// Arşiv

mali

This tag is associated with 43 posts

Salif Keita: Farklılıklarımız, bize doğarken verilen hediyedir

salif-keita-c-richard-dumas6
Salif Keita

Batı Afrika’nın geleneksel şarkılarını dünyaya sevdiren Salif Keita, son albümü ‘La Difference’daki şarkılarıyla cumartesi akşamı CRR’de olacak. Köklerinden ve topraklarından ilham aldığını söyleyen sanatçı, “Gelecek, farklılıkları kabul eden, hoşgörülü, dünyanın güzelliklerinin daha çok farkına varan insanların olacak.” diyor.

Batı Afrika’nın geleneksel şarkılarını tüm dünyaya sevdiren, ülkesi Mali’nin sesi olan Salif Keita, 3 Nisan’da İstanbul’a geliyor. Şarkılarında insana ve hayata nefes aldıran, yaşama sevincini dillendiren sanatçı, Türk müzikseverlerle cumartesi akşamı saat 20.00′de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda buluşacak. 40 yıllık müzik kariyerinde hep yenilik peşinde koşan; fakat köklerinden de kopmayan bir sanatçı Salif Keita. Malinka, Bambara dillerinde ya da Fransızca fark etmiyor; onun sesi söylediği her dilde duyguları yorumlayabilme yeteneğine sahip. Keita’yı dinlerken Afrika’nın hüzünlü coğrafyasında uzun uzun geziniyor, aynı zamanda bütün farklılıklara rğmen temelde insanın ‘bir’ olduğunun farkına varıyorsunuz. Konserde yeni albümü ‘La Difference’daki şarkılarını da söyleyecek olan Keita ile konser öncesi konuştuk ve kendisini tanımaya çalıştık.

Popüler müzik yapmak varken neden geleneksel müzikle ilgilendiniz ve bunu tüm dünyaya duyurmak için çaba harcadınız?

Geleneksel müziklerle büyüdüm ve benim müzikle kendimi ifade etmemin yolu buydu. Beraber çalıştığım orkestralarla geleneksel müzik yapan birçok orkestradan farklı olarak değişik türleri bir araya getiriyorduk. Yaptığınız müziği hissederek yapıyorsanız ve o müzikler hayatınızın anlamı haline gelmişse bir şekilde eninde sonunda popüler de oluyorlar.

Geleneksellik konusunda tutucu değilsiniz. Sürekli yeni sentezler deniyor ve müziğinizi evrenselleştirmeye çalışıyorsunuz. Sizi farklı arayışlara iten nedir?

Arayış demek yanlış olur; ama sürekli yeni fikirlerim oluyor diyebilirim. Bence bir müzisyenin yeni fikirleri ve yaratıcı çıkışları olmalı. Yeniliğe açık olmayan hiçbir müzisyenin iyi işler başarabileceğini düşünmüyorum. Nasıl sürekli duygularımız değişiyorsa, insan hayatı farklılaşıyorsa, müzikler de bu yeniliklerle birlikte değişime açık olmalı, üstelik gelenekseli korumanın da doğru yolu bu.

Müziğinize ilham veren duygular neler?

Kendi köklerimden ve topraklarımdan çok ilham alıyorum. Ama yaşadığım deneyimler, karşılaştığım yeni insanlar, duyduğum yeni bir ses, gittiğim yeni bir şehir ve tüm yaşadıklarım bana ilham veriyor demek daha doğru olur.

salifkeitazigakoritnik

Salif Keita

Şarkılarınızda genelde sosyal konuları işliyorsunuz. Bu düşüncenin temelinde ne var? Yaşantınızın bunda bir rolü var mı?

Her sanatçının sosyal konularda duyarlı olması gerektiğine inanıyorum. İnsanların herhangi bir durumun farkına varabilmesi için müzisyenlere çok iş düşüyor. Elbette kendi yaşantımla ilgili belirli hassasiyetlerim var. Kenarında büyüdüğüm Nijer nehrinin kirliliği konusunda insanları uyarmak için kendimi sorumlu hissediyorum, ama mesele sadece Nijer nehri değil. “San ka na” şarkısında bu derdi anlatırken tüm dünyayı ilgilendiren kirlilik konusuna dikkat çekiyorum.

“Ben bir siyahım, tenim beyaz ve hoşuma gidiyor. Bu benim farklılığım. Ben beyaz bir adamım ama kanım siyah. Bunu seviyorum, bu güzel bir farklılık.” diyorsunuz. Müziğinizin temelinde de farklılıkların güzelliğini yansıtabilmek mi var?

Bu, özellikle son albümüm ‘La Difference’de esas dile getirmek istediğim mesele. Farklılıklarımızla birlikte dünyaya gelirken her birimize verilmiş hediyelerimiz var. Farklılıklarımız bizi özel kılıyor. Hediyelerimizin farkına varmak önemli. Benim hediyem müzik ve bu hediyemle kendimi ifade ediyorum.

Üç dilde şarkı söylemenize rağmen sesiniz her dilde gerçek duyguları yorumlayabilme yeteneğine sahip…

Hangi dilde şarkı söylediğinizden ziyade, nasıl hissederek şarkı söylediğiniz önemli. İçinizden gelerek şarkı söylediğinizde, bu duygunuzu sizi dinleyen herkes çok iyi fark ediyor. Ben hiçbir zaman dili düşünmüyorum. İçime bakıyorum.

Sosyal sorumluluk projeleriniz de var. Özellikle kurduğunuz Albino Vakfı çok özel çalışmalara imza atıyor…

Özellikle kendi ülkemin büyük sorunlarından biri eğitim. Ülkemin insanlarını bu hastalıkla ilgili olarak bilinçlendirmek için çalışmalar yapan bir vakfımız var. Albino hastalığı ile ilgili çok yanlış inançları ortadan kaldırmak gerekiyor. Vakfımız ayrıca albino hastalarına sosyal destek de sağlıyor.

Şarkılarınızla tüm dünyaya umut ve yaşama sevinci taşıyorsunuz. Dünyanın mevcut halini biliyoruz. Buna rağmen umudu nasıl yaşatabiliyorsunuz?

İnsanlığın değişeceğini biliyorum. Dünyaya verdiğimiz zararın daha çok farkına varmaya başladık ve daha iyiye gideceğimize inanıyorum. Gelecek, farklılıkları kabul eden, hoşgörülü, dünyanın güzelliklerinin daha çok farkında insanların olacak.

WWW.ZAMAN.COM.TR SİTESİNDEN ALINMIŞTIR

Salif Keita – Gaffou | Soul Kitchen Session from Soul Kitchen on Vimeo.

Originally posted 2010-04-01 20:17:00. Republished by Blog Post Promoter

Mali

Resmi Adı: Mali Cumhuriyeti
Yüzölçümü : 1.240.000 km2
Nüfusu : 11.700.000 (Temmuz 2006
Başkenti : Bamako
Halkı : Mandeler (Bambara, Soninke, Malinke) % 44, Peuller (% 17), Voltailar (% 14), Songhaylar ( % 6), Tuareg ve
Mağripliler (% 10), Dogonlar (% 4), diğerleri (% 5)
Dili : Fransızca (resmi dili), Bambara (Nüfusun yaklaşık % 80’i  konuşuyor)
Dini : Müslüman (% 90), yerel dinlere inananlar (% 9), Hristiyan (% 1)
Milli Bayramı : 22 Eylül (Bağımsızlık Günü)
Okuryazar Oranı : % 46 (Kadınlar % 39, Erkekler % 53)
Nüfus Büyüme Hızı : % 2,63 (2006)
Ortalama Yaşam Süresi : 49 (Kadınlar % 51, Erkekler % 47)
Doğum Oranı : 50/1000
Ölüm Oranı : 17/1000
Bebek Ölüm Oranı : 107/1000
Kişi Başına Gayri Safi Milli Hasıla (GDP / PPP): 1.200 USD
Büyüme Oranı : %6
Enflasyon Oranı : %4,5
Cumhurbaşkanı : Amadou Toumani TOURE
Başbakanı : Ousmane Issoufi Maïga

Mali’nin resmi adı Mali Cumhuriyeti’dir. Fransızca Republique du Mali, Afrika’nın orta batısında denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Batıda Senegal, kuzey batıda Moritanya, kuzey doğuda Cezayir, güneydoğuda Nijer ve Burkina Faso (eskiden Yukarı Volta), güneyde Fildişi Kıyısı, güneybatıda Gine ile çevrilidir.

Originally posted 2010-01-26 08:49:17. Republished by Blog Post Promoter

Justin Adams ve Juldeh Camara: Müziğin Ruhsal Bilimi

soul_science Batı Afrika blues müzik tarzı her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur ancak bu tarzın ritimlerinin üzerine dolgun rock temaları işlemek her aklı salim kişinin harcı değil. Ya çok cesur yâda cidden deli olmak gerekir, zira bu iki tarzı organik bir yapı içinde harmanlayıp ortaya kaliteli bir çalışma çıkartmak yazıldığı kadar kolay değil. Özellikle biraz daha ileriye giderek bu harmanlamanın içerisinde yer alan müziksel köprüleri dünya ezgileri ile birleştirmek oldukça zor. Ancak Justin Adams gibi uzun müzik özgeçmişine sahip olan bir sanatçı, böyle bir hayali gerçekleştirebilir. Zira kendisi Sahra Çölü’nün blues grubu Tinariwen gibi grupların ses sentezini tamamıyla koruyup hak ettiği yere taşıyan bir müzik adamı. Hiç kuşkusuz böyle bir harmanlamayı ancak Justin Adams kotarabilir.

Justin Adams Britanya’nın en başarılı blues gitaristlerinden biri hatta sanatçıya İngiliz Ry Cooder diyenler bile var. Sanatçı aynı zamanda kültürel müzik kesişim noktalarında ortaya çıkan önemli bir yapımcı. İlk defa müzik camiası onu “Jah Wooble’s Incaders of the Heart” grubunda tanıdı. Daha sonra bu enerji taşan şahsiyet, Sinéad O’Connor ve Damien Dempsey gibi sanatçılarla çalışarak adını duyurdu. İlk defa Afrika müziğine olan tutkusunu 2001 yılında çıkan solo albümü “Desert Road” ile deklere etti. Albüm Sahra Çölü’nden gelen saf blues ezgilerinin açıklığını ilk defa görücüye çıkartmasıyla bir anda çoğu müziksever tarafından “ufak bir şaheser” olarak kabul edildi. Çöllerden gelen ezgileri araştırırken dönemimizin en başarılı Sahra Blues grubu olarak kabul edilen Tinariwen ile tanışan Justin Adams, bu vesileyle grubun ilk albümü olan “The Radio Tisdas Sessions”ın yapımcılığını üstlendi. Bu albüm sayesinde Sahra Blues tarzı müziksel haritada kendine sağlam bir yer edindi. Daha sonra 2002 yılında Robert Plant ile birlikte çalıştığı “Dreamland” albümü Grammy’ye aday gösterildi. Her ne kadar rock ve blues kulvarında kendisine sağlam bir yer edinse bile Justin Adams her zaman Afrika ile müziksel kesişimin peşinden koştu. Tinariwen’in ödüllere doymayan “Aman Iman” adlı son albümünden sonra yanına yerel sanatçıları alarak 2007’nin kuşkusuz en başarılı dünya müziği sentezini içeren albümü olan “Soul Science”ı çıkarttı.

Juldeh Camara

Picture 1 of 9

Justin Adams and Juldeh Camara

Ritti (veya yerel adıyla nyanyeru) adı verilen tek telli yerel bir keman ustası Gambiyalı bir griot (müzikçi soydan gelen bir kabile) olan Juldeh Camara, Justin Adams’ın bu projedeki suç ortağı. Rock ve Batı Afrika Blues tarzlarının birbirlerine işlemesinde bu ufak, marifetli ve heyecanlı yerel enstrüman mucizeler yaratıyor. Zaman zaman ritti ana sahneye çıkıp gitarın liderliğini elinden kapıyor zira akıcı, neredeyse coşkun ses müsameresi ile rock temaları üzerinde kusursuz bir bütünleyici unsur yaratıyor.

Justin Adams’ın örnek alınacak fakat alçakgönüllü bu yeni çalışması, fiziksel olarak o kadar gerçek ki adeta müzik setinizden çıkıp karşınızda yaşayan ve gelişen bir beden oluşturuyor. Ancak kanımca albümün başarısının asıl sırrı, normal koşullarda programlanmış bateri vuruşlarının kullanılabileceği her kısmın, zarif ve yoğun Afrika vurmalı çalgıları ile doldurulmuş olması. İnsan emeği ile vurulan tüm bu ritimler her parçada doğallığı ve dolgunluğu ön plana çıkartıyor.  Ritti’ye yol veren marş temalı vurmalı çalgıların öncülüğünde açılışı yapan ‘Yerro Mama’ geleneksel parçası aslında albümün kalitesini hemen yansıtıyor. Takip eden ‘Ya Ta Kaaya’ ve ‘Sanakubay’ parçalarında ise Juldeh Camara ve Justin Adams ikilisi sırasıyla The Clash ve Captain Beefheart’a hürmetlerini sunuyor. Ancak albüm gerçek cevherlerini ortalara doğru ‘Blue Man Returns’, insaf et anlamına gelen ‘Subuhanalaii’ ve özellikle ‘Nayo’ adlı parçalarda çıkıyor.

Bir füzyon labirentinden öte “Soul Science” saf müzik tarzlarının birbirlerine sert çarpıştırılması ile ortaya çıkan, kulaklarınızda kıvamında bir müzik şöleni bırakan ekonomik kısa parçalardan oluşan geçtiğimiz yılın en iyi düet albümlerinden biri. Bir blues/rock albümünden çok öte olan “Soul Science”, bu tarzların dünya müziği serpiştirilmesi ile ne boyutlara taşınabileceğiniz kusursuz bir örneği..

Originally posted 2010-01-09 15:52:38. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud