// Arşiv

Senegal

This tag is associated with 8 posts

Seckou Keita: Senegal’den Doğan Müzik Güneşi

The Silimbo Passage
The Silimbo Passage Albüm Kapağı

Son dönemlerde dünya müziği camiasında birçok müzik çalışmasında Senegal doğumlu kora ustası 1978 doğumlu Seckou Keita ile karşılaşıyoruz. Seckou, dünya müziği füzyoncusu Baka Beyond’dan çılgın grup Eté’ye, folk-blues üstadı Mark Flanagan’dan, caz basçısı Kevin Willoughby’ye, Batı Afrikalı grup Jalikunda’dan İsveçli viyolonist Ellika Frisell gibi birçok sanatçıyla aynı anda çalışıp aynı zamanda kendi solo kariyerini sürdürebilen ender sanatçılar arasında. Yaratıcılık telleri sonsuz olan Seckou Keita ve grubu SKQ (Seckou Keita Quintet) yoğun bir konser zincirlemesinden sonra uzun zamandan beri beklenen yeni çalışması “The Silimbo Passage” ile karşımızda.

Seckou Keita Senegal’in Casamance bölgesinin başkenti olan Ziguinchor’da doğmasına rağmen Mali’nin kral soyundan gelen Keita sülalesinin bir ferdi. Dört yaşında ilk defa kora ile tanışan genç Seckou, dedesinin kucağına oturarak bu atasal enstrümanı çalmayı öğrendi ve bu süreçte, her kora çalgıcısının ana inancı olan: “koranın insanın bir parçası, insanın da koranın bir parçası” olduğunu yaşayıp öğrendi.

1998 yılında bir arkadaşı sayesinde İngiltere’ye davet edildi ve o zamandan beri sanat yaşamını burada sürdürüyor. Zira Seckou’ya göre Britanya Batı ile Afrika arasında dünya müziğini hakkıyla taşıyabilen bir köprü. Seckou’nun yetim anlamına gelen ilk albümü “Baiyo”, 2001 yılında raflarda yerini aldı. Ağırlıkta viyolin, mandolin, bateri ve vokallerden oluşan bu 9 parçalık albümde Seckou sadece kora çaldı. Albümde yer alan ‘Tamala’ ve ‘Sabu Nginna’ adlı besteler inanılmaz olumlu tepkiler aldı ve böylece sanatçının besteci yönünü de ortaya çıkartmış oldu. “Baiyo” sayesinde Seckou her ne kadar kazanmasa bile 2001 yılında BBC Radio 3 tarafından Dünya Müziği ödülüne aday gösterildi.

Müzikteki her şeyin dürüst ve ritimlerdeki anlamların korunmasına inanan sanatçı, daha sonra SKQ ekibini oluşturdu. Tamamen farklı orijinden gelen sanatçıların (İtalyan basçı, Gambiyalı perküsyoncu ve Mısırlı viyolonist) oluşturduğu Seckou Keita Quartet, buna rağmen kusursuz müziksel ahengi ile bütünlük oluşturuyor. Ekibin zengin müzik katmerlerinin yer aldığı 2006 tarihli “Afro Mandinka Soul – Tama-Silo” adlı albümü bunun en belirgin kanıtı. Albümde geleneksellikle modernlik arasında köprü kuran ekip, bir arada yer alması çok zor olan ritimleri ustalıkla harmanlayarak ortaya organik bir çalışma çıkarttı. Ekip yanlarına beşinci üye (Seckou’nun kız kardeşi Binta Suso) alarak bir Quintet olarak yeni çalışmaları “The Silimbo Passage” ile bu organikliği devam ettiriyor

Seckou Keita Quartet Photo
Seckou Keita Quartet Photo

Seckou Keita SKQ günümüzde en hızlı gelişen bağımsız ekiplerinde biri. Dünyanın en başarılı enstrümantal ekiplerinin arasında gösterilen SKQ, müzikleri ile dinleyen herkese ulaşmak gibi bir yeteneğe sahip ve bunu yeni çalışmalarında da kusursuz devam ettiriyor. Her zamanki gibi heyecan verici kültürel harmanlamalar ve deneysel ritimler yeni albümde de yine ön planda. Bir ihanetin öyküsünün anlatıldığı ‘Bimo’ adlı parça ile dinleyenleri sade sesi ile karşılayan Seckou Keita kora ve viyolinin bütünselliğini çok güzel yakalıyor. Bir sonraki parça ‘mande-Arab’ ise Binta Suso’nun vokalleri ile süslenmiş ve tam bir Senegal-Arap müzik evliliğinin heyecan verici yansıması. Parçada adeta Senegal, Mısır, Gambiya ve İtalya ekseninde periyodik olarak turluyorsunuz.  Ruhani bir yılanın hamile bir kadına ormanın ortasında yardım etmesinin öyküsünü ele alan ‘Miniyamba’ adlı çalışma sözlerini anlamasanız bile içtenliği ile ruhunuza dokunan albümün en doruk anı. Wolof (Senegal’in geleneksel dili) diyalektinin süslediği kora ve viyolin ahengi nefes kesiyor. Keman, perküsyon ve koranın birbirlerinden zıt kulvarlara sokulduğu ancak yan yana adım attığı enstrümantal parça ‘Dingba Don’ ise tek kelime ile dünya müziğinin nefasetini gösteren kusursuz bir yapı sergiliyor. Albümün kapanışını yapan ‘Missing You’ ise James Brown’a ithaf edilmiş bir enstrümantal ninnisel ağıt. Sakinliği ile içinize su serpen bir

Sanatçıların arasındaki empati kesinlikle albüm içerisinde yer alan on parçaya bir ahenk kazandırıyor. Geleneksel parçaların cesur ve ileriye dönük aranjmanları farklı sınırlara maharetle  sokulmanın güzelliğini dinleyen ile paylaşıyor. Adeta canlı bir performansı yakalayan albüm ekibin şu ana kadar çıkarttığı en heyecan verici çalışma. Seckou Keita’nın yorulmak bilmeyen yaratıcı bir ruhu var ve bu her şeyden çok kora enstrümanına yansıyor. El attığı her projeye zenginlik katmasını başaran sanatçı böylece bizlere çok uzak diyarlardan gelen ezgileri çoğu popüler çalışmadan kat kat daha başarılı bir şekilde kulaklarımıza seriyor. Seckou’nun yaşını göz önünde bulundurursak bu sanatçının müziksel serüveninde daha bir başlangıç. Zira gelecekte biz dünya müziği tutkunlarını çok farklı müziksel dönemeçler, harmanlamalar ve yorulmak bilmeyen melodiler bekliyor…

Seckou Keita Quartet
Seckou Keita Quartet

Originally posted 2011-07-25 17:25:30. Republished by Blog Post Promoter

Dünya Müziği Sanatçısı ve THY

youssou n'dour

youssou n'dour

Geçtiğimiz Temmuz ayında Türkiye’ye gelen ve Türk Hava Yolları ile reklam anlaşması yapan Youssou N’Dour’lu Afrika reklamı yayınlandı.

THY nin Afrika yüzü olan Senegalli ünlü şarkıcı Youssou N’Dour un reklam filmi, özellikle yayınlandığı Afrika ülkelerinde ilgi görüyor. Söz konusu reklam birkaç Arap ülkesi dahil olmak üzere,  Afrika ülkelerinin yanı sıra Fransa da da yayınlanıyor. N’Dour dünya müziği kulvarında Senegal’den çıkan günümüzün en başarılı sanatçıları arasında hakkıyla yer alan bir müzisyen, özellikle çok kültürel bir açılıma sesleniyor olması hayran kitlesinin artmasında ayrı bir faktör. N’Dour’un 1994 yılında Neneh Cherry ile yaptığı düet evet hayran kitlesini şahlandırdı ancak bu sanatçıyı sadece bu parçaya refere etmek büyük bir haksızlık zira buna gelene kadar ve bundan sonra kat kat üstün eserlere imza attı.

1959 doğumlu Senegalli sanatçı, THY’nin özellikle Dakar’a direk uçmasından dolayı çok mutlu zira artık Senegal’de kolay ulaşılabilecek ülkeler arasında yer alacak. Reklamın kalitesi elbette tartışmaya açık zira kanımca çok basit ve  soğuk ama belki de önemli olan bu değil? Her zaman dediğimiz gibi Senegal’in yerel müziği ise Dünya Müziği kulvarında herkese büyüleyebilecek özellikle haiz, çok renkli, derin ve zengin.

Originally posted 2011-01-07 14:08:35. Republished by Blog Post Promoter

Lura: Şehvetli Ritimler

lura_horizontalportait Senegal’in başkenti Dakar’ın 550 km batısında yer alan Cape Verde olarak bilinen takımadalarından gelen müzik, ağırlıkta göçmen müziği olarak sınıflandırılır. Takımadalardan oluşan ülkenin en bilindik sanatçısı Cesaria Evora olmasına rağmen, son zamanlarda Lizbon’da doğup büyüyen, bir Cape Verde göçmeni olan genç bir şarkıcı, adanın müziğini Amerika ve Avrupa’ya tanıtma bayrağını devraldı. Şu şarkıcının adı Maria de Lurdes Pina Assunçao, kısaca Lura. 13 Ocak 2007 tarihinde İş Sanat Kültür Merkezi’nde sahneye çıkıp müziğiyle herkesi büyüleyen Lura’nın dördüncü albümü “M’bem di Fora” (Uzaklardan Geldim) Sony / BMG etiketiyle sıcağı sıcağına raflardaki yerini aldı.

Kolomb’dan otuz yıl önce, Portekizliler tarafından 1462 yılında ilk Avrupa kolonisinin kurulduğu Cape Verde’nin müziği, Portekiz ve Batı Afrika ezgileri içermekte. 1975 yılında özğürlüğünü kazanan Cape Verde, Senagal Okyanusu’na dağılmış on farklı adadan oluşmakta ve her adanın kendine özgü bir kişiliği, dialekti ve müzik stili var. Örneğin Cesaria Evora, takımadaların en kalabalık nufusuna sahip olan Sao Vincente adasından gelirken, Lura Afrika özellikleri taşıyan Santiago adasından geliyor. Cesaria Evora, Avrupa temelli ağır tempolu mornas ve hızlı coladeraz tarzında müzik yaparken, Lura atalarından kalma batuku ve funana (akerdeon bazlı olan bu müzik tarzı zamanında çok erotik bulunduğu için kilise tarafından yasaklanmış) gibi oldukça hareketli müzik geleneklerini irdeleyen bir sanatçı.

Lizbon’da Afrika müziği yapan sanatçı Juka’nın daveti üzerine 17 yaşında ilk stüdyo tecrübesini yaşayan Lura, böylece sesindeki potansiyeli keşfetti. Hatta Juka ile birlikte kaydettikleri parça beklenmedik bir şekilde bir anda listeleri alt üst etti. Daha sonra kariyerine Cesaria Evora’nın arka vokalisti ve dansçısı olarak devam etti. Yeterince sahne tecrübesi ve tozu yuttuğuna kanaat getiren Cesaira Evora’nın desteği ile solo kariyerine atıldı. 21 yaşına kadar doğduğu yere ayak basmayan birisi olarak, atalarının topraklarını ve köklerini müziksel olarak irdelemeye karar verdi. Dans pistlerini hedefleyerek kaydedilen ilk albüm “Nha Vida”, ticari bir yapıya sahip olmasına rağmen, kültürel kesim tarafından oldukça beğenildi. Her tempodan parçalar içeren albümde yer alan ‘Nha Vida’ (Benim Hayatım) adlı parça özellikle çok büyük bir başarı sağladı. 2002 yılında gelen, adeta zouk (parti anlamına gelen yöresel bir müzik türü) ve R’n’B kokteyli olan, ikinci albümü “In Love” yine gençleri hedef alan bir çalışma oldu. Belirli bir ticari başarı sağladıktan sonra Cape Verde’nin, Portekizce konuşan, şehvet dolu muhteşem bir gülümsemeye sahip yeni soluğu 1975 doğumlu Lura, 2004’te çıkardığı “Di Korpu Ku Alma” (Ruhsal ve Bedensel) adlı üçüncü albümü ile gerçek ve istediği Cape Verde melodilerine doğru yolculuğuna başladı. Lura’nın enerjik şarkı söylemesi ve çok başarılı yorumlama kapasitesi kendisine çok kısa sürede ayrıcalıklı ve güçlü bir konum sağladı. Büyüleyici, mest edici, Portekizce sözler ve enstrümantel sentezlerin Cape Verde’nin eşsiz melodi ve ritimleri ile karıştırılan albüm, 2005 BBC Dünya Müzik ödüllerine aday gösterildi. Yaptığı müziği, “Göbekten Gelen” müzik olarak tanımlayan sanatçı, müziğindeki ritimlerin kadınlara özgü ritimler olduğununda altını çizmeyi ihmal etmiyor.

g_lura_joe_wuerfel

Picture 1 of 8

2006 sonunda gelen “M’bem di Fora” albümünde kültür mirasının Afrika tarafını irdelemeye devam eden sanatçı, yerel ezgileri, büyüdüğü R&B ve zouk ritimleri ile etkileştirerek kıpır kıpır iyimserlik yüklü bir albüm üretmiş. Paris ve Lizbon’da kaydedilen on üç parçanın yer aldığı albümdeki tüm besteler birbirinden bağımsız melodi yapısına sahip olmasına rağmen sağlam bir bütünlük içerisinde. İlk parça ‘Bida Mariadu’ ile yavaş yavaş başlayan melodisel serüven, ‘Fitiço Di Funana’ adlı son parça ile sorumlu ve sürdürülen bir yapıya ulaşıyor. Duygusal hislerle başlayan albüm son parçası ile dinleyeni dans ederek uğurluyor. Zouk, batuku, funana, caz, Flâmenko ve R’n’B gibi müzik sentezlerini kendine has özel ses fanusunda karıştıran Lura, Cape Verde’nin hasret, aşk, deniz tuzu, müzik kokan kıyılarından bir esinti getiriyor.

Müziksel sınırlarını geniş tutup bir o kadar belirleyici olabilen sanatçı, Cape Verde’yi olabilecek en kaliteli biçimde temsil ediyor. Genelde batı tarafından göz ardı edilen bu tür müziği torpil yapmadan dinleyenin zevkine sunuyor. Şu soğuk günlerde dinlediğiniz ortamı ısıtacak bu Cape Verde’den kopup gelen keyifli ve huzurlu esintiye kendinizi bırakmanız dileğiyle…

Lura – “Quebrod Nem Djosa” from David Unger on Vimeo.

Originally posted 2010-01-20 08:22:48. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17200717431http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130

Better Tag Cloud