Herkes hayatında unutamadığı bir ayrılık yaşamıştır. Bazılarımız bu evreyi rahat ve sakin atlatırken diğerlerimiz hayatımız boyunca yaralarını taşır. Meşhurlar da bu konuda istisna değiller.
Yıl 1950. Frank Sinatra neredeyse müzik ve sinema dünyasında silinmek üzeredir. O kadar dibe vurmuştur ki bir barda konser bile ayarlayamamaktadır. Bunun en büyük nedeni ise film yıldızı Ava Gardner’dan ayrılmasından dolayı yaşadığı çöküntüdür. Bu ayrılık Frank Sinatra’yı o kadar derinden etkilemiş ki, tüm kariyeri ellerinin arasından kayıp gitmek üzereymiş. Hep böyle ortamlarda ortaya çıkan kötü gün dostu Frank içinde geçerliliğini sürdürmüş. Frank Sinatra’nın kötü gün dostu dönemin Capitol Records genel müdürü Alan Livingston olmuş. Frank Sinatra’yı her gece kör kütük içtiği barlardan toplayıp, kendine getiren ve 14 Mart 1953 tarihinde Capitol Records ile 7 albümlük sözleşme imzalatan Alan Livingston, sanatçının ikinci baharı olmuş. Ava Gardner ayrılığını çok zor atlatan Frank Sinatra bu acısını tüm zamanların en büyük ayrılık albümü olarak kabul edilen 1955 tarihli “In The Wee Small Hours” albümü ile ölümsüzleştirmiştir.
Plaklar ve kasetlerden sonra üstün bir ezicilik ile baş köşeye oturan müzik diskleri ile defa 1983 yılında piyasaya sürüldü. Bu yeni formatı müzik piyasasında asıl tanıtan sanatçı ise Bruce Springsteen (patron / en Baba) oldu. 3-CD’lik “Live 1979-1985″ ile müzik diskleri bir anda şöhrete ulaştı.