// Arşiv

World Music

This tag is associated with 235 posts

Yeryüzünde En Fazla Kaydedilen Parça

Guinness Dünya Rekorlar kitabına göre yeryüzünde en fazla kaydedilen parça Paul McCartney’in Yesterday parçası. 1965-1986 yılları arasında tam 1.600 defa kaydedilen parça aynı zamanda radyolarda en fazla çalınan parçaların başında yer almakta.

Originally posted 2010-01-19 08:54:06. Republished by Blog Post Promoter

Lionel Loueke: Cazın Genç Şövalyesi

1973 yılında Batı Afrika’nın ufak bir bölgesini kaplayan Benin’de doğan Lionel Loueke, genç caz akımında en heyecan verici gitarist ve perküsyoncuların başında yer alıyor. Kendi yöresel kültürüyle birebir kaynaşan bestelere imza atması ile bilinen sanatçı, özellikle enstrümanları üzerindeki usta hâkimiyeti ve organik melodileri ile caz dünyasında farklılıklar yaratıyor. Ruhsal ve kozmik beste oluşumlarıyla uluslar arası bir dinleyici kitlesine ulaşan sanatçı, cazın yanı sıra dünya müziği sınırlarına da sokuluyor. Çaldığı bestelerdeki sesleri gitarından çıkarttığına inanması çok zor olan bu genç yetenek en sonunda tamamıyla kendi adı altında çıkan ikinci solo albümü “Virgin Forest” ile karşımızda.

Daha ufak bir çocukken perküsyon dünyasına dalan sanatçı bu enstrümandan mezun olduktan sonra gitara ilgi göstermeye başladı. Müzikte kendine kariyer yapmayı genç yaşlarda aklına koyan sanatçı 1998 tarihinde Paris’teki “Amerikan Modern Müzik” okulundan üstün başarı ile mezun olur olmaz 1998 yılında dünyanın bir numaralı müzik okulu olan Boston’daki “Berklee College of Music” için burs kazandı. Bu okuldan 2000 yılında caz branşında derecesini alan sanatçı daha sonra Herbie Hancock, Terence Blanchard ve Wayne Shorter gibi caz ustalarının bulunduğu bir jürinin beğenisi sonucunda iki yıllık “Thelonious Monk” caz enstitüsüne kabul edildi. Kenny Barron, Dave Holland, John Scofield, John Damiam, Russell Ferante, Wayne Shorter, Steve Turre ve Terence Blanchard gibi ustalardan ders alan bu genç beden aynı zamanda trompetçi ve film müziği bestecisi Terence Blanchard’ın iki albümünde yer aldı. Bu albümlerden ikincisi Blue Note’dan piyasaya çıkan “Bouce” idi ve oldukça beğeni topladı.

2003 yılında mezun olduktan sonra kendi müzik serüvenini yaşamak için New York’a giden sanatçı burada belli başlı önemli mekânlarda ve gruplarla birlikte hünerlerini sergilemeye başladı. Fazla kapı çalmakla uğraşmayan sanatçının kısa bir süre sonra kendi kapısı çalınmaya başladı çünkü caz ortamına getirdiği yeni heyecan diğer sanatçılara da bulaştı. Bunun sonucu olarak 2005 yılında Herbie Hancock bu genç yeteneği Headhunters ’05 ekibine dâhil etti. Gitarıyla caz’dan blues’a, rock’tan swing’e her türlü müziğe yetkin olan Lionel Loueke böylece kısa bir zaman zarfında aranılan sanatçılar listesinin başında yer aldı. Herbie Hancock ile ayrıca özel bir bağ kuran Loueke, sanatçının en son albümü “Possibilities”de önemli bir yer aldı. Daha sonra Massimo Biolcati ve Ferenc Nemeth ile birlikte Gilfema adlı dinamik bir üçlü kuran Loueke bu ekip ile “Gilfema” adlı albümü 2005 yılında çıkarttı. İlk solo albümü “In a Trance” adı gibi bir trans halinde tek bir kayıtta kaydedildi. Albümde yer alan on iki parçadan altısı mucizevi bir biçimde o an stüdyoda spottan kaydedildi. Bu albümde Lionel Loueke gitar ve perküsyonun haricinde bildiğimiz saz ile harikalar yarattı.

