Dünyanın belirli köşelerinde, belirli dönemlerde müzik festivalleri gerçekleşmektedir. Her festival kendi bünyesinde farklı kitlelere, amaçlara ve müzik türlerine hitap etmektedir. Ancak son zamanlarda dinsel müzik ağırlıklı festivaller ortaya çıkmaya başladı. Dinsel müziğin olduğu gibi mistik veya etnik yöresel melodiler ile karışımı olarak sunulan eserler gün geçtikçe müzik avcılarının daha yoğun ilgisini çekmeye başladı. Bu, aynı zamanda söz konusu ülkenin, müziği vasıtasıyla farklı bir yönden ulaşılmamış bir kitleye ulaşması anlamına geliyor.
Dinsel, ruhani müzikle bekli de ilk dikkatleri üstüne çeken kişi Pakistan’lı üstat Nusrat Fateh Ali Khan olmuştur. 1948 – 1997 yılları arasında aramızda olan bu büyük müzik üstadı hiç kuşkusuz Qawwali * müziğinin öncüsüdür ve müzik dünyasına dinsel içerikli melodileri tanıtan sanatçıların başını çekmektedir. Qawwali ‘nin geleneksel yapısını modern enstrümanlar ve elektronik müzik katkısı ile ritüellikten performans niteliğine cesurca taşıyan üstat Nusrat Fateh Ali Khan, kapılar arkasında, dinsel mekânlarda icra edilen bu gizli müziği dünya platformuna hakkı ile taşımasını bilmiştir. Böylece farklı dinlerin inançları gereği üretilen müzikli ibadet biçimleri, dış dünyaya kapalı olan mekanlardan, cesur sanatçılar tarafından sahneye konulmuştur. Doğal olarak aşırı uç kesim tarafından ibadetin belirli dönemlerde parçası olan bu müziğin bir şekilde performansa (insanları eğlendirmeye) dönüşmesi tepki almıştır. Ancak göz ardı edilen çok önemli bir unsur vardır ki, gizli kalmış bu müziğin dünyaya sergilenmesi tüm dinleyenleri birbirine yakınlaştırmış, zamanında açılmış olan çatlakları bir şekilde sıvalamıştır. Müzik vasıtasıyla insanlar başka bir kültürü öğrenmeye başlamıştır.
Yine de söz konusu müziğin hak ettiği kadar ilgi çekmediğini belirtmek gerekir. İnsanların hala bu tür müziklere bir öcü gibi baktığı maalesef aşikardır. Sunulan müziğin güzellikleri, kültürü ve eskilere kadar uzanan tarihi ne yazıkki dar görüşler tarafından algılanmamakta ve korku ile beslenen çekimserlikle dışlanmaktadır. Elbette herkes böyle davranmayıp, müziğin derinliklerinde neler yattığını algılayabilecek cesarettedir. Nitekim, bu tür müzik adamlarının varlığı sonucu uzun yıllardan beri dinsel, etnik müzik üzerine festivaller düzenlenmektedir. Bunların arasında belki de en bilineni ve zengin olanı her yıl Haziran ayında Fas’ın Fes kentinde gerçekleştirilen Fes Festivali ( www.fesfestival.com ). 3 – 11 Haziran 2005 tarihinde onbirincisi gerçekleştirilen festivalin katılımcıları ise dünyanın her köşesinden… İspanyol Flamenko’sundan, Mısır Medih müziğine, Fas Sufi müziğinden, Hindistan Kathak danslarına, Amerikan Gospel korolarından, Fransız Barok müziğine, İtalyan Paskalya danslarından, Türk Sema gösterisine, Irak mistik şiirlerinden, Kolombiya töresel kızılderili müziğine ve daha nice müzik türevlerinin dokunduğu bir çalışma alanı. Bu tür festivaller ruhsal diyaloğun, global mistizmin enerjisi ile dolan tam pozitiflik ile yüklü bir barış karargahı oluyor. Ruhsal coşkunun, barışın ve global ritmin attığı yegane paylaşım noktası.
Bu oluşum içinde olan festivaller normalde mekan olarak da ayrıcalıklılar. Müziğin büyüleyici atmosferinden dolayı konser mekanı çok önem kazanıyor. Örneğin Fes Festiva’li 14. yüz yıldan kalma bir kalede ve bir kaç otantik tarihi evde gerçekleştirilmiş. Böylece müzik ve mekanın bütünselliği ile keyifler doruklara çıkıyor. Bu tür festivaller sadece müzik içerikli olmayıp her gün belirli konular üzerine toplantılar ve sunumlar gerçekleşmektedir. Genelde sosyal-politik içerikli, ekonomik ve kültürel başlıklı konular üzerine yapılan toplantılar farklı kültürlerin birbirine kaynaşması için en uygun ortamları sağlamaktadırlar.
Bu tür festivaller tüm dünya sofistike müzik severlerin dikkatini çekmekte. Farklı dillerde iletişim halinde olan dinleyiciler, festivallere ayrı bir özellik katmakta. Müzik severlerin kuşkusuz en fazla dikatini çeken konserler ise dinsel ağırlıklı, mistik, etnik ve ibadet vari müzikler. Özellikle Sufi nağmelerin olduğu konserler daha yoğun geçmekte. Müziğin kişilerin ruhuna ve zihnine nufüs etmesi en büyüleyici tecrübelerden biri. Dinleyenin fiziksel ve zihinsel şuurunu dış dünyaya kapatıp bir başka meditasyon boyutuna taşıyabilen etnik müzik, kişinin merkezi ile iletişimi sağlamaktadır. Dinsel/etnik müziğin var olduğu festivallerin bu kadar ilgi uyandırıyor olmasının en önemli nedeni ise, normal koşullarda seyirciler önünde icraa edilmeyen müziklerin özel konserler ile müzik takipçilerine sunulması. Bu ender ve zor yakalanan bir ayrıcalık.
Bu tür festivallerde dinleyebileceğiniz bazı eşsiz müzik türleri şöyle: Zimbabwe’de Shona Mbira Müziği (Shona halkının Zezuru kabilesinin temel geleneksel müzik enstrümanı. Yaklaşık 1000 yıldan beri ritüellerde kullanılmakta); Haiti’den Rara (Rara müziğinin temel enstrümanı keçi derisinden yapılmış ; genellikle hareket halinde ziller eşliğinde çalınan bir davul); Pakistan’dan Qawwali ; Küba’dan Santeria; Türkiye’den Sufi ve İtalya’dan Tarantella. Bu liste uzayıp gidiyor… Müziklerin alışkın oldukları mekanlardan çıkıp uluslararası bir dinleyici önünde uygulanması ve izleyenlerin mükemmel katılımı sonucu bu müzikler ritüel kişiliklerinden çıkıp performans sanatına soyunuyor. Bu belki ilk başta yadırganabilir ancak mükemmel bir uyumun olduğu bir ortamda, saygı ve hoşgörü içeirisinde neden olmasın ki? Bu, söz konusu ortamda bulunan herkese farklı bir kapı açacak kadar kuvvetli bir iletişim kaynağıdır.
Bir sanatçının ve/veya müzisyenin temel rolü seyirciyi eğlendirmektir. Bu tür bir beklenti standart festivallerin hepsinde seyircilerin çoğunluğunda vardır, ancak büyüleyici bir atmosferde gerçekleşen kutsal-etnik bir festivalde seyircilerin böyle bir beklentisi yoktur. Çoğu sözlerin kutsal metinlerden uyarlandığı müzikleri dinleyen farklı dinlerden müzikseverler, o an kendilerini bir bütün olarak hisseder. Bu tarz ortamlarda ne bir ayrım, ne bir çelişki, ne de bir ihtilaf yaşanmaz. Sonuçta karşılarına çıkan gruplar sundukları müziği bir eğlence olarak değil bir tören olarak sunmaktadır. Önceleri sadece sadık müzik dinleyicilerinin rağbet ettiği bu festivaller son yıllarda dünya basınının da ilgisini çekmeye başladı ve bunun getirdiği globalleşme sonucunda ritüel ve performans arasındaki çizginin gün geçtikçe azaldığı çok rahat gözlemlenmektedir. Ancak sadece barış ve iç huzuru önemseyen bu tarz festivallerde, günümüz dünyasının kaosunda globalleşmesi korkunç olmasa gerek. Zaten müziğin ana teması bir birliktelik, iletişim, kültür alışverişi değil mi?
* Qawwali: Qawwali müziği İslamiyet’teki Sufi müziğine oldukça yakın bir müzik türüdür. Ana teması Tanrı’ya yakınlaşmaktır. Kökü İran’a kadar uzanan genel tanıma göre bir sufi müziğidir. Ancak Qawwali kelime anlamı olarak “kelime” anlamına gelmektedir. Daha net olmak gerekirse “yüce sesi temsil eden kelime” anlamına gelmektedir. Müziğin ana teması dinlemek, ses ve kelimeler üzerine kurulmuştur.
Originally posted 2009-12-27 15:25:47. Republished by Blog Post Promoter
Bir dua ile açılıyor İsrail asıllı ancak plakası Amerika olan qawwali şarkıcısının yeni albüm kitapçığı. Duasında tanrı’ya ilhamları harmanlama gücü verdiği için şükranını sunuyor. Haksız da değil zira elimizde tuttuğumuz “Shoshan” (Hintçe Gül anlamına geliyor) tam bir harmanlama dehlizi. Karşınızda sufi, qawwali, klasik Hint, elektronik, nefesliler, Flamenko ve İsrail yaylılarından oluşan bir geniş havan var. Her tarz ve stil yerinde yapılan katkısı ile bir bütünün temel parçası. Her şey yerli yerinde, ne fazla ne de az, aşırılıktan uzak, dengeli.
Shye Ben-Tzur son on yıldan beri Hindistan’da yaşıyor ve orada kült bir hayran kitlesine sahip müzik yapıyor. İsrail plakasını büründüğün de ise işler tamamen değişiyor zira kendisi ana memleketinde bir müzik devrimcisi olarak kabul görüyor, farklı müzik tarzlarına yaptığı kaliteli püsküllü sokulmalardan dolayı. Dünya Müziği sever olarak yabancı olmadığımız harmanlama kavramanı hakkıyla altından kalkan sanatçı herkes tarafından önyargısız, kucak açılan bir müzisyen.
“Shoshan” adının hakkını vererek bir gül gibi katmer katmer yapraklı, her katmer ise bir müzik stilini temsil ediyor. Racastan vurmalı çalgı ritimlerinin her parçanın temeline serildiği albüm on iki yapraktan oluşuyor. Potpuri kelimesinin hakkını veren “Shoshan”, “yüreğimin gülü yaprak açtı sana ve dolayısıyla bende sana şarkı söyleyeceğim” sözleri ile bezenmiş ilk parçası ile dinleyene sıcak bir merhaba ikram ediyor. ‘Dil Ke Baha’ canlılığı ve başrollerde olan geleneksel flüt ritimleri, harmonium ve sitar ile gülün en güzel yaprağı. Her parça da mutlak bir Bollywood teması yer alıyor ama kulağınıza sokulmuyor, denge asla kırılmıyor. Benzer çalışmalar da olduğu üzere üretimde ter döken pek çok geleneksel enstrüman (sitar, tabla, sarangi, sarod, dholak vb) dikkatimizi çekiyor. Hindistan cevizi kabuğunun keçi derisi ile sarmalanmasıyla yapılan bhapang ise hepsinin arasından sıyrılıp ayrı bir ilgi çekiyor.
Shoshan by EarthSync
“Shoshan” sanatçının kendisinin ürettiği ilk çalışması “Heeyam”ı takip ediyor. Nusrat Fateh Ali Khan’ın ağırlığına fazla sokulmadan, ama ana hamurunu ondan alıp daha bir algılanabilir dalgada süzülen çalışma ulaşılabilir, pozitif ve kesinlikle kavrayıcı. Mevcut olan her kültür seyrelttirilmeden, yeniden ve eşit tartı ile aksettirilmekte. Dinlemekten keyif alacağınız, keyfinizle birlikte gülümseyeceğiniz bir albüm huzurlarınızda.
Parça Listesi:
Originally posted 2010-06-02 08:21:06. Republished by Blog Post Promoter
Bir insanlık dramı daha…
Tüm dünya haberlerin de baş manşette yer alıyor Pakistan. Hala görmediysen bir internette takıl ve bak. Yaklaşık 14 milyon insan Pakistan’daki doğal afetten dolayı mağdur durumda. Dünyanın yardımına ihtiyaçları var, hiç olmadığı kadar.
Bağış toplayan pek çok uluslararası farklı kurumlar var ancak en doğrusu size güven uyandıranı kullanmanız. Bu kurumlardan bazıları şunlar:
Pakistan’daki şiddetli seller 14 milyon insanı acil yardıma muhtaç hale getirdi. Bunların 6 milyonu çocuk. 2.7 milyon çocuğun acil yardıma ihtiyacı var. Umarım birileriniz katkıda bulunabilirsiniz. Ufak, büyük hiç fark etmez…
Size bu felaketten kötü fotoğraflar sunacağıma pakistan’ın gelmiş geçmiş en büyük müzik adamı, Qawwali kralı rahmetli Nusrat Fateh Ali Khan’dan güzel bir video paylaşıyorum.
Her zaman büyüleyici olan bu sanatçı, hep büyük, hep usta ve hep güzel kalacak!
Nusrat Fateh Ali Khan – Dum Mast Qalandar Mast Mast from solo_mute on Vimeo.
Originally posted 2010-08-17 15:56:26. Republished by Blog Post Promoter
—
© 2000-2011 TIKABASA MÜZİK. Tüm Hakları Saklı /All Rights Reserved.
Bana yazmak isterseniz: muzik@tikabasamuzik.com
