Biraz Matthew Herbert, biraz Iva Bittova ve birazcıkta Hanne Hukkelberg, ancak inanılmaz derecede orijinal ve yakalayıcı bir müzik yapıyor Çekoslovakyalı DVA. Müziklerini dinlemeye başlayınca grup hakkında her şeyi bilmek arzusu içinizde depreşiyor, aynı zamanda da fazla duyulmasın sadece size ait bir cevher olarak kalmasını istiyorsunuz.
Barbora Kratochvilova (vokaller, saksafon, klarnet, melodika vb) ve Jan Kratochvil (gitar, vokal, ses kutuları ve perküsyon vb.) çifti tarafından kurulan bu akustik ikili, dünya müziği kulvarında yeni ve deneysel bir keşif. İnsan vokallerini akustik enstrümanlar ile birleştiren ikili uyduruk diller sayesinde bir organik yapı yaratmayı fazlasıyla başarıyor. Sadeliği öncelik olarak algılayan ikili, ilk albümleri “Fonok”u bu zihniyet içerisinde ücra, ufak bir köyde teknolojiden ırak bir mekânda kaydetti. Analog kayıt cihazları eşliğinde antika teknoloji yardımıyla bir araya gelen albüm tango, kabare, sirk, folk ve pop ezgilerinin bir harmanlaması; bu akıma günümüz müzik dünyasında “ucube folk” adı verilmekte. Burada ucube kelimesini ürkünçlükten çok yenilikçi ve farklı kişiliği olarak ele almakta yarar var. Malum günümüz dünyasının basmakalıpları içerisinde farklı olan şey aynı zamanda ucube de olabilir…
Eğlencelik ritimleri, uğraşmadan dinleyeni hayretler içerisinde bırakan ezgileri, anlamadığınız anlamsız sözlerin gitar, saksafon ile cümbüşü, akustik sadeliği enfes bir müziksel lezzet niteliğinde. On beş parçadan oluşan albüm çeşitli müziksel lezzetler sunan, yeni bir keşfin adrenalini pompalayan çılgın ve ritimsel aromatik. Var olmayan grupların, var olmayan dünyalarında kullandıkları var olmayan diller içerisinde dalgalanan ritimlerin hepsi grubun özgün mutfağında yoğrulmuş. Albüm kitapçığında her var olmayan dünyanın kendi temsilcisi, her var olmayan dilin ise kendi tercümesi yer alıyor.
Dinledikçe yüzünüzdeki gülümsemeyi yok etmeniz mümkün olmuyor, hatta bazen otuz iki dişinizle sırıttığınız bile gözlemlenebilir. Katmer katmer ezgisel yapılar içeren çalışma erkek ve kadın gibi iki farklı kutubun bir birleşen açılımı, zaten grubunda adı Çekoslovak’ça Çift anlamına geliyor. İlk defa dinlediğiniz ve yanlarına notlar aldığınız parçaların daha sonra en az beş üzerinden üç yıldız ile taçlandırdığınızı fark etmeniz içten bile değil. Bu yıldızlama sitemi tekrar dinlemeler sonucu arttığını da söylemekte yarar var. Bu albümde sıkılıp bir parça atlamanız olanaksız gibi, özellikle ‘Dua Dua’ adlı çalışmanın kulaklarınıza yapışan ritimsel sülük özelliği vazgeçilmeyenlerin arasında. Sıradaki diğer sülük ise sade gitar adımlarıyla içinize işleme tehlikesi içeren ‘Nanuk’ adlı parça.
Aslında fazla kelama gerek yok, bir defa yerleştikten sonra “Fonok”un müzik çalarınızdan çıkması epeyi bir zaman alacak. Eylül’den Ekim’e doğru ilerlerken, yılsonuna yaklaştıkça sanki “Fonok” ilk onumun üst sıralarında yer alacak gibi görünmekte.
Her şey hoş ve güzel ancak tek bir sıkıntı var, albümü edinme meselesi. Ne yazık ki Avrupa’da bile kolay bulunmayan bu albümün ülkemizde ulaşılabilmesi imkânsız ancak birkaç web sayfası sayesinde bu çıkmazın sonunda bir ışık olduğunu görebilirsiniz.
Parça Listesi
Originally posted 2009-12-27 15:55:53. Republished by Blog Post Promoter
Cazdan dünya müziğine, klasikten pop müziğe geniş bir yelpazeyi kapsayan farklı tarzıyla dünya müzik sahnelerinde ön plana çıkan Fas`lı sintir (üç telli bas ud) ustası ve şarkıcı Hassan Hakmoun, 6 Mayıs’ta CRR’de İstanbullularla buluşacak.
Geleneksel Gnawa müziğinin dünyadaki en önemli temsilcisi Hassan Hakmoun’un dünya sahnelerine çıkışı 1992 yılında yayımladığı “Trance” adlı albümüyle oldu.
Yedi yaşında Gnawa sanatını öğrenen Hakmoun, davul ve sintir’e de hakim olunca, akşam saat onda başlayarak ertesi güne kadar devam edebilen Derdeba’da (Gnawa töreni) çalmaya başladı. Arap ve Berberi melodilerini de Gnawa üslubunda icra eden Hakmoun Gnawa eğlence şarkılarının repertuarını genişletti.
Hakmoun geleneksel müziğin yanı sıra, Don Cherry ve Adam Rudolph gibi caz müzisyenleriyle, Peter Gabriel ve Paula Cole gibi pop yıldızlarıyla ve daha pek çok sanatçıyla müzik ve albümler yaptı.
Peter Gabriel, Hassan Hakmoun`un büyüsünün sırrını “Dünyadaki en içe işleyen seslerden biri. Faslı kökenlerini batı ve Afrika tarzlarıyla birleştirmesi, müziğini taze, modern ama aynı zamanda da bizden yapıyor” diyerek özetliyor.
Konserin bilet fiyatları 19 ve 15 TL. Biletler CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!
Originally posted 2010-05-04 16:36:34. Republished by Blog Post Promoter
Dünyanın en az bulunan plağı Bob Dylan’ın orijinal “The Freewheelin” plağı. Bu albümün birçok farklı versiyonu mevcut ancak en çok aranan kopyası tüm parçaların ve müzik şirketinin adının kapağında yazdığı ilk orijinal stereo kaydı. Bu kopyaların birim değerli yaklaşık 25.000-30.000 USD arasında değişmektedir.
Originally posted 2010-02-09 17:53:11. Republished by Blog Post Promoter