
Batı Afrika’nın geleneksel şarkılarını dünyaya sevdiren Salif Keita, son albümü ‘La Difference’daki şarkılarıyla cumartesi akşamı CRR’de olacak. Köklerinden ve topraklarından ilham aldığını söyleyen sanatçı, “Gelecek, farklılıkları kabul eden, hoşgörülü, dünyanın güzelliklerinin daha çok farkına varan insanların olacak.” diyor.
Batı Afrika’nın geleneksel şarkılarını tüm dünyaya sevdiren, ülkesi Mali’nin sesi olan Salif Keita, 3 Nisan’da İstanbul’a geliyor. Şarkılarında insana ve hayata nefes aldıran, yaşama sevincini dillendiren sanatçı, Türk müzikseverlerle cumartesi akşamı saat 20.00′de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda buluşacak. 40 yıllık müzik kariyerinde hep yenilik peşinde koşan; fakat köklerinden de kopmayan bir sanatçı Salif Keita. Malinka, Bambara dillerinde ya da Fransızca fark etmiyor; onun sesi söylediği her dilde duyguları yorumlayabilme yeteneğine sahip. Keita’yı dinlerken Afrika’nın hüzünlü coğrafyasında uzun uzun geziniyor, aynı zamanda bütün farklılıklara rğmen temelde insanın ‘bir’ olduğunun farkına varıyorsunuz. Konserde yeni albümü ‘La Difference’daki şarkılarını da söyleyecek olan Keita ile konser öncesi konuştuk ve kendisini tanımaya çalıştık.
Popüler müzik yapmak varken neden geleneksel müzikle ilgilendiniz ve bunu tüm dünyaya duyurmak için çaba harcadınız?
Geleneksel müziklerle büyüdüm ve benim müzikle kendimi ifade etmemin yolu buydu. Beraber çalıştığım orkestralarla geleneksel müzik yapan birçok orkestradan farklı olarak değişik türleri bir araya getiriyorduk. Yaptığınız müziği hissederek yapıyorsanız ve o müzikler hayatınızın anlamı haline gelmişse bir şekilde eninde sonunda popüler de oluyorlar.
Geleneksellik konusunda tutucu değilsiniz. Sürekli yeni sentezler deniyor ve müziğinizi evrenselleştirmeye çalışıyorsunuz. Sizi farklı arayışlara iten nedir?
Arayış demek yanlış olur; ama sürekli yeni fikirlerim oluyor diyebilirim. Bence bir müzisyenin yeni fikirleri ve yaratıcı çıkışları olmalı. Yeniliğe açık olmayan hiçbir müzisyenin iyi işler başarabileceğini düşünmüyorum. Nasıl sürekli duygularımız değişiyorsa, insan hayatı farklılaşıyorsa, müzikler de bu yeniliklerle birlikte değişime açık olmalı, üstelik gelenekseli korumanın da doğru yolu bu.
Müziğinize ilham veren duygular neler?
Kendi köklerimden ve topraklarımdan çok ilham alıyorum. Ama yaşadığım deneyimler, karşılaştığım yeni insanlar, duyduğum yeni bir ses, gittiğim yeni bir şehir ve tüm yaşadıklarım bana ilham veriyor demek daha doğru olur.

Salif Keita
Şarkılarınızda genelde sosyal konuları işliyorsunuz. Bu düşüncenin temelinde ne var? Yaşantınızın bunda bir rolü var mı?
Her sanatçının sosyal konularda duyarlı olması gerektiğine inanıyorum. İnsanların herhangi bir durumun farkına varabilmesi için müzisyenlere çok iş düşüyor. Elbette kendi yaşantımla ilgili belirli hassasiyetlerim var. Kenarında büyüdüğüm Nijer nehrinin kirliliği konusunda insanları uyarmak için kendimi sorumlu hissediyorum, ama mesele sadece Nijer nehri değil. “San ka na” şarkısında bu derdi anlatırken tüm dünyayı ilgilendiren kirlilik konusuna dikkat çekiyorum.
“Ben bir siyahım, tenim beyaz ve hoşuma gidiyor. Bu benim farklılığım. Ben beyaz bir adamım ama kanım siyah. Bunu seviyorum, bu güzel bir farklılık.” diyorsunuz. Müziğinizin temelinde de farklılıkların güzelliğini yansıtabilmek mi var?
Bu, özellikle son albümüm ‘La Difference’de esas dile getirmek istediğim mesele. Farklılıklarımızla birlikte dünyaya gelirken her birimize verilmiş hediyelerimiz var. Farklılıklarımız bizi özel kılıyor. Hediyelerimizin farkına varmak önemli. Benim hediyem müzik ve bu hediyemle kendimi ifade ediyorum.
Üç dilde şarkı söylemenize rağmen sesiniz her dilde gerçek duyguları yorumlayabilme yeteneğine sahip…
Hangi dilde şarkı söylediğinizden ziyade, nasıl hissederek şarkı söylediğiniz önemli. İçinizden gelerek şarkı söylediğinizde, bu duygunuzu sizi dinleyen herkes çok iyi fark ediyor. Ben hiçbir zaman dili düşünmüyorum. İçime bakıyorum.
Sosyal sorumluluk projeleriniz de var. Özellikle kurduğunuz Albino Vakfı çok özel çalışmalara imza atıyor…
Özellikle kendi ülkemin büyük sorunlarından biri eğitim. Ülkemin insanlarını bu hastalıkla ilgili olarak bilinçlendirmek için çalışmalar yapan bir vakfımız var. Albino hastalığı ile ilgili çok yanlış inançları ortadan kaldırmak gerekiyor. Vakfımız ayrıca albino hastalarına sosyal destek de sağlıyor.
Şarkılarınızla tüm dünyaya umut ve yaşama sevinci taşıyorsunuz. Dünyanın mevcut halini biliyoruz. Buna rağmen umudu nasıl yaşatabiliyorsunuz?
İnsanlığın değişeceğini biliyorum. Dünyaya verdiğimiz zararın daha çok farkına varmaya başladık ve daha iyiye gideceğimize inanıyorum. Gelecek, farklılıkları kabul eden, hoşgörülü, dünyanın güzelliklerinin daha çok farkında insanların olacak.
WWW.ZAMAN.COM.TR SİTESİNDEN ALINMIŞTIR
Salif Keita – Gaffou | Soul Kitchen Session from Soul Kitchen on Vimeo.
Originally posted 2010-04-01 20:17:00. Republished by Blog Post Promoter