Güney Asya’nın en ilham alınan sanatçısı Nusrat Fateh Ali Khan bundan 13 yıl önce Ağustos ayında 48 yaşında hayata gözleri ile son kez bakarak nihai nefesini verdi. Nusrat Fateh Ali Khan (1948-1997) her tarz müzik camiasında hakkıyla tanınan bir sanatçı özellikle Qawwali tarzını geniş kitleler tarafından benimsenmesine yani popülerleşmesine vesile olan sanatçı olarak bilinmekte. Qawwalli tarzı ise özellikle Pakistan ve Hindistan’da İslami mistik şiirselliğini Hindustani müziği ile birleştiren, özellikle Sufi merkezlerinde icra edilen, ritüel temalı bir tarz. Bu tarz yaklaşık 700 yıldan beri söz konusu kıtada var olup, yerel halk tarafından benimsenmiş durumda ancak Pencab’nın en bilinen Qawwali ailesinden gelen Nusrat Fateh Ali Khan sayesinde tüm dünyanın farkına vardığı bir müzik tarzı oldu. O zamana kadar Qawwali pek çok kişi tarafından eğer Farsça, Urduca, Hintçe ve/veya Pencabça bilmiyorsanız kabul gören bir tarz olarak değerlendirilmezdi. Ancak Nusrat tüm sınırları yıkıp kitlelere ulaşma imkânını yakaladı. Ki bu kitle o zamana kadar popüler tarzlar haricinde başka bir şey olmadığından inanan bir kör toplumdu. Nusrat din, dil ve kültür ayrımı gözetmeksizin tüm bariyerleri ve ön yargıları yıktı.
Elbette bunu yapmak yazıldığı kadar kolay olmadı zira Nusrat Qawwali tarzını ham ve çıplak hali ile bir anda dışarıdaki kulaklara açmadı. Yavaş yavaş bu tarzı farklı ve daha çok o zaman kabul gören stiller ile harmanlayarak müzikseverlere hap formatında sundu. Bunu yaparken kültürünün izlerini gölgeler halinde müziğine işledi ve merak uyandırdı. Yeni stile kulak veren de bir ilgi oluşmasına neden oldu. Bu elbette müzik birliktelikleri ile daha bir kalıcı ve sorumlu formata büründü. Bu birliktelikler de Nusrat, Bally Sagoo, Massive Attack, Peter Gabriel, Michael Brook ve Edddy Vedder gibi sanatçılar ile çalıştı ve ortaya koyduğu üretimler kulağı açık olan herkesin dikkatini çekecek nitelikteydi. Bunun yanı sıra “Last Temptation of Christ”; “Dead Man Walking” ve “Natural Born Killers” film müziklerine vermiş olduğu algılanabilir katkılar dinleyenlerin müzik yelpazesine yeni sayfalar açmasına vesile oldu. Önemli olan Batı dünyasının bu kadar yabancı olduğu bir tarzı algılanabilir bir formatta kendilerine sunmak zaten merak uyandırıldıktan sonra dinleyen kendi kulakları ile bu tarzın ham ve özgün formatını aramaya başlıyor. Nusrat’ta bunu olabilecek en akıllıca yöntemle yaptı.
Özellikle ‘Mustt Mustt’ parçasına getirdiği yeni yorum ile inanılmaz ama sürpriz olmayan bir başarı sağladı. Bir dinleyen bir daha dinlemek istediği ve merak unsurları üzerine yapılandırılan bu parça hiç olmadığı kadar ilgi gördü. Hatta Coca Cola parçayı kendi reklamlarının birinde bile kullandı. Her ne kadar elit kesim tarafından Coca Cola gibi kitlesel bir firmanın müziğini kullanılmış olması çok eleştirilmiş olsa bile, Nusrat, Qawwali tarzının özünde tanrıya ve insanoğluna olan aşkın yattığını ve bundan dolayı müziği ne kadar çok kulağa ulaşırsa, o kadar etrafa aşk yayılacağına inandığını ifade ederek yaptığının arkasında durdu.
Klasik Hint müziğine olan dayanılmaz ilgim 1980’lerde başladığında Nusrat Fateh Ali Khan’ın müziği ile yolum kesişti ve son nefesine kadar da kendisini adım adım takip ettim. O bir dünya müziği adamıydı, her yaptığını tartıp hakkını vererek uyguladı. Amacı bol para kazanmaktan çok müziğini ve kültürünü, yaratana olan aşkını dünyanın farklı köşelerindeki müzikseverler ile paylaşmaktı. Hep bunu yaptı ve her fırsatta hep “Tanrı alır ve Tanrı verir” dedi.
Originally posted 2010-08-23 09:55:01. Republished by Blog Post Promoter
Benzer karalamalar:







