// Arşiv

Judeo Espanyol

This tag is associated with 2 posts

Kalbi Ses Tellerinde Atan Sanatçı: Yasmin Levy

Mano Suave
Mano Suave albüm Kapağı

1492 yılında İspanya’dan sürülen Museviler yanlarında tüm kültürleri ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nda serbestçe kullanabildikleri Ladino (Judeo Espanyol) dilini de getirdi. İspanyolcanın Museviler tarafından konuşulan bir lehçesi olarak sınıflandırılan Ladino dili, her ne kadar İspanya’daki dil değişimlerinden etkilenmeyip 15. yy’dan günümüze değin taşınmış olmasına rağmen bugün ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Özellikle müzik ile mükemmel bir uyum içerisinde olan dil, yüz yıllar boyunca melodiler ile nesillerden nesillere taşındı. Günümüzde yok olmaya yüz tutmuş bu dili yaşatmaya çalışan, daha geniş kitlelere ulaştıran sanatçılar var; ancak bunların arasında bir kişi var ki hem gençliği hem de büyüleyici vokalleri ile ön plana çıkıyor. 2000’den beri Dünya Müziği camiasında olan bu sanatçı 1975 doğumlu Yasmin Levy. Şu ana kadar ne yazık ki ülkemizde sanatçının albümleri bulunmuyordu ancak bu durum AK Müzik’in Dünya Müziğine karşı benimsediği akıllı ve yerinde atılım ile değişti. Zira sanatçının geçtiğimiz aylarda çıkan ne son albümü “Mano Suave” ülkemizde satışa sunuldu.

Otuz iki yıl önce Kudüs’te doğan Yasmin Levy çok genç yaşta Ladino ve Sefarad müziği ile genç yaşta tanıştı. Daha bir yaşındayken kaybettiği babası Yitzhak Levy’nin Ladino müziği üzerine yapmış olduğu uzun ve oldukça derin araştırma sayesinde sanatçı ister istemez bu tarzın içine çekildi. Ayrıcalıklı ve duygusal sitili ile Yasmin Levy, Ortaçağ Ladino ve Sefarad müziğine yeni bir çehre verdi. Modern İspanyol Flâmenko ezgileri ile geleneksel enstrümanların ve melodilerin harmanlanması ile Yasmin Levy son dönemlerdeki en önemli Musevi sanatçılar arasında haklı olarak kendine bir yer edindi. 2000 tarihli ilk albümü “Romance and Yasmin” ile sanatçı dünya müzik camiasında bir canlılık yarattı, albüm aynı yıl BBC Radio 3 tarafından verilen Dünya Müziği Ödüllerinde yeni yetenek kategorisine aday gösterildi. Bu albümü 2005 tarihli Flâmenko ezgileri ile süslenen “La Juderia” takip etti ve şimdi sanatçı yeni albümü ile pürüzsüz bir biçimde Ladino müzik geleneklerine uzanıyor.

yasmin Levy Profil
Yasmin Levy Profil

Yeni albümü dinledikten sonra ilk iki çalışmasında sanatçının tam potansiyelini yansıtamadığı hemen fark ediliyor. Zira yeni albümde Yasmin Levy performans coşkusunu ve aranje hassasiyetini çok başarılı bir şekilde yakalamış. Albümde yer alan müziksel stiller birbirleri arasında inanılmaz bir etkileşim içerisinde, örneğin Ortadoğu geleneksel müziğinin arka fonunda Akdeniz ritimleri üzerine Flâmenko ezgilerinin serpiştirildiğini duyabilirsiniz. Ortaya çıkan harmanlama ise tam bir bütünlük sağlıyor. Şubat 2007’de Londra’da kaydedilen albüm, Dünya Müziğinin en önemli kişiliklerinden biri olan BBC radyo programcısı ve müzik editörü Lucy Duran’ın kanatları altında kaydedilmiş. Mevcut olan en iyi yerel sanatçılarla çalışma özelliğini sürdüren Yasmin Levy, bu yeni albümünde İran’dan, Ermenistan’a, Yunanistan’dan, Paraguay’a, Türkiye’den, İspanya’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olan sanatçılar ile çalışmış. Böylece Sefaradların çok kültürlülükle iç içe olan tarihleri, şarkılarda da art arda gelen canlı ve sürekli ritimlerle yeniden yaşatılıyor. Şarkıların düzenlemelerinde Ortadoğu, Balkan ve Yahudi unsurları ise tek kelime ile birbirine karışıyor.

Tüm kargaşaya rağmen hala ve ısrarla Kudüs’te yaşayan sanatçı “Mano Suave”de ses sentezini bir önceki çalışmalarına kıyasla derinleştirerek zengin bir melankoli ve hüzünlü bir atmosfer yaratıyor. Böylece vurgularını kuvvetlendiren sanatçı, çevrelendiği ud, kanun, gitar, perküsyon ve flüt gibi enstrümanlar ile etkileyici bir alt yapı oluşturuyor. Albümün en büyük sürprizi Yasmin Levy ve Mısır kökenli Natacha Atlas ile kaydedilen eski bir Bedevi şarkısı olan ‘Mano Suave’. Parçada her iki sanatçı adeta tatlı bir rekabet içerisinde seslerini kapıştırıyor. Yıllar boyunca Natacha Atlas ile bir parça kaydetmeyi kendine görev bilen Yasmin Levy, yeni albümünde bu fırsatı yakalamış ve ortaya çıkan çalışma büyüleyici. Kemençe ve piyanonun melodik flörtü ile ortaya çıkan ‘Komo La Roza’ ve ‘ Si Veriash’ adlı besteler aşina olunmayan bir perküsyon yapılanması ile açılıyor ve bir topaç gibi dinleyeni melodisiyle savuruyor. Bir Katalan bestesi olan ‘Mal De L’Amor’ ise Paraguaylı bir arpın eşliğinde Mali’ye kadar uzanan derin bir işlemeli ritim yumağı. Sert zurna çığlıkları ve seken goblet (kadeh biçiminde) davul vuruşları ile şahlanan ‘Una Ora’ adlı parça, yavaş yavaş albümün kapanışında yer alan ikinci bir düet olan ‘Odecha’ya dinleyenleri sürüklüyor. Bu düette Yasmin Levy’nin dokunaklı vokallerine çok yönlü İranlı neyci Amir Şahsar eşlik ediyor.

Yasmin Levy normal koşullarda her an dinleyebileceğiniz bir sanatçı değil, zira kendinizi bedenen ve ruhen onun atmosferine teslim etmeye hazır olmalısınız. Ancak bu tutkulu vokal sizleri baştan aşağı yıkadıktan sonra, bir daha kopmanız mümkün değil. Oldukça başarılı olan “Mano Suave”, gerçek bir cevher, melodik lezzeti tartışılmaz, bol yürek acısı ve yoğun ilgi bekleyen bir şölen. Yasmin Levy, kendisinin dünyayı değiştiremeyeceğinin farkında. Ne var ki, müziği aracılığıyla, kendi ülkesi, kültürü ve geçmişi hakkındaki göz kamaştıran bir ışık saçmakta.

Parçalar:
1 Irma Kero
2 Mano Suave
3 Adio Kerida
4 Una Noche Mas
5 Nani Nani
6 Komo La Roza
7 Si Veriash
8 Mal De l’Amor
9 Por La Mia
10 Una Ora
11 Perdono
12 Odecha
Katkıda Bulunanlar:
kanun:Mümin Sesler
perküsyon:Ishay Amir
solist:Natacha Atlas
solist:Yasmin Levy

Originally posted 2010-04-28 08:14:20. Republished by Blog Post Promoter

Mor Karbasi: Kültürler Arası Süzülen Ezgiler

Mor Karbasi: "The Beauty And The Sea"
Mor Karbasi: “The Beauty And The Sea”

MySpace.com sayfası sayesinde keşfedilen İsrail asıllı İngiliz Mor Karbasi, bu yılın dünya müziği platformundaki en dikkat çeken sanatçısı. İnanılmaz bir esnek sese sahip olan bu genç sanatçı, daha yeni yeni adını duyurmaya başlamış olsa bile dünya müziği kulvarında önemli bir diva olacak özelliklere sahip. Yasmin Levy’nin son dönemlerde Ladino müziğine getirmiş olduğu heyecan Mor Karbasi tarafından daha sofistike bir kademeye taşınıyor. Bu da peş peşe gelen kaliteli Ladino üretimlerinin artık bir rastlantı olmadığını, bu müzik tarzının çok derin ve zengin olduğunun en büyük kanıtı. 15. yüzyılda Hıristiyanlar tarafından İspanya’dan sürülen Musevilerin günümüzde yok olmaya yüz tutmuş olan Ladino (Judeo Espanyol) müziğini temsil eden Mor Karbasi, ilk albümü “The Beauty And The Sea” ile yüz yıllar boyunca melodiler ile nesillerden nesillere taşınan Judezmo, Spanyolit, veya Sefarad olarak ta bilinen Ladino Müziğini bir adım öteye taşımaya hazırlanıyor.

İlk defa Ladino müziği ile beş yıl önce tanışmış olmasına rağmen, daha yirmi bir yaşında olan sanatçı tüm bestelerini bu dil üzerine yapılandırıyor. Annesi Faslı, babası İranlı bir Musevi olan Karbasi, genç yaşta müzik ile haşır neşir olmaya başladı. Klasik piyano eğitimi aldıktan sonra bir Flâmenko grubunda şarkı söylemeye başlayan Karbasi, bu arada annesinin söylediği geleneksel Ladino ezgilerine ilgi göstermeye başladı. Zamanla artan ilgisi doğal olarak bu genç müzisyenin eski kültürüne doğru yol almasına neden oldu. Ebeveyninden aldığı tüm kültürü, renkleri ve sesleri, kısaca içine çektiği tüm unsurları, müzik ile yansıtmaya karar veren sanatçı kısa bir süre sonra kendi bestelerini yazmaya başladı. Üç yıl önce yetenekli gitarist Joe Taylor (kendisini Tinariwen ve Travis albümlerinden tanıyoruz) ile yolları kesişen sanatçı aralarındaki organik etkileşimi albüm yapmak için yönlendirmeye karar verdi ve böylece Karbasi’nin profesyonel sanat yaşamı başlamış oldu.

Daha geçen sene Womad Dünya Müziği festivalinde sahne alan ekip etkileyici karizması sayesinde Mintaka Music şirketi ile anlaşma yaptı ve ilk profesyonel meyvesini vermek üzere stüdyoya girdi. Bu yılın mart ayında piyasaya sürülen “The Beauty And The Sea” adlı çalışması sanatçının köklerine doğru yaptığı modern ve geleneksel ezgilerle bezenmiş müziksel serüveni olarak lanse edilerek raflarda yerini aldı.

Mor Karbasi
Mor Karbasi

Ladino müziğine kendine özgü dramatik ve esnek yaklaşımıyla bir farklılık yaratan sanatçı, bu ilk albümünde Flâmenko, Endülüs, Kuzey Afrika, Arap ve İsrail ezgileri arasında yarattığı harmanlama ile dinleyicilere rahat bir müziksel gelgit yaşatıyor. Geniş bir yelpazeye yayılarak etkileyici bir ses skalası sunan sanatçı, bu harmanlamanın ilk örneği ile hemen albümün açılış parçası olan ‘Roza’da karşımıza çıkıyor. Büyüleyici geleneksel beş yüz yıllık ‘Mansevo Del Dor’ (Ben Modern Genç Bir Adamım) adlı parçada sanatçının yüksek tiz vokali dinleyeni ister istemez ritimlerin derinliğine davet ediyor. Vurmalı çalgılar ile süslenen parça adeta duyularınızı yerinde duramayan bir ritmik topaca dönüştürüyor. Sakin ve huzurlu ‘En La Kaye de mi Chikez’ (Çocukluğumun Sokağında) adlı parçada Karbasi dedesine ağıtta bulunuyor. ‘Puncha Puncha’ (Dikenli Gül) adlı parçada birbirine geçmiş İspanyol gustosu, ani değişkenlik gösteren Arap ritimleri ve Musevi hikâye anlatımcılığı kusursuz bir şekilde bütünleşiyor. ‘Shechahoret’ adlı parça ise İbranice ve Latin dillerinden örnekler içeren düşük ve yüksek oktavlar arasında gidip gelen bir geleneksel düğün melodisi. Günlük aşk, kayıp, şaka ve yalan, şikâyet, nezaket ve dedikodu, rüya ve umut, kutsal ve dünyevi konular içeren parçalar her ne kadar eski kalıplar üzerine yeni bir çehreye sokulmuş olsa bile dinledikçe bir zamansızlığa tekabül ediyor. Kültürünü müziği ile yaşatan sanatçı, dokunaklı sözlerini tam bir tutku ile yansıtıyor. İnanılmaz bir sese sahip olan sanatçı duyarlılığı sesinin kuvveti ve gücü ile dengeliyor. Böylece keskin köşeli parçalarda kolay kıvrılma ve canlılık yakalıyor.

Normal koşullarda bir albümü iyi olarak değerlendirmek için yukarıda ifade ettiklerimiz yeterli olabilecekken bu albümde daha fazlası var. Albümün Grammy ödüllü yapımcısı Matt Howe ve aranjörü Joe Taylor tüm parçalara işledikleri tecrübeleri her aşamada ortaya çıkıyor. Bazı parçalarda tahmin edildiğinden daha fazla ritimsel işlem gerçekleştiriliyor. Birçok akustik ve elektrik gitar, ud, mandolin, bas, gibi enstrümanları çalan Avrupalı, Hintli ve Ortadoğulu yıldızların arasında ön plana çıkan vurmalı, nefesli ve yaylı çalgıların harmanlaması bir bütünlük oluşturuyor. Karbasi tarafından çalınan klavsen ve harmonyum (küçük org) ise dönem dönem parçalar arasında serpiştirilmiş olmasıyla ayrı bir lezzet sunuyor. Albüm çok rahat şişirilmiş sınıflamasına sokulabilecekken, inceliği, dokusu, müziksel lezzeti, Karbasi’nin sesini her zaman destekleyen ve yücelten yapısı ile dengeli bir oluşum yansıtıyor. Albümü her dinleyişiniz farklı bir ritmi fark etmenizi sağlıyor ve her seferinde bir başka şarkı favoriniz oluyor.

Mor Karbasi
Mor Karbasi

Bu dengeli paketin üzerine birde albümle birlikte gelen detaylı kitapçığı elinize alınca detaylara ne kadar önem ve emek verildiğini görüyorsunuz. Albümün içerisinde, müziğine kadar her yerde kalite kokuyor bu da elbette Mintaka Music şirketinin ayrıcalığı. Zira şirketten çıkan tüm albümler aynı incelikle sunuluyor adeta Caz müziğinde devrim yaratan ECM şirketinin bir yansıması.

Mor Karbasi ölmek üzere olan bir dilde şarkı söylüyor olabilir ancak müziği çoğu tarza kıyasla çok daha canlı ve yaşam dolu…

Originally posted 2010-05-19 07:19:28. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud