// Arşiv

ritim

This tag is associated with 219 posts

Kila: İrlanda’nın Dünya Müziği Elçisi

Kila - Soisín
Kila – Soisín

İrlandalı geleneksel ve folklorik ekip Kila dokuzuncu albümü “Soisín” ile daha sakin sulara sokuluyor. Baştan sona enstrümantal olan albümde besteler yumuşak, yavaş ve kavrayıcı. Külliyatındaki diğer albümlere kıyasla farklı bir konumda yer alan bu çalışma insan ruhunu klasik müzik kadar sakinlik ikram edebilecek değerde.

Yirmi yıldan beri birlikte çalan yedi kişilik ordu Kila, folk kulvarında İrlanda’nın en yaratıcı ve heyecanlı oluşumlarının başında yer alıyor. Grubun her üyesi farklı bir müzik çekirdeğinden geliyor olması oluşumun ana ilham kaynağı; ortak buluştukları nokta ise müzik yaratma tutkuları. Dünyanın farklı köşelerinden gelebilecek her türlü melodik yapılandırmaya açık olan Kila, bunun algılayıp işlemesini bilen bir süzgeç özelliğine de sahip.

İrlanda geleneksel müziğine dayanan kökleriyle, Kila’nın müziği darbeli vokalleri, akıcı ritmik melodileri ve temelde gizlice cereyan eden ciddi ezgiler, dinleyicilerin hemen dikkatini çekecek nitelikte. Onlar Dünya Müziği çatısı altında kendi özgün stilini yaratabilmiş bir ekip ve günümüze kadar geldiği çalışmaları ile bunu fazlasıyla kanıtlamış durumda.

2010 tarihli “Soisín” albümlerinin içeriği

  1. The Kissing Gate
  2. The Derry Time
  3. The Bearne Waltz
  4. St. Germain
  5. 1st Ave
  6. Cluainin
  7. Soisin
  8. Katy’s Tune
  9. Miles na bPiobairi
  10. Chun na Farraige Sios

Kila:

  • Eoin Dillon – Uilleann Gaydası ve düdükler
  • Ronan O’Snodaigh – Bodhran  ve Perküsyon
  • Rossa O’Snodaigh – Gitar, düdük, Perküsyon, Piyano, Buzuki, Trompet, Klarnet ve Mandolin
  • Dee Armstrong – Kemençe, Banço, Vokal, Violin ve Glockenspiel
  • Colm O’Snodaigh – Gitar, Flüt, düdük, vokal ve mızıka
  • Lance Hogan – Gitar
  • Eoin O’Brien – Gitar

Bu Albümde Katkıda Bulunanlar:

  • Martin Brunsden – Bas ve saw
  • Karl Odlum – Bas ve bateri
  • Paula Hughes – Çello
  • Peter Browne – Akordeon
  • John Browne – Bateri
  • Sallay Garnett – Vokaller

Originally posted 2010-06-06 08:33:54. Republished by Blog Post Promoter

Niyaz: Dokuz Kat Müzik

niyaz_nhcover Dokuz Kat Müzik: Niyaz Oradaki müzik olarak tanımlayabileceğimiz Dünya Müziğine olan ilgi gün geçtikçe artıyor. Özellikle bu tarzın içersinde ülkenizden gelen geleneksel ezgiler yer alıyor ise bu ilgi bir kat daha artıyor. Böyle bir sürpriz İran/Amerikalı grup Niyaz en son albümlerinde gerçekleştiriyor.

Çok uzun bir yolu çok kısa bir sürede kat eden Niyaz, 2005 tarihli kendi adlarını taşıyan ilk albümlerinden sonra yeniden karşımızda. Mistik ritimleri, büyüleyici elektronik müzik ile harmanlayan üçlü kalabalık dünya müziği kulvarında sivrilerek kendine haklı bir yer edindi. Azam Ali tarafından kurulan ekip ismini hem Farsça hem de Urducu yakarış anlamına gelen Niyaz kelimesinde alıyor. Uzun bir dünya turnesinden ve Azam Ali’nin solo albümünden sonra grup şimdi “Nine Heavens” (Dokuz Cennet) aldı ikinci albümünü geçtiğimiz günlerde çıkarttı. Equinox Müzik tarafından ülkemize getirilen albüm sadece kültürel veya üslûpçu sınırları geçmekle kalmıyor yüzyıllar arasında gidip geliyor.

Ortaçağ Pers şiirselliği ile İran geleneksel müziğini birleştiren üçlü hiç şüphesiz günümüz dünya müziğinde evrensel trans geleneğinin en başarılı temsilcisi. Azam Ali, dört yaşında İran’ın içinde olduğu siyasi karmaşa dolayısıyla önce Hindistan’a daha sonra da Amerika’ya göç etti, bu süreçte geçtiği her coğrafyadan aldığı müziksel kırıntıları içerisinde yoğuran sanatçı bu gelişimi ilk olarak 1996 Vas adlı grup ile müzik dünyasına sundu. Vas ile oldukça sadık bir hayran kitlesi yakalayan Azam Ali daha sonra Dredg, Buckethead, Mercan Dede gibi isimler ile çalışarak kendisine önemli bir yer edindi. Bunu takip eden süreçte Niyaz ekibini kuran sanatçı, 2005′den beri bir üçlü olarak sanat hayatını sürdürüyor.

azam

Picture 1 of 8

Bu ikinci üretiminde Niyaz elektronik ve akustik olarak bir önceki çalışmalarına kıyasla daha spesifik bir oluşum içerisinde. ‘Beni Beni’ adlı Türkçe halk türküsünün yeni ve heyecan verici düzenlemesiyle başlayan albüm, 18. yüzyıl Türk Sufi şiirini geleneksel Türk müziği ile sentezliyor. Elektronik unsurların bilgisayar programları ile harmanlandığı parça bir tür modern Sufi müziği. Türkiye ve İran arasında hâlihazırda var olan kültürel bağın müziksel olarak en son köprüsü. Grup bir önceki albümlerinde yaptıkları gibi bu çalışmasında İran ve Hindistan arasındaki müziksel yansımalara dikkat çekmeye devam ediyor. Nusrat Fateh Ali Khan tarafında üne kavuşturulan Qawalli müziğini yaratan, 13. yüzyıla ait mistik Pers şairi Amir Khosrau Dehlavi’nin albümde iki şiirine yer verilmiş. ‘Molk-e-Divan’ ve ‘Sabrang’ adlı özgün aşk içerikli parçalar Amir Khosrau Dehlavi’nin eşsiz şiiri üzerine yapılandırılmış ve albümün en dikkat çekenleri arasında yer alıyor. Her parça Azam Ali ve Loga Ramin Torkian tarafından bir araya getirildikten sonra Coldplay ile yaptığı çalışmalardan tanıdığımız Carmen Rizzo sayesinden modern bir formata sokulmuş. ‘Molk-e-Divan’ ve ‘Sabrang’ ve ‘Beni Beni’ haricinde tüm parçaların özgün olduğu albüm, aynı zamanda üçlünün yaratıcı yönünü yansıtıyor.

Bir diğer dikkat çeken parça ‘Tamana’, özellikle 18. yüzyıl Urdu şiirinin mükemmel bir biçimde elektronik ve akustik formlara yerleştirilmiş olması nefes kesici. Loga ve Azam’ın çocukları için yazdıkları ninni formatında olan ‘Iman’ adlı parça ise bir ritimsel cümbüş. Beşli ritimler içeren ‘Feraghi’, sürgünde yaşayan İranlıların çilesini ve bulundukları toplum tarafından kabul edilmelerinin zorluklarını ele alıyor. Özellikle 11 Eylül’den sonra yükselmekte olan korku ve dışlanmaya karşılık mağdur olan tarafından yazılmış bir ağıt.

Niyaz ikinci albümü “Nine Heavens” ile geleneksel ve modern dünya müziği arasındaki boşluğu doldurmaya devam ediyor. Söz konusu çift CD’lik çalışma (ilk CD’de parçaların elektronik versiyonları yer alırken, ikinci CD’de akustik versiyonlarına yer verilmiş) uyumlu ancak bir o kadar da karmaşık bir çalışma ortaya çıkarıyor. Özellikle müzikseverler için bir sürpriz faktörü taşıyan ikinci (akustik) CD grubun müziğini Carmen Rizzo müdahale etmeden önceki saf halini içeriyor. Ekip bu akustik versiyonları mutlak suretle dinleyicileri ile paylaşmak istemiş zira bu CD stüdyo aşamasını akustiklikten elektroniğe geçişin en güzel kanıtı. İlk CD kadar çağdaş olmasa bile ikinci CD yapılan müziğe farklı bir perspektiften bakıyor.

“Nine Heavens” çarpıcı bir formatta ustalıkla geleneksel folk parçalarının İran’dan gelen mistik Sufi şiirleri ile harmanlıyor ve bunu ister dans ister trans formatında sunuyor. Müziğin artık birebir oturulup dinlenen bir şey olmadığını, maalesef yan unsurlarla ancak dinlenildiği bir dönemdeyiz. Böyle bir ortamda ise müziğin farklı içeriklerle ön plana çıkması gerekiyor. İşte Nizam’ın Orta Doğu Müziği’ni şahlandıran “Nine Heavens” da ki en büyük özellik bu…

Originally posted 2010-01-21 08:47:42. Republished by Blog Post Promoter

Dee Dee Bridgewater: Bir Caz Divası’nın Sesiyle Dünya Müziği

Dünya Müziği’nin son dönemlerdeki kollanarak gelişimi her müzik türü ile bir şekilde uyum içerisinde bütünleşmekte. Ortaya çıkan çalışmalar ise uzun zamandan beri kulaklarımızın duymadığı kalite niteliğini hakkıyla taşıyan üretimler. Bu tür melodik ahenklerin çatısı altında bir tarafta genç ve yeni sanatçılar kendi tarzlarını arşınlamakla meşgulken, diğer tarafta efsanevi isimler köklerini ziyaret etmekte. Bunun en son örneği Topkapı Müzik etiketi ile piyasaya çıkan yeni albümü “Red Earth-A Malian Journey” olan Denise Eileen Garrett yani namı değer Dee Dee Bridgewater.

Dee Dee Bridgewater Red Earth Albüm Kapağı
Dee Dee Bridgewater Red Earth Albüm Kapağı

1950 yılında Memphis’de doğan sanatçı bir caz trompetçisi olan babası sayesinde yoğun şekilde caz müziğine maruz kaldı. Cazın göbeğinde büyüyen sanatçı, tüm gençlik yıllarını müzik eğitimi görerek geçirdi.  Ard arda açılan müziksel kapılar sayesinde bu genç caz tutkunu, 1970’lerin başlarında henüz daha yirmi yaşındayken, Thad Jones-Mel Lewis Jazz Orkestrası’nda baş solist pozisyonunu kaptı. Böylece sanatçının günümüze kadar halen sürmekte olan uzun ve başarılı sanat hayatı başlamış oldu. Bu sanat hayatında kimlerle yolu çakışmadı ki, bunların arasında Sonny Rollins, Dizzy Gillespie, Dexter Gordon, Ronald Kirk ve Max Roach sadece birkaçı. Ona caz sanatçısı derken, bu tarzın sunduğu standartlara endamlı yaslandığının altını çizmekte fayda var, zira Dee Dee hiç kuşkuşuz her türden melodiyi doğal bir şekilde caz duygusuyla yorumlayabiliyor. Tam bir tutku şarkıcısı olan Dee Dee Bridgewater kariyeri boyunca bu yeteneğini elini attığı her müzik türünde ortaya çıkartmayı başardı.

Bir dönem caz sanat yaşamının haricinde sahne performanslarına merak salan sanatçı kısa sürede bu kulvardaki egemenliğiyle geniş izleyici kesimini büyülemeyi başardı. “The Wiz” adlı ünlü oyundaki rolüyle Tony ödülüne layık görülmesi, özellikle bu müzikalde yer alan ve sanatçının imzası olarak lanse edilen ‘If You Believe’ parçası ile tüm müzik tutkunlarının yüreğini feth etmiş olması. Efsanevi caz şarkıcısı Billie Holiday’in hayatını konu alan “Lady Day” adlı müzikalindeki rolü ile Laurence Oliver ödülüne aday gösterilmesi bu kulvarda ne kadar başarılı olduğunun sadece birkaç göstergesi.

Dee Dee Bridgewater
Dee Dee Bridgewater

Ancak 1980’lerin sonuna doğru müzik tutkusunun ağırlığı her şeyin önüne geçti ve Dee Dee müzikalleri bir yana bırakarak tekrar caz dünyasına geri döndü. 1987-1990 yılları arasında “Live In Paris”, “Victim of Love” ve “In Montreal” adı altında üç önemli albüm yayımlandı. Poptan caza çok geniş bir müzik ufkuna sahip olan sanatçı, daha sonra ustası olan Horace Silver anısına hazırlanan 1990 tarihli “Love and Peace: A Tribute to Horace Silver” adlı albümü çıkarttı. Bunu 1997 yılında Ella Fitzgerald’ın anısına kaydettiği “Dear Ella” adlı çalışması takip etti ve bu albümü sayesinde 1998 tarihindeki Grammy ödülünü kucakladı. Yoğun müziksel serüveni ve elini attığı her projeyi hakkıyla başarıya taşıyan sanatçı, yaratıcı kişiliği ve sonsuz caz yelpazesi sayesinde son otuz yıldan beri kendinden oldukça fazla söz ettiren bir sanatçı konumuna geldi.

