// Arşiv

Salif keita

This tag is associated with 6 posts

Salif Keita: Farklılıklarımız, bize doğarken verilen hediyedir

salif-keita-c-richard-dumas6
Salif Keita

Batı Afrika’nın geleneksel şarkılarını dünyaya sevdiren Salif Keita, son albümü ‘La Difference’daki şarkılarıyla cumartesi akşamı CRR’de olacak. Köklerinden ve topraklarından ilham aldığını söyleyen sanatçı, “Gelecek, farklılıkları kabul eden, hoşgörülü, dünyanın güzelliklerinin daha çok farkına varan insanların olacak.” diyor.

Batı Afrika’nın geleneksel şarkılarını tüm dünyaya sevdiren, ülkesi Mali’nin sesi olan Salif Keita, 3 Nisan’da İstanbul’a geliyor. Şarkılarında insana ve hayata nefes aldıran, yaşama sevincini dillendiren sanatçı, Türk müzikseverlerle cumartesi akşamı saat 20.00′de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda buluşacak. 40 yıllık müzik kariyerinde hep yenilik peşinde koşan; fakat köklerinden de kopmayan bir sanatçı Salif Keita. Malinka, Bambara dillerinde ya da Fransızca fark etmiyor; onun sesi söylediği her dilde duyguları yorumlayabilme yeteneğine sahip. Keita’yı dinlerken Afrika’nın hüzünlü coğrafyasında uzun uzun geziniyor, aynı zamanda bütün farklılıklara rğmen temelde insanın ‘bir’ olduğunun farkına varıyorsunuz. Konserde yeni albümü ‘La Difference’daki şarkılarını da söyleyecek olan Keita ile konser öncesi konuştuk ve kendisini tanımaya çalıştık.

Popüler müzik yapmak varken neden geleneksel müzikle ilgilendiniz ve bunu tüm dünyaya duyurmak için çaba harcadınız?

Geleneksel müziklerle büyüdüm ve benim müzikle kendimi ifade etmemin yolu buydu. Beraber çalıştığım orkestralarla geleneksel müzik yapan birçok orkestradan farklı olarak değişik türleri bir araya getiriyorduk. Yaptığınız müziği hissederek yapıyorsanız ve o müzikler hayatınızın anlamı haline gelmişse bir şekilde eninde sonunda popüler de oluyorlar.

Geleneksellik konusunda tutucu değilsiniz. Sürekli yeni sentezler deniyor ve müziğinizi evrenselleştirmeye çalışıyorsunuz. Sizi farklı arayışlara iten nedir?

Arayış demek yanlış olur; ama sürekli yeni fikirlerim oluyor diyebilirim. Bence bir müzisyenin yeni fikirleri ve yaratıcı çıkışları olmalı. Yeniliğe açık olmayan hiçbir müzisyenin iyi işler başarabileceğini düşünmüyorum. Nasıl sürekli duygularımız değişiyorsa, insan hayatı farklılaşıyorsa, müzikler de bu yeniliklerle birlikte değişime açık olmalı, üstelik gelenekseli korumanın da doğru yolu bu.

Müziğinize ilham veren duygular neler?

Kendi köklerimden ve topraklarımdan çok ilham alıyorum. Ama yaşadığım deneyimler, karşılaştığım yeni insanlar, duyduğum yeni bir ses, gittiğim yeni bir şehir ve tüm yaşadıklarım bana ilham veriyor demek daha doğru olur.

salifkeitazigakoritnik

Salif Keita

Şarkılarınızda genelde sosyal konuları işliyorsunuz. Bu düşüncenin temelinde ne var? Yaşantınızın bunda bir rolü var mı?

Her sanatçının sosyal konularda duyarlı olması gerektiğine inanıyorum. İnsanların herhangi bir durumun farkına varabilmesi için müzisyenlere çok iş düşüyor. Elbette kendi yaşantımla ilgili belirli hassasiyetlerim var. Kenarında büyüdüğüm Nijer nehrinin kirliliği konusunda insanları uyarmak için kendimi sorumlu hissediyorum, ama mesele sadece Nijer nehri değil. “San ka na” şarkısında bu derdi anlatırken tüm dünyayı ilgilendiren kirlilik konusuna dikkat çekiyorum.

“Ben bir siyahım, tenim beyaz ve hoşuma gidiyor. Bu benim farklılığım. Ben beyaz bir adamım ama kanım siyah. Bunu seviyorum, bu güzel bir farklılık.” diyorsunuz. Müziğinizin temelinde de farklılıkların güzelliğini yansıtabilmek mi var?

Bu, özellikle son albümüm ‘La Difference’de esas dile getirmek istediğim mesele. Farklılıklarımızla birlikte dünyaya gelirken her birimize verilmiş hediyelerimiz var. Farklılıklarımız bizi özel kılıyor. Hediyelerimizin farkına varmak önemli. Benim hediyem müzik ve bu hediyemle kendimi ifade ediyorum.

