Haklı olarak dikkat çeken ilk albümleri Make Up the Breakdown ‘dan sonra kaydedilen yeni albümlerinin tamamlanmasıyla birlikte Hot Hot Heat gitarcıları Dante DeCaro ile yollarını ayırdı. DeCaro’nun ayrılığının nedeni tam olarak bilinmese bile yeni albüm Elevator ‘un ilk albüm kadar başarılı olamayacağına inanmasının nedenler arasında olabileceği söylentisi etrafta dolaşmakta.
Korkusuz yoluna devam eden grup geçen sene sonu Los Angeles’ta kaydedilen Elevator albümü ile müzik olarak kesinlikle ileriye doğru bir adım atmış durumda. Ancak Kanada’lı grubun yeni çalışmasında ciddi bir eksiklik var. Bu eksiklik ne peki? Make Up the Breakdown albümünde bize aşıladıkları karizmatik şarkı sözlerine bu albümde rastlamak mümkün değil. On parçadan oluşan Make Up the Breakdown albümü dinleyeni beklenmedik, dolanbaçlı sözsel yönlere çekebilmişti. Fakat 15 parçadan oluşan Elevator karizmatik söz eksikliğini bir yana bırakın çok hızlı akan bir albüm (toplam süresi 38 dakikanın altında).
İlk dinleyişinizde “Jingle Jangle” ve “Goodnight Goodnight” parçaları dikkat çekiyor ancak albümün hızlı bünyesine bir şekilde tutunamamışlık hissi veriyor. Bu kopukluğun albüm boyunca sürmesi sözsel zayıflığı daha da ön plana çıkartıyor. Ancak müzik olarak Hot Hot Heat melodik parçaları ile yakanıza sım sıkı sarılıyor. Aklınızın ucunda sürekli çok tanıdık melodi hissi veren parçalar yüksek tınılarla ister istemez ayaklarınızın tempo tutma duyusunu harekete geçiriyor. Sanki parçaların hepsini bir yerden biliyormuşsunuz havası albüm boyunca hâkim. Özellikle “Running Out of Time” ve “You Owe Me an IOU” parçalarında yerinizde durmanız oldukça zorlaşıyor. Hot Hot Heat ilk albümlerindeki pop-rock uyumunu tekrar sergilemeyi başarıyor. “Middle of Nowhere,” “Dirty Mouth,” ve “Soldier in a Box” gibi balladları dinlemek ise zevk veriyor ancak bir iki dinlemekten sonra Hot Hot Heat’in kensisini bu konuda pekte geliştirmediğini farkediyorsunuz. Evet, parçalar melodik, kıpır kıpır ancak yapısal olarak olgunlaşmamış durumdalar. Olmamış bir meyveyi dalından koparmak gibi adeta.
Elevator kesinlikle kötü bir albüm sınıflandırmasında değil sadece ilk albüme kıyasla bekleneni ve umulanı veremesinden dolayı hayal kırıklığı sınıfına daha uygun. Herşey yerli yerinde gibi görünse bile tam olması gerektiği gibi değil. Her şeye rağmen Elevator albüm sonsuz enerjisi ve çevikliği olan bir grubun çalışması olduğu belli. Ancak yapısal olarak Elevator; saf eğlence, sade ve sığ bir temelden ileriye gidemiyor. Adeta ana yemekten önce gelen soğuk bir meze gibi. Mezeyi yedikten sonra ana yemeği bekliyorsunuz ancak hiç gelmiyor.
Burada en azından isim olarak gerçek gruptan daha iyi olan 21 “tribute” grubunun adını görebilirsiniz.
Sack Blabbath (Black Sabbath) Abbalanche (ABBA) Abbey Rode (The Beatles) AC-Dshe (AC/DC) Alike Cooper (Alice Cooper) Back Stabbath (Black Sabbath) By Jovi (Bon Jovi) Tab Faux (The Beatles) Fake No More (Faith No More) Four Fighters (Foo Fighters) Led Zepagain (Led Zeppelin) Mandonna (Madonna) Textas (Texas) Tin Lizzy (Thin Lizzy) Who’s Who (The Who) Sample Minds (Simple Minds) Stung (Sting) Sisters of Murphy (Sisters of Mercy) 2U (U2) Stereophonies (Stereophonics) The Rolling Clones (The Rolling Stones)
50’lerin rock adamı Eddie Cochran’ın şarkısında söylediği gibi, Cennete ulaşmanın üç adımı var. Hayat sürdükçe ve işler her zaman olduğu gibi sarpa sarınca, aşağıdaki üç adımı takip edin: