Shira u’tfila’nın bir önceki albümü dinleyeni kutsal ve çağdaş ritimlerin ağır karışımları ile ayaklarını yerden kesmişti. Adı oldukça uzun bu 2 CD’lik yeni albümlerinde, çıtayı daha bir yükselten ekip Balkan köklerine korkusuzca çivileme dalıyor. Ağırlıkta Sırplardan oluşan Shira u’tfila bu defa yüz yıla kadar tarihlenen Osmanlı Ladino geleneksel ritimlerine yoğunlaşmış durumda. Arşivsel nitelik taşıyan bu parçaları yeniden yorumlayan ekip kaybolmaya yüz tutmuş bir dünyanın perdesini aralıyor. Projenin baş mimarı ise Seferad uzmanı olan Edwin Seroussi ve her iki CD’de kendisinin bu meseleye vermiş olduğu bilgi ve tutkuya adanmış.
Sefarad müziğine tutku ile bağlı olanlar için kaçırılmayacak bir çalışma “Life As a Song: Sephardic Songs from the Balkans at the end of the 19th Century” ancak ilk defa bu tarzı bu albümde dinleyecekleriniz için biraz daha fazla açıklama yapmakta yarar var. İlk CD grubun solisti Stefan Sablic’in vokalleri ile süslenmiş dinleyeni anında kavrayan ritimsel bir oluşum. Sefarad müziğine yabancı olanlarınızı bile kavrayacak niteliklere sahip. İkinci CD ise tamamıyla eski tozlu dolaplardan çıkartılan notaların hayat bulduğu bir çalışma. Yunanistan, Türkiye ve İspanya ekseninde gidip gelen bu arşivsel CD Sefarad kültürüne tatminkâr bir tanıtım.
MySpace.com sayfası sayesinde keşfedilen İsrail asıllı İngiliz Mor Karbasi, bu yılın dünya müziği platformundaki en dikkat çeken sanatçısı. İnanılmaz bir esnek sese sahip olan bu genç sanatçı, daha yeni yeni adını duyurmaya başlamış olsa bile dünya müziği kulvarında önemli bir diva olacak özelliklere sahip. Yasmin Levy’nin son dönemlerde Ladino müziğine getirmiş olduğu heyecan Mor Karbasi tarafından daha sofistike bir kademeye taşınıyor. Bu da peş peşe gelen kaliteli Ladino üretimlerinin artık bir rastlantı olmadığını, bu müzik tarzının çok derin ve zengin olduğunun en büyük kanıtı. 15. yüzyılda Hıristiyanlar tarafından İspanya’dan sürülen Musevilerin günümüzde yok olmaya yüz tutmuş olan Ladino (Judeo Espanyol) müziğini temsil eden Mor Karbasi, ilk albümü “The Beauty And The Sea” ile yüz yıllar boyunca melodiler ile nesillerden nesillere taşınan Judezmo, Spanyolit, veya Sefarad olarak ta bilinen Ladino Müziğini bir adım öteye taşımaya hazırlanıyor.
İlk defa Ladino müziği ile beş yıl önce tanışmış olmasına rağmen, daha yirmi bir yaşında olan sanatçı tüm bestelerini bu dil üzerine yapılandırıyor. Annesi Faslı, babası İranlı bir Musevi olan Karbasi, genç yaşta müzik ile haşır neşir olmaya başladı. Klasik piyano eğitimi aldıktan sonra bir Flâmenko grubunda şarkı söylemeye başlayan Karbasi, bu arada annesinin söylediği geleneksel Ladino ezgilerine ilgi göstermeye başladı. Zamanla artan ilgisi doğal olarak bu genç müzisyenin eski kültürüne doğru yol almasına neden oldu. Ebeveyninden aldığı tüm kültürü, renkleri ve sesleri, kısaca içine çektiği tüm unsurları, müzik ile yansıtmaya karar veren sanatçı kısa bir süre sonra kendi bestelerini yazmaya başladı. Üç yıl önce yetenekli gitarist Joe Taylor (kendisini Tinariwen ve Travis albümlerinden tanıyoruz) ile yolları kesişen sanatçı aralarındaki organik etkileşimi albüm yapmak için yönlendirmeye karar verdi ve böylece Karbasi’nin profesyonel sanat yaşamı başlamış oldu.
Daha geçen sene Womad Dünya Müziği festivalinde sahne alan ekip etkileyici karizması sayesinde Mintaka Music şirketi ile anlaşma yaptı ve ilk profesyonel meyvesini vermek üzere stüdyoya girdi. Bu yılın mart ayında piyasaya sürülen “The Beauty And The Sea” adlı çalışması sanatçının köklerine doğru yaptığı modern ve geleneksel ezgilerle bezenmiş müziksel serüveni olarak lanse edilerek raflarda yerini aldı.
Mor Karbasi
Ladino müziğine kendine özgü dramatik ve esnek yaklaşımıyla bir farklılık yaratan sanatçı, bu ilk albümünde Flâmenko, Endülüs, Kuzey Afrika, Arap ve İsrail ezgileri arasında yarattığı harmanlama ile dinleyicilere rahat bir müziksel gelgit yaşatıyor. Geniş bir yelpazeye yayılarak etkileyici bir ses skalası sunan sanatçı, bu harmanlamanın ilk örneği ile hemen albümün açılış parçası olan ‘Roza’da karşımıza çıkıyor. Büyüleyici geleneksel beş yüz yıllık ‘Mansevo Del Dor’ (Ben Modern Genç Bir Adamım) adlı parçada sanatçının yüksek tiz vokali dinleyeni ister istemez ritimlerin derinliğine davet ediyor. Vurmalı çalgılar ile süslenen parça adeta duyularınızı yerinde duramayan bir ritmik topaca dönüştürüyor. Sakin ve huzurlu ‘En La Kaye de mi Chikez’ (Çocukluğumun Sokağında) adlı parçada Karbasi dedesine ağıtta bulunuyor. ‘Puncha Puncha’ (Dikenli Gül) adlı parçada birbirine geçmiş İspanyol gustosu, ani değişkenlik gösteren Arap ritimleri ve Musevi hikâye anlatımcılığı kusursuz bir şekilde bütünleşiyor. ‘Shechahoret’ adlı parça ise İbranice ve Latin dillerinden örnekler içeren düşük ve yüksek oktavlar arasında gidip gelen bir geleneksel düğün melodisi. Günlük aşk, kayıp, şaka ve yalan, şikâyet, nezaket ve dedikodu, rüya ve umut, kutsal ve dünyevi konular içeren parçalar her ne kadar eski kalıplar üzerine yeni bir çehreye sokulmuş olsa bile dinledikçe bir zamansızlığa tekabül ediyor. Kültürünü müziği ile yaşatan sanatçı, dokunaklı sözlerini tam bir tutku ile yansıtıyor. İnanılmaz bir sese sahip olan sanatçı duyarlılığı sesinin kuvveti ve gücü ile dengeliyor. Böylece keskin köşeli parçalarda kolay kıvrılma ve canlılık yakalıyor.
Normal koşullarda bir albümü iyi olarak değerlendirmek için yukarıda ifade ettiklerimiz yeterli olabilecekken bu albümde daha fazlası var. Albümün Grammy ödüllü yapımcısı Matt Howe ve aranjörü Joe Taylor tüm parçalara işledikleri tecrübeleri her aşamada ortaya çıkıyor. Bazı parçalarda tahmin edildiğinden daha fazla ritimsel işlem gerçekleştiriliyor. Birçok akustik ve elektrik gitar, ud, mandolin, bas, gibi enstrümanları çalan Avrupalı, Hintli ve Ortadoğulu yıldızların arasında ön plana çıkan vurmalı, nefesli ve yaylı çalgıların harmanlaması bir bütünlük oluşturuyor. Karbasi tarafından çalınan klavsen ve harmonyum (küçük org) ise dönem dönem parçalar arasında serpiştirilmiş olmasıyla ayrı bir lezzet sunuyor. Albüm çok rahat şişirilmiş sınıflamasına sokulabilecekken, inceliği, dokusu, müziksel lezzeti, Karbasi’nin sesini her zaman destekleyen ve yücelten yapısı ile dengeli bir oluşum yansıtıyor. Albümü her dinleyişiniz farklı bir ritmi fark etmenizi sağlıyor ve her seferinde bir başka şarkı favoriniz oluyor.
Mor Karbasi
Bu dengeli paketin üzerine birde albümle birlikte gelen detaylı kitapçığı elinize alınca detaylara ne kadar önem ve emek verildiğini görüyorsunuz. Albümün içerisinde, müziğine kadar her yerde kalite kokuyor bu da elbette Mintaka Music şirketinin ayrıcalığı. Zira şirketten çıkan tüm albümler aynı incelikle sunuluyor adeta Caz müziğinde devrim yaratan ECM şirketinin bir yansıması.
Mor Karbasi ölmek üzere olan bir dilde şarkı söylüyor olabilir ancak müziği çoğu tarza kıyasla çok daha canlı ve yaşam dolu…