Sınırsız, pasaportsuz, vizesiz bir coğrafik oluşum düşünelim ve bunun müziğini hayal edelim. Eminim ortaya çıkan müzik sentezi Justin Adams ve Juldeh Camara’nın gerçekleştirdiği harmanlamadan pek farklı olmayacaktır. Bu birliktelik Afrika’nın derin müzik kökleri ile ham elektrik rock’n’roll ritimlerinin karşılıklı birbirinden beslenmesi sonucu ortaya çıkıyor. Gnawa ruhlu ritimler Chicago gitar tınıları ile başa baş vuruşuyor ortaya çıkan ise Tell No Lies adlı bir albüm.
Juldeh Camara kör babası tarafından müzik eğitimi alan bir Afrika Müzik Virtüözü. Ritti (veya yerel adıyla nyanyeru) adı verilen tek telli yerel bir keman ustası ve aynı zamanda Gambiyalı bir griot (müzikçi soydan gelen bir kabile) olan Juldeh Camara ikilinin bu yeni çalışmasında yine en dikkat çeken kişilik. Ritti’yi gerektiğinde bir Blues arpına, Kelt kemençesine hatta Sahra flütüne büründüren Juldeh, bunu sadece tek telli bir enstrüman ile yaptığını düşünürsek “sanatçı” unvanını hakkıyla taşıyan bir müzik terzisi. Öte yandan Justin Adams Britanya’nın en başarılı blues gitaristlerinden biri, hatta sanatçıya İngiliz Ry Cooder diyenler bile var. Sanatçı aynı zamanda kültürel müzik kesişim noktalarında ortaya çıkan önemli bir yapımcı. Bunun bir “şans” veya “tesadüf” olmadığını ise 2001 yılında çıkan solo albümü “Desert Road” ile kanıtladı.
Spontane, akıcı ve başka dünyalara ait olan iki müziksel küre – Rock ve Afrika’n müziği – “Tell No Lies” adlı albümde dokunulabilir ve duyulabilir bir bedene bürünüyor. Blues hâkimiyetindeki gitarlar, çöl ritimlerini taşıyan ritti ve arada katalizör görevi gören vurmalı çalgılar sorumlu ve algılanabilir bir formül oluşturuyor. Her iki sanatçı bu çalışmasında genellikle Afrika üretimlerine söylenen “güzel” yorumunu kırıp “mükemmel” ifadesine terfi etmeyi hedefliyor.
Batı Dünyası’nın blues ve Batı Afrika funk ritimlerini referans olarak alan albüm, müziğin aslında bir tarz değil bir aile olduğunu vurguluyor. Yapılan müzikte her kesimden her insan kendine özel ritimler çıkartabilecek nitelikte. Plansız, programsız ve özellikle kalıpsız zihniyette kaydedilen parçaların neredeyse tamamı doğaçlama ve birebir etkileşim üzerine işlenmiş. Sözler ise fantastik bir dünyanın yansıması olmayı tamamıyla gerçekler ile bezenmiş. Her iki sanatçı çevresinde olup biteni birebir yansıtma çabasında ve bunu yaparken de hiçbir şeyden çekinmiyor. Örneği albümde yer alan ‘Kele Kele’ (No Passport No Visa) adlı parçada Juldeh tüm samimiyetiyle Afrikalı yoldaşlarına batıya göç etmeden önce çok samimi ve ciddi düşünmelerini tavsiye ediyor. Zira artık Avrupa’ya Afrikalılar için yasal yollardan göç etmek neredeyse imkânsız.
Albümün adından da anlaşılacağı üzere samimiyet tüm albüm boyunca ön planda tutulan özellik bu da dinleyeni istese de istemese de yakalayan bir unsur. “Soul Science” ikilinin Dünya Müziğine açılan ilk penceresiydi bu yeni albüm ise inşa edecekleri binanın ilk temeli niteliğinde. İleriki tarihlerde bu ikiliden daha çok lezzetli meyve alacağımız aşikâr zira onlar vizyonu açık yaratıcı birer müzisyen…
Albüm Hakkında
Juldeh Camara – Vokaller, Ritti (tek telli afrika kemanı), Kologo (iki telli Afrika bancosu) Justin Adams – Elektik ve Akustik Gitarlar, Vokaller, Perküsyoni Piyano, Bas Salah Dawson Miller – Perküsyon (1. parçada) Mim Suleiman – Arka Vokaller Billy Fuller – Elektirik ve Upright Bas (2. 3. 5. ve 6. parçalarda) Simon Edwards – Baby Bas (9. parçada) Prodüktör: Justin Adams Tüm parçalar Justin Adams ve Juldeh Camara tarafından bestelenmiştir.
Parça Listesi 1 Sahara 2 Tonio Yima 3 Kele Kele (No Passport No Visa) 4 Fulani Coochie Man 5 Achu 6. Madam Mariama 7 Gainako 8 Nangu Sobeh 9 Banjul Girl 10 Chukaloy Dayoy 11 Futa Jalo
Parça Sözleri 1. Sahara I sing for the Sahara, a land of sand and beauty, a land of camels and great people. As the evening falls the sand cools from the rays of the sun and it feels like magic. People of Sahara I greet you, for you have kept your culture and traditions against all odds. If you travel to Mali or Timbuktu you will know what I mean for you will meet the great men and find the history of their nation which has long been preserved. 2. Tonio Yima Pardon me, my friend, we are in a big gathering and there are many people, I might step on you but it is not my intention to do so. Someone might spit on you but do not be rude to them, just put your point across without spoiling the fun for the rest. Pardon me, my dear, pardon me, I might push you while I make my way through the crowd but I do not mean to hurt you. The gathering will soon be over and we will all go our separate ways, so spare me the insults, I just want to have fun. Sorry if I have done anything wrong but I just want to enjoy myself. 3. Kele Kele (No Passport No Visa) Hear my cry, the cry of my people for a passport and visa. They go to and from visa offices, pay huge application fees just to end up with no refund and no visa. So they pay a captain and board an unsafe ship hoping to enter Europe, the land of their dreams. Listen my friend, think carefully before you start this journey of pain and suffering which can lead to your untimely death. You may be going through a hard time, but Africa our motherland has a lot to offer, so be patient in your search for treasures. Visa authorities, allow me to bring the plight of my people in sweet melody, although you cannot grant everyone a visa there must be a way to ease the pain, suffering and loss. 4. Fulani Coochie Man Aid for the poor countries, donated for the poor and needy because they have nothing. Lets make sure this aid is distributed evenly to the ones who need it. Do not sit on a lump sum and keep it for your own use, neither must you use the aid to enjoy a lavish lifestyle while the real owners of this aid still live in anguish. Others have more than they need because of greed, the rich get richer and the poor get poorer. Let us refuse injustice to the poor. 5. Achu Listen, O listen, listen to me with your minds and listen carefully. 6. Madam Mariama Mariama you are kind, Mariama you are jolly, Mariama you are wealthy and your riches you freely give. Your company is always filled with fun and laughter, praise singers proclaim your kindness in various tunes. Let me also sing a song for Mariama the woman of my dreams. Marie, some of them call you, Marie, your skin glows, you are wonderful, I will never stop singing of your beauty. 7. Gainako I dedicate this song to the youths, for I want them to know the importance of knowing their roots. Find out about your ancestors – the things they did, the things they talked about, their traditions and what they believed in, for all this will lead you in the right direction. As for me, I can’t stop reflecting on my heritage for it inspires me and gives me joy. That’s why I want to honour the scholars of Medina Gunasi, whom God has blessed with wisdom and knowledge. They never cease from shepherding the flock entrusted to them, their prayers never fail and that is why I urge you all to seek their blessing at all times. 8. Nangu Sobeh Head of house, it’s you I am talking to, for I want to remind you that you need to show a bright example to your family. Hard work is the key to success so let’s not be lazy, nothing good comes easy therefore we have to be ready and willing to work. When the rains are here get up and till the soil, show the children what they can reap from the farms so that they will learn from you. If you steal, the children will do the same and if you beg, they will, so work hard head of house there are many eyes watching every move you make. 9. Banjul Girl Banjul girl, you are born beautiful, I am in love with you. Come and talk to me my dear, let’s talk about love. You are full of tact, you are so wonderful I cannot stop loving you. Talk to me Banjul girl, beauty is in your nature. Come on and dance with me Banjul girl, come on and talk to me for I am in love with you beautiful Banjul girl. 10. Chukaloy Dayoy Teenage girls of this generation I challenge you to seek knowledge and you will not regret it. Let the parents support the young minds of our nations so that the dumping of newborn babies will cease. Babies need care, bringing them up means a lot of spending, so think about it teenage girl for you need support yourself. Do not engage in ways that will cause you regrets, stop now and save a life. 11. Futa Jalo History tells us about our past for we should not forget our heritage as it makes us who we are. I call on the nation to preserve the culture as it is the only thing that defines people. Let us not replace our traditional praise singers, neither should we find an alternative to the fiddle, kora or flutes because they tell our story. I will not forget my origin, I am born from parents of a tradition I am proud of, my grandfather is from Cumbria in Futa Jalo and my mother is from Benani near Dallaba. I will pursue my culture and learn more about my ancestors, for that is what makes me the person I am today. Find out your heritage, learn about your people, you will be proud you did it.
Her gün haberlerde eksiksiz olmazsa olmaz şiddet dolu, kana susamış insanların görüntüleri ile karşılaşıyoruz. Dünyanın her köşesinde din, kültür, ırk gözetmeksizin ayrıcalıksız insanlar birbirlerini tamir edilmemek üzere yok ediyor hem gerçek ve hem de mecazi anlamda. Trajik öyküler, şok edici şiddetin hep dünyamızın arka fonunda güncel olduğu bir ortamda, farklı uç kültürlerden gelen müzisyenlerin bir araya gelip kulak arkası edemeyeceğiniz enfes ritimler ve orijinal besteler ile ortaya çıkabilmeleri tüm bu negatifliğin içerisinde mutlak barışı ve güzelliği yansıtıyor. Sadece bir parça müzik ihtiyacımız olan tek şey…
Kültürel-çapraz harmanlama ideolojik olarak insanoğlunun mevcut kaotik ortamlarda barış içerisinde çalışabileceğinin en güzel örneği. Üretimlerin bu kadar çarpıcı oluşu ve dinleyen kesimi etkilemesi ise tamamıyla özgünlük kavramı üzerine kurulu bir açılım. İfade ve duygu üzerine yapılandırılan bir kavram olan müzik, hiç şüphesiz aynı hissiyatı paylaşan tamamıyla farklı kültürlerin ortak kesişim noktası. Evet, açıklama bu kadar saf ve basit. Zaten işin özü buna dayanmalı değil mi?
Ancak bu yazıldığı kadar kolay değil. Müziksel füzyon beklenildiği üzere cazip olmak zorunda değil. İllaki bir yerel sanatçı ile etkileşime giren bir başka sanatçının üretimi ilgi çekici olacak diye bir kaide yok hatta bu tanıma sahip olması düşündüğümüzden bile zor. En önemli faktör kesişim noktasında buluşan müzik tarzlarından öte sanatçıların kendileri. Farklı yönlerden yol alıp gelen bu sanatçıların ne kadar sorumlu, sürdürülebilir ve algılarının açık olması asıl önemli olan konu. Takdir edersiniz ki tüm bu tür kombinasyonları bir araya getirmek ve uygulamak oldukça zor ancak hakkıyla verilen bir çaprazlamanın keyfine de diyecek bir şey yok.
Evet, belki de bu tür kültürel harmanlamalara çok kredi veriyoruz oysa sadece “iyi müzik yapmak” gibi sığ bir vizyon ile üretilmiş olabilirler. Fakat bir müzik yazarı ve özellikle dinleyicisi olarak vizyonun daha derin unsurlara dayandırıldığını düşünmek istiyorum. Ortaya çıkan müzik, yapılmış olmak için üretilmiş olabilir, en ufacık bir derinliği olmayabilir ancak yine de bir etkileşimin ürünü olduğu hiç şüphesiz. Farklı kültürlerden gelen sanatçıların emek verip birlikte ürettikleri bir meyve, her şeyden öte bunun için bizleri etkilemekte. Bir diğer özelliği ise farklı kültürlerdeki dinleyicileri bir araya getirmesi, bu durumda elbette başarılı bir harmanlama olarak değerlendirilebilir. Öte yandan acısıyla tatlısıyla her zaman bir füzyon çalışma dikkat çeken bir oluşum oysa daha çok müzisyen daha çok etkileşime girse bizlerde füzyonsal çalışmalar için bu kadar kelam sarf etmeyiz. Genel üretim şemasına bakılınca farklı kültürlerden gelen ortak çalışmalar o kadar az ki, ister istemez mevzu bahis sanatçıların bir araya gelmesi “ne alaka” dedirtse bile dikkat çekiyor. Oysa bu tür etkileşimsel üretimler daha çok olsa, çıta daha bir yükselecek ve kalite daha bir artacak.
Kültürel etkileşim çatısı altında üretilen çalışmalar ne yazık ki az ve bundan dolayı değerli, haklı veya haksız. Aşağıda kanımca Dünya Müziği tanımı itibarıyla ve hatta daha öncesi üretilen en başarılı kültürel etkileşim çalışmaları yer alıyor. Bir ilk on diyebiliriz. Değerlendirme tamamıyla üretimlerin derinliği, ulaştığı dinleyici kitlesi, kalitesi, sorumluluğu ve elbette kendi beğeni kriterlerim sonucu ortaya çıkan bir liste. Elbette itiraz edeceksiniz, bunun ne işi var burada, neden bu yok, hatta belki sıralama yanlış diyeceksiniz. Ancak eleştirmeden önce bir okuyun, süzün, değerlendirin ve dinlemediyseniz mutlaka dinleyin. Sonra yorumlarınızı alayım…
1. Peter Gabriel – “Passion” Real World Records’un kurucusu Peter Gabriel belki de bu çalışmasıyla füzyon oluşumlarının başlangıcını tarihlendirdi. Martin Scorsese’nin “The Last Temptation of Christ” adlı filminin müziği olarak piyasaya sürülen albüm adeta filmin ününü geçip kendine özgü bir hayran kitlesi sağladı. O dönemde mevcut olan tüm sınırları yıkan müzik, birçok farklı kültürden gelen sofistike müzisyenleri bir araya getirip derin, sorumlu bir çalışma olarak tarihe geçti. Dünya Müziği kulvarında her dinleyicinin mutlak sahip olması gereken çalışma arkasından sürüklediği toz sayesinde, özellikle inanılmaz müzik kuvveti ile sağladığı atmosferik ve ayrıcalıklı ritimsel dokusu ile Dünya Müziğine önemli bir katkıda bulundu. Türkiye, Senegal, Ermenistan, Amerika, İran, Pakistan, Mısır ve pek çok diğer ülkelerden gelen sanatçıların bir komun çalışması olan albüm Peter Gabriel’in en başarılı çalışmasının yanı sıra pek çok tarzda da hakkıyla önemli bir konuma sahip olabilecek nitelikte.
