Günümüz Müzik Dünyasında artık normal CD ve Plak satışları ciddi boyutta azaldı. Artık dijital müzik zamanı ve devri. 2009 yılında, tüm dünyada, ilk kez, plak şirketi gelirlerinin dörtte birinden fazlası dijital kanallardan elde edilmiş olması bunun en büyük göstergesi. IFPI Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı John Kennedy tarafından hazırlanan “IFPI Dijital Müzik Raporu 2010 – Müzik nasıl, ne zaman, nerede istersen” incelemek için linkteki dosyaya bakmanızı öneririm.
IFPI Dijital Müzik Raporu 2010
Originally posted 2010-04-11 08:38:00. Republished by Blog Post Promoter
Bir dua ile açılıyor İsrail asıllı ancak plakası Amerika olan qawwali şarkıcısının yeni albüm kitapçığı. Duasında tanrı’ya ilhamları harmanlama gücü verdiği için şükranını sunuyor. Haksız da değil zira elimizde tuttuğumuz “Shoshan” (Hintçe Gül anlamına geliyor) tam bir harmanlama dehlizi. Karşınızda sufi, qawwali, klasik Hint, elektronik, nefesliler, Flamenko ve İsrail yaylılarından oluşan bir geniş havan var. Her tarz ve stil yerinde yapılan katkısı ile bir bütünün temel parçası. Her şey yerli yerinde, ne fazla ne de az, aşırılıktan uzak, dengeli.
Shye Ben-Tzur son on yıldan beri Hindistan’da yaşıyor ve orada kült bir hayran kitlesine sahip müzik yapıyor. İsrail plakasını büründüğün de ise işler tamamen değişiyor zira kendisi ana memleketinde bir müzik devrimcisi olarak kabul görüyor, farklı müzik tarzlarına yaptığı kaliteli püsküllü sokulmalardan dolayı. Dünya Müziği sever olarak yabancı olmadığımız harmanlama kavramanı hakkıyla altından kalkan sanatçı herkes tarafından önyargısız, kucak açılan bir müzisyen.
“Shoshan” adının hakkını vererek bir gül gibi katmer katmer yapraklı, her katmer ise bir müzik stilini temsil ediyor. Racastan vurmalı çalgı ritimlerinin her parçanın temeline serildiği albüm on iki yapraktan oluşuyor. Potpuri kelimesinin hakkını veren “Shoshan”, “yüreğimin gülü yaprak açtı sana ve dolayısıyla bende sana şarkı söyleyeceğim” sözleri ile bezenmiş ilk parçası ile dinleyene sıcak bir merhaba ikram ediyor. ‘Dil Ke Baha’ canlılığı ve başrollerde olan geleneksel flüt ritimleri, harmonium ve sitar ile gülün en güzel yaprağı. Her parça da mutlak bir Bollywood teması yer alıyor ama kulağınıza sokulmuyor, denge asla kırılmıyor. Benzer çalışmalar da olduğu üzere üretimde ter döken pek çok geleneksel enstrüman (sitar, tabla, sarangi, sarod, dholak vb) dikkatimizi çekiyor. Hindistan cevizi kabuğunun keçi derisi ile sarmalanmasıyla yapılan bhapang ise hepsinin arasından sıyrılıp ayrı bir ilgi çekiyor.
Shoshan by EarthSync
“Shoshan” sanatçının kendisinin ürettiği ilk çalışması “Heeyam”ı takip ediyor. Nusrat Fateh Ali Khan’ın ağırlığına fazla sokulmadan, ama ana hamurunu ondan alıp daha bir algılanabilir dalgada süzülen çalışma ulaşılabilir, pozitif ve kesinlikle kavrayıcı. Mevcut olan her kültür seyrelttirilmeden, yeniden ve eşit tartı ile aksettirilmekte. Dinlemekten keyif alacağınız, keyfinizle birlikte gülümseyeceğiniz bir albüm huzurlarınızda.
Parça Listesi:
Originally posted 2010-06-02 08:21:06. Republished by Blog Post Promoter
Romanya’nın en uç kuzey-doğu sınırında yer alan, on tarla anlamına gelen Zece Prajini adlı kasabadan son on yıldan beri sessiz sessiz bir müzik sesi yükselmekte. Dağların arasında, sisli bir atmosferde, Moldova’dan bir adım uzaklıkta olan, nüfusu 400 kişiyi geçmeyen bu ufacık kasaba her zaman ıraklığı ve aykırılığı ile tanındı. Ancak adı son zamanlarda Fanfare Ciocarlia adlı 12 kişilik çingene nefesliler topluluğu ile anılmaya başladı. Topluluk son on yıldan beri üst üste kaydettiği başarılı albümler sayesinde harita üzerinde bir iğne ucundan ufak olan kasabasını belirginleştirdi. Ülkemize sesi ancak ulaşan bu enerji dolu grup, Equinox müzik şirketi etiketi ile çıkan beşinci albümleri “Queens & Kings” ile karşımızda.
1864’de Romanyalı Çingenelerin esareti resmi olarak nihayete ulaşınca, binlerce kişi farklı hayat beklentileri ve hayal ile ülkelerini terk etti. Farklı kollara dağılan bu Çingeneler, dünyanın her köşesine yerleşti. Yerleştikleri yerlerde de en iyi yaptıkları şey olan müzik çalmaya başladılar ve yöresel kültürel etkileşime müziksel olarak katkıda bulundular. Ancak her şeye rağmen bir kısım Çingene ülkelerini terk etmenin aksine kalıp kendi kültürleriyle bütünleşti. Bu bütünleşmenin temel unsuru ise her zaman müzik oldu.
Geriye kalanların soyundan gelen on iki genç 90’ların başında On Tarla kasabasında güneş mesaisini tamamlayıp ay görevi dev aldığı zaman düğünlerde, kutsamalarda ve şenliklerde müzik yapmaya başladı. Yavaş yavaş kasabanın sınırlarına taşan bu yerel topluluğun hayatı, 1996 yılında Alman bir ses mühendisinin kasabalarını ziyaret etmesi ile değişti. Grubu ufak bir kulüpte dinleme fırsatına sahip olan ses mühendisi, hemen bir ekip oluşturup çalılan enerji ve tutku yüklü ezgileri ölümsüzleştirmek istedi. Grubun zorlanmadan ikna edilmesiyle birlikte Fanfare Ciocarlia resmi olarak hayata gözlerini açtı. Fransızca nefesliler topluluğu anlamına gelen Fanfare ile Romence tarlakuşu anlamına gelen Ciocarlia kelimelerinden oluşan grup böylece uluslararası müzik platformuna ilk adımını atmış oldu.
Fanfare Ciocarlia sırasıyla 1998 yılında “Radio Pascani”; 1999 yılında “Baro Biao-Worldwide Wedding”; 2001 yılında “Lag Bari – The Gypsy Horns From Mountains Beyond”; 2004 yılında “Gypsy Brass Legends”; 2005 yılında “Gili Garabdi-ancient Secrets of Gypsy Brass” ve en sonunda 2007 yılında “Queens & Kings” adlı albümlerini çıkarttı. Trompet, tenor ve bariton saksafon, tuba, klarnet, davul ve perküsyon gibi çok geniş bir enstrüman yelpazesine sahip olan ekip, bu on yıl boyunca özgürce Türk, Bulgar, Sırp ve Makedonya ezgilerini harmanlayıp Romen müziklerine işledi. Özellikle hızlı, enerji dozajı yüksek, karmaşık melodiler ve en önemlisi pozitif yapısı ile grup, her gittikleri ülkede çok sıcak karşılandı. Böylece bir zamanlar 400 kişilik bir dinleyici kitlesinden yüz binler sayısına ulaştı.
2005 tarihli “Gili Garabdi” adlı albümlerinin BBC Radio 3 Dünya Müziği ödüllerinde yılın en başarılı albümü ödülünü eve götürmesinden sonra çıkan “Queens & Kings” bu albümü gölgesinde bırakacak gibi. “Queens & Kings” tam on dört kıpır kıpır parçanın bir araya geldiği yoğun ve organik bir yapıya sahip. Zaman zaman saniyede 200 vuruş duyabileceğiniz bu albüm, tam bir Balkanlar turu. Avrupa’da dağınık yaşayan tüm Romen müzisyenlerini stüdyoya davet eden ekip, resmen çok renkli ve keyifli bir çalışma ortaya çıkartmış, adeta önünüze Çingeneler galaksisini seriyor. Fransa’dan Bulgaristan’a, Sırbistan’dan Macaristan’a çingene parçalarını kaydeden ekip, böylece çok geniş bir sanatçı yelpazesini albümlerine misafir etmiş. Albümde kimler yok ki, ilk dikkat çekenler sırasıyla Makedonyalı Çingeneler Kraliçesi olarak gösterilen Esma Redzepova, Sırp Çingene kralı Şaban Bayramoviç, Macar Mitsou, Boşnak Ljiljana Butler, Bulgar Jony Lliev ve gelecekte çok şey vaat eden genç vokal Romanyalı Florentina Sandu.
Açılış parçası ‘Kan Marau La’ bir manele (Türk ve Ortadoğu karışımı müzik türü) klasiği ve vokallerde günümüzün bu kulvarda en popüler sesi Dan Armeanca var. Bu parça stüdyo süslemelerinden uzak sadece insan emeği ile çalınan albümün içerisinde bin bir türlü cevherlerin sizi beklediğini hissettiriyor. En sabit vücutların bile yerinde durdurmayacak bir yapıya sahip olan albüm yine bir manele parçası olan ‘Que Dolor’ ile devam ediyor. Katalan Çingene gitar grubu Kaloomé’nin konuk olduğu parçada fışkıran gitar ritimleri hızlı el çırpmaları ile bütünleşerek ancak hayal edilebilecek bir birleşim ortaya çıkarıyor. Macar Çingene Mitsoura tarafından söylenen oryantal Romen aşk şarkısı ‘Pana cand nu te iubeam’ biraz olsun dinleyene nefes aldırsa bile aynı sanatçı daha sonra Hint ezgilerinden yola çıkan ‘Duj Duj’ parçası ile tekrar ateşi körüklüyor. Geçtiğimiz aylarda ülkemizde de konser veren Taraf de Haïdouks’un, artık aramızda olmayan kemancısı Nicolae Neacsu’nun yirmi yaşındaki kızı Florentina Sandu ise “Queens & Kings” albümünÜN en değerli unsuru. Özellikle bir nefeste seslendirdiği ‘Mukav Tu’ adlı parça uzun süre kulaklarda küpe olacak nitelikte. Kıyaslanmayacak Esma Redzepova ve Şaban Bayramoviç’in katkıları ise albüme kalite ve sofistike hava üflüyor.
“Queens & Kings” albümün en büyük özelliği farklı yönden gelen tüm vokalleri ve enstrümanları bir araya getirip tek bir yürekte atan Çingene ruhunu ortaya çıkartması. Hiç kuşkusuz Fanfare Ciocarlia yaptığı kaliteli ve bilinçli müzik ile dünyanın en dayanılmaz Çingene gruplarından biri ve “Queens & Kings” ise kesinlikle yılın Çingene albümü…
Originally posted 2009-12-30 08:10:18. Republished by Blog Post Promoter
© 2000-2011 TIKABASA MÜZİK. Tüm Hakları Saklı /All Rights Reserved.
Bana yazmak isterseniz: muzik@tikabasamuzik.com