“Alkohol” 2007 Yılında Guca’da (Sırbistan’da ufak bir kasaba) canlı olarak kaydedilen bir çalışma. Goran Bregovic’in sanat yaşamının 20. yılını kutlayan albüm iki bölüme ayrılmış. İlk bölüm adını Sırbistan’a özel erik likörü olan Sljivovica’dan alıyor; ikinci bölümün adı ise şampanya. İlk bölümün amacı sert içkiler eşliğinde dinlenmesi; ikinci bölümdekiler ise daha komplike ezgilerden oluştuğundan daha narin içki olan şampanya eşliğinde dinlenmesi gerekiyor.
“Alkohol” Goran Bregovic’in ilk geniş kapsamda tüm dünyada satışa sunulan albümü. Her zaman olduğu gibi sanatçı enfes Çingene nefesliler müziğini Balkan geleneksel ritimleri ile evlendiriyor. Arada sırada rock kulvarına da sokulmayı ihmal etmeyen sanatçı ruhumuzun zorlanmadan kabul ettiği ve vücudumuzun dans etmek dürtüsü ile coştuğu ezgilere imza atıyor.
Goran Bregovic Balkanların günümüzdeki en bilindik ve saygın bestecilerinden biri. Özellikle film müzikleri tüm dünyada özel bir ilgi ile karşılanıyor. Bilhassa Emir Kusturica’nın “Arizona Dream”, “Underground” filmleri için yaptığı müzikler ile tavana vuran sanatçı bu özelliğini daha sonraki yıllarda da sürdürdü. Kendisi en son olarak “Mustafa” filminin müziklerine imza attı.
“Alkohol” Açıkhavalarda dinlenilmesi gereken bir albüm zira tuba, trompet ve genel yaylıların sesi kulaklıklarda dinlenilmeyecek daha kıpır kıpır ve büyüleyici. Zaten Goran Bregovic’in amacı da bu: açık havada, konser salonlarında duyulmak, aynen balkan Çingene müziğinin olduğu gibi.
“Alkohol” Goran’ın uzun zamandan beri gerçekleştirdiği dürüst ve içten solo albümü. On üç parçadan oluşan albüm bir ritim ahengi; her parça kendi özgün altyapısı ile melodik bir zincirleme.Ancak albümün kanımca yüreği dördüncü ve yedinci parça arasında atıyor. “Alkohol”da havada kalan ne ufak bir melodi yok, tek kelimeyle bir bütünlük sergileyen çalışma her Goran Bregovic hayranını tatmin edecek nitelikte. Sanatçı şu sıralar “Alkohol”un ikinci albümü için harıl harıl çalışmalarını sürdürmekte ve çok yakın gelecekte bunu da piyasaya sürmesi bekleniyor…
Daha Fazla bilgi için
Goran Bregovic Sanatçı Resmi Web Sayfası >> oraya git
Wrasse Müzik Şirketi Web Sayfası >> oraya git
Originally posted 2009-12-31 08:08:42. Republished by Blog Post Promoter
DotMusic tarafından yapılan bir anket sonucu tüm zamanların en kötü 10 parçası şöyle sıralanıyor. Meraklılar ve midesi olanlar tüm bu parçaları www.youtube.com sitesinden izleyebilirler.
Agadoo – Black Lace from conilho on Vimeo.