Dee Dee Bridgewater her şeyden öte geleneksel cazdan yakıcı doğaçlama yorumlarına kadar müziksel yelpazeye yeni çehre getiren bir sanatçı. Korkusuz ve özgür olması beklide onun günümüzün çok yönlü ve ilham verici sanatçısı olduğunun en büyük kanıtı. Yetenek ve ilham kazanlarının kaynağı yeni projesi “Red Earth–A Malian Journey” hem ileriye dönük hem de geçmişine bağlı bir organik yapıya sahip. Amerikan caz anadilini, Mali ritimleri, yerel vokaller ve geleneksel enstrümanlar ile evlendiren Dee Dee Bridgewater, günümüzün en önemli caz ve dünya müziği ekseninde dönen müziksel çalışmasını yaratmış dersek abartmamış oluruz.

“Red Earth–A Malian Journey” adlı çalışmanın temelleri, Bridgewater’ın Birleşmiş Milletler bünyesinde olan Yemek ve Tarım Organizasyonun (FAO) tarafında 1999’da dünyanın ilk elçisi seçilmesiyle atıldı. Sanatçının yıllar geçtikçe Nijerya, Fildişi Sahilleri, Senegal, Kongo, Benin, Güney Afrika, Mali ve Madagaskar’dan toparladığı müziksel arşiv daha sonra tam bir müzik dehlizi olan Mali’nin ön plana çıkması ile bu ülkeye irdingendi. Ancak oldukça yoğun olan sanatçı bu konuya 2004 yılından itibaren konsantre olabildi. İlk fyakaladığı fırsatta geleneksel Mali ve caz ezgilerinin harmanlanmasına karar veren sanatçı böylece kolları sıvadı. Mali’de kadınların erkek dominatlığı altında ezildiğini gören Dee Dee Bridgewater, bu yeni çalışmasında yerel kadın hakları savunucusu Oumou Sangare, Ramata Diakit, yükselen yıldız Mamani Kita ve Mali’nin altın kadın sesi olarak kabul edilen Fatoumata “Mama” Kouyate gibi sanatçılar ile çalışarak Mali’deki kadınların nelere kadir olabileceğini kanıtladı.

Dee Dee Bridgewater
Dee Dee Bridgewater

Sanatçının son çalışması, basta Ira Coleman, piyanoda Edsel Gomez, perküsyonda Minino Garay, ngonide Baba Sissoko, balafonda Lansin Kouyat, korada Mamadoue Cherif Soumano ve arka vokallerde Assitan Kita ve Kabin Kouyat gibi çok değerli müzisyenlerden oluşan bir müziksel ordu ile gerçekleştirilmiş. Albümde yer alan parçalardan ‘Bani (Kötü Ruhlar)’, ‘Sakhodougou (Griot’lar)’, ve ‘Massane Ciss (Kızıl Dünya)’, 12. ve 13. yüz yıllara kadar uzanan geleneksel ezgiler ve Dee Dee Bridgewater’ın yerinde katkılarıyla modern bir çehreye bürünmüş. Diğer dikkat dünya müziği sentezi ile bezenmiş parçalar ise, ‘Massane Ciss (Kızıl Toprak)’ ve yenilenmiş Sgou ‘Griot’ parçası, ‘Demissnw (Children Go ‘Round)’. ‘Mama Digna Sara Ye (Mama Don’t Ever Go Away)’ ve ‘Djarabi (Oh My Love)’ gibi parçalar ise orijinal ezgilerden türetilmiş olmalarından dolayı dikkat çekiyor.

Son yüzyılın en başarılı caz vokallerinden biri olan sanatçı, bu yeni çalışması ile hiç şüphesiz caz dünyasına nefeskesen ve yenilikçi bir vizyon kazardırdı. Kendi Afrika köklerini Mali’ye kadar süren sanatçı, bu yolculuğunda zengin geleneksel caz ezgilerini bir o kadar zengin olan Afrika gelenek

sel müziği ile birleştirmiş. Ortaya çıkan çalışma ise tam anlamıyla bir organik müziksel deneyim. İstanbullu sanatseverlerin yakından tanıdığı bir efsane olan sanatçı, farklı bir kavram altında bu deneyimi paylaşıyor.

Originally posted 2010-04-19 15:21:23. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud