2006 yılında yayınladığı “Navega” isimli albümüyle dikkatleri üzerine çeken Cape Verde’li sanatçının 4 yıl aradan sonra yayınladığı “Storia storia” CD’si Atlantik Okyanusu’nu aşarak Türkiye’de de yayınlanıyor!
Mayra Andrade 1985 yılında Küba’da dünyaya geldi. İlk yıllarını Cape Verde’de geçiren sanatçı 90’lı yıllarda başta Senegal, Angola ve Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde yaşadı. 6 yaşından itibaren Fransızca konuşabilen sanatçı, 2000’li yıllarda farklı kültürlerin buluştuğu kozmopolit şehir Paris’e taşındı. Bu şehir Mayra’nın hayatında hem müzikal hem de kişisel anlamda çok büyük anlam ifade etmeye başladı.
Gitarla kendi bestelerini ve şarkı sözlerini yazan sanatçı ilk albümünün ardından verdiği konserlerle hayran kitlesini genişletti. Konserlerini tamamlamasıyla birlikte, 2008 yılının sonbaharında yeni albümü üzerine çalışmaya başlayan Mayra, onu çok iyi tanıyan müzisyen dostları ile kayıtlarını tamamladı.
Geleceğin Cesaria Evora ’sı olarak lanse edilen Andrade, “Storia storia” albümünde günlük yaşam, hayat ve aşk üzerine hikâyeler anlatıyor. Sosyopolitik mesajlarla dolu “Juana”’da Cape Verde’li kadınların yaşadığı zorluklara, Berlin Duvarı’nın yıkılışına ve sıradan insanların geleceklerinin belirsizliğine değinirken, “Konsiensa”’da ise hayatta yerinde sayan bir insan olmamak için kendine yalvarıyor. Albümle aynı ismi taşıyan “Storia Storia”da Mayra’ya Brezilyalı bir çocuk korosu eşlik ediyor ve tüm renklerin bir arada yaşadığı çok kültürlü bir dünyada yaşadıkları için Tanrı’ya şükrediyorlar. “Seu” üç yıldır sanatçının kafasında dolanan çok güzel bir melodiden ortaya çıkıyor!
İÇERİK:
1. Storia, storia 2. Tchapu na bandera 3. Seu 4. Juana 5. Konsiensia 6. Odjus fitchadu 7. Nha Damaxa 8. Mon Carrousel 9. Badiu si 10. Morena, menine linda 11. Palavra 12. Turbulensa 13. Lembransa
Batı Afrika blues müzik tarzı her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur ancak bu tarzın ritimlerinin üzerine dolgun rock temaları işlemek her aklı salim kişinin harcı değil. Ya çok cesur yâda cidden deli olmak gerekir, zira bu iki tarzı organik bir yapı içinde harmanlayıp ortaya kaliteli bir çalışma çıkartmak yazıldığı kadar kolay değil. Özellikle biraz daha ileriye giderek bu harmanlamanın içerisinde yer alan müziksel köprüleri dünya ezgileri ile birleştirmek oldukça zor. Ancak Justin Adams gibi uzun müzik özgeçmişine sahip olan bir sanatçı, böyle bir hayali gerçekleştirebilir. Zira kendisi Sahra Çölü’nün blues grubu Tinariwen gibi grupların ses sentezini tamamıyla koruyup hak ettiği yere taşıyan bir müzik adamı. Hiç kuşkusuz böyle bir harmanlamayı ancak Justin Adams kotarabilir.
Justin Adams Britanya’nın en başarılı blues gitaristlerinden biri hatta sanatçıya İngiliz Ry Cooder diyenler bile var. Sanatçı aynı zamanda kültürel müzik kesişim noktalarında ortaya çıkan önemli bir yapımcı. İlk defa müzik camiası onu “Jah Wooble’s Incaders of the Heart” grubunda tanıdı. Daha sonra bu enerji taşan şahsiyet, Sinéad O’Connor ve Damien Dempsey gibi sanatçılarla çalışarak adını duyurdu. İlk defa Afrika müziğine olan tutkusunu 2001 yılında çıkan solo albümü “Desert Road” ile deklere etti. Albüm Sahra Çölü’nden gelen saf blues ezgilerinin açıklığını ilk defa görücüye çıkartmasıyla bir anda çoğu müziksever tarafından “ufak bir şaheser” olarak kabul edildi. Çöllerden gelen ezgileri araştırırken dönemimizin en başarılı Sahra Blues grubu olarak kabul edilen Tinariwen ile tanışan Justin Adams, bu vesileyle grubun ilk albümü olan “The Radio Tisdas Sessions”ın yapımcılığını üstlendi. Bu albüm sayesinde Sahra Blues tarzı müziksel haritada kendine sağlam bir yer edindi. Daha sonra 2002 yılında Robert Plant ile birlikte çalıştığı “Dreamland” albümü Grammy’ye aday gösterildi. Her ne kadar rock ve blues kulvarında kendisine sağlam bir yer edinse bile Justin Adams her zaman Afrika ile müziksel kesişimin peşinden koştu. Tinariwen’in ödüllere doymayan “Aman Iman” adlı son albümünden sonra yanına yerel sanatçıları alarak 2007’nin kuşkusuz en başarılı dünya müziği sentezini içeren albümü olan “Soul Science”ı çıkarttı.
Ritti (veya yerel adıyla nyanyeru) adı verilen tek telli yerel bir keman ustası Gambiyalı bir griot (müzikçi soydan gelen bir kabile) olan Juldeh Camara, Justin Adams’ın bu projedeki suç ortağı. Rock ve Batı Afrika Blues tarzlarının birbirlerine işlemesinde bu ufak, marifetli ve heyecanlı yerel enstrüman mucizeler yaratıyor. Zaman zaman ritti ana sahneye çıkıp gitarın liderliğini elinden kapıyor zira akıcı, neredeyse coşkun ses müsameresi ile rock temaları üzerinde kusursuz bir bütünleyici unsur yaratıyor.
Justin Adams’ın örnek alınacak fakat alçakgönüllü bu yeni çalışması, fiziksel olarak o kadar gerçek ki adeta müzik setinizden çıkıp karşınızda yaşayan ve gelişen bir beden oluşturuyor. Ancak kanımca albümün başarısının asıl sırrı, normal koşullarda programlanmış bateri vuruşlarının kullanılabileceği her kısmın, zarif ve yoğun Afrika vurmalı çalgıları ile doldurulmuş olması. İnsan emeği ile vurulan tüm bu ritimler her parçada doğallığı ve dolgunluğu ön plana çıkartıyor. Ritti’ye yol veren marş temalı vurmalı çalgıların öncülüğünde açılışı yapan ‘Yerro Mama’ geleneksel parçası aslında albümün kalitesini hemen yansıtıyor. Takip eden ‘Ya Ta Kaaya’ ve ‘Sanakubay’ parçalarında ise Juldeh Camara ve Justin Adams ikilisi sırasıyla The Clash ve Captain Beefheart’a hürmetlerini sunuyor. Ancak albüm gerçek cevherlerini ortalara doğru ‘Blue Man Returns’, insaf et anlamına gelen ‘Subuhanalaii’ ve özellikle ‘Nayo’ adlı parçalarda çıkıyor.
Bir füzyon labirentinden öte “Soul Science” saf müzik tarzlarının birbirlerine sert çarpıştırılması ile ortaya çıkan, kulaklarınızda kıvamında bir müzik şöleni bırakan ekonomik kısa parçalardan oluşan geçtiğimiz yılın en iyi düet albümlerinden biri. Bir blues/rock albümünden çok öte olan “Soul Science”, bu tarzların dünya müziği serpiştirilmesi ile ne boyutlara taşınabileceğiniz kusursuz bir örneği..
Müzikseverlerin hayatına girip vazgeçilmez bir parçası olan CD’ler hakkında bilmediğiniz dokuz şey:
Bir CD’nin teoride ömrü ortalama 100 yıl. Daha bu süre doldurulmadığı için doğru olup olmadığı kanıtlanamadı.
Bir CD’nin çapı 12 santimetredir.
CD Sony ve Philips şirketleri tarafından geliştirilip ilk defa 1982 yılında piyasaya sürüldü.
İlk ticari CD albüm, Ekim 1982 yılında Japonya’da piyasaya çıktı. Bu albüm Billy Joel’in “52nd Street” adlı çalışmasıydı.
CD’nin içerisindeki tüm verileri düz bir çizgi halinde açtığınız takdirde uzunluğu yaklaşık 4 mil yani ortalama 6.5 kilometre.
İlk CD 45’lik 1985 yılında piyasaya sürüldü. Söz konusu CD 45’lik Dire Straits’in “Brothers In Arms” parçasından oluşuyordu ve grubun 1985 Avrupa turnesini anmak/kutlamak için Almanya’da promosyonel olarak basılmıştı.
Bir CD’nin içerisinde yer alan veri 7 Zip diskine, veya 473 tane 3.5’’ diskete veya 400.000 yazılı A4 sayfaya tekabül etmektedir.
Kaydedilen CD’lerin ortalama üçte biri korsan olarak üretilmektedir.
Kaydedilen CD’ler ile satılan boş CD’lerin sayısı yaklaşık birbirine eşittir.