
Yair Dalal
“Ud, Orta Doğunun en güzel ve önemli müzik aletidir. Araplar ve Yahudiler tarafından çok sevilen ve her iki kültürde de ortak olan bir çalgıdır. Ud taksiminde, zaman çölde olduğu gibi, kendi eşsiz ve sınırsız formunda tınlar. Barış da istediği kadar vakit geçirir”. Yair Dalal
1955 yılında doğan Yair Dalal; besteci, kemancı, udi ve şarkıcıdır. Belki de en üretken İsrailli etnik müzisyen olan Dalal, dünya müziğinin genel sahnesini şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Geçtiğimiz on yılda, çok sayıda ve farklı kültürleri kapsayan, otantik bir şekilde İsrail’in kültürlerini temsil eden ve bu kültürleri müzik sayesinde bir bütün halinde birleştiren 11 albüm meydana getirmiştir.
Dalal’ın eserlerinin çoğu, onun klasik ve Arap müziğinin her ikisinde de derin müzik becerilerini ve aynı zamanda çöl ve çöl sakinlerine olan güçlü eğilimini yansıtır. Dalal’ın ailesi İsrail’e Bağdat’tan gelmiş olup, müzik eserlerinde onun Iraklı kökleri saklıdır. İster kendi başına çalışıyor olsun, ister kendi topluluğu Alol ile olsun, Dalal, Irak ve Yahudi Arap müziğini, Balkanlardan Hindistan’a kadar uzanan farklı kültürel ortamlardan kaynaklanan bir dizi etkilenimle birlikte örerek yeni bir Orta Doğu müziği meydana getirir. Çağrıştırıcı nitelikteki besteleri eşsiz ve canlı seslerden oluşurlar.

Yair Dalal Konserde
Dalal, müzikle uğraşmanın dışında, zamanını bazı müzik geleneklerini – Babil müzik geleneği ve Bedevi (Sinai çölü göçerleri) müziğini koruyarak kaybolmalarını önlemeye ayırmaktadır.
Geçtiğimiz yıllarda dünya çapında konserlerde çalmış, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen değişik disiplinlerdeki üst düzey müzisyenler ile birlikte çalışmıştır. Bunların arasında, ünlü batı klasik müzik şefi Zubin Mehta, Jordi Savall ve Hesperion XXI, L. Shankar, Hamza El Din, Ömer Faruk Tekbilek, Michel Bismuth, Ken Zuckerman, Alam Khan, Jim Santi, Armand Aamar, Shlomo Mintz, Maurice El Medioni, Mustafa Raza, Cihat Aşkın, Necati Çelik, Ensemble Kaboul, Adel Salameh, Morwan Abado, Oslo Filarmoni Orkestrası, Kamerata Jerusalem Orchestra, Melmo senfoni orkestrası ve bunlar gibi daha birçokları yer almaktadır.
Dalal, İsrail’de ve diğer ülkelerde, çeşitli müzik eğitim enstitülerine iştirak etmekte ve dersler vermektedir, örneğin “Keshet Eilon”-Keman atölyeleri, ISME-Müzik Eğitimi, Geleneksel Müzik ve Dans Avrupa Ağı, Mendecino Orta Doğu Müzik Kampı (ABD). Dalal, ayrıca İsrail’de Akdeniz Müzik Diyalogunu başlatan kimsedir.
Müzik konusundaki çabalarının yanında, Dalal, aynı zamanda, zamanının ve enerjisinin çoğunu farklı kültürler, özellikle de Yahudiler ve Araplar arasındaki ideolojik engelleri kaldırma konusuna adayan bir barış eylemcisidir de. Dalal, 1994 senesinde Nobel Barış Ödülü gala konserinde, İsrail Başbakanı İzak Rabin, Dışişleri Bakanı Şimon Perez ve Filistin lideri Yaser Arafat’ın şerefine bir performans sunmuştur.
Dalal, müziğini ve İsrail müziğine olan katkısını onaylayan çeşitli İsrail ödülleri almış ve ayrıca 2000 senesinde Jordi Savall’in topluluğunun bir elemanı olarak Grammy ödülüne aday gösterilmiştir. BBC 2003 dünya müziği ödülleri tarafından da, müzikteki başarılarından dolayı orta doğudan en iyi müzisyen olarak aday gösterilmiştir.
Originally posted 2010-03-26 08:14:19. Republished by Blog Post Promoter
Shira u’tfila’nın bir önceki albümü dinleyeni kutsal ve çağdaş ritimlerin ağır karışımları ile ayaklarını yerden kesmişti. Adı oldukça uzun bu 2 CD’lik yeni albümlerinde, çıtayı daha bir yükselten ekip Balkan köklerine korkusuzca çivileme dalıyor. Ağırlıkta Sırplardan oluşan Shira u’tfila bu defa yüz yıla kadar tarihlenen Osmanlı Ladino geleneksel ritimlerine yoğunlaşmış durumda. Arşivsel nitelik taşıyan bu parçaları yeniden yorumlayan ekip kaybolmaya yüz tutmuş bir dünyanın perdesini aralıyor. Projenin baş mimarı ise Seferad uzmanı olan Edwin Seroussi ve her iki CD’de kendisinin bu meseleye vermiş olduğu bilgi ve tutkuya adanmış.
Sefarad müziğine tutku ile bağlı olanlar için kaçırılmayacak bir çalışma “Life As a Song: Sephardic Songs from the Balkans at the end of the 19th Century” ancak ilk defa bu tarzı bu albümde dinleyecekleriniz için biraz daha fazla açıklama yapmakta yarar var. İlk CD grubun solisti Stefan Sablic’in vokalleri ile süslenmiş dinleyeni anında kavrayan ritimsel bir oluşum. Sefarad müziğine yabancı olanlarınızı bile kavrayacak niteliklere sahip. İkinci CD ise tamamıyla eski tozlu dolaplardan çıkartılan notaların hayat bulduğu bir çalışma. Yunanistan, Türkiye ve İspanya ekseninde gidip gelen bu arşivsel CD Sefarad kültürüne tatminkâr bir tanıtım.
Originally posted 2010-07-20 07:57:34. Republished by Blog Post Promoter
Marc Chagall (okunuşu: Mark Şagal) (7 Temmuz 1887 – 28 Mart 1985), Yahudi kökenli Rus-Beyaz; Rus-Fransız bir ressam. Yaklaşık bir asır yaşayan sanatçı 20. yy’ın en büyük ve başarılı sanatçılarının başında yer alıyor. Çalışmalarının birçoğunu Rusya’da yaşayan Yahudilerin köklerine dayandıran Chagall, o dönemler Rusya İmparatorluğu’na dâhil olan Beyaz Rusya’da dünyaya geldi.
Chagall, 1917′deki Rus Devrimi’nde aktif rol aldıktan sonra 1918’de Sovyet Kültür Bakanlığı, tarafından Vitebsk bölgesinden “sorumlu görevli” unvanı verildi. 1920’lerin sonlarına doğru, iç savaş ve kıtlığın başladığı bir dönemde, Chagall Moskova’da açılmak üzere olan Musevi Oda Tiyatrosu için duvar resimleri çizmek için görevlendirildi. Müzik, dans, drama ve edebiyat sanatlarının tasvir edildiği dört duvarda yer alan en önemli eser “Müzik” adlı tablo oldu. Doksan kişilik kapasiteye sahip olan salonun sağ kolunda yer alan bu tablo, herkesi büyülemeyi başardı. Chagall bu eserini çatı üzerinde keman çalan bir Klezmer müzisyeni olarak tanımladı.
‘Klezmer’ kelimesi ‘şarkının enstrümanı’ anlamına gelen iki İbranice kelime ‘Kley’ ve ‘Zemer’ den oluşmakta. İlk başlarda ‘Klezmer’ kelimesi çalınan enstrümanlar için kullanılmaya başladı ancak daha sonra bu müziği yapan sanatçılar ‘Klezmer’ olarak tanımlanmaya başlandı. Klezmer müziğinin öncülerinden kabul edilen Giora Feidman’a göre “tüm Klezmer’ler sanatçı olarak dünyaya gelir ve içlerinde doğal bir güç barındırır. Bu gücü de yansıtabilmek için tek bir enstrümana ihtiyaç duyulurmuş, o da insan, yani bir Klezmer. Klezmer’ler Klezmer müzik türünün enstrümanı kabul edilirler. Musevi kültüründe derin bir öneme sahip olan Klezmer işte Chagall tarafından gördüğünüz üzere böyle resmedildi.
Doğu Avrupa’da savaş sonrası Aşkenazi Musevileri, Balkan’lardan Kara Deniz’e kadar çok geniş bir alana yayıldı ve yerleşti. Ufak kasabalarda ufak topluluklar oluşturdu. Her ne kadar aralarında geniş mesafeler olsa bile bir şekilde irtibatta olmayı ortak kullandıkları Yiddiş dili ile sürdürdü. İşte “Klezmer Müziği” aslında bir kavim müziği…
Ancak bu eser sanatçının Washington D.C.’deki National Gallery of Art Müzesi’nde sergilenen “The Fiddler, 1912-13” (Kemancı) adlı bir diğer tablosu ile karıştırılmamalı. Aralarında çok benzerlik olmasına rağmen “Music” tablosunda Klezmer iki çatı üzerinde yer alır; giydiği kıyafet farklı ve mor rengindedir. Hemen solunda kemanı bir sopa gibi sallayan başka bir Klezmer vardır. Onun haricinde bir kaç daha belirgin farklılıklar var ama burada bu unsurlara girmek gereksiz.
Bir Klezmer kavimi içerisinde büyüyen Chagall keman çalmayı çocuk yaşında düğünlerde öğrendi ve bundan dolayı Musevi Oda Tiyatrosu için resmettiği tablolarında Musevi hayatını ele alırken mutlaka içine bir kemancı entegre etti. İzlenimcilik akımının ardından gelen modern sanat hareketinde yer alan Chagall, pek çok şaheser üretmesine rağmen bu dört tematik tablosunun yeri her zaman ayrı oldu. Özellikle müziğin resmedildiği “Müzik” tablosu hem bir kültürü, hem müziği hem de tarzını anlatmasıyla derin izler bıraktı. Derin bir tarihe, kültüre ve sorumluluğa sahip olan Klezmer müziği ancak bu kadar zengin iki boyutlu tanımlanabilir…
Originally posted 2010-03-05 08:35:53. Republished by Blog Post Promoter