***Arşiv

Liste

This tag is associated with 97 posts

Hot Hot Heat

Haklı olarak dikkat çeken ilk albümleri Make Up the Breakdown ‘dan sonra kaydedilen yeni albümlerinin tamamlanmasıyla birlikte Hot Hot Heat gitarcıları Dante DeCaro ile yollarını ayırdı. DeCaro’nun ayrılığının nedeni tam olarak bilinmese bile yeni albüm Elevator ‘un ilk albüm kadar başarılı olamayacağına inanmasının nedenler arasında olabileceği söylentisi etrafta dolaşmakta.

Korkusuz yoluna devam eden grup geçen sene sonu Los Angeles’ta kaydedilen Elevator albümü ile müzik olarak kesinlikle ileriye doğru bir adım atmış durumda. Ancak Kanada’lı grubun yeni çalışmasında ciddi bir eksiklik var. Bu eksiklik ne peki? Make Up the Breakdown albümünde bize aşıladıkları karizmatik şarkı sözlerine bu albümde rastlamak mümkün değil. On parçadan oluşan Make Up the Breakdown albümü dinleyeni beklenmedik, dolanbaçlı sözsel yönlere çekebilmişti. Fakat 15 parçadan oluşan Elevator karizmatik söz eksikliğini bir yana bırakın çok hızlı akan bir albüm (toplam süresi 38 dakikanın altında).

İlk dinleyişinizde “Jingle Jangle” ve “Goodnight Goodnight” parçaları dikkat çekiyor ancak albümün hızlı bünyesine bir şekilde tutunamamışlık hissi veriyor. Bu kopukluğun albüm boyunca sürmesi sözsel zayıflığı daha da ön plana çıkartıyor. Ancak müzik olarak Hot Hot Heat melodik parçaları ile yakanıza sım sıkı sarılıyor. Aklınızın ucunda sürekli çok tanıdık melodi hissi veren parçalar yüksek tınılarla ister istemez ayaklarınızın tempo tutma duyusunu harekete geçiriyor. Sanki parçaların hepsini bir yerden biliyormuşsunuz havası albüm boyunca hâkim. Özellikle “Running Out of Time” ve “You Owe Me an IOU” parçalarında yerinizde durmanız oldukça zorlaşıyor. Hot Hot Heat ilk albümlerindeki pop-rock uyumunu tekrar sergilemeyi başarıyor. “Middle of Nowhere,” “Dirty Mouth,” ve “Soldier in a Box” gibi balladları dinlemek ise zevk veriyor ancak bir iki dinlemekten sonra Hot Hot Heat’in kensisini bu konuda pekte geliştirmediğini farkediyorsunuz. Evet, parçalar melodik, kıpır kıpır ancak yapısal olarak olgunlaşmamış durumdalar. Olmamış bir meyveyi dalından koparmak gibi adeta.

Elevator kesinlikle kötü bir albüm sınıflandırmasında değil sadece ilk albüme kıyasla bekleneni ve umulanı veremesinden dolayı hayal kırıklığı sınıfına daha uygun. Herşey yerli yerinde gibi görünse bile tam olması gerektiği gibi değil. Her şeye rağmen Elevator albüm sonsuz enerjisi ve çevikliği olan bir grubun çalışması olduğu belli. Ancak yapısal olarak Elevator; saf eğlence, sade ve sığ bir temelden ileriye gidemiyor. Adeta ana yemekten önce gelen soğuk bir meze gibi. Mezeyi yedikten sonra ana yemeği bekliyorsunuz ancak hiç gelmiyor.

Albümün Parçaları (10 üzerinden 6)

  1. Introduction
  2. Running Out of Time
  3. Goodnight Goodnight
  4. Ladies and Gentleman
  5. You Owe Me an IOU
  6. No Jokes – Fact
  7. Jingle Jangle
  8. Pickin’ It Up
  9. Island of the Honest Man
  10. Middle of Nowhere
  11. Dirty Mouth
  12. Soldier in a Box
  13. Untitled
  14. Shame on You
  15. Elevator

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

Dünyayı Dinliyorum

“Dünyanızı Dinlemeyi Unutmayın” sloganıyla her pazar günü saat 12.00-13.00 arasında 94.9 Açık Radyo’da “Dünyayı Dinliyorum” adlı bir program hazırlayıp sunuyorum. Bu programda dünyanın farklı köşelerinden, farklı kültürlerden, dinlerden müzik örnekleri çalıyorum. Popüler akımlardan uzak, müziğin müzik olduğu, saf bir iletişim kabul edildiği diyarlardan ezgiler programda yer alıyor.

94.9 Açık Radyo aynı zamanda www.acikradyo.com.tr sitesinden canlı olarak dinlenmekte. “Dünyayı Dinliyorum” programında çalınan parçaların listesi aşağıdaki tarihlere göre verilmiştir.

Program ile ilgili eleştiri, öneri, istek ve sorularınız için muzik@tikabasamuzik.com adresine, e-mesaj yollayabilirsiniz.

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

Gwen Stefani: Çılgın Diva

1995 yılında No Doubt karşımıza Tragic Kingdom ile çıktığında enerjisi ve alternatif rock melodileri ile birçok olumlu eleştiri almıştı. Her ne kadar VH1′ın, “bir albümlük grup”, listesine aday olabilecek izlenimi vermiş olsalar bile Gwen Stefani’nin becerisi ve kendine özgü ünü ile bu izlenimi ortadan kaldırmışlardı. Her konuda ön planda olan bu hoş, eğlenceli ve çılgın ska-rock vokalist adeta “Don’t Speak” videolarındaki olayı birebir yaşıyordu. Gwen Stefani’nin Diva’lığa yükselişinin getirdiği ün No Doubt ‘ı sollamıştı. Stefani’nin gruba olan sadakati ve özverisinden dolayı No Doubt bu günlere kadar gelebildi.

Tragic Kingdom ‘dan sonra heyecanla beklenen yeni albümleri Return Of Saturn , 5 yıllık bir aradan sonra geldi. Bu beş yıl içinde grup yakalamış oldukları ünü sonuna kadar sömürdü ve bunun sonucu olarak Return Of Saturn beklenen ilgiyi göremedi. Olumlu eleştiri almasına rağmen albüm bir kıvılcım yaratamadı ve bir süre radyolarda süzüldükten sonra rafa kaldırıldı. No Doubt artık yok olma noktasına gelmişti. Tam bu dönemde Gwen’in Eve ile duet yaptığı Dr. Dre prodüktörlüğündeki “Let Me Blow Ya Mind” parçası piyasaya çıkmıştı. Bu melodik ve Gwen tarafından seslendirilen akıllara kazınan nakarata sahip parça, Billboard listelerinde iki numaraya kadar yükseldi. Bu parça haklı olarakta Grammy ödülüne sahip oldu ve bu süreç içerisinde Gwen Stefan’ni imajını yenileme fırsatını buldu. Bu süreç Gwen Stefani’yi ska-punk haylaz kızdan, seksi, ihtişamlı bir Diva’ya dönüştürmüştü. No Doubt’un 2001 yılında gelen yeni albümü Rock Steady , Gwen Stefani’nin bu dönüşümünden sonuna kadar faydalandı ve albüm hak ettiğinden daha fazla bir ilgi ile karşılandı.

Üçüncü şahıslara hep grubun yüzü, vokalisti, söz yazarı ve seks sembolü olarak lanse edilen Gwen Stefani bu ünü doğru yerde ve zamanda kullanmak için kolları sıvadı. Tüm bu avantajları akıllıca kullanarak 2004 yılında No Doubt ‘tan bağlarını kesip kendi ayakları üstünde duran Gwen Stefani , bir yıllık özenli çalışma sonucunda karşımıza Love.Angel.Music.Baby (LAMB) albümü ile çıktı. Albümü ilk dinlediğimizde No Doubt ‘tan ne kadar uzak olduğunu ve bunu grup ile kesinlikle yapamayacağını hemen fark edebiliyoruz. Albüm “club” merkezi, moda ile süslenmiş ve bilinçli olarak garip seslerle çevrelenmiş bir özgürlük haykırışı. Ünün vermiş olduğu anahtar ile tüm kapıları rahatlıkla açan Gwen Stefani bu imkanını sonuna kadar kullanmış. LAMB’in oluşumunda Dr. Dre, The Neptunes, Linda Perry, Dallas Austin, Andre 3000, Nellee Hooper, Jimmy Jam & Terry Lewis, ve eski sevgili, No Doubt ‘un basçısı Tony Kanal gibi kişilerden sonsuz destek almış. Bunun sonucu olarak karşımıza çıkan albüm neon-renkli, cicili-bicili ve iştah kabartıcı No Doubt ‘tan çok uzaklarda bir çalışma olmuş.

İnsanların ona adapte olmasından daha çok kendisi insanlara adapte olan Gwen Stefani bu rahatlığı sonucunda geniş bir müzik yelpazesine uzanabiliyor. “Hollaback Girl” parçasındaki minimal tempolardan, “Cool” parçasında yer alan new wave melodilerine, “Bubble Pop Electric,” seks parçasındaki elektro punk rock & roll vuruşlarından, “What You Waiting For” parçasındaki siber-pop temalarına uzanan albüm tam bir sınıf içine yerleştirilemiyor. Aktrist ve stil ikonu Gwen Stefani sanki ilk solo albümü ile No Doubt ‘tan uzak her tarza el atmaya çalışmış ve günün sonunda bunu hakkıyla başarmış. Gwen Stefani yapmış olduğu müzik ile bu piyasada kalıcı olmak istediğini vurgulamaya çalışmış olsa bile, Madonna kadar belirgin bir akım yakalayamamış. Ancak kuşkusuz doğru yolda ilerlemektedir. Bu emeğin karşılığı olarak da LAMB hiç şüphesiz geride bıraktığımız yılın en başarılı ve renkli pop albümlerinden biridir.

Paylaş ve Keyfine Bak:
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Twitter
  • email

Arşiv

Slideshow

Zekeriya S. Şen Foto

    http://zekeriyassen.tumblr.com/post/1057719588http://zekeriyassen.tumblr.com/post/1056942479http://zekeriyassen.tumblr.com/post/1053556632http://zekeriyassen.tumblr.com/post/1047387720

Better Tag Cloud