Ekim 2006‘da Avrupa’da piyasaya çıkan “Virgin Forest” adlı son çalışması Amerika’dan önce ülkemizde Equinox Müzik tarafından piyasaya sürüldü. Albümü dinlemeden önce ilk dikkatinizi çeken şey efsanevi piyanist Herbie Hancock, armonika üstadı Grégoire Maret, basçı Massimo Biolcati, solist Gretchen Parlato ve perküsyonlarda Cyro Baptista, Ferenc Nemeth gibi sanatçıların destekte bulunmuş olması. 18 parçadan oluşan albüm Benin’in dünya müziği normlarına uygun, kaybolan melodilerinin caza işlendiği sakin bir şölen. Herhangi belirleyici bir standart ile sınırlandırılmayan albümde yer alan bestelerin çoğunluğu Lionel Loueke’ye ait, sadece birkaç tanesi Herbie Hancock ile doğaçlama ürünleri. Yerel Fon (Benin) ve Mina (Togo) dillerinde şarkı söyleyen sanatçı yaptığı müziğin evrenselliğini kanıtlıyor. Robert Sadin (Grover Washington, Kathleen Battle, Wynton Marsalis ve Andre Previn) tarafından yönetilen albüm Batı Afrikalı vurmalı çalgılar grubu Raimi and Tessi Brothers’ın 4 parçada katkısı ile gitarın haricinde vurmalı çağlıları ön plana çıkartıyor. Sanatçının şu ana kadar kaydettiği diğer çalışmalarına kıyasla gerçek anlamda kendisinin müziksel bilinçliğini yansıtan “Virgin Forest” iyi müzik dinleyen herkes tarafından kolayca algılanabilecek bir yapıda.

Batılı sanatçıların sınırları belirlediği klişe kuralları hiçe sayan Afrikalı bu genç yetenek, kendi müziğini kendi kuralları ile geliştiriyor ve tüm sınırları ortadan kaldırıyor. Kariyeri hızla ilerleyen Beninli sanatçı, caz dünyasında yeni bir şerit açıp gelecek için çok şey vaat ediyor. Yakından izlenmesi gereken bir cevher…

Lionel Loueke performs ‘Benny’s Tune’ LIVE from Look At Me London on Vimeo.

Originally posted 2010-01-21 07:41:35. Republished by Blog Post Promoter

Pink Martini: Küçük Dev Orkestra

Pink Martini "Hey Eugene"
Pink Martini “Hey Eugene”

Amerika dünyanın huzurunu ve düzenini bozmaya çalışırken Portland, Oregon’dan gelen on iki kişilik küçük dev orkestra Pink Martini müzikleriyle açılan yaraları sarmalamaya çalışıyor. Grubun Amerika’dan geldiğini ilk duyduğunuz anda ister istemez yüzünüzde bir şaşkınlık ifadesi beliriyor. Nede olsa Amerika’dan bu kadar dünyasal ve kültürel harmanlamanın yer aldığı müziği temsil eden pek fazla örnek çıkmamıştır. Daha önemlisi dünyanın her köşesinde bu kadar sevileni neredeyse hiç olmamıştır. Böyle bir misyonu omuzlarında taşıyan Pink Martini uzun zamandan beri heyecanla beklenen “Hey Eugene” adlı üçüncü albümleri geçtiğimiz günlerde çıkarttı. Sony/BMG etiketi ile ülkemizde de tüm dünya ile birlikte raflarda yerini alan albüm, şimdiden grubun en iyisi olarak gösteriliyor.

Güzel, sofistike ve nefes kesen bir ekip olarak bilinen Pink Martini’nin ilk tohumları 1994 yılında ekildi. O dönemde Harvard’da okuyan piyanist Thomas M Lauderdale öncülüğünde dört kişi olarak bir araya gelen grubun öncelikli hedefi sivil toplum hakları, çevrecilik, insani duyarlılık ve barış mesajlarını müzikseverlere ulaştırmaktı. Bu önemli konuları melodiler ile işleyen ekip, yapmak istediği müziğin ne kadar geniş olduğunu fark edince yavaş yavaş büyümeye başladı. Dörtlüye öncelikle daha sonra grubun sesi olacak olan China Forbes dâhil oldu. Politik ortamlarda müziğini görücüye çıkartan grup, repertuarını genişleştikçe yapmak istediği müziğe daha bir odaklandı. Özellikle orkestralardan gelen kaliteli sanatçı takviyesi ile Pink Martini bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde beş kişiden on iki kişiye çoğaldı ve kendilerine koydukları müziksel hedefi uygulamaya başladı.

Pink Martini
Pink Martini

Pink Martini ilk ciddi sınavını 1997 tarihli ilk albümleri “Sympathique” ile verdi. Grubun kendi müzik şirketinden çıkan albümde yer alan ‘Je ne veux pas travailler’ (‘Çalışmak İstemiyorum’), uluslar arası beğeni topladı. Yaklaşık bir milyon gibi dünya çapında satış grafiği yakalayan grup, bir anda modern, klasik ve çok dilli müzik severlerin yüreğinde taht kurdu. Gittikleri her ülkede, çaldıkları her şehirde çılgınlar gibi alkışlandı. Pink Martini Amerikalılara karşı olan genel negatif enerjiyi, müziksel elçi kimliğine bürünerek pozitifliğe çevirdi. Bu kadar başarılı çıkış yapan gruptan herkes kısa bir sürede ikinci çalışmasını beklerken ne yazık ki beklenen olmadı. Grup katman katman kültürler arasına sokularak derin bir müziksel serüvene çıktı. Döndüğünde aradan yedi yıl geçmişti ve elinde komik başlıklı ikinci stüdyo çalışması “Hang On Little Tomato” vardı. İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Hırvatça, İngilizce ve hatta Japonca dillerinde söylenen parçaların bir araya toplandığı bu çalışma listelere direk bir numaradan girdi.

Pink Martini in Studio
Pink Martini in Studio

“Acaba yine uzun bir süre bekleyecek miyiz?” sorusuna grup 2,5 yıl gibi nispeten kısa bir sürede cevap verdi. “Hey Eugene!” Pink Martini’nin son, Thomas Lauderdale ile solist China Forbes’un yapımcılığını birlikte üstlendikleri ilk albüm. Dinleyenleri Havana’dan Paris’teki kabarelere sürükleyen grup, zengin müziksel serüvenine devam ediyor. On iki parçadan oluşan “Hey Eugene!” içerdiği yaylılar, nefesliler ve ateşli ritimleri ile dünyanın her köşesinde yer alan müzikten bir payda çıkartıyor.

China Forbes
China Forbes

“Hey Eugene!” adeta Hollywood’un altın dönemindeki sigara dumanının hâkim olduğu bir bardan kopup gelen ‘Everywhere’ parçası ile dinleyeni karşılıyor. Bunu 1934 yılında Samba bestecisi Ataulpho Alves tarafından yazılan ve ilk defa Carmen Miranda tarafından seslendirilen ‘Tempo Perdido,’ parçası takip ediyor. Parçada gruba The Jefferson Lise’sinin çok sesli Gospel korosu eşlik ediyor ve ortaya çıkan oluşum aşkın sonlanmasının anlatıldığı hüzünlü ve tutkulu bir samba. Sıradaki karmaşık, romantik ‘Mar Desconocido’ parçası ile Perulu vurmalı çalgıcı Martin Zarzar görücüye çıkıyor. Albümün en orij

inal bestesi hiç kuşkusuz sevdiğinin gitarı olmak isteyen Saori Yuki’nin öyküsünü anlatan geleneksel Japon bestesi ‘Taya Tan’. Pink Martini tarafından baştan sona yeniden düzenlenen parça, tükenmiş bir aşkın hüzün dolu samba normlarına uydurulmuş öyküsü. ‘Bukra Wba’do’ (Yarın ve takip eden gün) parçası ile bir ilke imza atan grup, Arapça sözler ile aşkın tutkusunu dinleyenler ile paylaşıyor. Mısırlı Abdel Halim Hafez’in bestesini yeniden yorumlayan grup, aynı zamanda Amerikalılar tarafından Araplara gösterilen insafsız önyargıya karşı Arapça bir parça kaydederek tepkisini gösteriyor. Albüme adını veren ‘Hey Eugene!’ parçası dokuzuncu sırada yerini alıp, “Rufus (Wainwright)’ın albümüne iki defa dans edip sonra hiç aramadığın güzel kız benim” sözleri ile gerçek bir anıyı trajikomik bir şekilde sunuyor. ‘Dosvedanya, Mio Bombino’ parçası ise, Latin ezgileri ile Rus ritimlerinin evliliğinden oluşan çok renkli ve heyecan dolu bir çalışma. Kapanışı albümün en uzun çalışması olan 1925 tarihli ‘Tea for Two’ adlı parça yapıyor. Caz efsanesi Jimmy Scott’un büyüleyici sesi ile konuk olduğu parça kusursuz bir aşk ninnisi.

Pink Martini son çalışması “Hey Eugene!” ile eşsiz bir müzik harmanlamasının içerisine sokuluyor. Farklı geçmişten gelen müzisyenler, etkileyici müziksel gökkuşağı altında farklı kültürlerin melodilerini toparlayıp, hepsini dozajında bu albümde karıştırıyor. Ortaya çıkan eser ise umut, güzellik ve heyecan ile dolup taşıyor.

Grup Üyeleri:

  • China Forbes — vokal
  • Thomas M. Lauderdale — piyano
  • Robert Taylor — trombon
  • Gavin Bondy — trompet
  • Doug Smith — vibrafone ve perküsyon
  • Brian Lavern Davis — konga, davul ve perküsyon
  • Derek Rieth — perküsyon
  • Martin Zarzar — davul
  • Phil Baker — bas
  • Timothy Nishimoto — vokal ve perküsyon
  • Maureen Love — harp

Parça Listesi

1. Everywhere 3:10
2. Tempo Perdido 3:40
3. Mar Desconcido 3:09
4. Taya Tan 2:39
5. City of Night 4:16
6. Ojala 2:59
7. Bukra Wba’do 3:52
8. Cante E Dance 4:25
9. Hey Eugene 3:06
10. Syracuse 3:46
11. Dosvedanya Mio Bombino 4:35
12. Tea For Two 5:02

pink martini – everywhere by Mementos75

Originally posted 2010-07-01 08:07:21. Republished by Blog Post Promoter

Photos on flickr

Tikabasamuzik Tumblr

    http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17109213760http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/17087773585http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16923390130http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/16857634203

Better Tag Cloud