2. Damon Albarn & Friends “Mali Music”: Gorillaz ve Blur’un beyni, Brit-pop furyasının mimarlarından Damon Albarn, son zamanlarda ciddi anlamda Dünya Müziğine özel ilgi gösteren sanatçılardan biri. 2002’de OXFAM (İngiltere’de bir yardım kuruluşu) sayesinde Mali’ye yaptığı bir seyahatte yerel müzikten inanılmaz etkilenen sanatçı Brit-pop unvanını doya doya yaşarken bu albümü kaydetme kararı aldı. Toumani Diabaté ve Afel Bocoum gibi Mali’nin efsanevi sanatçılarını bir araya getiren çalışma Afrika-Britanya füzyonunun en başarılı üretimlerinden biri. Atmosferi çok iyi yansıtan, tabiat sesleri, insan vokalleri ve yerel enstrümanların analog ritimlerinin oraya buraya serpiştirildiği albüm, dinleyeni yerel halk ile birebir buluşturuyor. En önemli unsuru ise Damon Albarn’ın arka planda kalıp yerel sanatçıların sahnenin tam ortasına koyuyor olması.
3. Nitin Sawhney – “Beyond Skin”: Dünya Müziğini fiilen elektronik müzik ile evlendiren ve kültürel ritimler arasında enfes köprüler kuran Hint asıllı Britanyalı Nitin Sawhney bu albümü ile bir kilometre taşı olarak tarihe geçti. Pek çok dünya müziği sanatçısı ile müzik evliliklerine giren Sawhney 1999 tarihli bu albümü ile kişilik kavramı dışında, insan tanımı olarak kültürel etkileşimin en başarılı müziksel yansımasını üretti. Talving Singh, Karsh kale ve Joe gibi sanatçılara ön ayak olan Sawhney hala bu kavların tek hakimi. Tüm kalıplaşmış önyargıları yıkan albüm mutlak bir demirbaş.
4. Transglobal Underground: Grup anlamında füzyon kulvarında ilk ön plana çıkan ekip hiç şüphesiz Transglobal Underground. Londra mercili olan ekip 1990 doğumlu ve pek çok farklı kültürden gelen sanatçıları ihtiva edip barış içerisinde aynı çatı altında toplaması ile biliniyor. Günümüze kadar 7 albüm üreten ekip müziği ile ırkçılığa yumruk indiren en kuvvetli oluşumlardan biri. Özellikle tüm Dünyaya Natacha Atlas’ı hediye etmesi ile tanındıklarını da vurgulamadan geçmeyelim.
5. Zakir Hussain – “Making Music”: 1987 tarihli bu albüm Dünyamızdaki en iyi perküsyoncu olan Zakir Hussain’in Batı ve Doğu müziksel harmanlamasının en iyi örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Klasik tabla virtüözü olan Hintli sanatçı birçok yerel sanatçının kariyerini şahlandırmanın yanı sıra daha önce sanatçıların düşünmedikleri kulvarların varlığını ortaya çıkarttı. Füzyondan öte müzik tarzları arasında gidip gelmeleri kolaylaştıran, algılama unsuru üzerine vizyon açan sanatçı kelimenin tam anlamıyla bir dünya müzisyeni.
6. Afro Celt Sound System 1992 yılında gitarist Simon Emmerson tarafından kurulan ekip Kelt, Afrika ve Dünya ezgileri üzerine yapılandırdığı deneysel müzikleri ile çok etkili bir oluşum. Göçebe Kelt’lerin Avrupa’ya göç etmeden önce Hindistan ve/veya Afrika’da yaşadıkları tezi üzerine kurulan ekip bu serüveni müziksel olarak yaşatıyor. Emmerson, Baaba Maal’ın grubunun üyelerini İrlanda’dan gelen yerel sanatçılar ile bir araya getirerek daha önce duyulmamış ritimsel bir dünyaya sokuldu. 1996’da Peter Gabriel’in müzik şirketi Real World Music etiketi altında üretimler çıkartan ekip şu ana kadar beş albüm üretmenin yanı sıra 1,2 milyonluk satışı ile bu tür ritimsel harmanlamaların ne kadar etkin olabileceğinin en güzel örneği.