Originally posted 2010-03-19 08:37:13. Republished by Blog Post Promoter
Dayanılmaz house ritim ve 70′li soul/funk dönemini en iyi harmanlayıp bize sunan günümüzdeki tek grup kuşkusuz Jamiroquai . 15 yaşında evden kaçıp evsizliği, hırsızlığı, ölme tehlikesini yaşayan 30 Aralık 1969 doğumlu Jason Kay (a.k.a J.K.), tüm bu yaşadıklarından sonra 90′ların başında evine geri dönüp doğru yol olarak belirlediği müziğe soyunmuş. Çok sevdiği Kızılderili kabile the Iroquois ve jam kelimeleri birleştirerek oluşturduğu Jamiroquai adlı grubu ile demo müzik kaydetmeye başlayan Jay Kay, 1992 yılında Acid Jazz şirketinin dikkatini çekmeyi başardı. Yılsonunda ise dünya çapında ses getiren ilk 45′liği When You Gonna Learn ? piyasaya çıktı. Bu parçaları sayesinde Sony (artık SONY BMG) gibi bir müzik devinin bünyesinde olan S2 (Soho 2)şirketi ile 8 albümlük bir anlaşma yaptı.Kendi toprakları Britanya’da listelerin başından uzun süre inmeyen ilk albümleri Emergency On Planet Earth’ ü 1993 yılında çıkarttı. Albümle ölümsüzleşen iki 45′lik Too Young to Die ve Blow Your Mind çok uzun süre ilk on listesine demir attı. Böylece müzik çevresi Jamiroquai’ ın başını çeken emsalsiz şapka koleksiyoncusu (yakında Quai markası ile kendi şapkalarını üretecek), Adidas tutkunu, eşsiz lüks araba koleksiyonu olan, yerinde duramayan ve boyu kadar zıplayabilen Jay Kay ile resmen tanışmış oldu.
Grubun ikinci üretimi 1995 yılında The Return of the Space Cowboy adıyla piyasaya çıktı. Albüm, bir önceki satışlarını katlayarak Jamiroquai ‘ye göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir başarı sağladı. Artık dünya dans müziği platformu Jamiroquai ‘ in bir benzeri olmayan melodileri ile savrulmaya başlamıştı. Travelling Without Moving albümü 1996 yılında piyasaya sürüldükten çok kısa bir süre sonra platin albüm statüsüne ulaştı. Bu dönemde gruptaki herkesin mutluluktan mest olduğunu zannederken, basçı Derrick Zender’ın ani ayrılışı grubun yeni projelerinde kısa da olsa bir yavaşlamasına neden oldu. O zamana kadar yeni albüm için Zender ile ortaklaşa yazılan tüm parçalar (neredeyse albümün hepsi) tamamen göz ardı edildi ve baştan sona Jay Kay tarafından yeni eserler yazıldı. Bu uzun bekleyiş süresinde hayranlarından kopmamak için Jamiroquai aynı zamanda Godzilla’nın film müziğinde yer alan Deeper Underground adında bir 45′lik çıkarttı. Alınan tepkilere göre müzik severlerin Jamiroquai ‘yi unutmaya hiç niyeti yoktu. 1999 yılında gelen Synkronized albümü tüm dinleyenleri resmen başka bir frekansa senkronize etti, “ Jamiroquai frekansı ”. Bu frekansın tadına bir defa varan bir müziksever mecbur kalmadıkça ayarlarında bir değişiklik yapmıyordu. Böylece yoğun bir Jamiroquai dinleyici kitlesi oluşmaya başladı. A Funk Odyssey albümü 2001 yılında çıktığında, Jamiroquai çoktan Britanya’da bir enigma statüsüne erişmişti. Albümde yer alan melodilerin gizemli dans karışımları ile dinleyenleri çok kolay atmosferlerine çekebiliyorlardı. Nitekim 20 Eylül 2003 tarihinde Türk müzikseverler Jamiroquai ‘in atmosferi ile tanışma fırsatı buldu. PD (Production Department)’nın organizasyonu ve FG 93.7′nin katkılarıyla, 20 Eylül 2003 Cumartesi akşamı, Mydonose Showland’de sahne alan grup, inanılmaz bir performans ile dünya turnesini tamamladı. Konserin en büyük dezavantajı şehürden çok uzak olmasının yanı sıra, şu ana kadar İstanbul’da görülmüş en pahalı konserlerden biri olmasıydı ve bundan dolayı ne yazık ki olması gerektiği kadar bir kalabalık sağlanamamıştı. Çok yazık…
Her şey bir tarafa şimdi tekrar Jamiroquai zamanı! Listelerde hakkıyla fırtınalar estiren A Funk Odyssey albümünün üzerinden dört yıl geçti ve 21 Haziran 2005 tarihinde altıncı Jamiroquai albümü Dynamite çıktı. 18 ay boyunca yoğun bir şekilde İtalya, İspanya, Costa Rica, İskoçya, New York, Los Angeles ve Jay Kay ‘in eşsiz Buckinghamshire stüdyosunda kaydedilen albüm çok renkliliğini tüm bu farklı şehirlerden alıyor olsa gerek. Mike Spencer ortak prodüktörlüğü ile yazılan ve kaydedilen Dynamite, özünde Jamiroquai ‘nın 13 yıl önce bizlere tanıştırdığı tarzı koruyor ama müzik olarak çok daha sesli, keskin köşeli ve geniş kapsamlı. Bu Jamiroquai evreninin genişlediğinin en belirgin kanıtı. Dynamite hakkında kaleme alınabilecek çok az olumsuz yön var. Albümün habercisi, ilk 45′lik Feels Just Like It Should tarzı ve zaman zaman derinselleşen sert elektro funk melodileri ile Deeper Underground parçasını anımsatıyor ancak altyapısı ile Jamiroquai ‘in derin müzik keşfinde başarıyla ilerlediği anlaşılıyor. Jamiroquai ‘in organik funk melodilerinin dijital bir öğütücüden geçirildiği bu parça ilk dinlenildiğinde sizi hemen yakalamıyor ancak mükemmel ses oluşumları ile içten içe sizi fethetmeye başlıyor. Jay Kay ‘ın yaptığı bir açıklamaya göre Feels Just Like It Should ilk 45′lik olarak seçilmesinin en büyük nedeni dört yıl aradan sonra istenilen etkiyi yaratabilecek kapasitede bir parça olmasıymış. Parçanın arkasında yatan gizli mesaj: 4 yılın intikamını almaya geldik. Acid-caz / fusion-funk arasında çok rahat dans edebilen grup diğer albümlerine kıyasla Dynamite ‘ da ekstra bir heyecan yakalamış durumda. 15 Ağustos’ta ikinci 45′lik olarak piyasaya çıkacak olan Seven Days In Sunny June , romantik yumuşak bir asit-caz parçası ancak diğer taraftan Black Devil Car adrenalin yüklü doruklarda dolaşan bir funk-rock parçası. Electric Mistress uzaysal bir ortamda Jay Kay ‘in nefesine yüklendiği bir funk-disko parçası. World That He Wants parçası minimal enstrümanlar ile yapılandırılmış, ağırlıkta Jay Kay ‘in sesine dayanan olgun politik bir parça. Star Child sizi her yönden yakalayan disko melodileri ile vücudunuzu isteseniz de, istemeseniz de müzikle süzülmeye zorluyor. Ancak albümde bir parça var ki, Talulah , her anlamda ön plana çıkıyor, adeta Jamiroquai ‘ in şu ana kadar yaptığı her şeyi özetleyen altı dakikalık bir belgesel. Give Hate A Chance parçası Jay Kay pürüzsüz sesi ve arka vokallerin mükemmel senkronizesi ile albümdeki en kuvvetli oluşumlardan bir tanesi.
13 Temmuz 2005′de Türkiye’de satışa çıkacak olan Dynamite hem eski hayranlarını memnun edebilecek hem de atmosferine yeni dinleyicileri çekebilecek kapasitede. Her albümde hissettiğimiz heyecan, akıcılık, tazelik ve farklılık sanki bu albümde biraz daha dikkat çekiyor. Bir kısım basın tarafından kısıtlı söz yazmak ve kendini tekrarlayan müzik yapmakla suçlanan Jamiroquai, belli ki bu suçlamalara bağışıklık kazanmış durumda çünkü hem tarzına bu kadar sadık kalıp hem de bu kadar derin ve dallanmış bir albüm yapmak çok kolay bir şey olmasa gerek. Her zaman olduğu gibi Jamiroquai tüm soruları müziği ile yanıtlamakta.
1. Feels Just Like it Should
2. Dynamite
3. Seven Days In Sunny June
4. Electric Mistriss
5. Starchild
6. Love Blind
7. Talulah
8. Give Hate A Chance
9. World That He Wants
10. Black Devil Car
11. Hot Tequila Brown
12. Beatbox
13. Time Won’t Wait
Originally posted 2010-01-09 15:38:59. Republished by Blog Post Promoter
© 2000-2011 TIKABASA MÜZİK. Tüm Hakları Saklı /All Rights Reserved.
Bana yazmak isterseniz: muzik@tikabasamuzik.com