Üç dilde şarkı söylemenize rağmen sesiniz her dilde gerçek duyguları yorumlayabilme yeteneğine sahip…

Hangi dilde şarkı söylediğinizden ziyade, nasıl hissederek şarkı söylediğiniz önemli. İçinizden gelerek şarkı söylediğinizde, bu duygunuzu sizi dinleyen herkes çok iyi fark ediyor. Ben hiçbir zaman dili düşünmüyorum. İçime bakıyorum.

Sosyal sorumluluk projeleriniz de var. Özellikle kurduğunuz Albino Vakfı çok özel çalışmalara imza atıyor…

Özellikle kendi ülkemin büyük sorunlarından biri eğitim. Ülkemin insanlarını bu hastalıkla ilgili olarak bilinçlendirmek için çalışmalar yapan bir vakfımız var. Albino hastalığı ile ilgili çok yanlış inançları ortadan kaldırmak gerekiyor. Vakfımız ayrıca albino hastalarına sosyal destek de sağlıyor.

Şarkılarınızla tüm dünyaya umut ve yaşama sevinci taşıyorsunuz. Dünyanın mevcut halini biliyoruz. Buna rağmen umudu nasıl yaşatabiliyorsunuz?

İnsanlığın değişeceğini biliyorum. Dünyaya verdiğimiz zararın daha çok farkına varmaya başladık ve daha iyiye gideceğimize inanıyorum. Gelecek, farklılıkları kabul eden, hoşgörülü, dünyanın güzelliklerinin daha çok farkında insanların olacak.

WWW.ZAMAN.COM.TR SİTESİNDEN ALINMIŞTIR

Salif Keita – Gaffou | Soul Kitchen Session from Soul Kitchen on Vimeo.

Originally posted 2010-04-01 20:17:00. Republished by Blog Post Promoter

Mande Variations Toumani Diabaté

Toumani Diabaté "Mande Variations" Albüm Kapağı

Toumani Diabaté "Mande Variations" Albüm Kapağı

Toumani Diabate Batı Afrika’nın 21 telli özgün kora enstrümanı dünya müzik haritasına yerleştireli neredeyse yirmi yıl oldu. Yetmiş bir kuşaktır müzisyen olan Diabate sülalesinin bir üyesi olan 1965 doğumlu Toumani Diabate, birçok albümde yer almasına rağmen 1988 tarihli ilk solo albümü “Kaira”dan sonra ikinci solo çalışması “The Mandé Variations” ile tekrar karşımızda. Kora maestrosu ilk solu çalışmasında antik Mali ezgilerinden oluşan folklorik repertuarını dünya müzik platformuna taşıdı ve herkesin koraya karşı duyarlılığını arttırdı. Bu yeni çalışmasında sanatçı kora tekniklerini geliştirerek daha derin ezgilere doğru yola çıkıyor. Albüm, Diabate’nin engin virtüözlüğünün bir yansıması olmasının yanı sıra yenilikçi düzenlemeleri ve çalma tetkikleri ile kora kalıplaşmış sınırlarından dışarıya taşıyor.

Toumani Diabate’nin nefes kesen kora tekniğinin en önemli unsuru birbirine örülerek işlenen bas, ana ritim ve melodi – adeta iki kora aynı anda farklı ritimlerde çalınıyormuş gibi. Oysa Toumani her şeyi tek bir kora ile hallediyor. Normalde dört farklı akorda (Tomora ba, hardino, sauta ve Tomora mesengo) sahip olan kora, Toumani sayesinde bu albümde beşinci akordu kulaklarımız ile tanıştırıyor. “Egyptian” (Mısırlı) adı verilen bu akort, bas ağırlıklı melankolik bir ritme sahip ve yeni albümün geneline hâkim. Özellikle açılış parçası ‘Si Naani’ bunun en güzel örneklerinden biri.

Toumani Diabaté’nin Symmetric Orchestra adlı ekibi ile kaydettiği bir önceki albümü 2006 tarihli “Boulevard de l’Independance,” Batı Afrika’nın efsanevi Mandé imparatorluğundan günümüze kadar gelmeyi başaran canlı, nahoş ve ritmik melodilerin bir orkestral yansımasıydı. Oysa yeni albümü sadece ve sadece kora üzerine yoğunlaşan bir çalışma. Bir albümden daha çok bir misyonu temsil eden “The Mande Variations”, Mali’nin asıl kültürel köklerini yansıtan bir müziksel serüven.

World Circuit şirketinin efsanevi yapımcıları Nick Gold ve Jerry Boys tarafından tek bir kayıtta kaydedilen albüm, sekiz eşsiz parçadan oluşuyor. Kora’yı daha önce duymadığımız bir organik tonda kaydeden ekip, stüdyonun tüm atmosferini albüme yansıtmış. Albüm boyunca Toumani Diabate’nin nefes alışından tutun, teller arasında geçişlerdeki sürtünmeleri bile duyabiliyorsunuz. Ustası Ali farka Toure’ye adadığı aynı adlı parçasında adeta bas vuruşlarındaki yankıları yaşıyorsunuz. Dinlendirici vuruşların yer aldığı ‘Elyne Road’ (Londra’da bir caddenin adı) ve ‘Ismael Drame’ adlı parçalarda sanatçı, yüce bir atmosfer yaratıyor. Çekici, yoğun ve hızlı ritimlerle akan, artık aramızda olmayan Senegalli kora ustası Kounding Cissoko’ya adanan aynı adlı parça, albümün en başarıları arasında. Ağırlıkta sakin bir yapıya sahip olan albüm tek agresifliğini ‘El Nabiyouna’ adlı parçada kısa bir süreliğine ortaya çıkarıyor. ‘Djourou Kara Nany’ adlı beste ise Batı stili folk ezgileri ile ayırt edilebilir seken ritimler arasında evliliğin ahengini yansıtan eşsiz bir çalışma. Ancak albümün en keyif veren parçası son sırada yer alan ve adını yine Londra’daki bir caddeden alan ‘Cantelovwes’, zira bu parçada Toumani kovboy filmlerinin en yücesi ‘The Good, The Bad and The Ugly’nin efsanevi Morricone melodisine bir gönderme yapıyor. Bunu yaparken adeta sanatçının bıyık altı gülümsemesini yaşıyorsunuz. Bir saatin üzerinde müziksel bir ahenk sunan albüm, Batı Afrika’dan Avrupa’ya kadar uzanan geniş teknik ve ses sentezlerinden yararlanmasıyla, sanatçının özgün bir duruşunu yansıtıyor.

Bu albüm Toumani’nin hakkıyla sahip olduğu unvanını pekiştiren, evine, köklerine yaptığı dönüşün bir kutlaması. Tek kişilik bir orkestrayı yöneten Toumani Diabate, gelişen, zengin duygusal melodi sentezleriyle dinleyenin kulağına sımsıkı asılıyor. Ne de olsa Toumani Diabaté bu, geçmiş kökleri, radikal çağdaş gelecek ile mükemmel harmanlayan bir müzik terzisi…

Originally posted 2010-05-06 12:18:09. Republished by Blog Post Promoter

Salif Keita ile yeniden

salif-keita-c-richard-dumas1

Picture 1 of 10

Salif Keita, Le Difference

Mali’nin dünyaca meşhur albino sanatçısı Salif Keita, her zaman sürpriz yapmayı sevmiştir. 1980′ler sonu gelen deneysel dokunuşlarla işlenmiş klavye temalı “Soro” albümünden, Mali’ye dönüşünün müjdesini veren nefes kesen akustik albümleri bizlere sunan sanatçı kariyeri boyunca Afrika’nın en zengin ve renkli müzisyenlerinden biri olmanın yanı sıra sürekli yön değiştiren bir müzik işleyicisi oldu. Böyle bir vizyona sahip olan sanatçıdan gelen en büyük sürpriz ise son çalışması “Le Difference” oldu, zira burada sanatçı adeta rutinliğin ilk sinyallerini verir durumda. Adeta tahmin edilebilirliğe bürünen sanatçı, yine vokalleri ile dinleyenleri büyülemeyi ihmal etmiyor ancak sunduğu ritimsel ve müziksel yapı yabancı olmadığımız bir atmosferde bizleri karşılıyor. Kendi parmaklarından çıkan gitar ritimleri ile albüm boyunca flört eden n’goni ve balafon gibi geleneksel Afrika enstrümanları her zaman olduğu üzere ön planda, fakat dinleyeni bir sonraki aşamaya taşımaktan aciz ne yazık ki. “Ben Zenciyim, tenim beyaz” sözleri ile bezenmiş başlangıç parçası sanatçının tahmin ettiğiniz üzere bir albino olarak yaşamını ele alıyor. Geri kalan parçalar ise sanatçının 90′larda kulaklarımıza çaldığı enfes ritimlere gönderilen bir ağıt niteliğinde. Bu defa Salif Keita kontrolü elden bırakmayıp, sağlam yerlere basmayı kendince daha uygun görmüş. Hiç şüphesiz bunun farkında olan sanatçı albüm boyunca oldukça sakin ve kendinden emin. Sonuç üzücü değil ama beklentinin altında en azından Salif Keita’nın nelere kadir olabileceğini bilenler için.

Salif Keita – La Différence | Soul Kitchen Session from Soul Kitchen on Vimeo.

Originally posted 2010-03-08 13:31:15. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud