// Arşiv

röportaj

This tag is associated with 5 posts

Angelique Kidjo ile Röportaj

Angelique Kidjo, WVKR (Vassar College Radio) radyosunda yayınlanan “First World Music” programımın sunucusu  Akenataa Hammagaadji ile bir araya gelip yeni albümü “Oyo”, üzerine uzunca bir röportaj yaptı. Röportaj Afrobeatradio.net sitesinde yayınlandı ve bizde sizlerle hemen paylaşalım dedik. Söz konusu röportajı aşağıda izleyebilir ve dinleyebilirsiniz.

Angelique Kidjo AfrobeatRadio Röportajı Birinci Bölüm from AfrobeatRadio on Vimeo.

Angelique Kidjo AfrobeatRadio Röportajı İkinci Bölüm from AfrobeatRadio on Vimeo.

    Songlines: Dünya Müziği’ni Dünyaya Sevdiren Mecmua

    Songlines Dergisi Logo

    Songlines Dergisi Logo

    “Bir Dünya Dolusu Müzik Keşfedin” sloganı ile müzik camiasına adım atan Songlines onuncu yaşını kutluyor. Bir dolu Dünya Müziğini ilgili olan herkesin algılamasını kolaylaştıran derginin editörü Simon Broughton’ı yoğun programı içerisinde yakalayıp ayaküstü kısacık söyleşi verdik.

    Her şey nasıl başladı?

    Öncelikle bu benim fikrim değildi. Songlines Dergisi, uzun zamandan beri var olan bağımsız klasik müzik eleştiri dergisi, Gramophone, tarafından hayata geçirildi. Dünya Müziği albümlerindeki artışı fark edip farklı sanatçı ve tarzlar hakkında bilgi veren birkaç ek çıkarttı. Ben yıllardan beri yoğun bir biçimde Dünya Müziği üzerine yazılar hazırladım, ayrıca şu ana kadar en çok satan ve açıkçası en güvenilir kaynak olan “Rough Guide to World Music” oluşumunun baş editörlerinden biriydim.

    Olaylar bu şekilde gelişirken, Gramophone’un bir ekinden sonra-zannedersem Asya müziği üzerineydi – durumu yanlış ele aldıklarına dair kendilerine yazdım. Ele aldıkları tüm klasik stillerin antik ve sabit geleneklerden türediğinin yanı sıra mevcut olan güncel popüler stillerinde söz konusu ülke hakkında çok şey söylediğine dair düşüncelerimi aktardım. İnanılmaz bir şekilde bir hafta veya birkaç ay sonra beni davet edip yeni çıkartmayı hedefledikleri Dünya Müziği dergisinin editörlüğü ile ilgilenip ilgilenmeyeceğimi sordular. Şikâyet mektupları dramatik olarak işlevini yapmayabilir. Minik bir deneme dergisi basıp 1998 Sonbaharında gerçekleşen WOMEX’e götürdük ve Songlines #1 (olabilecek en korkunç kapağa sahip) 1999’un başında raflarda yerini aldı.

    Ne zaman ve nasıl Dünya Müziği ile yollarınız kesişti?

    70’lerin sonunda doğu Avrupa’ya çok seyahat ettim ve özellikle Macaristan ve Bulgaristan’da duyduğum müzikleri beni büyüledi. O dönemde beni etkileyen, Balkanlardan Endonezya’nın Gamelan (Java ve Bali adalarına ait geleneksel müzik) müziğine kadar birçok plak satın aldım. Türkiye’ye ilk defa 1981’de gittim fakat o dönem çok az yerel müzik ile karşılaştım. Zannedersem askeri darbeden hemen sonraydı zira her yerde kontrol noktası vardı ve adeta hiçbir canlı müzik performansı yoktu. Tek hatırladığım olay bir kamyon şoförüne otostop çektiğim ve arabasına bindiğimde dinlediği kasetten Mustafa Kandıralının yükselen inanılmaz klarnet ritimleriydi.  Kamyon şoförüne kasete çalan sanatçının kim olduğunu sordum ve kendime Kapalı Çarşı’da bir tane edindim. Nonesuch müzik firmasının bastığı en iyi geleneksel Türk müziği koleksiyonunun yanı sıra şu günlerde yüzlerce albümüm var.

    Dünya Müziği?

    Pek fazla sevilen bir terim değil ancak kesinlikle çok başarılı oldu. Günümüzde “Dünya Müziği” dediğinizde birçok insan üç aşağı beş yukarı neden bahsettiğinizi anlıyor. Ancak farklı kişilerin farklı tanımları var – bazıları, özellikle Fransa’da ve Avrupa’nın diğer kısımlarında, Dünya Müziğinin farklı geleneklerin harmanlaması ve karışımı anlamına geldiğini savunuyor. Benim için tanım çok daha geniş ve basit aslında; Dünya Müziği, Anglo-Amerikan geleneğinin dışında kalan, bazı geleneklere veya köklere uzanan müzik. Yani bu tanıma Türkiye’den gelen en saf Yayla Müziğinin yanı sıra Baba Zula’da girer. Bu açıklama bizim Rough Guide serisinde (ilk defa 1994’de piyasaya çıktı) izlediğimiz bir tanım.  Bu şu anlama geliyor, geleneksel İngiliz, İskoç ve İrlanda müziği (folk) buna dâhil ediliyor zira bizde dünyanın bir parçasıyız ve eğer dergiyi veya Rough Guide serisini Türkiye’de takip ediyorsanız bu Dünya Müziği. Dünya Müziği tanımının zarardan çok faydası olduğuna inanıyorum.

    Songlines’ın Felsefesi?

    Dünyamızda olan enfes müzikleri dünyaya duyurmak istiyoruz. Müziği dünyaya açılan bir pencere olarak kullanıp onun politikasını ve kültürünü anlamayı sağlamak. Umarım bu dünya müzisyenleri için yardımcı olan bir unsur olur, zira küresel kültür içerisinde bu sanatçılara karşı maalesef hak ettikleri saygı ve finansal ödül verilmiyor.

    Britanya haricinde en fazla hangi ülkeden aboneniz var?

    Kesin emin olmak için bunu derginin yayımcısı Paul ve bilgi bankamız ile kontrol etmem lazım ancak zannedersem Amerika. Büyük bir ülke, İngilizce konuşuyor ve bünyesinde Songlines benzeri kendine ait bir dergi yok. Ortalama yedi bin abonemiz var bunların beş bini Britanya’da. Bunları da dahil edersek yaklaşık 20.000 adet satıyoruz.

    Şu an ne dinliyorsunuz?

    Aslında şu an Gochag Askerov adında enfes bir Azeri mugham şarkıcısı dinliyorum. Temmuzda kendisini WOMAD festivalinde izleme imkânı yakaladım ve müziğinden o kadar etkilendimki hemen CD’sini satın aldım. Aynı zamanda eşsiz, bir erkek kadar kalın sese sahip olan Bosna’dan gelen emektar Roman şarkıcı Ljiljana Buttler’ı dinliyorum. Yeni albümü “Frozen Roses” (Donmuş Güller) inanılmaz keyifli. Daha geniş kapsamda soruyu ele alırsak son zamanlarda çıkan yeni sayılabilecek Mali’li sanatçı Bassekou Kouyate’yi dinliyorum.  Kendisi geleneksel ngoni enstrümanını çalıyor ve bence yeni albümü birkaç yıl önce çıkan ilk albümüne kıyasla çok daha güzel. Kendisi inanılmaz bir sahneye sahip. Son birkaç yıl kendisi Britanya’da çok başarılı oldu.

    İstanbul ve Türk Müzisyenleri?

    Bahsettiğim gibi İstanbul benim en beğendiğim şehirlerden biri ve inanılmaz müzik anılarım var bu şehir ile alakalı. Bunların arasında aklıma kazınan en önemli anım, gecenin bir saatinde Sezen Aksu ve İranlı Masha-Marjan Kardeşlerin inanılmaz başarılı 2006 tarihli Freemuse konferansından sonra bir lokantada birlikte şarkı söylemesi.  Ayrıca İstiklal Caddesi’ndeki bazı ufak müzik kulüplerini çok severim; hatta bir tane Kürt mekânı var, şimdi adı aklıma gelmiyor ki burada bira içip inanılmaz büyüleyici müzik dinleyebiliyorsunuz. Ayrıca Karagümrük Tekke’si ve Cem Evi’ne gitmekte beni çok etkiledi. Eğer tek bir Türk müzisyen adı vermem gerekirse bu Selim Sesler olurdu. Maalesef kendisini İstanbul’da izleme imkânı yakalayamadım. Kendisi hakkında bilgi sahibi olmaya başlayınca hiçbir zaman izleme imkânı yakalayamadım ve zannedersem artık benim beğendim yerlerde konser vermeyecek kadar ünlendi. Ancak en çok yapmak istediğim şey Trakyalı sanatçılarla Doublemoon için albüm kaydeden Selim Sesler veya Burhan Öçal ile Trakya’ya gidip oradaki Roman müziklerini gözlemleyip yazmak.

    www.songlines.co.uk

      Photos on flickr

      Tikabasamuzik Tumblr

        http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23117026674http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23030093435http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22981069805http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22771137786

      Rastgele

      the_concert-tablosu
      Aniello Falcone ve The Concert Tablosu
      May 14, 2012
      By Zekeriya S. Şen
      Lale Plak
      276. Dünyayı Dinliyorum
      May 13, 2012
      By Zekeriya S. Şen
      100 TL banknotların arkasında yer alan Itri potresi
      Buhurizade Mustafa Itri
      May 9, 2012
      By Zekeriya S. Şen
      Better Tag Cloud