Usta perküsyoncu Zakir Hussain, kendisini dünyanın en iyi tabla (Kuzey Hindistan’a has çift el darbukası) üstadı olarak tefrik etmiştir. Onun sayesinde geleneksel Hindustani vurmalı çalgı sanatını dünya platformuna taşındı. Ravi Shankar’ın uzun zamandan beri müzik arkadaşı olan Ustad Allah Rakha’nın oğlu olan Zakir Hussain, yedi yaşından beri babasının başlattığı macerayı sürdürmekte. Onun sayesinde Hindustani müziği dünya çapından üne kavuştu ve birçok genç Hintli sanatçıya kapıları araladı. Yaşayan bir efsane olan bu ustayı isterseniz kısacık tanıyalım.
Zakir Hussain en çok 1975 yılında İngiliz gitarist John McLaughlin ve kendisi gibi Hintli olan viyolonist L. Shankar ile kurduğu Shakti grubu ile tanınmıştı. Grubun amacı doğu ve batı müzik sentezlerini bir noktada birleştirmekti. Günümüzde artık her köşede, her sanatçının burnunu sokmaya çalıştığı bu müzik sahası ilk defa Shakti üçlüsü tarafında başlatıldı. Üç yıl boyunca tüm dünyada konser verip ideolojilerini tanıtan ekip, üç albümü kaydettikten sonra 1978 yılında ayrıldı. Sonra 1998 yılında Remember Shakti adı altında tekrar birleşti. Bu süre içerisinde tüm bilinçli dünya sanatçıları tarafından tanınan bir hale gelen Zakir Hussain sayısız müzik işbirliğine karıştı. Bunların en başında gelen Grateful Dead’in bateristi Mickey Hart ile yaptığı müzik birliği, sonra sırasıyla, George Harrison, Joe Henderson, Van Morrison, Jack Bruce, Tito Puente, Pharoah Saunders, Bill Laswell, Billy Cobham, Hong Kong Senfoni Orkestrası ve New Orleans Senfoni Orkestrası. Her türlü müziğe sanatını işleyebilen Zakir Hussain, müziğin ne kadar ayrı coğrafyadan gelse bile aynı havan içinde dövülebileceğini tüm dünyaya kanıtladı. Böylece etnik müzik kavramı müzik literatüründe yerini aldı.
Zakir Hussain
Geniş bir dünya görüşüne sahip olan sanatçı içindeki klasik müziksel şeceresi ile 1987 yılında kendi adı altında ilk albümü “Making Music”i ECM Records’dan çıkarttı. Albüm o zamana kadar üretilen “en iyi Batı-Doğu sentezini harmanlayan” çalışma olarak hayranlıkla karşılandı. 1988 yılında “Padma Shri” (1955 yılından beri herhangi bir dalda Hindistan’da verilen onursal devlet madalyası) ile onurlandırılan en genç perküsyoncu oldu. 1991 yılında kendi müzik şirketi “Moment Records”u (www.momentrecords.com) kuran sanatçı, böylece Hindustani ve Karnatik (Güney Hindistan’a ait) müzik türlerine daha fazla yoğunlaştı. O dönemden beri “Masters of Percussion” (Perküsyon Üstadları) ve Zakir Hussain & The Rhythm Experience oluşumları ile sanat hayatına devam eden sanatçı, 1990 yılında Hindistan ve Amerika arasındaki ilişkileri geliştiren en önemli kişi olarak Indo-Amerikan ödülüne layık görüldü. Grateful Dead’in baterist Mickey Hart ile yaptığı “Planet Drum” (Bateri Evreni) 1992 yılında Grammy’lerde en iyi dünya müziği ödülünü kaptı.
Yedi yaşında müzik hayatına atılan bu azimli sanatçı kendi müzik ruhunu izleyen, kendi inandığı etnik oluşuma sadık kalan günümüzün en önde gelen dünya müziği icraatçılarından birisidir. Açmış olduğu yolda Nitin Shawney, Karsh Kale, Talvin Singh ve benzerleri gibi sayısız ikinci kucak melez Hintli sanatçı güvenilir adımlarla ilerledi.
Zakir Hussain Performans
Bugün, Zakir Hussain vurmalı çalgı ve dünya müzik kulvarında uluslararası bir fenomen. En üst rütbede bir klasik tabla virtüözü olan sanatçı, ülkesinin en değerli ulusal müzik varlığı olmanın yanı sıra saygın bir şöhret. Bu ön tanışmayı Zakir Hussain’in marifetli elleri ile çaldığı tabla ile pekiştirmenizi ümit ederim. Önemli olan, çok geç kalmadan hala yaşayan bu efsanenin ucundan bir yerinden tutmak.
Tüm Albümleri
Global Drum Project (2007) – Mickey Hart, Zakir Hussain, Sikiru Adepoju, Giovanni Hidalgo – Shout Factory
Soukha – V. Selvaganesh (with John McLaughlin, Zakir Hussain, Vikku, Shrinivas) – Naive
Sangam (2006) – Jazz collaboration with bandleader Charles Lloyd.
Maestro’s Choice Series One – Alla Rakha & Zakir Hussain (2005)
Punjabi Dhamar (2004)
Raag Chandrakauns (2004)
Live at 38th Montreux Jazz Festival (18 July, 2004) – Remember Shakti
Live at Miles Davis Hall (8 July, 2004) – Remember Shakti
The Best of Mickey Hart: Over the Edge and Back (2002) – Mickey Hart
Selects (2002)
Saturday Night in Bombay (2001) – Remember Shakti (Universal Records)
Müzik hiç kuşkusuz evrenin iyileştirici gücü! Özellikle 21. yüzyıla adım atan insanoğlunun şu günlerde ihtiyacı olan en önemli devalardan biri.Kanımca müzik, değeri bilinmeyen bir emtia zira kültürler arası etkileşimi, alışverişi ve algılamayı en rahat sağlayacak güçlerden biri. Medya geliştikçe kültürel sınırlar ortadan kalkıyor ve farklı kültürlerden gelen insanlar birbirine karışıp ortaya oldukça dinamik bir yapı çıkıyor. Müzik ise bu etkileşimin en önemli faktörü zira müzik ön yargıdan uzak, dil sınırını yok eden, herkese eşit konuşan dünyamızın en kolay ve barışçıl iletişim aracı.
İşte yine her şeyi en iyilerinin değerlendirildiği, önümüze listelerin sunulduğu yılın o dönemine geldik. Her kategoride yılın en başarılı müzik çalışmalarının listelendiği bu dönemde son zamanlarda yeni bir kategori ortaya çıkmaya başladı: “Dünya Müziği”. Aslına bakarsanız “Dünya Müziği” yaklaşık 5–6 yıldan beri yurtdışında (özellikle Avrupa’da) müzikseverlere sunulmakta zira Açık Radyo gibi ufku geniş radyolar sayesinde oldukça fazla takipçisi olan ve sürekli genişleyen bir tür. Ülkemizde daha bu konuda emeklemekteyiz ancak son dönemlerde gelen verilere göre heyecan verici bir kıpırdanma gözlenmekte.
Peki, bu “Dünya Müziği” tanımı nedir? Bir sanat formunu tek bir deyime indirgeyen herhangi bir terim her zaman şüpheyle bakılmalı fakat “Dünya Müziği” terimi buna pek uymuyor zira kesin ve tanımlayıcı etiketi ile çok doğru bir terim. Genel olarak birkaç şey üzerinde hem fikir olmak kolay; öncelikle, bu terim ağırlıkta geleneksel, folk veya köklere uzanan bir müziği ifade ediyor: (1) yerli sanatçılar tarafından icra edilip bestelenen; (2) farklı müzik tarzlarını ile doğal olarak etkileşimi ve (3) neredeyse dünyamızdaki her kültürün ve toplumun bir parçası olması. Daha özlü bir tanımlama yapılması gerekirse, dünya müziği yerel sanatçıların geldikleri bölgedeki müziği farklı kültürlerin içinde barındırdığı değişik müzik formlarını ile yansıtması olarak tanımlanabilir.
Aslında farklı bir açıdan bakılırsa “Dünya Müziği” olmayan tarzları sınıflandırmak çok daha kolay. Genel olarak dünya müziği medyasında ve uluslar arası var oluş kavramında, rock & roll, R&B, soul, caz, Broadway, klasik, heavy metal, new age, füzyon, country, alternatif rock, blues, disko, hip hop (bazı istisnalar haricinde), tekno, karaoke, trip hop ve saf pop gibi satan tarzlar dünya müziği sınıfına girmiyor.
Ortaya bir tanım atıp ve “Dünya Müziği” tarzının dışında kalan tarzları sıraladıktan sonra, dünya müziğinin popüler müzik olduğunu beyan edebiliriz. Bir halk müziği orijinal hali korunmaksızın, onu besteleyen ortamdan daha geniş sanatsal ve artistik bir ortama aktarılırsa otomatik olarak müdahale edilmiş olur. Farklı bir platforma, amaca ve plana yönlenmiş olur. En sadık ve katı dünya müziği savunucularının bile halk veya geleneksel müzik olarak tanımladıkları tarzlar aslında o parçanın geldiği coğrafyanın popüler müziği.
İdeolojik olarak her müzik dünya müziği ve gerçekten bu tarzı detaylı bir şekilde ifade etmek veya belirli parametrelere kısıtlamak imkânsız. Açıkçası caz ve Batı klasik müziği (her ikisi de müphem terim) çoğu dünya müziğinin temelini ve bedenini oluşturur, öte yandan burada tanımlanan dünya müziği ise Batı klasik ve caz müziğinin olmazsa olmaz öğesidir…
Burada ilk defa 2007’nin en iyi “Dünya Müziği” albümlerinin listesini bulacaksınız. Bu albümlerin bir kısmı ülkemizde bulunuyor bir kısmı ise ancak yurtdışında. İşte karşınızda “Dünya Müziği”nin 2007’deki en iyi on albümü.
Manu Chao (İspanya) – La Radiolina / (Balet Müzik)
Tinariwen (Mali) – Aman Iman
Bassekou Kouyate & Ngonı Ba (Mali) – Segu Blue
Anoushka Shankar And Karsh Kale (Hindistan) – Breathing under water / (EMI/KENT)
Balkan Beat Box (Amerika/İsrail) – Nu Med / (Equinox Music)
Rachid Taha (Cezayir/Fransa) – Diwan 2
Malouma (Moritanya) – Nour
Thierry Titi Robin (Fransa) – Ces Vagues Que L’amour Souleve / (Equinox Music)
Andy Palacıo & The Garıfuna Collectıve (Beliz) – Watina
Kötü bir gün mü geçiriyorsunuz ve müzik dinleyerek tüm negatifliğinizi pozitifliğe değiştirmek istiyor musunuz? O halde Hindistan’dan gelen folk dolu pop ritimleri ile bezenmiş Raghu Dixit’in albümüne kulak verebilirsiniz. Bereketli bir coşkusu olan sanatçı modern Hindistan ritimlerini albümünde müzikleri ile birlikte özetlemekte. Albümünün kitapçığında da açıkladığı üzere ciddi bir Mikrobiyolog (Master derecesi var) olan sanatçı aynı zamanda klasik Hint danslarında üzerine uzman. Bu unvanlarının arasında bir de güven dolu ilk albümünü üretmek için zaman yaratmış.
Karnataka bölgesinin Maysor (Mysore) kentinden sesini yükselten sanatçı, sekiz yıldan beri grubu Antaragni ile birlikte çalışarak bu albüme ulaşmış. Reggae, folk, rock ve pop ezgilerini sert gitar ritimleri ile harmanlayan sanatçı dönem dönem genç Khaled’i hatta Haluk Levent’i bile anımsatmakta. Elektrogitarcı Bruce Lee Mani, Mark Knopfler kadar olmasa bile Manoj George’un violinine eşlik edebilecek oldukça hoş ve kavrayıcı atmosferik ritimler üretiyor. Ortaya çıkan karışım kavrayıcı özelliklere sahip.
Hindi, arada sırada İngilizce ve yerel dil olan Kannada sözlerine haiz olan albüm başlangıcı reggae ritimleri ile bezenmiş ‘Hey Bhagwan’ ile yapıyor. Bunu Dixit’in albümdeki en beğendiği parça olan ‘Mysore Se Ayi’ takip ediyor. Daha sonra kanada dilinde ilk parçamız olan ‘Gudugudiya Sedi Nodo’ ile albüm dinleyenleri içine çekiyor. Çalışmanın ilk yarısı oldukça hareketli ancak ne yazık ki yedi dakikalık ‘Ambar’ adlı aşk baladı ile başlayan diğer yarısı aynı özelliklere sahip değil.