1990′larda aldığı “dünyanın en iyi basçısı” ünvanını hala koruyan John Patitucci, akustik ve elektronik caz müzik dünyasında vazgeçilmeyen bir demirbaş. Chick Corea’nın Akoustic Band ve Elektrik Band, Freddie Hubbard, Ry Cooder, Herbie Hancock, Tom Scott, Robben Ford, Larry Carlton, Freddy Hubbard, Roby Duke, Dave Guisin, Stan Getz ve Wayne Shorter gibi caz dünyasının aydın sanatçıların oluşturdukları ekiplerin her zaman bir parçası olan John Patitucci, bu kadar ilgiye rağmen şişik egodan uzak mütevazı bir basçı ve besteci. Caz ve bas dünyasında Patitucci adı “saygı” kelimesi ile özleşir, bu saygı hem aynı akımda olan diğer sanatçılar, hem de hayranları tarafından her fırsatta gösterilir. Müzik dünyasının curcunasından uzak, kendi ekseninde dönen sanatçı kişilik ve müzik olarak oldukça samimi. Başarısının farkında olan bu mütevazı sanatçı, bunun Tanrı’nın bir lütfü olarak görüyor. Onun için sahip olduğu bu eşsiz yetenek ve şöhret Tanrı’dan bir hediye, bir ödül değil. Yaşayan bir efsane ve caz dünyasının en ünlü bas virtüözlerinden John Patitucci, 26 – 27 Mayıs geceleri Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında, Babylon’da Trio olarak konser verecek. Böyle bir konser elbette mazeretsiz kaçırılmaması gereken, bir daha zor yakalanabilecek bir fırsat.
John Patitucci’nin geçmişi müziğe olan bu geniş ilgisini açıklıyor. Brooklyn, New York’dan 1959 yılında doğan sanatçı, The Beatles ve Motown sanatçılarını (bunların arasında tutkuyla bağlandığı James Jamerson’ın yeri ayrıdır) dinleyerek büyüdü. Onbir yaşında ilk defa eline bas alan sanatçı ağabeyi Thomas’ın garaj grubu ile yeni enstrümanını keşfetmeye başladı. Patitucci ailesinin 1972 yılında California’ya taşınması üzerine rock ve gospel grupları ile haşırneşir olmaya başlayan sanatçı, caz vizyonunu genişletti. On beş yaşında klasik bas çalmayı öğrenen sanatçı on altı yaşında ise enstrüman listesine bir de piyanoyu ekledi. San Francisco ve Long Beach Devlet Üniversitelerinde yüksek seviyede klasik bas okuyan sanatçı, mezun olduktan sonra kendisini bir anda filizlenmekte olan Los Angeles caz akımında buldu. İlk büyük seyirci ile piyanist Gap Mangione’a eşlik etmesiyle tanıştı. Takip eden yıllarda üst üste turnelere katılan sanatçı, en sonunda dünyanın caz başkenti olan New York’a geri döndü.
Müziği algılama yeteneğinin yüksek olması sonucu klasik müzikten soul’a, rock’tan, B lues ve caz akımlarına kayan sanatçı, her türlü müziği keşfetmeyi kendisine bir ilke edindi. Bu keşfini nispeten daha havalı kabul edilen gitar ve bateriden sonra gelen, arka planda olup göz ardı edilen bas ile yapmış olması ise ayrı bir heyecan. Bas enstrümanını müzik haritasında ciddi bir yere yerleştiren John Patitucci, bu öncülüğünü günümüze kadar sürdürdü. Bu öncülüğü sayesinde müzik enstrüman üreticilerinin basa ayrı bir özen göstermelerini sağladı. En son Yamaha sanatçının imzası bulunan, daha geniş tel aralıkları olan TRB6JP2 John Patitucci modelini piyasaya sürdü.
Binbir kola ayrılan müzik serüveni sırasında, 1985 yılında, uzun zamandan beri destekleyicisi, yoldaşı ve dostu olan Chick Corea’nın onu Elektric ve Akoustic gruplarının kurucu üyesi olarak ekibe almasıyla sanatçı, her ne kadar çok ilgilenmese bile, bir anda dünya çapında şöhret oldu. Caz bahçesinin her köşesine bir şey eken sanatçı zamanla bu ektiklerinin meyvesini yemeğe başladı. Eleştirmenler, söz sahibi belli başlı caz dergileri ve en önemlisi hayranları tarafından tam dört defa üst üste (1993-1996) “En İyi Caz Basçısı” ve “En İyi Akustik Basçı” ünvanlarına layık görüldü. Özellikle kendisi ile özdeşleşen altı telli eşsiz içgözlemsel bas solosu sayesinde solo kariyerine başlayan sanatçı, 1993 tarihli “Another World” albümü ile “En İyi Caz Enstrümantel Albümü” Grammy ödülüne aday oldu. John Patitucci, Corea’yla birlikte gerçekleştirdiği çalışmalarla iki Grammy ödülü kazandı, en azından onbeş defa da aynı ödüle aday oldu. 1986 yılında ise sanatçı dostları tarafından Ulusal Kayıt Sanatı ve Bilimleri Akademisi’nin “En Değerli Müzisyeni” olarak ödüllendirildi. Hiç kuşkusuz kendisi ödül listesi en uzun olan caz sanatçılarından birisi.
“Müziğin her zaman bir hikâye anlatması gerekir” sologanını ilk çıktığı günden beri savunan sanatçı, yaptığı müziğin anlatılamayan bir film olduğunu iddia eder. Müziği ile daha keşfedilmeyen yerlere uzanmayı hedefleyen sanatçı, her çalışmasıyla hayal gücünü canlandıran, hatta meydan okuyan bir müziksel vizyon peşinde. Ön plana koyduğu ruhuyla dinleyeni ile arasında bir bağ kurmaya çalışan sanatçı, kendisini bir müzik iletişim aracı olarak görüyor. Sürekli paylaşıma açık olan sanatçı bundan dolayı performas sanatçılığının yanı sıra aynı zamanda da asaygıdeğer bir akademisyen. The Thelonius Monk Caz Enstitüsü ve New York’ta The Bass Collective adlı okullarda müzik eğitimi veren sanatçı, tam bir kültür adamı. B.B. King, Bonnie Raitt, Michael Brecker, George Benson, Dizzy Gillespie, Natalie Cole, Bon Jovi, Queen Latifah, Sting ve Carly Simon benzeri popüler sanatçılar ile müzik işbirliği yapan basçı, çok yönlülüğünü, net ses sentezinin 1990′lardan beri herkese bulaştırmaktan çekinmiyor.
Adını asma bahçeleri antik dünyanın yedinci harikasından biri olan efsanevi kutsal kentten alan, İstanbul kültür ve sanat hayatının buluşma noktası olan Babylon’un 7. yaş kutlamalarına denk gelen John Patitucci konseri ise, farklı kültür ve bakış açılarının müzik ile işlendiği bu mekân için olabilecek en iyi doğum günü hediyesi. S on albümünün tanıtım turnesi kapsamında İstanbullu caz severlere Babylon sahnesinde bas hünerlerini konuşturacak efsanevi sanatçıyı kaçırmamanızı önerim.
Originally posted 2010-01-09 15:50:50. Republished by Blog Post Promoter
Benzer karalamalar:





