//
Arşiv

Zekeriya S. Şen

Zekeriya S. Şen has written 711 posts for TIKABASA MÜZİK

Buhurizade Mustafa Itri

100 TL banknotların arkasında yer alan Itri potresi

100 TL banknotların arkasında yer alan Itri potresi

UNESCO’nun yıldönümü kutlamalarını yürekten seviyorum. Bazı kültürler tarafından unutulan veya o ana kadar hiç değeri bilinmeyen şahsiyetleri sahne ortasına taşıyor. Bir algı ve duyarlılık yaratıyor. Özellikle müzisyen, şair ve diğer sanat kollarında emek vermiş kişiliklere gösterdiği önem ayrı bir övgüyü hak ediyor. Oysa yaptığı şey öyle çok zor bir şey değil, olanı ön plana taşıyor. Ülkelerin kendi insanı hakkında değer çıtaları düşükken buna bir katkı sağlıyor.

25 Ekim-10 Kasım 2011 tarihleri arasında Paris’te gerçekleştirilen 36. Genel Konferansı’nda, UNESCO tarafından 2012 yılı Bestekâr Buhurizade Mustafa Itrî’nin (1640-1712) ölümünün 300. Yılı olarak kutlanmasına karar verildi. Bizim medyada ne kadar yansıdı bu haber bir elin parmağı kadar bile değil. Neyse o karanlık sulara girip sosyolojik değerlendirmeler yapma niyetinde değilim. Amacım bilenlere bir hatırlatma, bilmeyenlere de naçizane bir tanışma imkanı sağlama.

1640 yılında doğan bestekâr, kaligraf, çiftçi ve şair olan Buhurizade Itri Osmanlı-Türk Klasik Müziğinin gelişiminde önemli rol oynayan, yönlendiren tarihimizde yer alan en önemli kişilerden biridir. Özellikle sözleri ünlü İranlı şair Hafız-ı Şîrâzî’ye ait olan, “Neva Kar” adlı eseri Türk müziğinin repertuarında yer alan en değerli eserlerden birisidir.

Döneminde oldukça üretken olan bestekârın binin üzerinde eseri olduğu söylenmekte ancak tarihin beşiği içerisinde yaşanan sallantılar sonucu ancak kırk tanesi günümüze kadar ulaşabildi. Bu kırk eserden de sadece dördü saz eseridir, diğerlerinin hepsi güftelidir yani sözlüdür. Beş farklı Osmanlı Padişahın döneminde yaşayan Buhurizade Mustafa Itri özellikle dördüncü Mehmet döneminde hak ettiği tanınırlığa kavuştu.

1712 yılında eserlerini bizlere miras bırakarak aramızdan ayrıldı. Bazılarına göre mezarı Yenikapı’da, bazılarına göre Edirnekapı’da. Nerede yatıyor olursa olsun bir ressamın, bir yazarın, bir düşünürün dile getiremediği şeyleri söylemesi ile hep yüreğimizde yatıyor olacak.

300 yıl önce bestekâr ile yorumcu ve dinleyici arasında görünmez bağı kuran bu değerli müzik adamını saygıyla anıyoruz.

Önemli not: 2013 yılı ise, Piri Reis Haritası’nın (1513) 500. yılı olarak UNESCO kutlama programına alınmıştır.

    Şehre Mono geliyor!

    Mono Festivali Logo

    Mono Festivali Logo

     ŞEHRİN MÜZİĞİ KUMSALA TAŞINDI: MONO FESTİVAL

    Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali müzikseverler ile buluşturmaya hazırlıyor. 30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival’de müzik dünyasının yenilikçi ve farklı tarzlarıyla dikkat çeken yerli ve yabancı isimleri, gündüz saatlerinden itibaren sahne alacak.

    Güneşi, denizi ve kumsalı müzikle birleştiren ve aynı zamanda şehre taşıyan tek festival olan Mono, bu yaz unutulmayacak bir program ile müzikseverlerin karşısında olacak.

    30 Haziran Cumartesi günü kapılarını sabah 10:00’da açacak olan Mono Festival’de 4 farklı sahne yer alıyor. Ana sahne ve Burn Electronica & Dubstep sahnesinde izleyeceğimiz dünyaca tanınmış isimler arasında, Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan etkileyici topluluk Gogol Bordello, izleyicilerini ilgi çekici kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına götürecek. Kanadalı New Wave ve Indie rock grubu Metric ise alternatif duruşları ve güçlü sahne performanslarıyla göz dolduracak. Son dönemlerin sıkıcı, monoton ruhundan kurtulmak isteyenlerin aradığı,hayranlarının tüm duyularının uyanmasını sağlayan derin ve vurucu new wave soundlu grup The Horrors ve alegorik tarzıyla seyirciyi büyüleyici, masalsı bir yolculuğa çıkarmayı başaran Danirmarkalı yeni yetenek Oh Land Mono festival’de müzikseverleri bambaşka bir dünyaya taşıyacak. Yerli gruplardan ana sahnede müzikseverleri bekleyen isimse  The Ringo Jets olacak.

    80’leri, gerçek sentez ve prodüksiyonla ürettiği elektronika müzikte başarılı bir şekilde tekrar yansıtmayı başaran Com Truise ve 2010’dan beri yayınladığı sıradışı club trackleriyle beğeni toplayan Bok Bok da, Mono festival’de akıllara kazınacak performanslarla festivali doruğa taşıyacak. Grup Ses Beats ise Burn Electronica ve dubstep sahnesinde performans sergileyecek isimler arasında yerini alıyor.

    Mono Festival’de tatil ruhunu yaşamak isteyenler içinse Beach Bums sahnesi, reggae, lounge ve chillwave parçalarını, Mabbas, Style-ist, Yakuza, Club Bangkok, Radyo Babylon Soundsystem, DearHead, Shangri-La soundsystem  gibi önemli isimler eşliğinde gün boyu dinlemek mümkün olacak.

    Tüm bunların yanı sıra Türkiye’de alternatif müzik denince akla gelen ve katıldıkları her festival ve konserde tartışılmaz müzikleriyle hayran kitlelerini arttıran şehrin sesi Dinamo FM DJ’leri ve prodüktörleri Dinamo Lounge’da sahne alacak. Cervus, Tutan, Kaan Düzarat,Agent Orange, Emre, Muzo B, Barış Bergiten ve daha birçok isim festivalseverleri Dinamo Lounge’da ağırlamaya hazırlanıyor.

    Bravo İstanbul’un görsel konsept ve tasarım katkılarıyla gerçekleşen Mono Festival’de müzik, sanat ve eğlencenin içiçe olacağı ve katılımcıların hem görsel hem de işitsel olarak çok farklı bir festival deneyimi yaşamaları sağlanacak.

    30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival biletleri çok yakında biletix.com ve tüm biletix gişelerinden satışta olacak. Mono Festival’i sosyal medyadan ve websitesinden de takip edebilirsiniz;

    www.monofestival.com

    facebook.com/mono-festival

    twitter.com/monofestival

    Mono Hakkında:

    1 günlük festival;

    30’a yakın yerli ve yabancı sanatçı, dansetmek, DJ performansları, deniz, enerji, dubstep, kum, güneş, heyecan, electronica, tuzlu ten, ayışığı, en sevdiğin t-shirt, indie pop, temiz hava, chillwave, kahkahalar, şehirden uzak, şehrin içinde, punk, en sevdiğin gruplar, kafayı boşaltmak, gündüz sıcağı, shoegaze, salınmak, unutulmayacak anılar,lounge, akşam esintisi, brit pop, yan gelip yatmak,   arkadaşlar, tatil, yemek, daha fazla müzik, indie, çıplak ayaklarla yere basmak, zıplamak, UK garage, yakıcı güneş, keşfetmek, ıslak saç, jazz, yenilenmek ve seneye bir daha olmasını istemek..

    ANA SAHNE

    Gogol Bordello

    Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan Gogol Bordello, sahne enerjisiyle kitleleri harekete geçirip dinleyicilere bol tempolu anlar yaşatmayı başarıyor. Adını ideolojik olarak etkilendiği Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan esinlenerek alan grup 1999 yılında kuruldu ve bir süre Rus düğünlerinde çingene müzikleri çaldı. Gogol Bordello, izleyicilere yaşattığı hiper-kinetik sarsıntılarla kısa sürede New York altkültürünün en popüler isimlerinden biri haline geldi. Roman punk ve roman folk tarzını benimseyen ve Türk seyircisinin de beğenisini kazanmayı başaran Amerikalı grup, izleyecileri olağanüstü kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına davet ediyor. Gogol Bordello, 2006’da Rock’n Coke’ta, 2008’de Efes Pilsen One Love gibi önemli festivallerde sahne aldı.

    Gogol_Bordello

    Gogol_Bordello

    Metric

    Kanadalı indie rock ve New Wave grubu Metric, vokal ve keyboard’da Emily Haines, gitarist James Shaw, basist Josh Winstead ve davulcu Joules Scott-Key’den oluşuyor. 1998’de kurulan grup ilk albümleri “Old World Underground, Where Are You Now”u 2003’te çıkardılar ve bu albümle En İyi Alternatif Grup ödülüne aday gösterildiler. Asıl çıkışlarını 2009’da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümleri “Fantasies” ile yapan Metric, Yılın En İyi Alternatif Albümü ve En İyi Grup ödüllerine sahip oldular. Festivallerdeki performanslarıyla seyirciye unutulmayacak anlar yaşatan ve müzik dünyasına kattıkları yenilikçi bakış açısından güç alan Metric, Haziran 2012’de çıkacak yeni albümleri “Synthetica”yı kariyerlerinin en iyi özeti olarak gösteriyor.

    Oh Land

    Elektro-pop ve deneysel tarzda şarkılarıyla tanınan müzisyen, söz yazarı ve dansçı Danimarkalı Oh Land, gerçek adıyla Nanna Øland Fabricius, müzik dünyasına 2008’de çıkardığı “Fauna” albümüyle adım attı. Kendi adını taşıyan ve 2011’de çıkardığı ikinci albümü sayesinde Danimarka listelerinde beşinci sıraya kadar yükseldi. Oh Land, opera sanatçısı bir anne ve kilise orgcusu bir babanın kızı olarak yetişti ve bunu müziğine de yansıtmayı başardı. Sahne performansının büyülü dünyasını kutsal olarak nitelendiren Danimarkalı şarkıcı,  alegorik özellikler taşıyan müziği ile konserlerinde seyirciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

    The Horrors

    The Horrors 2005’te İngiltere’nin Southend on Sea bölgesinde kuruldu. Çıkış albümleri Stange House 2007 yayınlandı ve kısa sürede İngiltere albüm listesinde 37 numaraya ulaştı. 2009’da piyasaya çıkan Primary Colours’la 25’e ulaşan The Horrors, Temmuz 2011’de çıkardıkları Skying albümleriyle listenin 5. Sırasına yerleşti.

    Plak ve DJ’liğe olan merakları sayesinde tanışan Rhys Webb, Faris Badwan ve Tom Cowan, 60’lar Garaj Rock, New Wave ve Post Punk’a duydukları ilgi sayesinde bir araya geldi. 2005’te Joshua Hayward ve Joe Spurgeon’ı da yanlarına alarak The Horrors’u kuran grup, çıkış singleları “Sheena Is a Parasite” ile halkın dikkatini çekti ve ikinci single’ları “Death at the Chapel” ile NME’ye kapak olma şansını yakaladı.  Müzik piyasasında hızla yükselen grup, Mart 2012’de İngiltere ve İrlanda’da sahne paylaşmak üzere Florence and The Machine’in Ceremonials turnesine katıldı.

    Sahneye çıktıkları anda önce kendilerini, sonra seyirciyi coşturan grup, kaliteli müzikle çılgınlığı bir araya getiriyor.

    Com Truise

    Seth Haley, sahne adıyla Com Truise, New York ve sonrasında Princeton, New Jersey çıkışlı bir elektronik müzik adamı.

    Sentez ve ağır prodüksiyonla yaptığı müziği, 1980’lerin tarzından etkilenmiş. Dinleyiciyle ilk buluşması AM Discs label üzerinden ücretsiz indirlebilen Cyanide Sisters EP’yle gerçekleşen Com Truise, Ghostly International’ın dikkatini çekmeyi başardı ve Cyanide Sisters yeniden basıldı. Hemen ardından Tron: Legacy Reconfigured albümünde bir remixi yer alakn Com Truise, 2011’de ilk albümü Galactic Melt’i piyasaya çıkardı. Neon Indian’ın Sleep Paralysist’ini, Twin Shadow’un Castles In The Snow’unu, Franklin’in  I Know’unu, Ana Lola Roman’ın Klutch’ını remixleyerek gittikçe müzik piyasasında adından söz ettirmeye başlayan Com Truise, Aralık 2011’de yayınladığı Foster the People’ın Helena Beat remixiyle büyük beğeni topladı.

     DOMİNO LOUNGE

    Cervus

    Türkiye’nin en geniş katılımlı DJ anketi “DJ Office Best DJs 2005″ anketinde yılın en iyi DJ’i seçilen Cervus sahip olduğu yetenek ve vizyonla elektronik müzik piyasasının en sağlam isimlerinden. Başarılı DJ ve yapımcıyı canlı dinlemek isteyenler için harika bir fırsat.

    Tutan

    Türk müziğinin Barış Manço, Zeki Müren gibi ustalarının şarkılarını kendine has soundıyla mixleyen Tutan, House ve Techno konusundaki cüratkırlığını radyo programına da taşıyıp, her eserinde küçük deneyler yapan bir DJ.

    Kaan Düzarat

    1980 Eskişehir doğumlu; ama İstanbul’a İngiliz electro house soluğunu getirmesiyle bilinen, yıllardır Dinamo’da DJ’lik yapan ve Vesvese’yle sık sık İstanbul’u sallayan Kaan Düzarat, bu kez de Mono Festival’de.

    (((emre)))

    DJ’liğe 1997’de Açık Radyo’yla başlayan (((emre))), şimdilerde Dinamo FM’in vazgeçilmezlerinden. Kendisi Magma, Ministry, Captain Hook, Hangar – 2019, Milk, Çubuklu Hayal, Karga Bar, Zihni, Orange, 7th House, The Club 20 – Ankara, Wasp, Juke Box, Solar Beach, Minimüzikhol gibi mekan ve festivallerde çalarak seyircinin favorileri arasına girdi.

    Agentorange

    Agentorange ya da gerçek adıyla Mete Tavukçuoğlu, 90’lı yıllarda drum’n bass, big beat ve house müziğe ilgi duymaya başladı ve arkadaş partilerinde başlayan DJ’lik serüveni Türkiye elektronik müzik piyasasının en önemli isimlerinden biri olmasıyla devam ediyor. Agentorange’ın müziğinde breakler, techno, elektro ve bol vokal duyacak, ona hayran kalacaksınız.

    Muzo

    Türkiye’nin en sevilen radyocularından, Dinamo’nun çok yönlü ismi.

    Bergiten

    1993 yılında DJ’liğe başladı. Soulfultechno, Deephouse, Progressive house ve Breakbeat ağırlıklı müziğiyle birçok radyo ve klüpte çaldı. Bugün Dinamo’nun müzik direktörlüğünü yapıyor ve haftada bir dinleyenleriyle buluşup, hızından hiçbir şey kaybetmediğini herkese gösteriyor.

    Doğukan İres

    Lise yıllarında Depeche Mode’a olan hayranlığı sayesinde başlayan müzik serüveni Londra’nın ve İstanbul’un en popüler klüplerinde çalmasıyla sonuçlanan Doğukan İres, house, tech-house ve deep-house dolu bir performansla Mono Festival’de.

    BEACH BUMS

    Mabbas

    2000 yılından bugüne neredeyse hiç ara vermeden Türkiye’nin en kaliteli radyolarında DJ’lik, müzik dergilerinde yazarlık ve festivallerde direktörlük yapmış Mabbas, tam anlamıyla bir müzik adamı. Sırasıyla Radio Cool, FG 93.7, Radyo 92.3 ve Dinamo 103.8’de tanıştığı dinleyenleriyle  Kasım 2009′dan itibaren Pazar akşamları saat 21.00′de Radyo Eksen 96.2′de buluşan Mabbas, canlı canlı Mono Festival’de.

    Club Bangkok

    Club Bangkok,gece hayatı boşluğunu görüp şaşıran, sonrasında şaşırmayı bırakıp bir ‘club night’ başlatan üç enerjik gençten oluşmakta. 2010 ortalarında Doğu yanına Hakan Odabaşı ve Onur Yazıcı’yı alarak Bangkok gecelerinin İstanbul ayağına başladı. Bangkok DJ’leri bir yılı aşkın süredir bütün kalpleriyle sevdikleri bir playlist ile gelenlerin yüzünde gülümseme, ertesi gün de vücutlarında müthiş bir hangover bırakmayı başardı. The Clash, The Sonics, Sex Pistols gibi ‘Old-Skool-Indie’yi, 2004 sınıfından terk The Libertines, Futureheads ve arkadaşlarıyla birleştirip, her çalındığında tavandan ter akıtacak derecede dans ettiren Blur, Franz Ferdinand marşlarıyla karıştırınca insanların mutlu olmaması imkânsıza yakın.

    Style-ist

    Yetenekli DJ, elektro, elektroclash, elektropop ve breakbeat gibi müzik türleriyle önemli festival ve organizasyonlarda kendini kanıtlamış bir isim. Ayrıca dub ve reggae birleşimli sounduyla da sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.

    Yakuza

    Asıl adı Can Utkan olan DJ Yakuza’nın kariyeri Tokyo’da çaldığı çeşitli kulüplerde başladı. 1999 yılında Türkiye’ye dönen ve Radio Oxigen’de çalmaya başlayan DJ Yakuza, ağırlıkla drum’n bass ve break-beat tarzlarına yönelse de kendine ait farklı ve zengin bir dil yarattı. DJ’liğin yanısıra önemli caz müzisyenleriyle de ortak çalışmalar yapan sanatçı, prodüktör kimliği ile de değişik projelerde yeraldı. Cem Yıldız, Richard Hamer ve Murat Uncuoglu ile birlikte, elektronik altyapıyı Türk folk müziği ve enstrümental biçimlerle harmanlayıp geleneksel vurmalı çalgılarla örülmüş çok sesli ve “jazzy” bir kurgu ortaya çıkardıkları Orient Expressions grubunu kurdu. 2008 yılında DJ olarak ilk çalışması “Labyrint” yayınlandı. Birçok ülkede performans gösteren DJ Yakuza, İstanbul’un en eklektik ve keyifli elektronik müziklerini yapan isimlerden biri olarak gösterilmeye devam ediyor.

    DearHead

    Kuruldukları 2009 yılı itibari ile İstanbul elektronik müzik piyasasına yeni bir soluk getiren DJ ikilisi DearHead (Bengi Ünsal & Evrim Tüfekçioğlu), bol vokal ve ritimli parça seçimleri, farklı türleri birleştirmekteki ustalıkları ve sahnedeki enerjileri ile gönüllerde taht kurdu.

    Dancing Birds Feel The Beat

    Kiki, Babylon, Ghetto gibi mekânlarda modern zaman içinde “boogie night”lar yaptı Dancing Birds Feel the Beat ikilisi Sehnaz ve Sine… Biri Screamin’ Jay Hawkins, The Beach Boys, The Trashmen çaldı, diğeri setin başına geçtiğinde tam da bu zamanın kahramanlarını arka arkaya dizdi; Two Door Cinema Club, MGMT, La Roux, Interpol… Bu kez festival güzellemeleriyle setin başına geçecekler, eskiler yeniler bir yana sahnenin ortasına eğlence koyacaklar.

     

      Fazıl Say Strasbourg’da

      Fazıl Say

      Fazıl Say

      Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bulunduğu Strasburg kentinde sahne alıyor. Strasburg Filarmoni Orkestrası tarafından davet edilen Say, 10 ve 11 Mayıs  tarihlerinde vereceği iki konser ile sanatseverlerin karşısında olacak. Konserler Avrupa’nın en önemli merkezleri arasında yer alan 2000 kişilik Strasburg Kongre Sarayı Erasmus Salonu’nda gerçekleşecek.

      “ Heyecan verici piyanist”

      Fransız müzik otoriteleri tarafından  “Kusursuz tekniği ve muazzam enerjisi ile uluslararası müzik sahnesinin en heyecan verici piyanistlerinden biri “  olarak  gösterilen Fazıl Say’a,   konserler sırasında  şef Marco Letonja yönetimindeki Strasburg Filarmoni Orkestrası  eşlik edecek. Her iki konserde de  Sostokoviç ‘in  “Re minor Predlüd ve Füg No :24 “, Çek besteci Dvorak’ın “G Majör Senfoni No 8, Op. 88”  adlı eserlerinin yanı sıra ünlü Fransız besteci Saint-Saëns’ın  piyano ve orkestra konçertosu olan  “Sol minör Op.22 “ eseri seslendirilecek.

       http://fazilsay.com/

      http://www.philharmonique-strasbourg.com/mai.php?d=1

      PMC SALLE ÉRASME

      PMC SALLE ÉRASME

        Photos on flickr

        Tikabasamuzik Tumblr

          http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23117026674http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/23030093435http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22981069805http://tikabasamuzik.tumblr.com/post/22771137786

        Rastgele

        the_concert-tablosu
        Aniello Falcone ve The Concert Tablosu
        May 14, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        Lale Plak
        276. Dünyayı Dinliyorum
        May 13, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        100 TL banknotların arkasında yer alan Itri potresi
        Buhurizade Mustafa Itri
        May 9, 2012
        By Zekeriya S. Şen
        Better Tag Cloud