Hollanda Müziği

Hollanda Müziği KARALAMALAR

Hollanda müziği, çevresindeki komşu ülkelerden oldukça etkilenmiştir. 19. yüzyılda Alman müzik geleneğinin etkisindeyken, 20. Yüzyıl’da Fransa’nın etkisi oldukça güçlü bir şekilde hissedilmiştir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesinde Fransız müziği politik bir görüşü de temsil eder; bu müzik yükselen Nazizm’e karşıt görüşü temsil eder. Savaş sırasında ise müzikal etkinlikler bestekârların ya Yahudi olması ya da Nazi görüşlerini savunmadıkları için var olan kurallara uymak istememeleri nedeniyle oldukça azalmıştır.

Amsterdam’a bakıldığında ise bu şehrin 17. yüzyılda notasyon konusunda öncü olduğu, 18. ve 19. yüzyıllarda ise burjuvanın yükselişiyle beraber oda müziğinin varlığı hissedilmektedir. Amsterdam ayrıca 18. yüzyılda kurulmuş ve uluslararası bir üne kavuşmuş Amsterdam Barok Orkestrası’na da ev sahipliği yapmıştır. Daha eskilere gidildiğinde, Hollanda müzik kültüründe karşımıza iki önemli isim çıkmaktadır: Jan Pieterszoon Sweelinck (1562- 1621) ve Jacob van Eyck (1590- 1657).

Jan Pieterszoon Sweelinck, org müziğinin oluşmasındaki en önemli isimlerden biridir. Geç Rönesans ve erken Barok stillerinin en önemli temsilcileri arasındadır. Eski Kilise’de 1580’den itibaren başorgçuluk görevini üstlenmiştir. Genelde Fransız ve Hollanda akımlarına bağlı kalarak dini vokal müzikler bestelemiş olsa dahi pek çok org bestesine de imza atmıştır. Bu besteler Venedik org geleneğini de andıran koral varyasyonlar, tokattalar ve dinsel olmayan sesler de barındırmaktadır.

Sweelinck’in fantazyaları, tek bir temada birleşimi, eksilmeyi ve ritm değişikliğini bir araya getiren ilk org temalarından biridir. Bestelerini başka insanlarla da paylaşarak Alman Org Geleneği’ni derinden etkilemiştir. Sweelinck’in bir diğer özelliği ise emprovizasyon konusundaki yeteneğidir. Bu yeteneği nedeniyle kendisine “Amsterdam’ın Orfeus”u denilmiştir.

Jacob van Eyck, Hollanda Altın Çağı’nın en önemli flütçülerinden ve bestecilerinden biridir. Carillonist olarak da tanınmaktadır. Der Fluyten Lust-Hof’taki virtüöze solo müziği dünyanın birçok yanındaki sanatçılar için hala önemli bir yere sahiptir. Jacob van Eyck, soylu bir ailenin çocuğuydu. Kör olarak doğmuş olduğundan ötürü annesi ile beraber yaşadı. Yaşamının ilerleyen zamanlarında Utrecht’e gitti ve Dom Kulesi’ndeki carillonlardan sorumlu oldu. Van Eyck’in çalışmalarının en önemli özelliklerinden biri çanın şeklinin tınıya olan etkisini fark etmesiyle birlikte belirli bir çanın beş bölgesindeki sesleri ayrıştırabilmesidir. Müziği, 1638 yılında o zamanlar Utrecht’te yaşayan René Descartes’in de ilgisini çekmiştir. 1655 yılında Yeni Kilise’de görev yapmış, 1657 yılında vefat etmiştir. Van Eyck’in mezar taşının üzerinde Sanderus’un bestelediği dört satırlık bir nazım bulunmaktadır.

En Son Yazılar

Dr. Shinichi Suzuki

Dr. Shinichi Suzuki

1930’ların başlarında hayata geçen Suzuki metodu ve eğitim bilimi ilk andan itibaren yanlış anlaşıldı. Yirmi yaşlarının çoğunluğunu Berlin’de geçirdikten sonra Tokyo’ya dönen Suzuki bir anda kendisine karşı yoğun bir ilgi olduğunu fark etti.

TaKiDum

TaKiDum

Playing exciting improvisations, the trio takes listeners on a journey of feeling alive, touching souls and activating all senses. The music created enables the listeners being part of the music immediately and start contributing spontaneously in live performances.

Ktesibilos

Ktesibilos

Bir berber çırağı olan Ktesibilos, içerisinde kâşif ruhu ile fizik ve mühendisliğe merak saldı. Bunun sonucu olarak da dünya tarihinde bilinen ilk klavyeli çalgı aletini keşfetmiş oldu.

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Logogenik ve Pathogenik Müzik

Bir parçanın tek başına gerçeği yansıtması pek mümkün değil. Ancak o parçanın varlığı birebir insanın varlığının kanıtıdır. Bu bağlamda Aristoteles’in dediği gibi, “Duyguların dile getirilmesi yolunda hiçbir şeyin bir şarkı kadar etkili olması mümkün değildir.”

Afro Celt Sound System

Afro Celt Sound System

A supergroup whose line-up expanded and evolved around four core members (Simon Emmerson, James McNally, Iarla O’Lionaird, Martin Russell), the Afro Celt’s pan-global sound redefined dance music and stumped music critics. They remain defiantly, enigmatically uncategorisable.

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Bir Müzik Simyacısı: Rabih Abou-Khalil

Lübnan doğumlu Rabih Abou-Khalil’in müziğinde geleneksel Arap ezgileri, caz doğaçlamaları ve Avrupa klasik teknikleri ile birleştiriliyor. Utçu ve besteci Rabih Abou-Khalil her zaman köklerinin uzandığı Arap müziğinin atmosferi ile günümüzün küresel ezgileri

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Yolun hasret ve aşkla açık olsun

Bueno Vista Social Club öncesi İbrahim Ferrer’in kuvvetli Santiago şivesinden dolayı, romantik Küba ezgileri olarak sınıflandırılan Bolero tarzında şarkı söyleyemeyeceği şeklinde kapılar her zaman yüzüne çarpıldı.

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Elekronik Müziğin Sihirbazı

Ancak asıl elektronik müziğin çehresini sonsuza kadar değiştirecek kişi bundan 40 yıl önce geldi. Adı Dr. Roger (Bob) A. Moog (“Moog” soyadı Mo-oug olarak telaffuz ediliyor, Mu-ug olarak değil) olan bu kişi Theremin’e olan özel ilgisinden dolayı yaptığı araştırmalar sonucu

Tuva'dan Gelen Alash Ensemble

Tuva'dan Gelen Alash Ensemble

Alash Ensemble adlı topluluk, adını Tuva’nın kuzeybatı bölgelerinden geçen Alaş nehrinden almıştır. Topluluk üyelerinin Geleneksel Tuva Müziği ile ilgili çalışmaları çocukluk zamanlarında aileleri tarafından başlatılmış, daha sonra Kızıl Sanatlar Akademisi’nde (Kızıl, Tuva’nın başkenti) usta kaylama

Bollywood ve Müzik

Bollywood ve Müzik

Hindi dilinde Bollywood film müziklerine filmi denir; yani filmden gelen müzik anlamına gelir. Bu müzikler genellikle film çekiminden önce profesyonel müzisyenler tarafından bestelenip seslendirilir ve film içerisine yedirilir.

Trilok Gurtu Spellbound

Trilok Gurtu Spellbound

Mumbay’da 1951’de doğan sanatçının kariyerinde “Spellbound” tipik bir çalışma kategorisinde değil.

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

A Crafty Melting Pot National Handicrafts and Handlooms Museum Delhi

Gaspare Traversi

Gaspare Traversi

Kırk sekiz yıl yaşamış olan Gaspare Traversi bir İtalyan Rokoko ressamı. Özellikle kavramsal tarz çalışmalarıyla bilinen bir ressam. Ömrünün uzun bir süresini Napoli’de geçiren sanatçının 1760’da resmettiği Sanat temalı “Müzik veya Konser” isimli tablosu bu ayki konuğumuz.

Ne Dinliyorsan Osun

Ne Dinliyorsan Osun

Hatırladığım ilk albümlerden biri Missa Luba adını taşıyordu. Grubun adı Les Troubadours du Roi Baudouin ve 1958 yılında piyasaya çıkmış olan bu albüm bir defa da Pier Paolo Passolini’nin “The Gospel Accordinbg to St. Mathew” filminde karşıma çıkmıştı.

Birinci Konstantin

Birinci Konstantin

Peki, hiç düşündünüz mü, bu kenti kent yapan, Doğu Roma’nın başkenti olarak ilan edilen Gaius Flavius Valerius Aurelius Constantinus veya popüler adıyla 1. Konstantin veya Büyük Konstantin nerede ebedi istirahatinde.

30 Years of Strolling Through Istanbul

30 Years of Strolling Through Istanbul

It was thirty years ago that we dwelt on to her surprises. The city that has been founded on legends and has been on the radar of all poets, artists and emperors ever since. She has a dozen names but recently has been called İstanbul.

Blues’un DNA’sı: Ali İbrahim “Farka” Touré

Blues’un DNA’sı: Ali İbrahim “Farka” Touré

Teoride Afrika müziğinin Batılılar tarafından sevilmemesi için birkaç tane iyi neden var. İlk olarak Batılılar için armoni çok önemlidir, sonra bunu görsellik takip eder. Ancak Afrika müziğinde armoni ve görsellik arka plandadır, daha çok müziğin ruhuna önem verilir.

Komuz

Komuz

Typically, a komuz is made of a single piece of juniper or apricot wood, both found in abundance throughout Kyrgyzstan. The Kyrgyz words for the parts of the komuz relate to parts of the body or symbols dear to the Kyrgyz people