O’Snodaigh – Bodhran  ve Perküsyon
  • Rossa O’Snodaigh – Gitar, düdük, Perküsyon, Piyano, Buzuki, Trompet, Klarnet ve Mandolin
  • Dee Armstrong – Kemençe, Banço, Vokal, Violin ve Glockenspiel
  • Colm O’Snodaigh – Gitar, Flüt, düdük, vokal ve mızıka
  • Lance Hogan – Gitar
  • Eoin O’Brien – Gitar

Bu Albümde Katkıda Bulunanlar:

  • Martin Brunsden – Bas ve saw
  • Karl Odlum – Bas ve bateri
  • Paula Hughes – Çello
  • Peter Browne – Akordeon
  • John Browne – Bateri
  • Sallay Garnett – Vokaller

Originally posted 2010-06-06 08:33:54. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud