Johann Sebastian Bach

Johann Sebastian Bach KARALAMALAR

Bir müziksever olarak Klasik Müziğin nasıl vazgeçilmez bir tarz olduğunu bilirim. Klasik Müzik dinlemeyen bir ruh bence tam hakkı ile müziksever olamaz, olduğunu iddia ederse kendi ruhu ile çelişir. Elbette sevip sevmemek ayrı bir konu ama ön yargılı yaklaşıp ben dinlemem denmesi çok talihsiz bir duruş. Evet, böyle duruşlara çok şahit oldum.

Benim için klasik müzik hayatımda hep oldu ve olacak. Hayır, bizim evde klasik müzik dinlenmezdi, annem ve babam o kadar müzik fanatiği değildi. Arada sırada Zeki Müren ve Türk Halk Müziği dinlendiğini anımsıyorum ama o kadar. Yani aileden gelmedi bu merak, açıkçası nereden ve kimsen geldiğini de bilmiyorum ve pek bu konunun üstüne düşmüyorum. Müzik bildim bileli hayatımda oldu, harçlığımı hep biriktirip kaset alırdım ama her tarzdan müzik. Bir ön yargım yoktu. Zamanla belirli tarzlara daha bir ilgi duymaya başladım ve evet Klasik Müzik biraz olsun arka planda kaldı ama asla kopmadım. Nedense Klasik Müzik bestecilerinin hayat hikâyeleri beni fazlasıyla cezbetti. Bazı bestecilerin müziğini bilmezken hayat hikâyelerini okuduğumu bilirim. Bu bilgi örtüşmesi hala sürüyor.

Ancak yine de belirtmem gerekir ki ben bir fanatik Klasik Müzik dinleyicisi değilim ve bundan sonrada olmam mümkün değil. Ancak Klasik Müziksiz bir hayatta düşünmem söz konusu değil. Katmer katmer işlenen, her yönden gelen çalgı aleti tınılarının çarpışıp bir müzik bedenine bürünmesi beni hala etkiliyor.

Elbette sevdiğim besteciler var, sevmediklerim de. Sevdiklerimin başında gelenler, pek çok müzikseverinde listesinde olan sanatçılar, bu popülerlikten öte, onların ne kadar etkin müzik terzisi olduğunu gösteren bir unsur. Ancak Johann Sebastian Bach’ın (Bah veya Amerikalılar tarafından Bak olarak okunabiliyor) yeri benim için her zaman tüm besteciler arasında ayrı olmuştur. Bundan dolayı onun hakkında okuduğum kitaplar ve izlediğim belgeseller diğer bestecilere kıyasla en azından bir düzine daha fazladır.

İşte bu yazımda okuduğum kitaplardan ve izlediğim belgesellerden J.S. Bach hakkında defterime yazdığım notlardan bir potpuri sunacağım.

  • 21 Mart 1685’te Eisenach’ta doğdu.
  • Bach ailesinin 24. kuşağından Johann Ambrosius Bach (1645-1695) ile Elisabeth’in dördüncü çocukları.
  • Bu büyük sülalenin en önemli müzisyeni olarak tarihe adını yazdırdı.
  • Handel ile birlikte Barok döneminin en önemli ve büyük bestecilerinden biri olarak bilinir.
  • J.S. Bach aynı zamanda bir orgcu ve kilise müziği bestecisiydi. Bundan dolayı çoğu bestesi dini içeriklidir.
  • İlk müzik ve keman derslerini aldığından on yaşındaydı.
  • 1600 – 1750 yılları arasında yazılan eserlere Barok dönemine ait denir. Bach bu dönemin en önemlileri arasında yer alır. Onunla birlikte Handel ve Vivaldi’de bu dönemde ön plana çıkan sanatçılardır.Bach’ın eserlerini numaralandıran özel bir sistem vardır. Bach’ın tüm eserlerinin başında BWV ibaresi vardır. Bu Almanca “Bach Werke-Verzeichnis” cümlesinin kısaltılmış halidir ve “Bach’ın Eserlerinin Kataloğu” anlamına gelir.
  • Daha on dokuz yaşındayken, Arnstadt’daki evinden Lübeck’e yürüdüğü bilinir. Amacı Dieterich Buxtehude adındaki en beğendiği besteciyi canlı olarak izlemek. Elbette o dönemde ulaşım kolay olmadığından J.S. Bach’ın konser sonraki eve geri yolladığı bilinir. Bir konseri izlemek için sanatçının tam olarak 675 km yürüdüğü bilinir. İşte müziğe olan tutkusunun en bariz örneklerinden biri budur.
  • J.S. Bach, 1653-1706 yılları arasında yaşamış olan ve pek çok müziksever için ‘Canon’ bestesi ile anlık ün yakalamış Johann Pachelbel’in büyük hayranıydı.
  • J.S. Bach’ın en güzel konçertolarından biri Çift Keman için Konçerto (BWV 1043), sakin dinlememezlik etmeyin.
  • J.S. Bach’ın yaşadığı dönemlerde ondan daha ünlü olan en büyük isim Alman Barok bestecisi, 1681-1761 yılları arasında yaşamış olan Georg Philipp Telemann idi.  Guinness Book of Records’a göre Telemann 3.700 eseri ile en üretken bestecilerin başında yer alıyor. Ancak günümüzde J.S. Bach müzik kalitesiyle daha saygın bir konumda.
  • Bazıları için “Goldberg Variations” (BWV 988) eseri bir ninni niteliği taşıdığı söylenir, adeta dinlerken uykuları gelir. Aslına bakarsanız bu çokta yanlış bir ifade değil zira J.S. Bach’ın bu eseri bestelerken amacı da buymuş. “Goldberg Varyasyonları” uykusuzluk problemi çeken Dresden Kontu Kayserling’e çalınmak üzere Johann Gottlieb Goldberg için bestelenen bir arya ve otuz varyasyondan oluşuyor. Biraz yumuşak ve birazda mutluluk içeren bu varyasyonlar her gece Kont’un özel orkestrası tarafından kendisine çalınmış.
  • J.S. Bach’ın uykusuzlar için bestelediği bir diğer eseri ise “Wachet Auf” (BWV 140) yani uykucular uyanık.
  • J.S. Bach’ın günümüzde bilinen en meşhur bestelerinden biri “Air on the G string” olarak bilinir. Ancak bu eser J.S. Bach tarafından böyle isimlendirilmemişti. Hatta G telli için bestelenen bir eser bile değildi. Orijinal eser J.S. Bach’ın BWV 1068 eseri olan Orkestra için Süit No.3’un 2. bölümü. Bu bölüm 19 yüzyılda kemancı August Wilhelm tarafından aranje edildi ve sadece G teli kullanılarak çalındı ve bu takma ad ile o günden beri anılmakta.
  • J.S. Bach özellikle iki konunun hayranıydı. Bunlardan biri numaralar diğeri ise kahve. sanatçının pek çok eserinde çok eseri numaralar ile oyun oynadığı bilinir. Bestecinin BWV 211 numaralı “Schweight stille, plaudert nicht” (Hareket etmeyin ve konuşmayı bırakın) adlı eseri aynı zamanda Kahve Kantat’ı olarak bilinir. Muhtemelen 1732-1735 yılları arasında bestelediği bu eser her ne kadar bir Kantat olarak algılansa bile aslında minyatür bir komik opera. Bu operadaki ana konu kahveye olan bağımlılık.
  • J.S. Bach’ın edebi istirahati kolay olmadı zira besteci öldükten sonra mezarı birkaç kez yer değiştirdi.
  • J.S. Bach en çok org, klavye ve keman enstrümanları ile özleşmektedir.
  • J.S. Bach ve Mussorgsky aynı doğum gününü paylaşır.
  • Bartok, Haydn ve Rachmaninov gibi J.S. Bach’ın burcu Koç’tur.
  • J.S. bach’in müzikleri pekçok film müziğinde kullanılmıştır ancak şu filmler ön plana çıkar: The English Patient (Goldberg Variations’dan Aria) / Die Hard (Brandeburg Konçerto No.3) / Lara Croft Tomb Raider (Keyboard Concerto No.5 in F minor) / The Silence Of The Lambs (Goldberg variations) / The Talented Mr. Ripley (İtalyan Konçertosu) / 20,000 Leagues Under The Sea (Toccata ve Fugue in D Minor)
  • Bach sülalesinin klasik müziğe olan katkısı asla göz ardı edilmemeli. J.S. Bach’ın iki eşinden yirmi çocuğu oldu ancak bunlardan sadece on tanesi erğenliğe ulaştı. Diğerleri ne yazık ki doğumda veya bebek yaşta hayata gözlerini yumdu. Aşağıdaki listeye bakarsanız J.S. bach çocuklarına isim takarken çokta yaratıcı değilmiş zira beş tanesinin adı Johann ve bir tanesinin adı ise Johanna.
  • Catharina Dorothea Bach (1708–1774)
  • Wilhelm Friedemann Bach (1710–1784) – “Dresden Bach“ veya “Halle Bach” olarak da bilinir.
  • Maria Sophia Bach (1710)
  • Johann Christoph Bach (1713)
  • Carl Philipp Emanuel Bach (1714–1788) – takma adı: “Hamburger Bach” veya “Berlin Bach”.
  • Johann Gottfried Bernhard Bach (1715–1739)
  • Leopald Augustus Bach (1718)
  • Christina Sophia Henrietta Bach (1723)
  • Gottfried Heinrich Bach (1724–1763)
  • Christian Gottlieb Bach (1724)
  • Elisabeth Juliana Friederika Bach, takma adı: “Lieschen” (1726-1781)
  • Ernestus Andreas Bach (1727)
  • Regina Johanna Bach (1728)
  • Christiana Benedicta Louise Bach (1730)
  • Christiana Dorothea Bach (1731)
  • Johann Christophe Friedrich Bach, takma adı: “Bückeburg” Bach (1732-95)
  • Johann august Abraham Bach (1733)
  • Johann Christian Bach,  takma adı: “London” Bach (1735-82)
  • Johanna Carolina Bach (1737-81)
  • Regina Susanna Bach (1742-1809)

En Son Yazılar

Dünün Geleceği Bugün, Bugünün geleceği yarın

Dünün Geleceği Bugün, Bugünün geleceği yarın

Özellikle günümüzde şimşek hızı ile atılımlarda bulunan fiyakalı teknolojinin getirdiği gelecek bir muamma olarak karşılanmaya başlandı. Bazıları heyecanla beklerken bazıları kıyamet elçisinin geldiğini varsayarak köşelerine sindi

Fail Play

Fail Play

It should have wide appeal among all those with ears that are drawn to the cracks between genres, or to the overarching pure music that transcends those genres.

Gaye Su Akyol: Istikrarlı Hayal Hakikattir

Gaye Su Akyol: Istikrarlı Hayal Hakikattir

Growing up in cosmopolitan Istanbul listening to Anatolian music icon Selda Bağcan and Kurt Cobain in equal measure, Akyol skipped right over the tired Oriental/Occidental paradigmatic clichés. Gaye’s music was global in concept and local in spirit and nuance right from the very beginning.

Ah! Kosmos Beautiful Swamp

Ah! Kosmos Beautiful Swamp

Ah! Kosmos has inspired and manipulated human emotions into well thought algorithmic tone structure. She has absolutely done a good morph job where settled protocols and manuals have been rewritten.

Lemma

Lemma

The Lemma ensemble, created under the impetus of Souad Asla, comes from Saoura, the Saharan southern part of Algeria.

FANNA-FI-ALLAH :Muraqaba (Sufi-Qawwali)

FANNA-FI-ALLAH :Muraqaba (Sufi-Qawwali)

Those who look like good old hippies have turned out to be heterodox orthodox and are famous and worshipped in Pakistan: they imposed a style, theirs, bursting with fervour.

Dur-Dur Band of Somalia

Dur-Dur Band of Somalia

In 2007 John Beadle, a Milwaukee-based musicologist and owner of the much loved Likembe blog, uploaded a cassette he had been handed twenty years earlier by a Somalian student. The post was titled ‘Mystery Somali Funk’ and it was, in Samy’s own words, “some of the deepest funk ever recorded.”

Greek Traditional Music

Greek Traditional Music

In the vast majority of cases, folk songs were created by anonymous musicians. The words and the tune were passed on orally: each new performance was a recreation of elements which gradually solidified as variations, tried out by multiple singers over time, were rejected or immortalized.

Poly Cuisine Of Turkey On Record

Poly Cuisine Of Turkey On Record

There was a theme to it, which for me was that we as humans are the culture porters. We carry food, cultures, music, stories, epics and knowhow.

İpekyolu ve Çalgı Aletleri

İpekyolu ve Çalgı Aletleri

Orta Doğu’dan yola çıkan bir ritim, Aysa’da kendisini geliştirdi ve Uzak Doğu’da sonuçlandı. Aynı zamandan Uzak Doğu’dan çıkan bir melodi kendini Orta Doğu’da bulabildi.

Nuru Kane

Nuru Kane

Yaptığı müziğe yerel ritmik yama dersek aşağı yukarı sanatçının tarzı hakkında biraz fikir sahibi olabiliriz. Kayıt yaptığı dönemlerde yoluna çıkan ve beğendiği her müzik tarzını kendi müziğine işlemesi ile tanınan sanatçı bunu fazlasıyla başarılı yapıyor.

Vassily Kandinsky – Impression III

Vassily Kandinsky – Impression III

Yukarıdaki tablonun adı “Impression III (concert)” ve sanatçının 1911 tarihli bir eseri. Bir konser izlenimini renkler ile göz zekimize sunan sanatçı ilhamını Moskova’da Arnold Schoenberg’in konserini izledikten sonra aldığını ifade etmiştir.

Bob Dylan ve Sanat

Bob Dylan ve Sanat

Hiçbir zaman loş ve sisli 60’lı yıllarda takılıp kalmayan sanatçı, her zaman güncel ve çağdaş olmayı başardı. Bunu, üreterek ve toplumun nabzını yakalayarak yaptı. Bundan dolayıdır ki milyonlarca müziksever hala onunla etkileşim içerisinde.

Anton Van Dyck- Lavtalı Adam

Anton Van Dyck- Lavtalı Adam

Bu, siyahlık resimdeki beyaz yaka ve kol ağızlarını daha bir ön plana çıkartıyor. Resimde yer alan modelin Britanya saltanat müzik ekibinde lavtacı olarak görev yapan olan Jacob Gaultier olduğu söylenmekte.

Ivan Puni – Sentetik Müzisyen

Ivan Puni – Sentetik Müzisyen

Ivan Puni – Sentetik Müzisyen adlı bu resminde bir birine girmiş farklı müzik enstrümanlarını insan figürüne dönüştürüp söz konusu Charlie Chaplin kılıklı müzisyenin bedenini resmediyor.

Müziğin Alegorisi

Müziğin Alegorisi

Baş figür kadının kucağında ise antik bir santur var. Üzerinde ay şeklinde tınlaşım delikleri ve rozet resmedilmiş.

Tarihte Bilinen İlk Ninni

Tarihte Bilinen İlk Ninni

Bundan tam 5.000 yıl önce var olan Sümerler, yazılarıyla, şiirleriyle, örf ve âdetleriyle, danslarıyla, dünyayı algılamalarıyla, kanunlarıyla, mimarileriyle tarihe damga atmışlardır.

Türkiye'nin En Büyük Müzik Müzesi

Türkiye'nin En Büyük Müzik Müzesi

Afyonkarahisarlı yerel sanatçı Ömer Yarşi’nin bağışlarının yanı sıra Kütahya’nın halk ozanlarından Hisarlı Ahmet’in sazları da oğlu TRT Sanatçısı Mustafa Hisarlı tarafından müzeye bağışlandı.