Çarpraz Harmanlama

Çarpraz Harmanlama KARALAMALAR

Çapraz harmanlama ve Melodik Kültürel kesişim. Neden bu kadar cazip?
 
Her gün haberlerde eksiksiz olmazsa olmaz şiddet dolu, kana susamış insanların görüntüleri ile karşılaşıyoruz. Dünyanın her köşesinde din, kültür, ırk gözetmeksizin ayrıcalıksız insanlar birbirlerini tamir edilmemek üzere yok ediyor hem gerçek ve hem de mecazi anlamda. Trajik öyküler, şok edici şiddetin hep dünyamızın arka fonunda güncel olduğu bir ortamda, farklı uç kültürlerden gelen müzisyenlerin bir araya gelip kulak arkası edemeyeceğiniz enfes ritimler ve orijinal besteler ile ortaya çıkabilmeleri tüm bu negatifliğin içerisinde mutlak barışı ve güzelliği yansıtıyor. Sadece bir parça müzik ihtiyacımız olan tek şey…
 
Kültürel-çapraz harmanlama ideolojik olarak insanoğlunun mevcut kaotik ortamlarda barış içerisinde çalışabileceğinin en güzel örneği. Üretimlerin bu kadar çarpıcı oluşu ve dinleyen kesimi etkilemesi ise tamamıyla özgünlük kavramı üzerine kurulu bir açılım. İfade ve duygu üzerine yapılandırılan bir kavram olan müzik, hiç şüphesiz aynı hissiyatı paylaşan tamamıyla farklı kültürlerin ortak kesişim noktası. Evet, açıklama bu kadar saf ve basit. Zaten işin özü buna dayanmalı değil mi?
 
Ancak bu yazıldığı kadar kolay değil. Müziksel füzyon beklenildiği üzere cazip olmak zorunda değil. İllaki bir yerel sanatçı ile etkileşime giren bir başka sanatçının üretimi ilgi çekici olacak diye bir kaide yok hatta bu tanıma sahip olması düşündüğümüzden bile zor. En önemli faktör kesişim noktasında buluşan müzik tarzlarından öte sanatçıların kendileri. Farklı yönlerden yol alıp gelen bu sanatçıların ne kadar sorumlu, sürdürülebilir ve algılarının açık olması asıl önemli olan konu. Takdir edersiniz ki tüm bu tür kombinasyonları bir araya getirmek ve uygulamak oldukça zor ancak hakkıyla verilen bir çaprazlamanın keyfine de diyecek bir şey yok.
 
Evet, belki de bu tür kültürel harmanlamalara çok kredi veriyoruz oysa sadece “iyi müzik yapmak” gibi sığ bir vizyon ile üretilmiş olabilirler. Fakat bir müzik yazarı ve özellikle dinleyicisi olarak vizyonun daha derin unsurlara dayandırıldığını düşünmek istiyorum. Ortaya çıkan müzik, yapılmış olmak için üretilmiş olabilir, en ufacık bir derinliği olmayabilir ancak yine de bir etkileşimin ürünü olduğu hiç şüphesiz. Farklı kültürlerden gelen sanatçıların emek verip birlikte ürettikleri bir meyve, her şeyden öte bunun için bizleri etkilemekte. Bir diğer özelliği ise farklı kültürlerdeki dinleyicileri bir araya getirmesi, bu durumda elbette başarılı bir harmanlama olarak değerlendirilebilir. Öte yandan acısıyla tatlısıyla her zaman bir füzyon çalışma dikkat çeken bir oluşum oysa daha çok müzisyen daha çok etkileşime girse bizlerde füzyonsal çalışmalar için bu kadar kelam sarf etmeyiz. Genel üretim şemasına bakılınca farklı kültürlerden gelen ortak çalışmalar o kadar az ki, ister istemez mevzu bahis sanatçıların bir araya gelmesi “ne alaka” dedirtse bile dikkat çekiyor. Oysa bu tür etkileşimsel üretimler daha çok olsa, çıta daha bir yükselecek ve kalite daha bir artacak.
 
Kültürel etkileşim çatısı altında üretilen çalışmalar ne yazık ki az ve bundan dolayı değerli, haklı veya haksız. Aşağıda kanımca Dünya Müziği tanımı itibarıyla ve hatta daha öncesi üretilen en başarılı kültürel etkileşim çalışmaları yer alıyor. Bir ilk on diyebiliriz. Değerlendirme tamamıyla üretimlerin derinliği, ulaştığı dinleyici kitlesi, kalitesi, sorumluluğu ve elbette kendi beğeni kriterlerim sonucu ortaya çıkan bir liste. Elbette itiraz edeceksiniz, bunun ne işi var burada, neden bu yok, hatta belki sıralama yanlış diyeceksiniz. Ancak eleştirmeden önce bir okuyun, süzün, değerlendirin ve dinlemediyseniz mutlaka dinleyin.  Sonra yorumlarınızı alayım…
 
1. Peter Gabriel – “Passion”
Real  World  Records’un kurucusu Peter Gabriel belki de bu çalışmasıyla füzyon oluşumlarının başlangıcını tarihlendirdi. Martin Scorsese’nin “The Last Temptation of Christ” adlı filminin müziği olarak piyasaya sürülen albüm adeta filmin ününü geçip kendine özgü bir hayran kitlesi sağladı. O dönemde mevcut olan tüm sınırları yıkan müzik, birçok farklı kültürden gelen sofistike müzisyenleri bir araya getirip derin, sorumlu bir çalışma olarak tarihe geçti. Dünya Müziği kulvarında her dinleyicinin mutlak sahip olması gereken çalışma arkasından sürüklediği toz sayesinde, özellikle inanılmaz müzik kuvveti ile sağladığı atmosferik ve ayrıcalıklı ritimsel dokusu ile Dünya Müziğine önemli bir katkıda bulundu. Türkiye, Senegal, Ermenistan, Amerika, İran, Pakistan, Mısır ve pek çok diğer ülkelerden gelen sanatçıların bir komun çalışması olan albüm Peter Gabriel’in en başarılı çalışmasının yanı sıra pek çok tarzda da hakkıyla önemli bir konuma sahip olabilecek nitelikte.
 
2. Damon Albarn & Friends “Mali Music”:
Gorillaz ve Blur’un beyni, Brit-pop furyasının mimarlarından Damon Albarn, son zamanlarda ciddi anlamda Dünya Müziğine özel ilgi gösteren sanatçılardan biri. 2002’de  OXFAM (İngiltere’de bir yardım kuruluşu) sayesinde Mali’ye yaptığı bir seyahatte yerel müzikten inanılmaz etkilenen sanatçı Brit-pop unvanını doya doya yaşarken bu albümü kaydetme kararı aldı. Toumani Diabaté ve Afel Bocoum gibi Mali’nin efsanevi sanatçılarını bir araya getiren çalışma Afrika-Britanya füzyonunun en başarılı üretimlerinden biri. Atmosferi çok iyi yansıtan, tabiat sesleri, insan vokalleri ve yerel enstrümanların analog ritimlerinin oraya buraya serpiştirildiği albüm, dinleyeni yerel halk ile birebir buluşturuyor. En önemli unsuru ise Damon Albarn’ın arka planda kalıp yerel sanatçıların sahnenin tam ortasına koyuyor olması.
 
3. Nitin Sawhney – “Beyond Skin”:
Dünya Müziğini fiilen elektronik müzik ile evlendiren ve kültürel ritimler arasında enfes köprüler kuran Hint asıllı Britanyalı Nitin Sawhney bu albümü ile bir kilometre taşı olarak tarihe geçti. Pek çok dünya müziği sanatçısı ile müzik evliliklerine giren Sawhney 1999 tarihli bu albümü ile kişilik kavramı dışında, insan tanımı olarak kültürel etkileşimin en başarılı müziksel yansımasını üretti. Talving Singh, Karsh kale ve Joe gibi sanatçılara ön ayak olan Sawhney hala bu kavların tek hakimi. Tüm kalıplaşmış önyargıları yıkan albüm mutlak bir demirbaş.
 
4. Transglobal Underground
Grup anlamında füzyon kulvarında ilk ön plana çıkan ekip hiç şüphesiz Transglobal Underground. Londra mercili olan ekip 1990 doğumlu ve pek çok farklı kültürden gelen sanatçıları ihtiva edip barış içerisinde aynı çatı altında toplaması ile biliniyor. Günümüze kadar 7 albüm üreten ekip müziği ile ırkçılığa yumruk indiren en kuvvetli oluşumlardan biri. Özellikle tüm Dünyaya Natacha Atlas’ı hediye etmesi ile tanındıklarını da vurgulamadan geçmeyelim.
 
5. Zakir Hussain – “Making Music”:
1987 tarihli bu albüm Dünyamızdaki en iyi perküsyoncu olan Zakir Hussain’in Batı ve Doğu müziksel harmanlamasının en iyi örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Klasik tabla virtüözü olan Hintli sanatçı birçok yerel sanatçının kariyerini şahlandırmanın yanı sıra daha önce sanatçıların düşünmedikleri kulvarların varlığını ortaya çıkarttı. Füzyondan öte müzik tarzları arasında gidip gelmeleri kolaylaştıran, algılama unsuru üzerine vizyon açan sanatçı kelimenin tam anlamıyla bir dünya müzisyeni.
 
6. Afro Celt Sound System
1992 yılında gitarist Simon Emmerson tarafından kurulan ekip Kelt, Afrika ve Dünya ezgileri üzerine yapılandırdığı deneysel müzikleri ile çok etkili bir oluşum. Göçebe Kelt’lerin Avrupa’ya göç etmeden önce Hindistan ve/veya Afrika’da yaşadıkları tezi üzerine kurulan ekip bu serüveni müziksel olarak yaşatıyor. Emmerson, Baaba Maal’ın grubunun üyelerini İrlanda’dan gelen yerel sanatçılar ile bir araya getirerek daha önce duyulmamış ritimsel bir dünyaya sokuldu. 1996’da Peter Gabriel’in müzik şirketi Real World Music etiketi altında üretimler çıkartan ekip şu ana kadar beş albüm üretmenin yanı sıra 1,2 milyonluk satışı ile bu tür ritimsel harmanlamaların ne kadar etkin olabileceğinin en güzel örneği.
 
7. Ali Farka Touré & Ry Cooder – “Talking Timbutku”
Bu albüm Afrika ve Batı’yı müziksel platforma bütünleştiren bir çalışma olarak listemizde önemli bir yere sahip. Nehrin Blues adamı Malili, Ali Farka Touré ile bir Araya gelen müzik seyyahı Ry Cooder 1995’de bu albümü kaydedip Dünya Müziğinde farklı bir açılıma yönlenmemizi sağladı. Grammy dahil pek çok ödül ile onurlandırılan albüm özellikle Afrika kıtasından sanatçıların Barı’ya kolay adım atmasını ve Batı sanatçılarının Afrika’ya karşı olan ön yargısını kırmayı başardı.
 
 8. Tinariwen ve Tunng
Bu kadar uç kesimden gelen iki farklı grubun bir araya gelmesi hiç bir şeyin imkânsız olmadığının güzel bir kanıtı. Tinariwen Sahra çöllerinden gelen göçeme bir blues ekibi; Tunng ise Britanya’da deneysel folklorik müzik yapan bir oluşum. Her iki ekip bir araya gelerek yıkılması düşünülmeyecek müziksel bariyerleri yıktı. Ortaya çıkan işlevsel, bütünsel ve işbirlikçi müzik daha önce dinlemediğimiz bir ritimsel şöleni önümüze serdi. BBC 3’un bir programında bir araya gelen iki kutup dil ve kültür bariyerlerini hiçe sayarak bir beden oldu ve ortaya dinledikçe haz veren, haz verdikçe büyüleyen bir ritimsel zenginlik çıkarttı.
 
9. Salsa Celtica
İsimden de anlaşılacağı üzere Salsa Celtica caz, salsa ve Latin Amerika geleneksel müziği üzerine uzman olan sanatçılar ile bir araya gelen geleneksel İskoç ve İrlandalı sanatçılardan oluşan bir karma ekip. Salsa ve Folk ezgilerinden türetilen kendi bulaşıcı stillerini yaratan ekip pek çok festivalin ana sanatçısı olmanın yanı sıra Dünya Müziğinde önceden düşünülemeyen bir harmanlamanın açılımı. 1995’den beri bir birinden lezzetli dört albüm üreten ekip özellikle 3. albümleri “El Agua De La Vida” ile Dünya Müziği listelerinde uzun süre ilk beşin arasında yer aldı. Tamamıyla farklı iki müzik stilini bir araya getiren ekip füzyon müzik açılımının doruğunda yer alıyor.
 
10.Justin Adams ve Juldeh Camara – “Soul Science”:
Batı Afrika blues müzik tarzı her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur ancak bu tarzın ritimlerinin üzerine dolgun rock temaları işlemek her aklı salim kişinin harcı değil. Ya çok cesur yâda cidden deli olmak gerekir, zira bu iki tarzı organik bir yapı içinde harmanlayıp ortaya kaliteli bir çalışma çıkartmak yazıldığı kadar kolay değil. Özellikle biraz daha ileriye giderek bu harmanlamanın içerisinde yer alan müziksel köprüleri dünya ezgileri ile birleştirmek oldukça zor. Ancak Justin Adams gibi uzun müzik özgeçmişine sahip olan bir sanatçı, böyle bir hayali gerçekleştirebilir. Zira kendisi Sahra Çölü’nün blues grubu Tinariwen gibi grupların ses sentezini tamamıyla koruyup hak ettiği yere taşıyan bir müzik adamı. Hiç kuşkusuz böyle bir harmanlamayı ancak Justin Adams kotarabilir. Nitekim Juldeh Camara’yı yanına alan müzik seyyahı “Soul Science” albümü ile bir füzyon labirentinden öte saf müzik tarzlarının birbirlerine sert çarpıştırılması ile ortaya çıkan, kulaklarınızda kıvamında bir müzik şöleni bırakan ekonomik kısa parçalardan oluşan son on yılın en iyi dünya müziği albümlerinden biri olan çalışmayı çıkarttı. Bir blues/rock albümünden çok öte olan “Soul Science”, bu tarzların dünya müziği serpiştirilmesi ile ne boyutlara taşınabileceğiniz kusursuz bir örneği.

En Son Yazılar

Dr. Shinichi Suzuki

Dr. Shinichi Suzuki

1930’ların başlarında hayata geçen Suzuki metodu ve eğitim bilimi ilk andan itibaren yanlış anlaşıldı. Yirmi yaşlarının çoğunluğunu Berlin’de geçirdikten sonra Tokyo’ya dönen Suzuki bir anda kendisine karşı yoğun bir ilgi olduğunu fark etti.

TaKiDum

TaKiDum

Playing exciting improvisations, the trio takes listeners on a journey of feeling alive, touching souls and activating all senses. The music created enables the listeners being part of the music immediately and start contributing spontaneously in live performances.

Ktesibilos

Ktesibilos

Bir berber çırağı olan Ktesibilos, içerisinde kâşif ruhu ile fizik ve mühendisliğe merak saldı. Bunun sonucu olarak da dünya tarihinde bilinen ilk klavyeli çalgı aletini keşfetmiş oldu.

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Bir parçanın tek başına gerçeği yansıtması pek mümkün değil. Ancak o parçanın varlığı birebir insanın varlığının kanıtıdır. Bu bağlamda Aristoteles’in dediği gibi, “Duyguların dile getirilmesi yolunda hiçbir şeyin bir şarkı kadar etkili olması mümkün değildir.”

Afro Celt Sound System

Afro Celt Sound System

A supergroup whose line-up expanded and evolved around four core members (Simon Emmerson, James McNally, Iarla O’Lionaird, Martin Russell), the Afro Celt’s pan-global sound redefined dance music and stumped music critics. They remain defiantly, enigmatically uncategorisable.

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Lübnan doğumlu Rabih Abou-Khalil’in müziğinde geleneksel Arap ezgileri, caz doğaçlamaları ve Avrupa klasik teknikleri ile birleştiriliyor. Utçu ve besteci Rabih Abou-Khalil her zaman köklerinin uzandığı Arap müziğinin atmosferi ile günümüzün küresel ezgileri

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Bueno Vista Social Club öncesi İbrahim Ferrer’in kuvvetli Santiago şivesinden dolayı, romantik Küba ezgileri olarak sınıflandırılan Bolero tarzında şarkı söyleyemeyeceği şeklinde kapılar her zaman yüzüne çarpıldı.

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Ancak asıl elektronik müziğin çehresini sonsuza kadar değiştirecek kişi bundan 40 yıl önce geldi. Adı Dr. Roger (Bob) A. Moog (“Moog” soyadı Mo-oug olarak telaffuz ediliyor, Mu-ug olarak değil) olan bu kişi Theremin’e olan özel ilgisinden dolayı yaptığı araştırmalar sonucu

Tuva'dan Gelen Alash Ensemble

Tuva'dan Gelen Alash Ensemble

Alash Ensemble adlı topluluk, adını Tuva’nın kuzeybatı bölgelerinden geçen Alaş nehrinden almıştır. Topluluk üyelerinin Geleneksel Tuva Müziği ile ilgili çalışmaları çocukluk zamanlarında aileleri tarafından başlatılmış, daha sonra Kızıl Sanatlar Akademisi’nde (Kızıl, Tuva’nın başkenti) usta kaylama

Bollywood ve Müzik

Bollywood ve Müzik

Hindi dilinde Bollywood film müziklerine filmi denir; yani filmden gelen müzik anlamına gelir. Bu müzikler genellikle film çekiminden önce profesyonel müzisyenler tarafından bestelenip seslendirilir ve film içerisine yedirilir.

Trilok Gurtu Spellbound

Trilok Gurtu Spellbound

Mumbay’da 1951’de doğan sanatçının kariyerinde “Spellbound” tipik bir çalışma kategorisinde değil.

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

Gaspare Traversi

Gaspare Traversi

Kırk sekiz yıl yaşamış olan Gaspare Traversi bir İtalyan Rokoko ressamı. Özellikle kavramsal tarz çalışmalarıyla bilinen bir ressam. Ömrünün uzun bir süresini Napoli’de geçiren sanatçının 1760’da resmettiği Sanat temalı “Müzik veya Konser” isimli tablosu bu ayki konuğumuz.

Ne Dinliyorsan Osun

Ne Dinliyorsan Osun

Hatırladığım ilk albümlerden biri Missa Luba adını taşıyordu. Grubun adı Les Troubadours du Roi Baudouin ve 1958 yılında piyasaya çıkmış olan bu albüm bir defa da Pier Paolo Passolini’nin “The Gospel Accordinbg to St. Mathew” filminde karşıma çıkmıştı.

Birinci Konstantin

Birinci Konstantin

Peki, hiç düşündünüz mü, bu kenti kent yapan, Doğu Roma’nın başkenti olarak ilan edilen Gaius Flavius Valerius Aurelius Constantinus veya popüler adıyla 1. Konstantin veya Büyük Konstantin nerede ebedi istirahatinde.

30 Years of Strolling Through Istanbul

30 Years of Strolling Through Istanbul

It was thirty years ago that we dwelt on to her surprises. The city that has been founded on legends and has been on the radar of all poets, artists and emperors ever since. She has a dozen names but recently has been called İstanbul.

Blues’un DNA’sı: Ali İbrahim “Farka” Touré

Blues’un DNA’sı: Ali İbrahim “Farka” Touré

Teoride Afrika müziğinin Batılılar tarafından sevilmemesi için birkaç tane iyi neden var. İlk olarak Batılılar için armoni çok önemlidir, sonra bunu görsellik takip eder. Ancak Afrika müziğinde armoni ve görsellik arka plandadır, daha çok müziğin ruhuna önem verilir.

Komuz

Komuz

Typically, a komuz is made of a single piece of juniper or apricot wood, both found in abundance throughout Kyrgyzstan. The Kyrgyz words for the parts of the komuz relate to parts of the body or symbols dear to the Kyrgyz people