7. Ali Farka Touré & Ry Cooder – “Talking Timbutku” Bu albüm Afrika ve Batı’yı müziksel platforma bütünleştiren bir çalışma olarak listemizde önemli bir yere sahip. Nehrin Blues adamı Malili, Ali Farka Touré ile bir Araya gelen müzik seyyahı Ry Cooder 1995’de bu albümü kaydedip Dünya Müziğinde farklı bir açılıma yönlenmemizi sağladı. Grammy dahil pek çok ödül ile onurlandırılan albüm özellikle Afrika kıtasından sanatçıların Barı’ya kolay adım atmasını ve Batı sanatçılarının Afrika’ya karşı olan ön yargısını kırmayı başardı.
8. Tinariwen ve Tunng Bu kadar uç kesimden gelen iki farklı grubun bir araya gelmesi hiç bir şeyin imkânsız olmadığının güzel bir kanıtı. Tinariwen Sahra çöllerinden gelen göçeme bir blues ekibi; Tunng ise Britanya’da deneysel folklorik müzik yapan bir oluşum. Her iki ekip bir araya gelerek yıkılması düşünülmeyecek müziksel bariyerleri yıktı. Ortaya çıkan işlevsel, bütünsel ve işbirlikçi müzik daha önce dinlemediğimiz bir ritimsel şöleni önümüze serdi. BBC 3’un bir programında bir araya gelen iki kutup dil ve kültür bariyerlerini hiçe sayarak bir beden oldu ve ortaya dinledikçe haz veren, haz verdikçe büyüleyen bir ritimsel zenginlik çıkarttı.
9. Salsa Celtica İsimden de anlaşılacağı üzere Salsa Celtica caz, salsa ve Latin Amerika geleneksel müziği üzerine uzman olan sanatçılar ile bir araya gelen geleneksel İskoç ve İrlandalı sanatçılardan oluşan bir karma ekip. Salsa ve Folk ezgilerinden türetilen kendi bulaşıcı stillerini yaratan ekip pek çok festivalin ana sanatçısı olmanın yanı sıra Dünya Müziğinde önceden düşünülemeyen bir harmanlamanın açılımı. 1995’den beri bir birinden lezzetli dört albüm üreten ekip özellikle 3. albümleri “El Agua De La Vida” ile Dünya Müziği listelerinde uzun süre ilk beşin arasında yer aldı. Tamamıyla farklı iki müzik stilini bir araya getiren ekip füzyon müzik açılımının doruğunda yer alıyor.
10.Justin Adams ve Juldeh Camara – “Soul Science”: Batı Afrika blues müzik tarzı her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur ancak bu tarzın ritimlerinin üzerine dolgun rock temaları işlemek her aklı salim kişinin harcı değil. Ya çok cesur yâda cidden deli olmak gerekir, zira bu iki tarzı organik bir yapı içinde harmanlayıp ortaya kaliteli bir çalışma çıkartmak yazıldığı kadar kolay değil. Özellikle biraz daha ileriye giderek bu harmanlamanın içerisinde yer alan müziksel köprüleri dünya ezgileri ile birleştirmek oldukça zor. Ancak Justin Adams gibi uzun müzik özgeçmişine sahip olan bir sanatçı, böyle bir hayali gerçekleştirebilir. Zira kendisi Sahra Çölü’nün blues grubu Tinariwen gibi grupların ses sentezini tamamıyla koruyup hak ettiği yere taşıyan bir müzik adamı. Hiç kuşkusuz böyle bir harmanlamayı ancak Justin Adams kotarabilir. Nitekim Juldeh Camara’yı yanına alan müzik seyyahı “Soul Science” albümü ile bir füzyon labirentinden öte saf müzik tarzlarının birbirlerine sert çarpıştırılması ile ortaya çıkan, kulaklarınızda kıvamında bir müzik şöleni bırakan ekonomik kısa parçalardan oluşan son on yılın en iyi dünya müziği albümlerinden biri olan çalışmayı çıkarttı. Bir blues/rock albümünden çok öte olan “Soul Science”, bu tarzların dünya müziği serpiştirilmesi ile ne boyutlara taşınabileceğiniz kusursuz bir örneği.