Albümün adı “Atom Heart Mother” ancak bu adın nasıl bulunduğunu bilmeyen meraklıları aydınlatmakta fayda var. Grubun bu senfonik albümü BBC Radyo 1′de ilk defa görücüye çıktığında hala bir ada sahip değildi.Programın sunucusu birşey söylemek sorundaydı buna istinaden albümün yapımcısı Ron Geesin basçı Roger Waters’a bir Evening Standard bulmasını önerdi. Stüdyoda bir tane kopya bulan Roger Waters hemen haberlere göz atmaya başladı ve orada Atomik Güçle çalışan kalbin atışını ayarlayan cihaz hamile bir kadının haberini fark etti. Buradan albümün adı Atom Heart Mother doğmuş oldu.
Originally posted 2010-12-14 08:18:51. Republished by Blog Post Promoter
Pink Floyd; folk, caz ve deneysel müzikten oluşan yeni bir alternatif akım ile Londra’ya bomba gibi düştüğünden bu yana kırk yıl geçti. Bu zaman içinde grubun eski ve mevcut üyeleri kendi solo çalışmalarını üretti. Syd Barrett’in şuursal söz yazarlığından, Roger Waters’ın kin dolu inlemelerine, Nick Mason’un garip deneysel ancak müziksel olarak ilginç çalışmalarından, sakin huzur dolu David Gilmour’un sesine, Pink Floyd farklı üretkenlik kollarına ayrıldı. En son solo albümü “About Face”den 22 yıl, en son Pink Floyd albümü “The Division Bell”den 12 yıl sonra David Gilmour elinde gitarı ile hala ayakta ve hiç olmadığı kadar eğleniyor. Yeni solo çalışması – bu üçüncü oluyor – “On An Island”ı 60. yaş gününde çıkartan sanatçı, müziğinden hiç bir şey kaybetmediğini gururla ifade ediyor.
Yirmi iki yıl sonra hala “atmosferik sanatsal rock”u kaliteli bir şekilde icra eden sanatçı, kuşatıcı, ferah, geniş ve şuursal melodiler ile keyifli bir ses sentezi sunuyor. Evini dört milyon İngiliz Sterlini’ne satıp hepsini hayır kurumlarına bağışlayabilecek kadar cesur olan sanatçı, on parçadan oluşan “On An Island” albümünde orkestra ve blues etkileri arasında duygu yüklü gitar soloları atıyor. Bir kesim tarafından Pink Floyd’un Yoko Ono’su olarak lanse edilen eşi Polly Samson ( The Division Bell’de de katkısı olmuştu) ile albümdeki altı parçayı yazan David Gilmour geri kalan dört parçayı kendisi yazmış. Birlikte, ortak memnuniyeti sergileyen bir albüm işlemişler. Bir tedavi atmosferinde olan albümü dinledikçe Pink Floyd’un karanlık yönünü Roger Waters’dan aldığı tekrar algılanıyor. Belki bundan dolayı “On An Island” albümünde Roger Waters’ın bir katkısı yok.
Polonyalı besteci ve orkestra şefi Zbigniew Preisner kontrolünde kaydedilen albümde, Robert Wyatt korneti, David Crosby ve Graham Nash arka vokalleri ve Jools Holland piyanosu (başka ne olabilir ki?) David Gilmour’a eşlik ediyor. Birkaç parçada Fink Floyd’un diğer üyesi Richard Wright Hammond, orgu ile dostuna katkıda bulunuyor. Gilmour ve müzik dostları çarpışan atmosferik ses dalgaları içinde arkaya yaslandıran tamamen zarif bir İngiliz albümü kaydetmişler.
Albümün açılış parçası ‘Castellorizon’ üç buçuk dakika boyunca atmosferik ve dramatik sanatsal rock temaları ile albümün sınırlarını ve kısa bir özgeçmişini sunuyor. Albüm ile aynı adı taşıyan ikinci parça yavaş bir epik gitar solosu üzerine Gilmour’un rüyasal vokalleri ile süslenmiş, altı dakikalık sınırı aşan (albümün en uzun parçası) geniş bir alana yayılmış aşk parçası. Oturduğunuz yerde sizi farklı diyarlara sürükleyebilecek kuvvette. Durgun bir denizde süzülen güneş ışınlarını konu alan bir filmin müziği niteliğindeki ‘The Blue’ parçası, dinleyeni mavinin derinliklerine sürükleyen, albümün en huzur dolu parçası. Marş ritimleri ile bezenmiş ‘Take A Breath’ parçası, ağır ses sentezleri ile albümde yer alan en sert parça. David Gilmour’un hem saksafon, hem de gitar çaldığı ‘Red Sky at Night’ parçası nefes kesen, tiril tiril bir enstrümantal. ‘This Heaven’ parçası, fırlak akustik R&B gitar melodisi ve yavaş periyodik tınısı ile albümde ön plana çıkan parça. ‘A Pocketful Of Stones’ gizemli bas melodileri ile açılıyor, adeta dinleyeni fesat bir atmosfere sokuyormuş izlenimi veriyor ve sonra gelen piyano melodisi ve Gilmour’un yankılı vokalleri albümün en güzel baladı ile dinleyeni tanıştırıyor.
Gilmour ve Phil Manzanera (aynı zamanda albüm boyunca klavye çalmış) yönetiminde kaydedilen “On An Island”, pozitif ve sanatçıya uygun bir çalışma. 1972–1975 Pink Floyd dönemini seven müzikseverler tarafından kucaklanacak bir albüm. Duygusal olarak direkt ve açık olan albüm, dinleyeninden bir şey beklemeyip aksine samimiyetle bir şeyler veren bir yapıya sahip. Nabzınızı arttıracak dramatik çıkışların olmadığı albüm, hayattan zevk alan, hiç kimseye kanıtlayacak bir şeyi olmayan bir sanatçının sesi. Umarız bir sonraki çalışması için bu kadar beklemek zorunda kalmayız.
On An Island / David Gilmour / EMI
Originally posted 2009-12-27 15:16:43. Republished by Blog Post Promoter