İstikrar müzikte çok sevdiğim bir kelime. Zira istikrarlı bir ekip, istikrarlı müzik üretir ve bu bağlamda dinleyenleri de mutlu etmesini başarır. Bunun hepsi bir araya gelmesi öyle kolay bir bileşim olmayıp aksine zordur bunu da becerebilen ekiplerin yeri ayrıdır. İstikrar sabır ister, hemen sonuca atılmaz, bekler, beslenir, hamlıktan olgunluğa doğru gelişir ve sonra hazır kıvama gelir.
Tam beş ay olmuş Manner ile ilk tanışmamız ve dün gece tekrar bir araya geldik, sımsıkı kucaklaştık, öpüştük. 3-5 Haziran 2011 arası “To The City” adı ile taçlandırılan Bant ekibinin festivali kapsamında benim için ilk program belli olduğu an dikkat çeken tek satır söz konusuydu o da Manner.
Dün gece Manner karşımıza daha oturmuş bir kişilik ile çıktı. Beş ay öncesinde dinleyeni kavrayan melodiler bu defa birbirlerine kenetlenmiş bir tavır içerisinde hoparlörden savruldu. Üçlü belli ki bol miktarda birlikte zaman geçirip takılmış. Şımarmadan, tembellik nehrine dalıp kendini kaybetmeden emeği kamçılamış. Mütevazilikten de hiçbir zaman ödün vermemiş. Karşımıza çıkan üçlü birbirine geçmiş, ayrılması zor bir yapboz parça olarak dikildi. Her ne kadar kendi içerisinde pinpon topu gibi gidip gelebilme esnekliğine sahip olsalar da karşımızda üç parçadan oluşan tek bir yapı olarak durdu.
Müzik daha bir oturmuş, grubun frekansı daha belirgin ve sahne hâkimiyeti böyle kısa bir sürede ancak bu kadar gelişebilir. Dün gece fark ettim ki, beş ay önce ilk okuduğumuz Manner bir romanın tanıtımıydı, oysa şimdi karşımızda duran ekip derin, labirentsel bir romanın içinden kopup geliyordu. İstanbul-New York ekseninde gidip gelmeler belli ki bu üçlüyü beslemiş ve dinlediklerimiz ise yaratıcılık imzası taşıyan, şimdiye kadar duymaya alıştığımız ritimsel kimyadan farklı. Soyut ritimlerden sloganlaştırmak amacıyla, gelişi güzel seçilmiş bir müzik sepetinden derlenmeyen yapı, ilk anlardan fark ediliyor. Uzun stüdyo mesaisinin uygulamadan pratikliğe geçtiği mesleki birikimin ustalıkla sergileniyor.
Bir solukta dinlenen müzik, daha başlamadan ben daha fazla istiyorum dercesine dinleyeni dürtüyor. Asıl Manner’ın büyüsü de kanımca burada yatıyor. Samimi, kavrayıcı, kurgusal, zengin ve her şeyden önemlisi, ilk anda size göz kırpan sorumlu bir formatta ilerleyen müzik adımları. Oysa daha bir buçuk yaşını dolduran Deniz Cuylan, Brian Bender ve Cem Mısırlıoğlu silahşorlarından oluşan bir üçlü Manner. Demek ki azim, arzu, istikrar ve tavır doğru kimyasallar ile birleşince ortaya bu çıkıyor. Hemen atlamayın zira bu öyle yazıldığı kadar kolay değil ama…
Varılan müzik sağlam ve tavırsal ritimler ile desteklenerek, alışkın olduğumuz kuru müzik gibi orta yerde bırakılmıyor. Tersine Manner müziğin üzerine gerçekçi açılımlar ile ilerliyor.
Sınırsız büyüyen ve çevreye saygısı olmayan, standartlaştırılmış, kalıplaşmış popüler müziğin kanımca “altın çağı” sona erdi. Şimdi insan ruhunu gıcıklayan, üstündeki pası kazıyan ve bunu istekle yapan yaratıcı ekiplerin zamanı. Bir değişim sürecindeyiz ve bilinçli müziksever, sanatçılar kadar bunun farkında. Belli ki Manner müziksel harmanlamaları yakından izleyen, alışılmışın dışında farklı yöntemlere başvuran, sorgulayıcı bir bakış açısına sahip.
Manner’ı dün gece dinlerken, tek başına kendiliğinden gelişen müziklerden var olmadığını duyumsadım. Dünya müziğindeki gelişmelerin ışığında, ritimsel alışkanlıklarının nasıl değiştiğini de biz dinleyenlere öğretici bir üslupla aktarıyor.
Güzel haberler sadece bununla kalmıyor zira Manner’dan yılsonuna beklemeden bir uzunçalar (adı: “Side Launch”) geleceğine dair kuvvetli sinyaller aldık. Onun haricinde arşivlerine yeni üretimlerinde katıldığını öğrendik, ama daha bizlerle paylaşılacak seviyede olmadığını da üzüntüyle kabullendik. Yine de gece sonunda elimize aldığımız somut dört parçalık EP, bu kusursuz konseri güzel bir anı ile taçlandırmamıza vesile oldu. Tavrını daha bir tavırlaştıran Manner’la bu randevumuzda bir virgül ile sonuçlandı zira daha çok kesişeceğimiz sokaklar olacak. Şimdilik müzik şapkamızı portmantoya asalım ve bu üç müzik ruhunun yeni bölümlerini okumak için heyecanlı bir bekleyişe sokulalım.
MANNER – “Red Racket” from MANNER on Vimeo.