Eski Sovyetler Birliğine bağlı Ukrayna’nın Kiev kentinin ilk elektrogitar sahibi olan, Rock’n'Roll müziği için eğitimini yarıda bırakan, işinden ayrılan ve hatta özgürlüğünden feragat eden bir baba. Bu, Avrupa’yı kasıp kavuran “Çingene Punk” müziğinin en başarılı temsilcilerinden birisi olan Gogol Bordello ekibinin solisti Eugene Hütz (tam adı Yevhen Hütz) için Rock’n'Roll’un tanımı. Çünkü Rock’n'Roll onun için hiçbir zaman uzun saç ve yüksek gitar melodileri olmadı. Onun için Rock’n'Roll, adım atılmamış alanları keşfetmek için açılan isyankâr bir kapı oldu. Bu zorbalık ile yetinmeyen sanatçı büyüdüğü çingene ve kabare müziği ile Rock’n'Roll’u harmanlayıp yakaladığı “Çingene Punk” olarak sınıflandırılan müzik türünü tüm dünyaya tanıttı. Sanatçının amacı dinleyenleri ile birlikte farklı müziksel atmosfer keşfine çıkmak. Bu tür bir yaratıcı damara denk gelmek öncelikle cesaret, azim ve her şeyden öte geniş görüş isteyen bir nitelik.
Müziğin isyankâr yönüne inanan karizmatik Eugene Hütz (aynı zamanda DJ Hütz olarak da biliniyor), 1993 yılında Çernobil felaketinden sonra A.B.D.’ye göç etti ve kendisi gibi Doğu Avrupa ülkelerinden göç etmiş olan bir müzik ekibi kurdu. İlk başta adına “Flying Fuck” adını verdikleri grup tanınmaya başlayınca genel ticari ahlak kurallarına uyarak adını “Gogol Bordello” olarak değiştirdi. New York’ta ikamet eden grup, üst üste verdiği azgın konserler sayesinde piyasanın klişe eğilimine sistematik olarak karşı gitti. Bu, onlara New York’un fenomen alternatif grubu unvanını kazandırdı. Akordeon, kemençe, elektrogitar ve bateri melodilerini Rock’n'Roll, kabare, punk ve çingene müziği türlerine işleyen ekibin ses sentezi velveleli, çok sıcak, melodik ve kıpır kıpır isyankâr olarak sınıflandırılabilir. Bir noktada Iggy Pop’un Kafka ile buluşması nasıl olurdu sorusunun cevabı gibi.
Gruba olan yoğun ilgi solist Eugene Hütz’un Kill Your Darlings, Kill Your Idols ve en son olarak Jonathan Safran Foer’ın romanında sinemaya uyarlanan Everything Is Illuminated filminde Elijah Wood’un yanında rol almasına neden oldu. Gitarist Vlad Solofar, akordeoncu Sahsa Kazatchkoff, baterist Eliot Fergusen ve kemençeci Sergei Riabtsev’den oluşan Gogol Bordello ilk albümlerini, kuruldukları tarihten tam altı yıl sonra, 1999 tarihinde, “ Voi-La Intruder, ” adı altında Nick Cave & the Bad Seeds ‘in bateristi Jim Sclavunos yapımcılığında çıkarttı. Kısa bir süre sonra Solofar ve Kaztchkoff yerlerini akordeoncu Yuri Lemshev, gitarist Oren Kaplan ve saksafoncu Ori Kaplan’a bıraktı. Kaplan’ların arasında bir bağ yok. New York’un Bulgar ve Ukraynalı tavernalarında çalan grup kendisine sağlam bir hayran kitlesi yarattı. Bu hayran kitlesi sadece göçmenlerden değil aynı zamanda Amerikalılardan oluşmakta. Her gece müzik ile kırılan sayısız tabakların arasında Gogol Bordello’ya olan ilgi arttı ve bundan dolayı doğan arz talep sonucu grup 2002 yılında yeni çıkarttıkları “Multi Kontra Culti vs. Irony” albümlerinin tanıtımı kapsamında uzun bir Avrupa turnesine çıktı. Bu, grubun müziğini tamamen yeni bir dinleyici ile tanıştırdı. 2004 yılında gelen “J.U.F” (Jewish-Ukrainishe-Freundschaft / Musevi-Ukraynalı-Arkadaşlık) albümleri Arap programcı Tamir Muskat işbirliği ile gerçekleşti. Altı parçadan oluşan “East Infection” (Doğu Enfeksiyonu) EP’si 2005 yılının ilk yarısında çıktı ve grubun bu süreç içerisinde ne kadar küreselleştiğini gösterdi. 2005′in son yarısında gelen en yeni çalışmaları “Gypsy Punks Underdog World Strike” (Çingene Punk, Mazlum Dünya Grevi) grubun ilk defa uluslar arası normlara uygun 15 parçadan oluşan ve yaklaşık bir saatin üstünde olan albümü.
Alternatif rock’un babası olarak nitelendirilen Steve Ablini liderliğinde kaydedilen albüm, muhalif sarhoş devrimcilerin orijinal bestelerinin bir araya toplandığı bir çalışma. Albümün ana teması: “hayat kısa ve genelde zor, kaybedecek zaman yok. Onun için istediğin gibi yaşama hakkını sonuna kadar savun.” Manhattan’ın Doğu bölgesinden Çeçenistan’ın soğuk ara sokaklarına dinleyeni sürükleyen albüm göçmenlerin marşı olacak nitelikte. Zaman zaman Slavca söyleyen The Pogues’u andıran Gogol Bordello, dinledikçe keyif alacağınız, keyif aldıkça içinde yer alan gizli mesajları algılayabileceğiniz bir kültür çakışması. “Bir dakikada 60 devrim / Bu benim normal hızım / O halde bununla nasıl yaşamamı beklersin? / Tüm alarmları çalmadan / Çar’ları devirmeden / Barları boşaltmadan / Bir dakikada 60 devrim / Bu benim normal ihtiyacım” sözlerini içeren albümün en kuvvetli parçalarından biri olan ’60 Revolutions’, (60 Devrim) aslında Gogol Bordello’nun meselesini tam olarak açıklıyor. Yine reggae, hip-hop, punk, rock’n'roll, rap ve çingene müziğinin karışımı olan albüm, Steve Ablini’nin hünerli elleri sayesinde diğer çalışmalarına kıyasla çok daha kalitesi ile sırıtıyor. Gogol Bordello’nun yüreğini bu albüme akıttığı hissediliyor. Bu sıcaklık diğer albümlerde o kadar ön planda değildi. Albümde yer alan anlamadığımız farklı diller (Slavca, Rusça, İspanyolca) ise aynı hissi yansıtmakta. İlk dinlemede, karmaşık ve duygusal yönden ham olarak algılanabilen albüm, özünde tecrit edilenlerin isyanı. Hayatımızın her hangi bir noktasında mutlaka ayrıma maruz kaldığımızı düşünürsek bu albüm benim, senin, onun, hepimizin sesi.
Gerçekten küresel bir albüm olan “Gypsy Punks Underdog World Strike” paranoyak Amerika ve dünyadaki ezeli göçmen meselesi etrafında kentsel ve sosyal hayatı özetleyen lirik ve müziksel bir şölen. Müziğe ve hayata olan aşk, albümün her melodisinde yer alıyor ve bu tüm dillere aynı şekilde çevriliyor. İyimserliğin hâkim olduğu albüm ne yazık ki ülkemizde çıkmadı ve şimdilik çıkması çok düşük bir ihtimal. Müzik avcılarının bu grubun müziğine bir şekilde sahip olması şiddetle önerilir. Birebir Gogol’un Palto öyküsünden çıkan Gogol Bordello, sadece çingene ruhundaki ateşi değil herkesin içindeki ruhu yaşam gibi alevlendiriyor.
Originally posted 2009-12-31 08:02:45. Republished by Blog Post Promoter
Benzer karalamalar:





